WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 05 Temmuz 2026

YARGITAY 7. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

7. Hukuk Dairesi         2023/5135 E.  ,  2024/445 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/22 E., 2022/209 K.
KARAR : Davanın kısmen kabulü

Taraflar arasında görülen el atmanın önlenmesi, kâl ve tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili; davacıya ait 102 ada 112 parsel sayılı taşınmaza ve taşınmaza gidiş yolu olan imar kadastro yoluna yönelik davalının müdahalesinin men’i ile davacıya ait taşınmaza ve imar - kadastro yoluna tecavüzlü inşaatların kâl’ine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla verilen zararlar karşılığı olarak şimdilik 59.974,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesi istemiyle dava açmış, yargılama sırasında 25.11.2013 tarihli dilekçesi ile talebini artırmıştır.

II. CEVAP
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.

III. MAHKEME KARARI
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.

2. Yargıtay 1. Hukuk Dairesince; “…bozma nedenine göre sair hususların incelenmesine şimdilik yer olmadığına, öncelikle davada ileri sürülen isteklerden el atmanın önlenmesi ve yıkım isteği ile ilgili olarak keşfen saptanan zemin ve yapı değeri üzerinden peşin harcın alınması, bu zorunluluk yerine getirildiği takdirde davaya devam edilmesi gerekirken, anılan husus göz ardı edilerek işin esası bakımından hüküm kurulmasının doğru olmadığı…” gerekçesiyle karar bozulmuştur.

B. Mahkemece Birinci Bozma Uyularak Verilen Karar
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

C. İkinci Bozma Kararı
1. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karara karşı taraf vekilleri temyiz başvurusunda bulunmuşlardır.

2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesince, karar bozulmuş, karara karşı davacı vekilinin karar düzeltme isteği üzerine Dairece; “…Karabük 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/25 D.İş sayılı dosyasında alınan 18.04.2011 havale tarihli bilirkişi raporunda eski hale getirilme bedelinin 22.750,00 TL, istinat duvarının yıkılıp kaldırılma bedelinin 2.250,00 TL, betonarme yol istinat duvarının yapım bedelinin toplam 34.974,00 TL olduğunun tespit edildiği ve davacının bu zarar bedelleri yönünden dava açtığı, Mahkemece yargılama sonucunda, 06.11.2013 tarihli rapor esas alınarak, eski hale getirme kapsamında toprak taşması ve sıkılaştırma bedeli ile istinat duvarı kaldırma bedeli olarak 79.117,90 TL alacağa hükmedildiği, el atma nedeniyle yol tarafına yapılması gerektiği belirtilen istinat duvarı için alacağa hükmedilmediği, taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddiyle; davacı vekilinin heyelan tehlikesine karşı istinat duvarı yapımı nedeniyle tazminat istemine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde; davacının dava dilekçesinde, heyelan tehlikesinin giderilmesini talep ettiği, delil tespiti dosyasında da heyelan tehlikesinin istinat duvarı yapılmak suretiyle giderileceğinin belirtilmiş olması karşısında, davacının istinat duvarı yapımı bedelini talep etmediğinin söylenemeyeceği, heyelan tehlikesinin var olup olmadığı, varsa davalının müdahalesi sonucu gerçekleşip gerçekleşmediği, davalının müdahalesi sonucunda gerçekleşmiş ise heyelan tehlikesinin nasıl giderilebileceği, eski hale getirilmesi için istinat duvarının yapılmasının gerekip gerekmediği, gerekiyorsa imar planı da nazara alınarak duvar ile birlikte eski hale getirme bedelinin, dava konusu taşınmaz kısmı için ne miktarda olacağı, duvar yapılmadan eski hale getirilme imkanı varsa eski hale getirme bedelinin ne miktarda olacağı uzman bilirkişi kuruluna hesaplattırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yol kenarı istinat duvarı tazminat alacağına yönelik olumlu-olumsuz hüküm kurulmamış olmasının doğru olmadığı; davalı vekilinin istinat duvarı kaldırma bedeli ve yol için belirlenen eski hale getirme bedeline yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Mahkemece 102 ada, 112 parsel içerisine yapılan istinat duvarının kal’ine karar verilmiş olmasına, duvarın kal’i yükümlülüğü davalı da olmasına karşın ayrıca 2.250, 00TL istinat duvarı kaldırma bedeline hükmedilmesinin doğru olmadığı, davacının mülkiyetinde olmayan ve yolda kalan alanda yapılacak düzeltme, sıkılaştırma işi için belirlenen eski hale getirme masrafı davacı tarafından istenemeyeceğinden bu kısım yönünden davacı lehine tazminata karar verilmesinin de isabetsiz olduğu, Mahkemece, 102 ada, 112 parsele yapılan istinat duvarının kaldırma bedeli ve yolda kalan alanda yapılacak düzeltme,sıkılaştırma işi için belirlenen eski hale getirme giderine yönelik davacı taleplerinin reddi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinin de doğru olmadığı, temyiz incelemesi sırasında hükmün açıklanan sebeplerle bozulması gerekirken, yukarıda yazılı gerekçelerle bozulmasının doğru olmadığı…” gerekçesiyle davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin kabulüyle bozma kararının kaldırılmasına, Mahkeme hükmünün değiştirilen gerekçe ile bozulmasına karar verilmiştir.

D. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 18.10.2022 tarihli ve 2022/22 Esas, 2022/209 Karar sayılı kararıyla; dava konusu edilen 102 ada 112 parsele yönelik müdahalenin davalı tarafından gerçekleştirildiği ve halen yol olarak ve istinat duvarı olarak kullanımın devam ettiği, davalının gerek kadastro yoluna gerekse davacının taşınmazına yönelik kullanımının haklı bir neden taşımadığı, davacının hem kendi parseline hem de yola yönelik müdahalenin önlenmesi isteminde haklı olduğu, alınan teknik heyet bilirkişi raporunda belirtildiği üzere davalıya ait hastanenin yapımı için yapılan bina temel kazısı sırasında, davalılarca kendi parsellerinin dışına taşıldığı ve davalıya ait 1492 ada 93 parselin batı cephesinde kadastro yolunun kazı sırasında kullanılamaz hale getirildiği, sonrasında üst kottaki davacıya 1492 ada 112 parsele doğru kazı işlemine devam edilerek yok edilen kadastro yolunun yeniden bu parsel üzerinden oluşturulduğu, mevcut durumda davacının zararının fen bilirkişi raporunda da tespiti yapılan 694,27 metrekarelik arazinin kullanılamaması olduğu, fiili durumda davacıya ait taşınmazın 694,27 metrekarelik kısmı yol olarak kullanılmakta olup geri kalan kısmın mevcut haliyle durduğu, bunun haricinde her ne kadar taşınmazın önceki halinin de aşırı eğimli olmasına karşın, yapılan tecavüz ve yol kazısı nedeniyle davacıya ait taşınmazın hastane tarafına bakan doğu cephesindeki eğimin daha da arttığı ve özellikle parselin alt kısmındaki heyelan riski arttığı, bu kapsamda taşınmazın kalan kısmının kullanılabilmesi için bu alt kotta bir koruma yapısının yapılması gerektiği mevcut istinat duvarının yeterli olmayabileceği, bu bölgedeki heyelan riskinin giderilmesi için püskürtme beton ve hasır demir ile koruma imalatının yapılabileceği, davacının taşınmazının davalının dava konusu el atma fiilinden önceki eski haline getirilmiş olarak davacının taşınmazının tamamını kullanabileceği, yapılması gereken püskürtme beton ve hasır demir ile koruma imalatının bilirkişi raporunda hesaplandığı üzere dava tarihi itibarıyla 42.705,01 TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüyle el atmanın önlenmesine ve tazminata karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.

B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın yeni malikinin kararda belirtilmesi gerektiğini, yine taşınmazın ada numarasının 102 değil artık 1493 olduğunu belirterek kararın düzeltilerek onanmasını ya da bozulmasını istemiştir.

2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; yapılan tashih işleminin hatalı olduğunu, infazın olanaksız hale geldiğini, alacak temlik edilmeden davacının taşınmazı satması karşısında artık bir alacağı kalmadığını, hem eski hale getirme hem de heyelana yönelik olarak duvar ve püskürtme işlemi yapılmasının mükerrer tahsilata sebebiyet vereceğini, davacı lehine hükmedilen vekalet ücretinin fazla olduğunu, talebin zamanaşımına uğradığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava; el atmanın önlenmesi, kâl ve tazminat istemlerine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
Hemen belirtilmelidir ki, mülkiyet hakkı gerek Anayasa ve yasalarla gerekse Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve ek protokolleri ile kabul edilmiş temel haklardandır.

Eşyaya bağlı ayni haklardan olan mülkiyet hakkı herkese karşı ileri sürülebileceği gibi, hakka yönelik bir müdahale durumunda ne zaman gerçekleştiğine bakılmaksızın, ileri sürüldüğü andaki hak sahibi tarafından her zaman koruma istenebileceği de kuşkusuzdur. Anılan korumanın istenmesi durumunda da hakkın kötüye kullanıldığından söz edilebilmesine hukuken olanak yoktur.

Diğer yandan; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 683 üncü maddesinde; malikin hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, tasarrufta bulunma, yararlanma yetkilerine sahip olduğu, malını haksız olarak elinde bulunduran kişiye karşı her türlü el atmanın önlenmesi davası açabileceği öngörülmüştür.

3. Değerlendirme
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı HMK’nın geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasının atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı HUMK’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birisinin varlığı halinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, bozma ilamı doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılmak suretiyle verilen kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

24.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.