7. Hukuk Dairesi 2023/5517 E. , 2024/806 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/7 E., 2023/220 K.
KARAR : Kısmen kabul, kısmen ret
Taraflar arasındaki muhdesat aidiyetinin tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacılar vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davaya konu 757 parselde kayıtlı taşınmazda halen davacı tarafından kullanılan, ortaklığın giderilmesi davasında taksim projesine göre taksim edildiğinde davalıya geçecek olan 2.627,50 metrekare bağın davacı tarafından dikilip, yetiştirilip, yüksek sisteme alındığının tespitiyle, bu yerin bağ tesis bedeli olan 19.706,25 TL’nin faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 3. Hukuk Dairesince; “…22.02.1991 tarihli ve 1990/1-1991/1 sayılı İBK'ye göre; paydaşlardan birinin müşterek taşınmaz mal üzerinde yaptıkları faydalı masraflar nedeni ile diğer paydaşın mamelekindeki artış, bu masrafın (muhtesatın) yapıldığı tarihte değil, şûyun giderilmesi yoluyla satışın ve masrafın yapıldığı taşınmazın satış bedelinden payını aldığı tarihte gerçekleşeceği, sözü edilen İBK'de vurgulandığı gibi iade borcunun kapsamını belirlemede öncelikle fakirleşme ve zenginleşme zamanının tesbit edilmesi gerektiği, davalı tarafından Alaşehir Sulh Hukuk Mahkemesinde 2010/1062 Esas sayılı dava dosyası ile ortaklığın giderilmesi davası açıldığı ve davanın henüz derdest olduğu, taşınmazın halen davacının zilyetliğinde olduğunun iki tarafın da kabulünde olduğu anlaşıldığından zamanaşımının işlemeyeceği, Mahkemece işin esasına girilerek hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu…” nedeniyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda; davanın kabulü ile dava konusu taşınmaz üzerinde davacının kullanımında olan kısım üzerinde tespit edilen 517 asma, 214 bağ direği, 34 adet boş direk, 2460 metre tel, 214 direkteki 214 V demirin davacı tarafından meydana getirildiğinin tespitine karar verilmiş, karara karşı taraf vekillerince temyiz başvurusunda bulunulmuştur.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesince: “…davacı vekilinin ve davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, davacı vekilinin sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanan alacak istemine ilişkin temyiz itirazlarına gelince,dava konusu 757 parselde kayıtlı bağ vasıflı taşınmazda davacı ve davalının paydaş oldukları, bozma sonrası dosyaya kazandırılan güncel tapu kaydına göre, 757 parselin ifrazen taksim sonucunda 16.04.2015 tarihinde 118 ada, 10 parselin davalı adına, 118 ada 11 parselin davacı adına tapuya tescil edildiği, davacı vekilinin dava dilekçesinde, dava konusu 757 parselin 2.627,50 metrekare kısmındaki bağın davacı tarafından dikilip, yetiştirilip, yüksek sisteme alındığının tespitiyle, bu yerin bağ tesis bedeli olan 19.706,25 TL’nin faiziyle davalıdan tahsilini talep ettiği, Mahkemece bağ tesis bedeli talebi ile ilgili olumlu veya olumsuz bir karar verilmediği, önceki bozma ilamı da dikkate alınarak davacının sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanan alacak istemi hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm verilmesinin doğru olmadığı; davacı vekili ve davalı vekilinin, Mahkemece talepten fazlasına hükmedildiğine yönelik temyiz itirazlarına gelince; davacı vekilinin dava dilekçesinde, davaya konu taşınmazın 2.627,50 metrekare alan üzerindeki muhdesata ilişkin talepte bulunduğu halde Mahkemece davaya konu taşınmazın 3.350,59 metrekare kısmında yer alan muhdesatın davacıya ait olduğunun tespitine karar verildiği anlaşıldığına göre, davacının talepte bulunduğu alan üzerinde yer alan muhdesatın belirlenerek bu muhdesat hakkında karar verilmesi gerekirken taleple bağlılık ilkesine aykırı olarak yazılı şekilde hüküm verilmesinin de doğru görülmediği…” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 28.03.2023 tarih, 2021/7 E. ve 2023/220 K. sayılı kararıyla; dava konusu 757 parselde kayıtlı, bağ vasıflı taşınmazda davacı ve davalının paydaş oldukları, bozma sonrası dosyaya arasına alınan güncel tapu kaydına göre 757 parselin ifrazen taksim sonucunda 16.04.2015 tarihinde 118 ada 10 parselin davalı adına, 118 ada 11 parselin davacı adına