WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 13 Haziran 2026

YARGITAY 7. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

7. Hukuk Dairesi         2023/5378 E.  ,  2024/2297 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/100 E., 2022/198 K.
BİRLEŞTİRİLEN DAVADA
DAVALILAR : ... vd. vekilleri Avukat ... vd.
DAVA TARİHİ : 28.01.2008
KARAR : Asıl davanın reddine, birleştirilen davanın kabulüne

Taraflar arasında görülen asıl dava miras sözleşmesinin ve borç senedinin iptali, birleştirilen dava borç senedine dayalı alacak davasında yapılan yargılama sonucunda; asıl davanın reddine, birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı asıl davada davacılar-birleştirilen davada davalılar ... vd. vekili ile asıl davada davalı-birleştirilen davada davacı ... vekili tarafından duruşmasız olarak, birleştirilen davada davalılar ... vd. vekili tarafından duruşma istemli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 30.04.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde birleştirilen davada davalılar ... vd. vekili Avukat ... ile karşı taraftan davalı ... geldiler. Başka gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Asıl davada davacı ... vd. vekili dava dilekçesinde; davalının murisi ... ile 18.09.2004 tarihli adi yazılı miras sözleşmesi imzaladığını, davalının hiçbir zaman çalışmadığını, murisin davalıya baktığını, sözleşme yapıldığının iddia edildiği tarihlerde murisin gözlerinin görmediğini ayrıca kanser hastası olduğunu ve akli melekelerinin yerinde olmadığını, senedin beyaza imza niteliğinde olabileceğini belirterek davalının elinde bulunan muris ...'un borçlu olduğu iddia edilen borç senedinin ve miras sözleşmesinin iptalini talep etmiştir.

2. Birleştirilen davada davacı ... vekili dava dilekçesinde; mirasbırakanın 1993- 2000 yılları arasında kendinden borç aldığını, borç miktarı artınca murisin kendi isteği ile 29.12.2000 tarihli borç senedini tanzim ettirdiğini, söz konusu senede göre murisin borcunun 62.000,00 TL olduğunu belirterek ilişikte fotokopisini sunduğu 29.12.2000 tarihli senede göre alacağının müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Asıl davada davalı ... cevap dilekçesinde; tüm kardeşlerinin borç senedinden ve miras sözleşmesinden haberdar olduğunu, kendisinin Sarıkaya Sulh Hukuk Mahkemesinde görülen ortaklığın giderilmesi davasına bu belgeleri sunduğunu, bu nedenlerle davanın reddini istemiştir.
2. Birleştirilen davada davalılar ..., ..., ’un ayrı ayrı verdikleri cevap dilekçelerinde; mirabırakanın davacıya bakmışken davacının muristen alacaklı olmasının mümkün olamayacağını, alacağı varsa da zamanaşımına uğradığını, imzanın murise ait olmadığını, imzanın murise ait olması durumunda bile senedin hukuki geçerliliğinin bulunmadığını, senet tanzim tarihinde muris 76 yaşında ve temyiz kudretine haiz olmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte belgenin geçerliliğinin belirlenmesi halinde bir borç senedi değil olsa olsa çok eski yıllardaki borçlara işaret eden bir yazı niteliğinde olduğunu, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 17.04.2014 tarihli ve 2008/22 Esas, 2014/185 Karar sayılı kararıyla; asıl davanın reddine birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin 17.04.2014 tarihli ve 2008/22 Esas, 2014/185 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 04.10.2016 tarihli ve 2019/448 Esas, 2020/4957 Karar sayılı ilamında,

3. Asıl davada iptali istenilen mirasbırakan ... ile davalı ... arasında imzalandığı iddia edilen 18.09.2004 tarihli miras sözleşmesi başlıklı belgenin, Türk Medeni Kanunu anlamında miras sözleşmesi olmayıp mirasbırakanın sağlığında yapılan ve gayrimenkulün devrini içeren sözleşme niteliğinde olduğunu, Tapu Kanunu (26 ncı madde) ve Türk Borçlar Kanununun (237 nci madde) gereğince geçersiz bulunması nedeniyle, hukuken geçersiz olan belgenin de iptali söz konusu olamayacağından davanın bu sebeple reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle reddedilmesinin doğru olmadığı,

