7. Hukuk Dairesi 2023/5775 E. , 2024/368 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/305 E., 2023/334 K.
KARAR : Kısmen kabul
Taraflar arasındaki el atmanın önlenmesi, eski hale getirme ve ecrimisil istemine ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl davanın kabulüne, dava konusu 4476 ada 4 parsel sayılı taşınmaza el atmanın önlenmesine, taşınmazın eski haline getirilmesine, 11.383,00 TL ecrimisil bedelinin yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, birleştirilen 2019/80 Esas sayılı davanın kabulüne, 34.327,95 TL ecrimisil bedelinin yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, birleştirilen 2022/118 Esas sayılı davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacılar vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkillerine ait dava konusu 4476 ada 4 parsel sayılı taşınmaz üzerinde davalı tarafından izin ve muvafakat alınmaksızın konut inşa edildiğini, taşınmazın işgaline son verilmesi istenmiş ise de halen müdahalenin devam ettiği belirtilerek, el atmanın önlenmesi ile taşınmazın eski hale getirilmesini, 5.000,00 TL ecrimisil bedelinin faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
Davacı vekili birleştirilen Bursa 12. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/80 Esas sayılı dosyasında sunduğu dava dilekçesinde, aynı taşınmaz üzerinde haksız işgalin devam ettiğini belirterek, 02.01.2013 tarihinden itibaren ecrimisil ödenmesini talep etmiştir.
2. Davacı vekili birleştirilen Bursa 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/118 Esas sayılı dosyasında sunduğu dava dilekçesinde, aynı taşınmaz üzerinde haksız işgalin devam ettiğini belirterek, 18.09.2019 tarihinden itibaren ecrimisil ödenmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı vekili asıl dava dosyasında sunduğu cevap dilekçesinde, dava konusu taşınmazın 1/2 payını 1994 yılında ... 'in satın aldığını, davalının da harici satış sözleşmesi ile bu taşınmazdan arsa alarak üzerine ev yaptığını, daha sonra da taşınmazın ikiye bölünürken hatalı bölündüğünün ve davalının evinin bulunduğu kısmın davacılara ait kısımda kaldığının anlaşıldığını, davacıların bu alım satımdan ve evin yapımından başından beri haberleri olduğunu, evlerin yapımı sırasında bizzat arsanın sınırlarını göstererek ev yapımına muvafakat ettiklerini, belirterek davanın reddini savunmuştur.
2. Davalı vekili birleştirilen Bursa 12. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/80 Esas sayılı dosyasında sunduğu cevap dilekçesinde, zamanaşımı defini ileri sürmüş ve davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 14.01.2016 tarihli ve 2013/163 Esas 2016/11 Karar sayılı kararıyla, davanın kabulüne; dava konusu 4476 ada, 4 parsel (Eski parsel No:2038) sayılı taşınmaza el atmanın önlenmesine ve taşınmazın eski haline getirilmesine, davacının fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla toplam 11.383,00 TL ecrimisil bedelinin (5.000,00 TL'sine dava tarihinden itibaren, 6.383,00 TL'sine ise ıslah tarihinden itibaren) yasal faiz uygulanarak davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ile davalı vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.
2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 17.12.2019 tarih ve 2018/5578 Esas ve 2019/11452 Karar sayılı kararıyla; hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya yeterli olmadığı, mahkemece mahallinde yeniden keşif yapılarak, gayrimenkul değerlendirme uzmanı, emlakçı ve inşaatçı olmak üzere üç kişilik uzman bilirkişi heyetinden (taşınmazın büyüklüğü, niteliği, yöredeki rayiç ve çevre özellikleri de nazara alınarak) bilimsel verilere uygun, denetime elverişli şekilde ecrimisil hesabı konusunda rapor alınması, ondan sonra varılacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerektiği belirtilerek hükmün bozulmasına, tarafların bu husus dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, bozma ilamı doğrultusunda alınan bilirkişi raporuyla sabit olduğu üzere 3402 sayılı kanun 22/a maddesi uyarınca yapılan yenileme işlemi ile tecavüzün ortadan kalktığı, eski hale geri getirme bedelinin 195,40 TL olduğu, taraflar arasında dava tarihi öncesinde yapılmış bir ihtar bulunmaması ve muvafakate dayalı kullanımın dava açılmakla geri alınmış olmasına hususu da dikkate alınarak davanın elatmanın önlenmesi talebi yönünden konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, 195,40 TL eski hale geri getirme bedelinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ecrimisil talebi yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacılar vekili temyizinde, dosya içerisinde bulunan bilirkişi raporları ile, 