tapuya tescil edildiği, davacı vekilinin dava dilekçesinde, dava konusu 757 parselin 2.627,50 metrekare kısmındaki bağın davacı tarafından dikilip, yetiştirilip, yüksek sisteme alındığının tespitiyle, bu yerin bağ tesis bedeli olan 19.706,25 TL’nin faiziyle davalıdan tahsilini talep ettiği, yargılama sırasında davacı asilin vefat ettiği ve davacı mirasçılarının davaya devam edeceklerini bildirdikleri, bozma sonrası yeniden keşif yapıldığı, davacının adına tescil edilen 118 ada 11 parsele yakın olan taraftan başlayarak 118 ada 10 parsel istikametinde 2.627,50 metrekarelik alana düşen asma, bağ direği, baş direk, tel ve V demir miktarının hesaplandığı, ilgili alandaki muhdesatın davacı tarafından meydana getirildiğinin tespitine, ayrıca bir bağ tesis bedeli tazminatının gündeme gelemeyeceği gerekçesiyle bu talebin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; 22.11.2022 tarihinde taleplerini ıslah ettiklerini, 3.350,59 metrekare için talepte bulunduklarını, Mahkemece bu hususun değerlendirilmediğini, bağ tesisi bedelinin de kabul edilmesi gerektiğini, kararın gerekçesiz olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir
2. Davalı vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde özetle; muhdesat değerinin fazla hesaplandığını, bütün yargılama giderlerinin kendilerine yükletilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, muhdesatın aidiyetinin tespiti, sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur (4721 s.lı TMK 684/1 m). Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere kalıcı yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer (TMK 718 m).22.12.1995 tarih ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi eşya hukukunda, muhdesattan, bir arazi üzerinde kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklindedikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, şahsi bir hak olup (TMK 722, 724, 729 m.ler), sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmez. Taşınmaz üzerindeki kalıcı yapı, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan bu ilke ve esaslara göre kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez.
2. Tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması (6100 s.lı HMK 106/2 m) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararın bulunması dava şartı olup yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hakim tarafından da re'sen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti halinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir (HMK 114/1-h, 115 m.)
3. Öğretide ve Yargıtay'ın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatın tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir.
4. 6100 sayılı HMK’nın 177 nci maddesi; “(1) Islah, tahkikatın sona ermesine kadar yapılabilir. (2) (Ek fıkra: 22.07.2020 – 7251 S.K/Madde 18) Yargıtayın bozma kararından veya Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararından sonra dosya İlk Derece Mahkemesine gönderildiğinde, İlk Derece Mahkemesinin tahkikata ilişkin bir işlem yapması hâlinde tahkikat sona erinceye kadar da ıslah yapılabilir. Ancak bozma kararına uymakla ortaya çıkan hukuki durum ortadan kaldırılamaz. (3) Islah, sözlü veya yazılı olarak yapılabilir. Karşı taraf duruşmada hazır değilse veya ıslah talebi duruşma dışında yapılıyorsa, bu yazılı talep veya tutanak örneği, haber vermek amacıyla karşı tarafa bildirilir.” düzenlemesini ihtiva etmektedir.
3. Değerlendirme
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı HMK’nın geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasının atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı HUMK’nın 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birisinin varlığı halinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, bozma kararına uyulmakla ortaya çıkan hukuki durumun ortadan kaldırılamayacağı, bozma ilamında belirtildiği şekilde araştırma ve inceleme yapılarak verilen kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; taraf vekillerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
Karara karşı karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,
14.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!