4. Asıl davada 29.12.2000 tarihli borç senedi başlıklı belgenin de iptalinin istenildiği, birleştirilen davada ise bu belgeye dayanılarak alacak talep edildiği, borç senedi başlıklı borçlusunun ..., alacaklısının ... olduğu, belgenin aslının dosya kapsamında bulunmadığı, birleştirilen davada davalı olan mirasçılar senede ve senetteki imzaya itirazda bulundukları, mirasbırakanın imza ve yazı örnekleri ilgili yerlerden temin edilip bu konuda imza incelemesi yapılarak bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle karar verilmesinin doğru bulunmadığı gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkeme, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında asıl davada iptali istenilen 18.09.2004 tarihli miras sözleşmesi başlıklı belgenin miras sözleşmesi niteliğinde olmadığı, taşınmaz devrini içeren bir sözleşme olduğu, Tapu Kanunu (26 ncı madde) ve Türk Borçlar Kanunu'nun (237 nci madde) gereğince sözleşmenin bu anlamda geçersiz olduğu, hukuken geçersiz olan belgenin de iptali söz konusu olamayacağından asıl davanın reddine, birleştirilen dava yönünden ise davalıların senet altında bulunan imzaya itiraz etmeleri nedeniyle ilgili yerlere müzekkere yazılarak mirasbırakanın imza örnekleri toplanılarak alınan Adli Tıp Kurulu raporuna göre imzanın mirasbırakan ...'ya ait olduğu belirtmiş olduğundan birleştirilen davanın kabulü ile 62.000,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile beraber davalılardan (İş bu dosya davacılarından) müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacılar-birleştirilen davada davalılar ... vd. vekili ile asıl davada davalı-birleştirilen davada davacı ... vekili tarafından duruşmasız olarak, birleştirilen davada davalılar ... vd. vekili tarafından duruşma istemli olarak temyiz isteminde bulunulmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1. Asıl davada davacılar-birleştirilen davada davalılar ... vd. vekili temyiz dilekçesinde özetle; asıl davada dava konusu 18.09.2004 tarihli miras sözleşmesi başlıklı belgenin şekil şartlarını haiz olmadığının Yargıtayca belirlendiğini ve iptal edilmesinin gerektiğini, birleştirilen davanın sübut bulmamasına rağmen kabul edildiğini, birleştirilen davada dava konusu edilen borç senedinin sahte olduğunu, mirasbırakanın akıl zayıflığından yararlanarak hazırlatıldığını, altındaki imzanın mirasbırakana ait olmadığını, mirasbırakanın temyiz kudretinin bulunmadığı sırada davaya konu sözleşme ve borç senedinin düzenlendiğini, belgelerin başından sonuna kadar imzaya itirazlarının olduğunu, Mahkemece bozmaya uyulsa da gereğinin tam olarak yerine getirilmeden karar verildiğini, mirasbırakanın fiil ehliyetine yönelik alınan Adli Tıp Kurulu raporunun yetersiz olduğunu, zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu ileri sürerek kararın müvekkilleri lehine bozulması istemi ile temyiz yasa yoluna başvurmuştur.

2. Asıl davada davalı-birleştirilen davada davacı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; birleştirilen dosya yönünden davanın kabulüne karar verilmesine yönelik bir itirazlarının bulunmadığını ancak gerekçeli kararın infaza elverişli bulunmadığını, gerekçeli kararda davalıların tam olarak anlaşılmaması nedeniyle hükmün açık olmadığını, Mahkemece hükmedilen değerin dava tarihinden itibaren tahsilinin açık şekilde anlaşılır olmadığını, senet tanzim tarihinden itibaren belirlenen tutarın TL bazında hesaplanarak tanzim tarihinden itibaren faizi ile ödenmesine kabul görmemesi halinde senette belirlenen tutarın TL bazında hesaplanarak dava tarihinden itibaren faizi ile ödenmesine karar verilmesi gerekirken senet tanzim tarihinde belirlenen tutarın o tarihteki TL karşılığının ödenmesine karar verildiğini ileri sürerek kararın müvekkilleri lehine bozulması istemi ile temyiz Yasa yoluna başvurmuştur.

3. Birleştirilen davada davalılar ... vd. vekili duruşma talepli temyiz dilekçesinde özetle; asıl davada müvekkillerinin diğer mirasçılarla zorunlu dava arkadaşlığı bulunmasına rağmen taraf olarak gösterilmediklerini, asıl ve birleştirilen davaların zamanaşımına uğradığını, senedin tanzim tarihinin 29.12.2000 olduğu ve 28.12.2003 tarihinde, üç yıllık süre geçtikten sonra, senedin emre muharrer senet olma özelliğini yitirdiğini, gerekçeli kararın infaza elverişli olmadığını, birleştirilen dava yönünde davacının mirasbırakana borç vermemesinin mümkün olmadığını, aksine mirasbırakanın ailesinin iaşesini sağlayan bir kimse olduğunu, birleştirilen davada senetteki yazıların ve imzaların eş zamanlı düzenlenip düzenlenmediğine ilişkin Mahkemece yeterli araştırmanın yapılmadığını, birleştirilen dava davacısının ikrara yönelik beyanlarının Mahkemece dikkate alınmadığını, asıl davada iptali istenen miras sözleşmesi başlıklı belgenin geçersiz olduğu, mirasbırakanın sözleşme ve borç senedinin düzenlendiği tarihte fiil ehliyetini haiz olmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla mirasbırakanın davacıya borçlu ise kendisinin aynı zamanda mirasçı olması nedeniyle ödenecek bedelin miras hissesine mahsup edilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın müvekkilleri lehine bozulması istemi ile temyiz yasa yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, asıl dava miras sözleşmesinin ve borç senedinin iptali, birleştirilen dava borç senedine dayalı alacak istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası.

3. Değerlendirme
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı gibi özellikle karar başlığında birleştirilen dava davacısı ...'in birleştirilen davada davacı olarak gösterilmemesi, asıl davada davacı olan ...'un mirasçısı ...'un asıl davada davalı, birleştirilen davada davacı olarak gösterilmesi, birleştirilen dosyada davalı olan ..., ..., ..., ... ve ...'un ise yalnızca birleştirilen davada davalılar olarak gösterilmesi gerekirken birleştirilen dosyada asıl davada davalılar-birleştirilen davada davacılar olarak gösterilmesinin mahallinde düzeltilebilecek bir hata olduğunun anlaşılmasına göre göre temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Asıl davada davacılar-birleştirilen davada davalılar ... vd. vekili, asıl davada davalı-birleştirilen davada davacı ... vekili, birleştirilen davada davalılar ... vd. vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,

Fazla yatırılan onama harcının davacı ...'a iadesine,

Yargıtay duruşma vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

30.04.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.