WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 29 Haziran 2026

YARGITAY 7. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

7. Hukuk Dairesi         2023/5809 E.  ,  2024/1067 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2015/30 E., 2023/28 K.
KARAR : Tenkis talebinin kabulüne

Taraflar arasında görülen asıl ve birleştirilen Ankara 20. Asliye Hukuk Mahkemesi 2010/293 Esas sayılı dosyasında vasiyetnamenin iptali ile birleştirilen Ankara 5. Asliye Hukuk Mahkemesi 2014/312 Esas sayılı doyasında tenkis davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 25.02.2014 tarih ve 2013/15823 Esas, 2014/2876 Karar sayılı ilamı ile Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; tenkis talebinin kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin kararı davacı ..., ... ve davalı ... vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1. Asıl davada davacılar vekili dava dilekçesinde, tarafların müteveffa ...'ın çocukları ve mirasçıları olduğunu, müteveffa ...'ın Ankara 48. Noterliği'nin 17.07.2003 tarih ve 12675 yevmiye sayılı düzenleme şeklinde vasiyetname ile davacı müvekkiller ve diğer mirasçıları mirastan ıskat ettiği, gerek kendi adına kayıtlı bulunan gerekse eşi müteveffa ... ...'dan kendisine intikal eden tüm malvarlığını vasiyet alacaklısı kızı davalı ...'ye bıraktığını, vasiyetnamenin Medeni Kanun'da öngörülen şekil şartlarına uygun olmadığı, murisin son arzularını kendisinin okumadığını, noter tarafından kendisine okunduğunu, belirtilen çıkarma sebeplerinin gerçek olmadığı gibi Medeni Kanun'da yer alan çıkarma sebeplerinden olmadığını, vasiyetnamenin özellikle ...'ye mal bırakma amacı güttüğünü, bunun da bu mirasçının baskısı ile yapıldığını, murisin vasiyetname düzenlediği esnada açık bir yanılgı içerisinde olduğunu ileri sürerek, fazlaya, diğer sebep ve ilişkilere ve mahfuz hisseye ait hakları saklı kalmak kaydı ile miras bırakan Sabiha ... tarafından düzenlenen Ankara 48. Noterliğinin 17.07.2003 tarih ve 12675 yevmiye sayılı düzenleme şeklinde vasiyetnamenin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

2. Birleştirilen Ankara 20. Asliye Hukuk Mahkemesinde davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ve davalının müteveffa ... ve ... ...'ın kızları olduğunu, müteveffa ...'ın Ankara 48. Noterliğinde hazırlanan 17.07.2003 tarih ve 12675 yevmiye sayılı düzenleme şeklinde vasiyetnamesi ile müvekkili ile diğer mirasçıların mirastan ıskat edildiğini, gerek kendi adına kayıtlı bulunan, gerekse eşi ... ...'dan kendisine intikal eden tüm malvarlığını vasiyet alacaklısı ...'ye bıraktığını, vasiyetnamenin müteveffanın son arzularını içerir nitelikte olmadığını, Medeni Kanunda öngörülen şekil şartlarına da uygun olmadığını, vasiyetnamede sayılan ve mirastan ıskala sebep gösterilen olayların hiçbirisinin gerçeklerle bağdaşır ve inandırıcı bir yanının olmadığını ileri sürerek, fazlaya, diğer sebep ve ilişkilere ve mahfuz hisseye ait hakları saklı kalmak kaydı ile miras bırakan ... tarafından düzenlenen Ankara 48.Noterliğinin 17.07.2003 tarih ve 12675 yevmiye sayılı düzenleme şeklinde vasiyetnamenin iptaline karar verilmesini, olmadığı takdirde saklı pay oranında miras hisselerinin tenkisini talep etmiştir.

3. Birleştirilen Ankara 5. Asliye Hukuk Mahkemesinde davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin annesi tarafından noterde tanzim olunan vasiyetname ile müvekkilinin ve üç kardeşinin mirastan ıskat edildiğini, mirasın tamamının davalıya bırakıldığını, vasiyetnamenin açılması davasında ıskatla karşılaşan tüm yasal mirasçıların ıskata itiraz ettiğini, Ankara 9. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/215 Esas sayılı dosyası ile vasiyetnamenin iptalinin istenildiğini, davanın iptal davası olması nedeniyle reddine karar verildiğini, davalının ıskat sebeplerini ispatlayamadığmdan müvekkilinin saklı payının zedelendiği ortaya çıktığından mahfuz hisseye tecavüz eden muris tasarrufunun müvekkilinin payı oranında tenkisi ile adına tescilinin sağlanmasını talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili asıl ve birleştirilen davalarda cevap dilekçesinde; davacıların mirasbırakan annesine karşı aile hukukundan kaynaklanın yükümlülüklerini önemli ölçüde yerine getirmediğini, geçerli vasiyetname ile mirastan yoksun kılındığını, saklı pay mirasının verilmemesinde hukuka aykırılık olmadığını belirterek davaların reddine karar verilmesini istemiştir.

II. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 26.03.2013 tarih 2010/215 Esas, 2013/127 Karar sayılı kararı ile davaya konu vasiyetname incelendiğinde; yasanın aradığı şekilde noter önünde düzenleme şeklinde ve iki tanık huzurunda yapıldığı, imzaların vasiyetçiye ve tanıklara ait olduğu, bu yönden vasiyetnamenin yasanın aradığı yasal şekil şartlarını taşıdığı, 09.01.2008 tarihinde Gülhane Askeri Tıp Fakültesinden alınan raporda vasiyetçinin kişisel hak ve tasarruflarını kullanmasına engel bir durumun bulunmadığının belirlendiği, Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulundan alınan 26.12.2012 tarihli raporda murisin işlem tarihi olan 17.07.2003 tarihinde fiil ehliyetini haiz olduğunun bildirildiği, vesiyetnamenin içeriğinde ahlaka ve hukuka aykırı bir yön bulunmadığı, taraflarca sunulan kanıtlardan HMK'nın 578 inci maddesinde öngörülen mirastan yoksunluk sebeplerinin varlığının kanıtlanamadığı anlaşılmışsa da, murisin vasiyetname ile tüm mal varlığını mirasçılarından biri olan davalıya bırakması tasarrufunun hukuken geçerli olduğu ve buna göre davacıların vasiyetnamenin iptalini isteme koşullarının oluşmadığı, HMK'nın 560 ıncı maddesi uyarınca saklı paylarını alamayan mirasçıların tenkis davası açabilmesi olanaklı ise de, somut davada böyle bir talepleri bulunmadığından bu hususun değerlendirilmesine gerek görülmeyerek asıl ve birleştirilen davanın reddine karar verilmiştir.

III. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararları
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 25.02.2014 tarihli ve 2013/15823 Esas, 2014/2876 Karar sayılı ilamı ile mirasbırakanın vasiyetnamesinde gösterdiği mirasçılıktan çıkarma sebeplerini davalıların ispatlayamamış olmaları nedeniyle Türk Medeni Kanunu'nun 512/3 üncü maddesi uyarınca mirastan ıskatın mirasbırakanın tasarruf nisabı oranında geçerli olacağı başka bir ifade ile davacıların saklı paylarını isteyebileceği ve davaya tenkis davası olarak devam edileceği düşünülmeden, tenkis davası şartlarının da incelenip tasarrufun ne miktar için infaz edileceği, ne miktarda tenkisinin gerektiği belirlenmeden davanın reddi ile yetinilmesi doğru bulunmadığından hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma kararına uyularak; mirasbırakan vasiyetnamesinde mirasçılıktan çıkarma sebeplerini göstermişse de davalılar gösterilen sebebin doğruluğunu kanıtlayamadığından Türk Medeni Kanunu'nun 512/3 üncü maddesi uyarınca mirastan ıskatın mirasbırakanın tasarruf nisabı oranında geçerli olacağı, davaya tenkis davası olarak devam edileceği, 16.02.2021 tarihli bilirkişi raporuna göre davacı mirasçıların her birinin ayrı ayrı ihlal edilen saklı pay miktarının 11.409,95 TL olduğu, sabit tenkis oranının ise 0,111111(1/9) olduğu tespit edildiğinden, muris ... tarafından vasiyetname ile davalıya yapılan kazandırmalardan Ankara ili, Çankaya ilçesi, ... Mahallesi, 2774 ada 2 parseldeki, 3 No.lu bağımsız bölüm yönünden murise ait 5/8 hissenin her bir davacının ihlal edilen saklı payına karşılık 5/72'şer hissesinin davacı ve birleşen dosya davacıları adına ayrı ayrı tesciline kalan 25/72 hissenin davalı adına tesciline; Yozgat ili, ... Köyü, 130 ada 8 parseldeki taşınmazın murisine ait 1/4 hissesini her bir davacının ihlal edilen saklı payına karşılık 1/36'şar hissesinin davacılar adına ayrı ayrı tesciline ve kalan 5/36 hissenin davalı adına tesciline karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ..., ... ve davalı ... vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; bilirkişi raporunda hesaplama yaparken maddi hata yapıldığını, vasiyetnamenin iptali sebepleri mevcut olmakla vasiyetnamenin iptal edilmemiş olmasının usul ve yasaya ayrı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

2. Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde iptali istenen vasiyetnamede yapılan ıskat sebeplerinin mesnetsiz, yanlış ve hayali sebeplerden oluştuğunu, ana sebebin vasiyet lehdari ... lehine mal kaçırmaya yönelik olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

3. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde davacı tarafın TMK'nın 512/3 üncü maddesi uyarınca tenkis talebi bulunmadığından davasız yargılama olmaz ilkesi uyarınca davanın kül halde reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı ...'ın davası işlemden kaldırıldıktan sonra birleştirilen Ankara 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/312 Esas sayılı dosyasında vasiyetnamenin iptali isteminde bulunmadığı, sadece tenkis talebinde bulunduğu halde vasiyetnamenin iptalini temyiz gerekçesi yapmasında hukuki yararının olmadığını, tenkis davasının davacı ... yönünden mirasçıların saklı paylarının zedelendiğini öğrendikleri tarihten başlayarak bir yıl içinde açılmadığından davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, vasiyetnamenin iptali yönünden dava reddedildiğinden reddedilen kısmı için lehlerine vekalet ücretine hükmedilmesi ve yargılama giderlerinin kabul/red oranına göre belirlenmesi gerektiğini
belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, asıl ve birleştirilen Ankara 20. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/293 Esas sayılı dosyasında vasiyetnamenin iptali ile birleştirilen Ankara 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/312 Esas sayılı doyasında tenkis istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. Türkiye Cumhuriyeti Anayasas'ının 2 nci maddesinde öngörülen Hukuk Devletinin bir unsuru olarak hukuki güvenlik ilkesi, Devletin bireyin haklı beklentilerine uygun davranmasını, hukuka ve devlete olan güveni zedeleyici hususlardan kaçınılmasını gerektirir.

2. Mahkemeye etkili erişim ..., mahkemeye başvuru konusunda tutarlı bir sistemin var olmasını gerektirmektedir. (AİHM, Geffre/Fransa, B. No: 51307/99, 23/1/2003, § 34).

3. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 09.05.1960 tarihli ve 1960/21 Esas, 1960/9 Karar sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"Usul Kanunumuzda bu şekildeki usule ait müktesep hakka ilişkin açık bir hüküm konulmuş değilse de Temyizin bozma kararının hakka ve usule uygun karar verilmesini sağlamaktan ibaret olan gayesi ve muhakeme usulünün hakka varma ve ... bulma maksadıyla kabul edilmiş olması yanında hukuki alanda istikrar gayesine dahi ermek üzere kabul edilmiş bulunması bakımından usule ait müktesep hak müessesesi; usul kanununun dayandığı ana esaslardandır ve amme intizamıyla da ilgilidir."

4. Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usuli kazanılmış hak” olgusunun, birçok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir İçtihadı Birleştirme Kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili bir yeni kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usuli kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır. Benzer şekilde, uygulanması gereken bir kanun hükmünün, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usuli kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir (HGK'nun 21.01.2004 gün ve 2004/10-44 E, 19 K.; 03.02.2010 gün ve 2010/4-40 Esas, 2010/54 Karar sayılı kararları).

5. 4721 sayılı Kanun'un 564 üncü maddesi şöyledir:
"Değerinde azalma meydana gelmeksizin bölünmesine olanak bulunmayan belirli bir mal vasiyeti tenkise tâbi olursa, vasiyet alacaklısı, dilerse tenkisi gereken kısmın değerini ödeyerek malın verilmesini, dilerse tasarruf edilebilir kısmın değerini karşılayan parayı isteyebilir.
Tasarruf konusu malın vasiyet alacaklısında kalması durumunda, malın tenkis sebebiyle vasiyet borçlusuna verilmesi gereken, aksi hâlde tasarruf oranı içinde kalan kısmının karar günündeki değerinin para olarak ödetilmesine karar verilir.
Bu kurallar, sağlararası kazandırmaların tenkisinde de uygulanır."

6. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 535, 557, 560 ve devamı maddeleri

7. HMK'nın "Dava şartları" başlıklı 114/1-I maddesinde; "Aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması," hükmü ile aynı Kanun'un 115/1-2 nci maddesinde; "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir." hükümleri yer almaktadır.

3. Değerlendirme
1. Asıl ve birleştirilen Ankara 20. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/293 Esas sayılı dosyasının temyiz incelemesi yönünden; temyizen incelenen davada Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı ... ile ... ve davalı ...'nin temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

2. Birleştirilen Ankara 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/312 Esas sayılı dosyasının temyiz incelemesi yönünden; asıl davada Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 25.02.2014 tarihli ve 2013/15823 Esas, 2014/2876 Karar sayılı bozma ilamı ile asıl davaya tenkis davası olarak devam edilmesi gerektiğinin belirtildiği, Mahkemece bozma kararına uyulduğu, buna rağmen asıl davanın davacılarından ... tarafından Ankara 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/312 Esas sayılı dosyasında asıl dava ile tarafları ve konusu aynı olan tenkis davası açıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda 6100 sayılı HMK'nın 114/1-1 inci maddesi uyarınca derdest dava bulunduğundan dava şartı yokluğundan birleştirilen davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Mahkemece asıl ve birleştirilen Ankara 20. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/293 Esas sayılı dosyasında, bozma ilamı doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılarak verilmiş olan karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile kararın ONANMASINA,

2. Temyiz olunan birleştirilen Ankara 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/312 Esas sayılı dosyasında Mahkeme kararının 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi gereğince BOZULMASINA,

3. Bozma nedenine göre davalının birleşen Ankara 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/312 Esas sayılı dosyasında sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,

Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davalıya iadesine,

6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi atfıyla 1086 sayılı Kanun'un 440 ıncı maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

22.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.