20.12.1994 - 02.01.2013 tarihleri arası toplam ecrimisil bedelinin 55.690,98 TL, 17.09.2014 - 17.09.2019 tarihleri arası toplam ecrimisil bedelinin 50.564,70 TL, 18.09.2019 - 20.03.2022 tarihleri arası toplam ecrimisil bedelinin 49.458,20 TL olarak belirlendiğini, birleştirilen 2019/80 Esas sayılı dosyada hükmedilen ecrimisilin eksik olduğunu, birleştirilen 2021/305 Esas sayılı davanın reddedilmesinin hatalı olduğunu, ayrıca hüküm ve gerekçenin çelişkili olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalı vekili temyizinde, müvekkilinin iyiniyetli olduğunu, evinin ilk katını taahhütnameye dayalı olarak 2003 yılında yaptığını, taşınmazın davacı tarafça bölünerek 8 kişiye satıldığını ve diğer 7 kişinin de kendi yerlerine ev yaptığını, davacının kötüniyetli olduğunu, davanın reddi gerektiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, asıl davada el atmanın önlenmesi, eski hale getirme, ecrimisil, birleştirilen davalarda ise sonraki dönemlere ilişkin ecrimisil istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun, “Mülkiyet hakkının içeriği” başlıklı 683 üncü maddesi, “Mülkiyet İlişkisi” başlıklı 722 inci maddesi, 723 ve 724 üncü maddeleri, “İyiniyetli olmayan zilyet bakımından” başlıklı 995 inci maddesi
2. T.C. Anayasasının 138 ve 141/3 maddeleri gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerekir. 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 388/1-3. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297/1-c. maddesi, bir mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiğini açıklamıştır. Bir mahkeme hükmünde, tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hükümde gösterilmesi gereklidir. Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür. Gerekçe, hakimin (mahkemenin) tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar. Gerekçe bölümünde hükmün dayandığı hukuki esaslar açıklanır. Hakim, tarafların kendisine sundukları maddi vakıaların hukuki niteliğini kendiliğinden (re’sen) araştırıp bularak hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar.
Hakim, gerekçe sayesinde verdiği hükmün doğru olup olmadığını, yani kendini denetler. Üst mahkeme de, bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir. Taraflar da ancak gerekçe sayesinde haklı olup olmadıklarını daha iyi anlayabilirler. Bir hüküm, ne kadar haklı olursa olsun, gerekçesiz ise tarafları tatmin edemez. (Kuru, Baki/ Arslan, .../ Yılmaz, Ejder; Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı 6100 sayılı HMK’ye göre Yeniden Yazılmış, 22 Baskı, Ankara 2011, s.472). Anayasa’nın 141. maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır.
3. Tarım arazilerin haksız kullanımı nedeniyle ürün esasına göre talep varsa, bu konudaki resmi veriler getirtilmeli, taşınmazın bulunduğu bölgede ekilen tarım ürünlerinin neler olduğu tarım il veya ilçe müdürlüğünden sorulmalı, ekildiği bildirilen ürünlerin ecrimisil talep edilen yıllara göre birim fiyatları ve dekara verim değerleri, hal müdürlüğünden ilgili dönem için birim fiyatlar getirtilmeli, bölgede münavebeli ekim yapılıp yapılmadığı, taşınmazın nadasa bırakılıp bırakılmadığı tespit edilmelidir.
4. TMK’nın 684 ve 718 inci maddeleri hükümleri gereğince yapı, üzerinde bulunduğu taşınmazın mütemmim cüzü (tamamlayıcı parçası) haline gelir ve o taşınmazın mülkiyetine tabi olur. Ancak, yasa koyucu somut olaydaki taşınmazların durumunu genel hükümlere bırakmamış, bu konumdaki taşınmazların maliki ile yapıyı yapan kişi arasındaki ilişkiyi TMK’nın 722, 723 üncü ve 724 üncü maddelerinde özel olarak düzenlemiştir. Uyuşmazlığın bu kapsamda değerlendirilmesi gerekecektir.
Bir kimsenin kendi malzemesi ile başkasının tapulu taşınmazına sürekli, esaslı ve mütemmim cüzü (tamamlayıcı parçası) niteliğinde yapı yapması halinde malzeme sahibinin iyiniyetli olması yanında diğer bazı koşullar da mevcutsa malzeme sahibi yapının bulunduğu alan ile yapının kullanılması için zorunlu arazi parçasının tescilini mülkiyet hakkı sahibinden isteyebilir.
TMK’nın 724 üncü maddesinde yapı sahibine tanınan bu hak, kişisel hak niteliğinde olup, bina sahibi ve onun külli halefleri tarafından, inşaat yapılırken taşınmazın maliki kim ise ona ya da onun külli haleflerine karşı ileri sürülebilir. Hemen belirtmek gerekir ki, taşınmaza sonradan malik olan kişiye karşı da bukişisel hak ancak yapı sahibini bu haktan mahrum bırakmak amacıyla arsa sahibi ile el ve işbirliği içinde olduğu iddiasıyla ileri sürülebilir.
Malzeme sahibinin TMK’nın 724 üncü maddesine dayanarak tescil talebinde bulunabilmesi bazı koşulların varlığına bağlıdır;
a) Birinci koşul, malzeme sahibinin iyiniyetli olmasıdır.
