7. Hukuk Dairesi 2023/5373 E. , 2024/842 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/41 E., 2023/160 K.
KARAR : Davanın kısmen kabul kısmen reddine
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil ile haciz şerhlerinin terkini davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; tapu iptal ve tescil davasının reddine, taşınmaz üzerindeki ihtiyadi hacizlerin kaldırılması istemi yönünden davanın konusuz kaldığı anlaşıldığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı vekili ve davalı Gelir idaresi Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazın bedelinin tamamının davacı tarafından ödenerek satın alındığını ancak davacının İngiliz vatandaşı olması sebebiyle satın aldığı evin ... üzerine tapuya tescil edildiğini, bedelsiz olarak geri alacağına dair davalının beyanının da alındığını, davalının borçları nedeniyle tapu kaydına haciz konduğunu belirterek dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapusunun iptali ile davacı adına tescilini ayrıca taşınmaz üzerine konulan hacizlerin kaldırılmasını talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı cevap dilekçesinde; davayı kabul ettiğini beyan etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 17.10.2012 tarihli ve 2011/333 Esas, 2012/384 Karar sayılı kararı ile davacının İngiliz uyruklu olduğu, dava konusu taşınmazı satın almak amacıyla davalı ... adına para gönderdiği ve taşınmazın satın alındığı ancak davacının yabancı uyruklu olması sebebiyle tapunun ileride davacıya bedelsiz olarak verilmek üzere davalı adına tescil ettirildiği bu durumun davalı tarafça da kabul edildiği gerekçesiyle davanın kabul nedeniyle kabulüne ve haczin kaldırılmasına ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin 17.10.2012 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 26.03.2019 tarihli ve 2016/16193 Esas, 2019/2735 Karar sayılı kararıyla; davanın inançlı işlemden kaynaklanan tapu iptali tescil ve taşınmaz üzerine kayıtlı hacizlerin kaldırılması istemine ilişkin olduğu ve haciz şerhi lehtarlarının davada taraf olarak gösterilmediği, taraf teşkili sağlanmadan yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile haciz lehtarları davaya dahil edilerek taraf teşkilinin sağlandığı, dava konusu taşınmazın cebri icra yoluyla satışının yapıldığı ve yeni malikinin dava dışı taşınmaz maliki ... olduğu, davacı vekilinin seçimlik hakkını HMK madde 125 uyarınca taşınmazın yeni malikine karşı devam etmekten yana kullanması üzerine dava yeni malike karşı tapu iptal ve tescil istemi olarak davaya devam edildiği, dava konusu taşınmazı ihale ile icradan satın alan dahili davalı ...'ün inanç sözleşmesini bilen ya da bilmesi gereken kişi konumunda bulunmadığı, zira davalı ... ile arasında herhangi bir akrabalık bağı yahut tanışıklığının bulunduğuna yönelik herhangi bir delil ibraz edilmediği, dahili davalı ...'ün davacı ile davalı ... arasındaki inanç sözleşmesini bilmesinin mümkün olmadığı, icra dairesince yapılan ihale tarihinde taşınmazın tapu kaydında mahkemece konulmuş bir ihtiyati tedbir kararı da bulunmadığı gözetilerek, davacının tapu iptal ve tescil istemi yönünden davasının reddine, yargılama esnasında taşınmaz üzerindeki hacizler kaldırılmış olduğundan davacının bu istemi yönünden dava konusuz kalmış olduğundan esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı Gelir idaresi Başkanlığı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili;
1. Davalı ... ihaleye girdiğinde tapu kaydında iş bu davanın şerhi olduğunu, Ragıp'ın davadan haberdar olduğunu, taşınmazın satış tarihinin 18 ağustos 2011olduğu, bu davaların açıldığına dair şerhin 25/07/2011 tarihinde konulduğunu, takyidatlı tapu kaydı celbedilseydi bu durumun anlaşılacağını,
2. Deliller toplanmadan ve tanıklar dinlenmeden karar verildiğini,
3. Bozma kararı doğrultusunda haciz lehtarlarının davaya dahil edildiğini, bu nedenle karşı vekalet ücreti takdir edilmemesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı Gelir İdaresi Başkanlığı vekili;
