7. Hukuk Dairesi 2023/5866 E. , 2024/3186 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/136 E., 2023/346 K.
DAVACI-BİRLEŞTİRİLEN
BİRLEŞTİRİLEN DAVADA
DAVA TARİHİ : 27.05.2009
KARAR : Davanın kısmen kabulüne
Taraflar arasındaki asıl ve birleştirilen Hazine fazlalığı şerhinin tapuya tescili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı-birleştirilen davada davacı vekili ve bir kısım davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Davacı vekili; eski 4 ada 1 parsel, yeni 7245 ada 19 parsel sayılı taşınmazın 2108 m²'lik kısmı üzerinde Hazine'ye aittir şerhinin bulunduğunu, ancak 4 ada 1 parsel ile 72 parsel ve 5 ada 2 parsel sayılı taşınmazın birlikte imar uygulamasına girmesi sonucunda 7245 ada 17, 18 ve 19 parsel sayılı taşınmazların oluştuğunu, imar uygulaması öncesinde bulunan 2108 m² fazlalığın, DOP kesintisinden sonra 1412 m² olarak 7245 ada 19 sayılı parselde kaldığını ileri sürerek 1412 m² fazlalığın ifraz edilerek Hazine adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
2. Davacı vekili keşifte alınan beyanında; ifraz istemediklerini, hakları olan m²'nin dava konusu üç adet parselin tamamından eşit hisseler ile Hazine adına tescilini istediklerini dile getirmiştir.
3. Davacı vekili birleştirilen davada; yargılama sırasında tapu kayıt maliklerinden bir kısmı öldüğü için mirasçılarını davaya dahil ederek asıl dava ile birleştirilmesini istemiştir.
II. CEVAP
1. Bir kısım davalılar vekili; imar uygulamalarından ötürü parselin yüzölçümünün azaldığını, 6400 m²'lik yerden Hazineye aidiyet şerhi olan alan kadar yerin DOP olarak kesildiğini, tevhit edilen 72 parsel ile 5 ada 2 parsel sayılı taşınmazlarda kesinti yapılmadığı halde sadece 4 ada 1 parselden yapıldığını, taşınmazın yeşil alan ve dere yatağında kaldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
2. Dahili davalı ... vekili, kamulaştırma yoluyla dahili davalının dava konusu 20 sayılı parselde hissedar olduğunu, taşınmaz üzerinde davalıdır şeklinde şerh olmadığından davacının taleplerini davalıya karşı ileri süremeyeceğini beyanla davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkeme ilk kararında; "davanın kabulü ile 7245 ada 19 parseldeki taşınmazın 1412 m²'lik kısmının davalılar murisi adına olan tapusunun iptali ile davacı Hazine adına tesciline, kalan kısmın aynen malik uktesinde bırakılmasına" karar vermiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi 20.10.2016 tarihli ve 2016/507 Esas, 2016/8582 Karar sayılı ilamında; "...imar uygulaması sonucu oluşan 7245 ada 20-21-22 sayılı parsellerle ilgili bir karar verilmesi gerekirken infazda tereddüte neden olacak biçimde imar uygulamasıyla sayfası kapatılan 19 sayılı parsel hakkında hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Ayrıca 19 parsel sayılı taşınmazla ilgili 12.12.2011 tarihinde askıya alınan 1/1500 ölçekli nazım imar planının iptali için İstanbul 8. İdare Mahkemesinde açılan davanın reddine karar verilmiş olup bu dosyanın kesinleşmesinin beklenmesi gerekir. Bunun yanı sıra 7245 ada 16 parsel sayılı taşınmazın oluşumuna esas 72 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydına dosya içerisinde rastlanılamamıştır. Değinilen bu hususlar gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar vermiştir.