TMK 724 üncü maddesi hükmünden anlaşılacağı üzere, taşınmaz mülkiyetinin yapı sahibine verilebilmesi için öncelikli koşul iyiniyettir. Öngörülen iyiniyetin TMK’nın 3 üncü maddesinde hükme bağlanan sübjektif iyiniyet olduğunda da kuşku yoktur. Bu kural, malzeme sahibinin, elattığı taşınmazın başkasının mülkü olduğunu bilmemesini veya beklenen tüm dikkat ve özeni göstermesine karşılık bilebilecek durumda olmamasını ya da yapıyı yapmakta haklı bir sebebinin bulunmasını ifade eder.
Malzeme sahibinin tescil istemi ile açtığı davada iyiniyetin varlığı iddia ve savunmaya bakılmaksızın mahkemece re’sen araştırılmalıdır. Ne var ki, 14.02.1951 tarihli ve 17/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi olay ve karinelerden, durumun özelliklerine göre kendisinden beklenen dikkat ve özeni göstermemiş olduğu açık bulunan malzeme sahibinin temliken tescil talebinde bulunması mümkün değildir. Çünkü bu gibi durumlarda kötüniyet karşı tarafın ispatı gerekmeden belirlenmiş olur. Ayrıca iyiniyet inşaatın başladığı andan tamamlandığı ana kadar devam etmelidir (Sübjektif koşul).
İyi niyet koşulunun gerçekleşmediği durumlarda diğer koşulların gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılmasına gerek bulunmamaktadır.
b) İkinci koşul, yapı kıymetinin taşınmazın değerinden açıkça fazla olmasıdır.
Bu koşul dava tarihine ve objektif esaslara göre saptanmalı, fazlalık ilk bakışta da kolayca anlaşılmalıdır. İnşaatın kapsadığı alanın ifrazı kabil ise arsa değeri yalnız bu kısma göre, aksi halde tamamının değerine göre bulunmalıdır. İnşaatın kaldırılmasının arazi ve malzemeye vereceği zarar, kaldırılmasıyla malzeme sahibinin elde edeceği yarardan daha fazla ise inşaatın kaldırılması fahiş bir zarara yol açacaktır (Objektif koşul).
c) Üçüncü koşul ise yapıyı yapanın (malzeme sahibinin), taşınmaz malikine uygun bir bedel ödemesidir.
Uygun bedel genellikle yapı için gerekli olan arsa miktarının dava tarihindeki gerçek eğeri olarak kabul edilmekte ise de büyük bir taşınmazın bir kısmının devri gerektiğinde geri kalan kısmın bedelinde noksanlıklar meydana gelecekse, bunlar taşınmaza bağlı öteki zararlar da göz önünde bulundurularak hak ve yarar dengesi kurulması suretiyle hesaplattırılmalı, iptale konu zemin bedeli arsa sahibine ödenmek üzere depo ettirilmeli, önceden ödenmiş bedel var ise bu miktar ödenecek bedelden mahsup edilmelidir.
d) Yukarıda değinilen üç koşulun yanısıra, yapının bulunduğu arazi parçası davalıya ait taşınmazın bir kısmını kapsıyor ise tescile konu olacak yer, inşaat alanı ile zorunlu kullanım alanını kapsayacağından mahkemece iptal ve tescile karar verebilmek için bu kısmın ana taşınmazdan ifrazının da mümkün olması gereklidir.
3. Değerlendirme
1. Mahkemece, birleştirilen 2022/118 Esas sayılı davanın reddine karar verilmiş ise de, kararda mahkemeyi ret kararına götüren gerekçeye yer verilmemiştir. Hal böyle olunca, yukrıda ilgili hukuk bölümü 2. paragrafında açıklanan ilkeler çerçevesinde gerekçesiz hüküm kurulması doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
2. Dava konusu taşınmaz tarla vasfında olmasına ve taşınmaz üzerindeki binanın davalı tarafça meydana getirildiği anlaşılmasına karşın hükme esas alınan bilirkişi raporunda tecavüzlü olan 74,08 m2 yere ilişkin ecrimisil bedelinin, kira yöntemi ile hesaplanmış olması isabetsiz olup, mahkemece yapılması gereken, ecrimisil bedelinin uzman bilirkişi eliyle, talep dönemine ayrı ayrı ve yukarıda ilgili hukuk bölümü 3. maddesinde belirtilen usul izlenerek belirlenmesi gereklidir.
3. Ayrıca, davalının dava konusu taşınmaz üzerindeki binayı yapmakta iyiniyetli olduğunu savunmuş olması karşısında, bu savunmanın TMK 724 üncü maddesi gereği temliken tescil isteğini de kapsayacağı düşünülerek, temliken tescil defi hakkında yukarıda ilgili hukuk bölümü 4. paragrafta bulunan açıklama doğrultusunda inceleme yapılarak bu hususta da bir karar verilmesi gereklidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Tarafların yukarıda belirtilen temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
22.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!