1. 6100 Sayılı HMK'nun 124/3ncü maddesinde yer alan “maddi hatadan kaynaklanan ve dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi, karşı tarafın rızası aranmaksızın hakim tarafından kabul edilir.” düzenlemesi dışında dahili dava yolu ile taraf değişikliğine gidilmesinin mümkün olmadığını, dava dilekçesinde davalı olarak gösterilmeyen kişinin, dava açıldıktan sonra ihbar ya da dahili dava dilekçesi ile davada taraf sıfatını kazanamayacağı gibi, ıslah yoluyla dahi davada taraf değişikliğinin olanaklı bulunmadığı ve husumetin mahkemece res'en dikkate alınması gerektiğini, söz konusu dilekçe ile müvekkilin davaya dahil edilmesinin mümkün olmadığını,
2. Davanın zamanaşımı süresi içerisinde açılmadığını, davanın müvekkil açısından zamanaşımından reddi gerekirken zamanaşımı defi hakkında hüküm kurulmadığını,
3. Hükme konu beyanname içeriğinde geçen taşınmaz ile davaya konu edilen taşınmazın birbirlerinden farklı olduğunu, davaya konu taşınmaz 91 ada 75 parsel iken; 15/03/2006 tarihli beyanda geçen taşınmazın 75 ada 75 parsel olduğunu,
4. Davaya konu taşınmazın cebri icra ile dava dışı 3. kişiye ihale olunarak satıldığını, davacı tarafından açılan ihalenin feshi davasının reddedilip kesinleştiğini, davacının açtığı ihalenin feshi davasının reddinin kesinleştiği dikkate alınarak; işbu davanın da müvekkil açısından reddi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, inançlı işlemden kaynaklanan tapu iptali ve tescil ile tapu kaydındaki hacizlerin terkini istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası.
İnançlı işlemler, inananın teminat oluşturmak veya yönetilmek üzere mal varlığı kapsamındaki bir şey veya hakkını, inanılana devretmesi ve inanılanın da inanç anlaşmasındaki koşullara uygun olarak inanç konusu şeyi kullanmasını, amaç gerçekleştiğinde ise belirlenen şekilde inanana iade etmesini içeren işlemlerdir.
İnançlı bir işlem ile inanan, sahibi olduğu bir mülkiyet veya alacak hakkını inanılana kazandırıcı bir işlemle devretmekte ancak borçlandırıcı bir sözleşme ile de onu bazı yükümlülükler altına sokmaktadır.
İnançlı işlemin taraflarını, inanan ve inanılan oluşturur. Bir hakkı ya da nesneyi, güvendiği bir kişiye inançlı olarak devreden kimseye “inanan” adı verilir. Devredilen hak veya nesneyi, kendisine ait bir hak olarak kendi yararına, doğrudan doğruya ve dolaylı olarak kullanan kişiye de “inanılan” denir. İnananın, inanılana inançlı olarak kazandırdığı hak ya da nesne ise “inanç konusu şey” olarak nitelenir. İnançlı bir işlemde, kazandırıcı işlemin tarafları ile borç doğuran anlaşmanın tarafları aynıdır.
İnançlı işlemde inanılan, hakkını kullanırken kararlaştırılan koşullara uymayı, amaç gerçekleşince veya süre dolunca hak veya nesneyi tekrar inanana (veya onun gösterdiği üçüncü kişiye) devretmeyi yüklenmektedir. İnançlı işlem, kazandırmayı yapan kişiye yani inanana belirli şartlar gerçekleşince, kazandırmanın iadesini isteme hakkı sağlayan bir sözleşmedir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde bunun dava yoluyla hükmen yerine getirilmesi istenebilir.
İnanç sözleşmesi, 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak, yazılı delille kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır.
Açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da, taraflar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek karşı tarafın elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, daktilo veya bilgisayarla yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını taşıyan belge, usulüne uygun onanmamış parmak izli veya mühürlü senetler gibi) “delil başlangıcı” niteliğinde bir belge varsa 6100 sayılı HMK’nın 202 nci maddesi uyarınca inanç sözleşmesi “tanık” dahil her türlü delille ispat edilebilir.
Yazılı delil veya “delil başlangıcı” yoksa inanç sözleşmesinin ikrar (HMK m.188) yemin (HMK m.225 vd) gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır. Davacının yemin deliline dayanması halinde hakimin davacıya bu hakkını hatırlatması gerekir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 09.12.2015 tarihli, 2014/14-516 E. 2015/2838 K. sayılı kararı da bu doğrultudadır.)
3. Değerlendirme
1.Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekili ve dahili davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Davalı kurum harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
14.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!