7. Hukuk Dairesi 2023/5617 E. , 2024/329 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/362 E., 2023/551 K.
KARAR : Ret
Taraflar arasındaki inanç sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptali ve tescil davasından dolayı Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesince hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Bozma ilamına uyan mahkemece davanın reddine dair verilen hükmün davacılar vekilince temyiz edilmesi ve temyiz aşamasında davacı vekilince davadan feragat edildiğinin beyan edilmesi üzerine Dairemizce hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Bozma ilamına uyan mahkemece "davanın feragat nedeniyle reddine" dair verilen hüküm, davalı vekilince vekalet ücretine münhasıran temyiz edilmiş, Dairemizce hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Dairemizin bozma ilamına karşı davacılar vekilince karar düzeltme yoluna başvurulmuş, Dairemizce "karar düzeltme isteminin reddine" karar verilmiştir.
Yerel mahkeme; Dairemizin 30.11.2022 tarih ve 2022/4932 E., 2022/7331 K. sayılı bozma ilama karşı direnmiştir.
Yerel mahkemece verilen direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili; 439 ve 2210 parsel sayılı taşınmazların ... ..., ...,..., ..., ... ve ... tarafından birlikte satın alındığını, taşınmazlar tarla vasfında olduğundan ortaklar adına 1/6 paylarla tapuya tescilleri yapılamadığı için taşınmazların tamamının hissedarlardan davalı ... adına tescil edildiğini, taşınmazlar arsa vasfını aldıktan sonra altı (6) hissedar adına tapuya tescillerinin yapılacağı konusunda taraflar arasında inanç sözleşmesi yapıldığını ileri sürerek; dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile 1/6'şar paylarla ayrı ayrı davacılar adlarına tescil edilmelerine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı, davacıların dayandığı sözleşmenin geçersiz olduğunu, geçersiz sözleşmeye dayanarak tapuda kayıtlı bir gayrimenkulün kaydının iptalinin mümkün olmayacağını, davacı tarafın taleplerinin zamanaşımı ve hak düşürücü süreye uğradığını belirterek; davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEMECE VERİLEN İLK KARAR ve İLK BOZMA İLAMI
Mahkemece davanın kabulüne dair verilen 09.06.2016 tarihli kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 2016/14371 E., 2019/7690 K. sayılı ilamıyla, dava konusu taşınmazların tarımsal niteliğinin Tarım ve Köyişleri Bakanlığı İl veya İlçe Müdürlüğü'nden sorulup görüş alındıktan sonra pay tescili konusunda bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
IV. MAHKEMECE VERİLEN İKİNCİ KARAR, DAVACILARIN TEMYİZİ, DAVACILAR VEKİLİNİN DAVADAN FERAGAT BEYANI ve DAİREMİZİN İKİNCİ BOZMA İLAMI Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda mahkemece 08.06.2021 tarihinde davanın reddine karar verilmiştir. Davacılar vekili hükmü temyiz etmiştir. Hükmün verilmesinden ve kararı temyizinden sonra davacılar vekili 02.02.2022 tarihli dilekçesi ile davadan feragat ettiklerini bildirmiştir. Davalı vekili ise bozma sonrasındaki ilk celsede, "Feragat konusunda takdir mahkemenindir, yargılama giderleri ve vekalet ücreti talebimiz devam etmektedir." yönünde beyanda bulunmuştur. Davacıların davadan feragati hakkında mahkemesince bir karar verilmek üzere kararın bozulmasına, 22.03.2022 tarihinde Dairemizce karar verilmiştir.
V. MAHKEMECE VERİLEN ÜÇÜNCÜ KARAR
Mahkemece bozmaya uyulmuş, 14.06.2022 tarihinde davanın "feragat nedeniyle reddine, AAÜT 6. madde gereğince 5.100,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına," karar verilmiştir. Hükmü; davacılar vekili temyiz etmemiştir. Hükmü; davalı vekili ise, "vekalet ücretinin maktu değil nispi verilmesi gerektiği" yönündeki itirazlarıyla temyiz ederek hükmün vekalet ücreti yönünden düzeltilerek onanmasını talep etmiştir.
VI. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Yerel Mahkemenin 14.06.2022 tarihli ve 2022/226 E., 2022/380 K. sayılı "feragat nedeniyle ret" kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur, davacılar vekili hükmü temyiz etmemiştir.