B. Mahkemece Bozma İlamına Uyularak Verilen Karar
Mahkeme yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, "....davacı lehine hazine fazlalığı şerhinin yer aldığı eski 4 ada 1 parselin imar uygulaması sonrası 7245 ada 19 parsele gittiği, oradan da ifraz sonucu 20, 21 ve 22 parsellere gittiği, davacının dava dilekçesinde ifraz istedikten sonra yargılama sırasında şerh miktarından dop kesildikten sonra geriye kalan 1412 m²'nin yüzölçümleri nispetinde parsellere dağıtılarak 20 parselden 643,62m²'ye, 21 parselden 474,91m²ye, 22 parselden 293,47 m²'ye tekabül edecek kadar hisse istediğini, paylı mülkiyet durumunda paydaşların taşınmazın her noktasında sahip oldukları pay kadar hakları olduğunu fakat tamamen kendilerine ait olan bir bölüm olmadığını, davacıya ait şerhin hisseye ilişkin değil 1412 m²lik alanın tamamına ilişkin olduğunu, 3 taşınmazın toplam yüzölçümü 1412 m²'den fazla olduğundan talep kabul edilecek olursa davacının hiç hakkının olmadığı yerlerde de belli oranda hak sahibi olacağını, davacı vekili her bir parselden hisselendirme istemiş ise de; bu talebin kabul görmesi için ifrazının mümkün olmadığının kesin şekilde belirlenmesi gerektiğini, bu seçenek tüketilmeden doğrudan hisse isteyen davacının talebinin ancak 1412 m²'den küçük taşınmazlar yönünden karşılanabileceğini, dolayısıyla 2046,45 m² büyüklüğündeki 20 parselle ilgili davanın haksız olduğunu, 22 parselin 855,35m², 21 parselin 1384,20 m² büyüklüğünde olduğunu, ikisi de ayrı ayrı 1412 m²den küçük olmalarına rağmen toplamları 1412 m²'yi aştığından iki taşınmazdan birden hisse verilmesi durumunda yine davacının hakettiğinden fazla büyüklükteki bir alanda hak sahibi olacağı, iki parselden birisinin tercih edilmesi gerektiğini, diğerinden daha büyük olan 21 parsel tercih edilerek 7245 ada 20 ve 22 parsellere yönelik davanın reddine, aynı ada 21 parsele yönelik davanın kabulüne, taşınmazdaki 343/1000 hissenin iptaline ve Hazine adına tesciline" karar vermiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı-birleştirilen davada davacı vekili ile bir kısım davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı ve birleştirilen davada davacı vekili; 7245 ada 20, 21 ve 22 parsel numaralı taşınmazların tamamının 1/1000 ölçekli .... İmar Planında park alanında kısmen de dere taşkın alanı dahilinde kaldığından bahisle söz konusu 1412 m²'lik alanın tamamının tek bir parselden karşılanmasının Hazinenin hak ve menfaati açısından uygun olmayacağını, 1412 m²'lik alanın kısımlara ayrılarak hisseleri oranında 7245 ada 20, 21 ve 22 parsellerden karşılanması gerektiğini, davalılar lehine hukuka aykırı olarak hükmolunan yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de kaldırılması gerektiğini, dile getirmiştir.