2. Dairemiz 30.11.2022 tarih ve 2022/4932 E., 2022/7331 K. sayılı ilamında; ''...Davacılar vekili, 02.02.2022 tarihli feragat dilekçesinde, taraflar arasında görülen ve karara bağlanan "Orta Hollanda Mahkemesi Asliye Hukuk Bölümü Ticaret Mahkemesinin C/16/526153/KG ZA 21-469 numaralı 10 Eylül 2021 tarihli kararı" gereğince iş bu davadan feragat ettiklerini bildirmiştir. Sözü edilen Orta Hollanda Mahkemesi Asliye Hukuk Bölümü Ticaret Hakimliğinin kararının (kararın Türkçe diline tercümesi dosyaya sunulmuştur.) incelenmesinde; eldeki davada yer alan davacıların "davacı" sıfatı ile davalının "davalı" sıfatı ile davada bulundukları, davacıları Utrecht Barosundan ... isimli yabancı bir avukatın temsil ettiği, davalı ... Balcı'nın oturuma bizzat katıldığı Türkiye'de devam etmekte olan davanın taraflarca geri çekileceği, mahkeme masraflarını birlikte ödeyecekleri hususlarında mutabık kaldıklarına dair karar verildiği ve hazır bulunan taraflar ile davacılar vekili tarafından imzalandığı görülmektedir.
Mahkemece davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiş, kararda AAÜT 6. madde gereğince 5.100,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine ilişkin hüküm kurulmuştur.
Davalı ... vekili Av. ...'in Orta Hollanda Mahkemesi kararında (ibranamede) imzası yoktur. 14.06.2022 tarihli son duruşmada açıkça vekalet ücreti talebinin devam ettiğini söylemiş ve bu yönden de temyize gelmiştir.
Vekalet ücreti, savunma hakkının en önemli parçası olan hukuki danışmanlık görevinin konunun uzmanı hukukçular tarafından yapılmasının doğal sonucudur. Avukatların mesleklerini serbestçe ve herhangi bir kaygı olmadan yapabilmeleri için yaptıkları hizmetin karşılığı olan makul bir ücret almaları gerekir. (Anayasa Mahkemesi, 03.03.2004 tarih, 2004/8 Esas 2004/28 Karar)
Avukatlık Kanununun "avukatlık ücreti" kenar başlıklı 164. maddesine göre; "Avukatlık ücreti" avukatın hukuki yardımının karşılığı olan meblağı veya değeri ifade eder.
Diğer taraftan HMK'nın 330. maddesinde; vekil ile takip edilen davalarda mahkemece, kanuna göre takdir olunacak vekâlet ücretinin taraf lehine hükmedileceği düzenlemesi bulunmakta ise de Avukatlık Kanununun 164/son fıkrasına göre dava sonunda, kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekâlet ücreti avukata aittir. Bu ücret, iş sahibinin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemez, haczedilemez.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, davacılar ile davalı arasında Orta Hollanda Mahkemesi Asliye Hukuk Bölümü Ticaret Hakimliğinde alınan karar ile düzenlenen ibraname taraflar arasındaki hukuki ilişkiyi kapsamaktadır. Avukatlık Kanununun 164/son fıkrasına göre dava sonunda, kararla Tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekâlet ücreti avukata ait olup sözü edilen Orta Hollanda Mahkemesi Kararında davalı vekilinin imzası bulunmadığı gibi avukatın bu şahsi alacağından feragat ettiğine dair açık bir düzenleme de bulunmamaktadır. Bu durumda ortada davalı vekilini bağlayıcı nitelikte bir sulhname bulunduğundan söz edilemez.
O halde, dava feragat ile sonuçlandığına göre, kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına dava değeri dikkate alınarak Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 6. maddesine göre nispi vekalet ücreti tayini gerekirken davalı lehine maktu vekalet ücretine karar verilmesi doğru görülmemiştir..." gerekçesiyle hükmün bozulmasına oy çokluğu ile karar verilmiştir.
B. Karar Düzeltme İsteminin Reddi İlamı
Dairemizin 30.11.2022 tarih ve 2022/4932 E., 2022/7331 K. sayılı bozma ilamına karşı davacılar vekilince karar düzeltme yoluna başvurulmuş, Dairemizce "karar düzeltme isteminin reddine" 12.04.2023 tarihinde oy çokluğu ile karar verilmiştir.
VII. YEREL MAHKEMECE VERİLEN DİRENME KARARI
Ankara Batı 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin başlıkta belirtilen 12.09.2023 tarihli ve 2023/362 E., 2023/551 K. sayılı kararı ile; "...Feragat, davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olup, hüküm ifade etmesi karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir ( HMK 307, 309/2 ). Feragat kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Davacı davasından feragat etmiş olmakla davanın reddine karar verilmiştir.
Hemen belirtmek gerekir ki sulh sözleşmesi mahkeme dışında davanın asıl tarafları arasında yapılabileceği gibi yetki verilmesi halinde vekiller aracılığıyla da sulh sözleşmesi yapılabilir. Somut olayda taraflar mahkeme dışında protokol ile sulh olmuşlar ve sulh protokolünde yargılama giderlerinin taraflar üzerine bırakılacağı kararlaştırılmıştır. Öte yandan vekilin davanın asıl taraflarının yapmış olduğu sulh sözleşmesine katılmaması sulh sözleşmesini geçersiz hale getirmez. Dolayısıyla sözleşme kapsamında tarafların birbirinden yargılama gideri talep etmeyeceklerine yönelik protokol hükmü her iki tarafı da bağlayıcıdır.
Sonuç olarak davacı taraf sulh sözleşmesi gereğince davadan feragat etmiştir. Sulh sözleşmesinde yargılama giderlerinin taraflar üzerine bırakılacağı kararlaştırıldığından yargılama gideri kapsamında bulanan vekalet ücretine de hükmedilmemelidir. Mahkememizin bir önceki kararında davalı taraf lehine maktu vekalet ücreti takdir edilmiş olup bu durum davacı tarafça temyiz sebebi yapılmadığından "usuli kazanılmış hak ilkesi" gereğince bir önceki kararda olduğu gibi davalı taraf lehine maktu vekalet ücreti takdir edilmiş ve önceki kararda direnilmesi gerektiği..." gerekçesiyle; 14.06.2022 tarih ve 2022/226 E., 2022/380 K. sayılı kararda direnilmesine, davanın feragat nedeniyle reddine, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 6. madde gereğince 5.100,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına..." karar verilmiş hüküm tekrar edilmiştir.
VIII. DİRENME KARARININ TEMYİZİ:
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Yerel Mahkemesinin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; davacılar her ne kadar sulh sözleşmesinde tarafların, birbirinden yargılama gideri ve vekalet ücreti talebi olmadığı yönünde hüküm yer aldığını iddia etseler de sulh sözleşmesinde bu yönde bir hüküm bulunmadığını, mahkemece ilk olarak maktu vekalet ücretine hükmedildiğinde herhangi bir itirazda bulunmayan davacının nispi vekalet ücreti takdir edilmesine itiraz etmesinin kötüniyetli olduğunu, feragat beyanından sonra mahkemece 2022/226 E., 2022/380 K. sayılı ilamla feragat nedeniyle ret kararı verip maktu olsa da 5.100,00 TL vekalet ücretine hükmederken sulh sözleşmesinde aksi yönde bir düzenleme yer aldığı gerekçesiyle vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına dair karar vermediği gibi buna dair bir açıklama dahi yapılmadığını, sulh sözleşmesinde eğer vekalet ücretinden vazgeçildiğine dair bir madde olsa idi yerel mahkemenin bunu ilk kararında dikkate alacağını ve hiç vekalet ücreti takdir etmeyebileceğini, bu hususun bile tek başına sözleşmede böyle bir düzenleme olmadığını açıkça gösterdiğini, Avukatlık Kanununun 164. maddesinde açıkça düzenlenen ve avukatın şahsi alacağı niteliğinde olan avukatlık ücretinden vekilin (avukatın) beyanı olmadan vazgeçilmesinin veya bu yönde düzenleme yapılmasının vekil yönünden bağlayıcı olmayacağını, Yargıtayın çeşitli dairelerince verilmiş emsal nitelikte pek çok ilam bulunduğunu, zira vekalet ücretinden vazgeçtiklerine ilişkin bir irade beyanlarının bulunmadığını belirterek; 12.09.2023 tarihli direnme kararına yönelik temyiz başvurularının kabulünü, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacılara yükletilmesini ve direnme kararının hüküm fıkrasındaki vekalet ücretine ilişkin üç (3) numaralı bendinin bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; inanç sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası.
3. Değerlendirme
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesi, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan mahkeme kararının ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,18.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!