2. Bir kısım davalılar vekili; müvekkillerine ait olan taşınmazın bir kısmının dere yatağı, bir kısmının ise yeşil alan olarak özgülendiğini, 1948 yılından bu yana imarsız olan taşınmazdan imar uygulamasıyla dop düşülemeyeceğini, taşınmazın yüzölçümünün de değişmediğini, tevhit ile 16 parsel altında birleşen taşınmazlardan Hazineye ait alan çıkarılıp her üç parselden de %33 dop düşüldüğünde 16 parselin tapudaki yüzölçümü ile örtüştüğünü, imar uygulamasına dahil olan 17 ve 18 parsel sayılı taşınmazların dop düşülmeden imara ve yapılaşmaya açıldığını, dava konusu 19 parsel sayılı taşınmazın ise imarsız alanda kalmasına rağmen tek başına %33 dop kesintisine maruz kaldığını, kamu hizmetine tahsis edilmiş arazilerde dop düşülemeyeceğini ve kök 4 ada 1 parsel sayılı taşınmazdan dop kesintisi olarak varsayılan yüzölçümü ile Hazine'nin taşınmaz üzerine şerh koymuş olduğu kısmın yüzölçümü itibariyle birebir örtüştüğünü, Hazineye ait 2108 m²'nin ilk imar uygulamasıyla müvekkillerinden alınmış olduğunu belirterek hükmün bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava ve birleştirilen dava; hazine fazlalığı şerhinin tapuya tescili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 22.03.1934 tarihinde yürürlüğe giren 2613 sayılı Kadastro ve Tapu Tahrir Kanunu'nun 23 üncü maddesi ise “Hükümetçe hudut üzerinden yapılmış olan satışlarda hududun tecavüz suretiyle büyütülmediği anlaşılırsa miktarına bakılmaksızın hududa itibar olunur. Eğer satış miktar üzerinden yapılmış ise miktar muteberdir. Hükümetçe, yalnız miktar üzerinden satılmış ve kayıtlarda bu suretle gösterilmiş olan gayrimenkul malların miktarında zuhur edecek fazla kısım yüzde onu geçmiyor ise zilyedi namına parasız kaydolunur. Yüzde onu geçiyorsa ihale veya tefviz tarihinden itibaren tasarruf müddeti on seneye varmamış ise fazlası için rayice göre değer pahası takdir edilerek zilyedi teklif ve kabul ederse kendisine borç kaydolunur. Ancak, mübadil, muhacir ve mültecilere ve 1341 senesi Muvazenei ... Kanununun 23. maddesinin (A) fıkrası mucibince topraksız halka tevzi ve tefviz ve temlik edilmiş gayrimenkul mallarda zuhur eden fazlalık bu hükümlerden müstesna olup, bilmesaha taayyün edecek fazla miktar 1331 ve 1771 ve 1866 numaralı kanunlara göre muamele görmek üzere zilyedleri namına kaydolunur...” hükmünü içermektedir.
2. 14.06.1934 tarihinde kabul edilen iskanen verilen tapulara ilişkin düzenlemelerin yer aldığı 2510 sayılı İskan Yasa'sında bu tapulardaki miktar fazlalarına ilişkin bir düzenleme yoktur. Ancak, 23/1 inci maddesinde “Bu kanun hükümlerine göre muhacirlere, mültecilere, göçebelere, naklolunanlara ve yerlilere dağıtılan yapı ve toprakların temlikine vali ve kaymakamlar salahiyetlidirler. Dağıtış defter veya kararlarının altı vali veya kaymakamlarca tasdik edilmesi, temliktir. Tasdikli defterlerdeki veya kararlardaki miktarlar muteberdir.” hükmünü içermekte, kayıtların miktarı ile geçerli olduğu belirtilmektedir. Yasa'nın getirdiği tek kısıtlama 30/1 inci maddede “Hükümetçe iskan edilenlere borçlu veya borçsuz olarak iskan yoluyla verilen gayrimenkuller on yıl süre ile hiç bir suretle satılamaz, bağışlanamaz, terhin edilemez, haciz olunamaz. Tapularına o yolda kayıt düşürülür” hükmü yer almıştır.
3. 3402 sayılı Yasa ile yürürlükten kaldırılan 766 sayılı Tapulama Yasa'sının 42 nci maddesi ve 3402 sayılı Yasa'nın 20/d maddesinde; "Hazinece, özel kanunlar hükümlerine göre değişmez ve genişletilmeye müsait olmayan sınırla miktar üzerinden satılan, tefviz veya tahsis veya parasız dağıtılan taşınmaz mallarda çıkan fazlalık, taşınmaz malla birlikte satış, tefviz, tahsis ve dağıtım tarihinden itibaren 10 yıl geçmiş ise, miktarına bakılmaksızın kayıt sahibi adına tespit edilir" hükmü öngörülmüştür.
4. Diğer taraftan, 3402 sayılı Kadastro Yasa'sının 12/3 üncü maddesinde "... tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz..." hükmüne değinildikten sonra geçici 4 üncü maddesinde "... 2613 sayılı Kadastro ve Tapu Tahsis Kanunu ile diğer kanunlar gereğince özel kadastrosu yapılan ve tutanakları kesinleşmiş bulunan taşınmazlar için 10 yıllık hak düşürücü süre geçmiş ise, bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde hak sahipleri dava açabilirler..." hükmüne yer verilmiştir.
3. Değerlendirme
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Somut olaya gelince; davacı asıl ve birleştirilen dava dilekçesinde, tapudaki 2108 m² miktarındaki şerhten imar uygulaması sonrası dop kesilmesi nedeniyle geriye 1412 m² kaldığını belirterek bu miktarın, şerhin bulunduğu 7245 ada 19 parselin ifrazı ile oluşan 20, 21 ve 22 parsel sayılı taşınmazlarda hissedar kılınmak suretiyle adına tescilini istemiştir.
Dava konusu 19 parselin geldisi olan taşınmazın çap kayıtlarının ilk tesislerinin iskanen oluştuğu, iskan mevzuatında ve 2510 sayılı Yasa'nın 23 üncü maddesinde iskanen oluşturulan ve temlik edilen tapuların miktarı ile geçerli olacağı ve taşınmazlarda çıkan miktar fazlalıklarının ise Hazineye ait olacağının öngörüldüğü, 2510 sayılı Yasa'yı yürürlükten kaldıran 5543 sayılı Yasa'nın 19 uncu maddesinde de aynı hükme yer verildiği, öncesi iskan kaydına dayalı taşınmazlardaki miktar fazlalıklarının yasa gereği Hazine'nin olacağı tartışmasızdır.
Miktar fazlalığı şerhi siciller üzerinde yer aldığı ve hukuki varlığını koruduğu sürece şerhten kaynaklanan ve şerhin sağladığı hakkın, hak düşürücü süreye uğradığının kabul edilmesi mümkün olmayıp 3402 sayılı Yasa'nın 12/3. ve geçici 4 üncü maddesi hükmünün, somut olayda uygulanma yeri yoktur.
Bu nedenle mahkemece davanın kabulüne karar verilerek Hazine fazlalığının tapuya tescil edilmesinde bir isabetsizlik yok ise de; tesis edilen hükmün usul ve yasaya uygun olduğunu söylemek mümkün değildir.
Mahkeme; davacıya ait şerhin hisseye ilişkin değil 1412 m²'lik alanın tamamına ilişkin olduğu, üç taşınmazın toplam yüzölçümü 1412 m²'den fazla olduğundan talep kabul edilecek olursa davacının hiç hakkı olmadığı yerlerden de belli oranda hak sahibi olacağı, şerhin bulunduğu parsellerin tamamından şerh miktarı ile orantılı olarak Hazine'nin hissedar kılınamayacağı, sadece 7245 ada 21 parsel üzerinde davacı lehine tescil hükmü kurulabileceği gerekçesiyle 20 ve 22 parsel sayılı taşınmazlar yönünden davanın reddine karar vermiştir. Halbuki yukarıda da belirtildiği üzere şerh, hukuki varlığını koruduğu sürece şerhin bulunduğu parsellerde şerh miktarı ile orantılı olarak şerh lehtarı Hazinenin hissedar kılınması gerektiği gibi 3194 sayılı Yasa'nın 18 inci maddesi uyarınca hamur kuralı uygulanarak imar düzenlemesi yapılmış olup, miktar fazlası kısmın belirlenme olanağı kalmadığından davacının parselizasyon işlemi önceki sahip olduğu mülkiyet hakkının şuyulandırması sonucu oluşan imar parselerine yansıtılması gerektiği de açıktır.
Bu nedenle, Hazinenin miktar fazlalığından kaynaklanan mülkiyet hakkı nedeniyle dava konusu eski 4 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tüm gittileri denetlenebilir şekilde tapu kütük sayfaları ve dayanak tüm belgeleri getirtilerek gerekirse uzman bilirkişiden yeniden rapor alınmak suretiyle şerhin gittiği parsellerin metrekaresi ile dop oranı düşüldükten sonra geriye kalan miktar fazlalığı belirlenip, oranlanmak suretiyle Hazinenin imar parsellerinde paydaş kullanmak suretiyle tescile karar verilmelidir.
O halde açıklanan nedenlerle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
04.06.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!