7. Hukuk Dairesi 2023/5133 E. , 2024/280 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/779 E., 2022/494 K.
KARAR : Asıl ve birleştirilen davaların ayrı ayrı kabulüne
Taraflar arasındaki asıl ve birleştirilen davalarda tazminat ve ecrimisil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Mahkemece asıl ve birleştirilen davaların ayrı ayrı kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili; müvekkillerinin 925 ada 26 parsel sayılı taşınmazda hissedar olduklarını, davalıya ait olan 64 parsel sayılı taşınmazda bulunan binanın bir kısmının vekil edenlerine ait parsele taştığını, davalı tarafından tecavüz edilen kısmın yıktırılmasının hem vekil edenlerinin hem de davalının binasını tehlikeye sokacağını, davalıya ait binanın tamamının yıktırılması halinde ise binanın değerinin yıktırılacak olan kısımdan fazla olduğunu ileri sürerek tecavüz edilen kısım için 2.500,00 TL, taşan kısmın davalı tarafından kullanımı süresince 2.500,00 TL ecrimisilin davalıdan alınarak davacılara verilmesini talep etmiştir.
Birleştirilen davada davacılar vekili; davalı bankaya ait 925 ada 64 parsel sayılı taşınmazda bulunan binanın bir kısmının müvekkillerine ait 26 parsel sayılı taşınmazda kaldığını, müvekkillerinin davalı tarafından kendi arsalarına taşan kısmı uzun yıllardır kullanamadıklarını, buna ilişkin daha önceden Van 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/99 Esas sayılı dosyasında dava açtıklarını, bu davada fazlaya ilişkin hakları saklı kaldığını, 2015/99 Esas sayılı dosyada hükme esas alınan bilirkişi raporunda 218.200,00 TL'lik haksız el atma tazminatı ile dava tarihinden önceki 5 yıllık süre açısından 131.673,40 TL'lik ecrimisil alacağı hesaplandığını, bu dosyada ıslah haklarını kullanmadıklarını ileri sürerek, hüküm altına alınan miktarın mahsup edilmesinden sonra kalan 215.700,00 TL üzerinden önceki dosyada 5 yıllık ecrimisil bedeli alacağı belli olmadığından şimdilik 2.500,00 TL ecrimisil bedeli ile birlikte toplamda 218.200,00 TL tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; zamanaşımı def’inde bulunduklarını, vekil eden bankanın devlet bankası olduğunu, inşaatın yapımı sırasında gerek kendi bünyesinde ve gerekse Çevre Şehircilik İl Müdürlüğü ve Van Belediyesi mühendisleri tarafından yapılan denetimler ile binanın inşa edildiğini, davaya konu taşmanın olduğu yerin vekil edeninin özel mülkiyeti olmadığını, davalının başkasının özel mülkiyetine kasti olarak girmesinin söz konusu olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Yargıtay 8. Hukuk Dairesince: “…tazminat yönünden yapılan temyiz incelemesinde; davacıların ecrimisil ile birlikte taşan kısmın bedelinin ödenmesini talep ettiği, dava konusu taşkın kısmın arazi bedeli talebi temliken tescil isteğine ilişkin olup Mahkemece temliken tescilin şartlarının araştırılması gerektiği, yapının değeri açıkça arazinin değerinden fazlaysa iyi niyetli tarafın uygun bir bedel karşılığında yapının ve arazinin tamamının veya yeterli bir kısmının mülkiyetinin malzeme sahibine verilmesini isteyebileceği, temliken tescil şartlarının oluşup oluşmadığı, taşan kısmın ifrazının mümkün olup olmadığı hususları araştırılmadan eksik inceleme ile hüküm kurulmuş olmasının doğru olmadığı, ecrimisil yönünden yapılan temyiz incelemesinde ise; dava konusu taşınmaza davalı banka tarafından yapılan inşaatın 10,91 m² taştığının 21.01.2016 havale tarihli teknik bilirkişi raporundan da anlaşıldığı, …Mahkemece yukarıda belirtilen esaslara uyulmadan, bilirkişi tarafından nasıl hesaplandığı anlaşılmayan 131.678,040 TL ecrimisil bulunduğunun belirtilmiş olmasının doğru olmadığı…” gerekçeleriyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 23.06.2022 tarihli ve 2021/779 Esas, 2022 /494 Karar sayılı kararıyla; davacılara ait 925 ada 107 parsel sayılı taşınmaza, davalıya ait olan komşu 925 ada 64 parselin bina yapılmak suretiyle 10,91 metrekare kadar tecavüzlü olduğu, taşkın olan 10,91 metrekarelik alanda bulunan yapının değerinin (2.155.090,00 TL) taşkın alanın(218.200,00 TL) değerinden açıkça fazla olduğu, belediyenin yazı cevabına göre taşan kısmın İmar Yönetmeliği uyarınca ifrazının mümkün olduğu, dosya kapsamına göre ise malzeme sahibi olan davalının kötü niyetli olarak yapıyı yaptığına yönelik herhangi bir delilin olmadığı, malzeme sahibinin 4721 sayılı Kanunun 3 üncü maddesi uyarınca iyi niyetli olduğunun kabulü gerektiği, TMK’nın 724 üncü maddesinde belirtilen şartların tümüyle gerçekleştiği gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davaların ayrı ayrı kabulüne, 218.200,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan alınarak güncel tapu kaydındaki paylara göre davacılara verilmesine, dava konusu 925 ada 107 parsel (eski 925 ada 26 parsel) sayılı taşınmazda, 21.01.2016 havale tarihli teknik bilirkişi raporunda ve ekindeki krokide taralı olarak gösterilen 10,91 metrekarelik alanın tapu kaydının ifrazen iptali ile iptal edilen bu kısmın 925 ada 64 parsel sayılı taşınmaza eklenmek üzere tapuya kayıt ve tesciline; asıl ve birleştirilen davalar bakımından taleple bağlı kalınarak toplam 5.000,00 TL ecrimisilin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizle birlikte davalıdan alınarak güncel tapu kaydındaki paylara göre davacılara verilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bilirkişilerce hatalı ölçüm yapıldığını, dava konusu taşınmaza bir tecavüzlerinin bulunmadığını, kullanıma zımni muvafakat bulunduğunu, ecrimisil hesabının hatalı yapıldığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, temliken tescil kaynaklı tazminat ve ecrimisil talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
Yasal ayrıcalıklar dışında, TMK’nin 684/1 ve 718/2 nci maddeleri hükümlerine göre, arazinin mülkiyeti ve buna bağlı olan tasarruf hakkı o arazide kalıcı olmak koşuluyla yapılan şeyleri de kapsar TMK’nin 725 inci maddesinde bu kuralın istisnalarından birisi düzenlenmiş, böylece muhdesatla arasındaki bağlantı kesilmiş bina sahibine bazı koşulların oluşması halinde ayrılmaz parça niteliğindeki taşkın yapı için üzerinde bulunduğu taşınmaza malik olabilme olanağı tanınmıştır. Bunun için, tapuya kayıtlı özel mülkiyete konu bir taşınmaz üzerinde, temelli kalması amacıyla yapılan binanın ayrılmaz parçası yine tapuda kayıtlı üçüncü kişiye ait taşınmaza taşkın yapılmış olmalıdır.Taşkın inşaat, taşkın yapı ile iki komşu taşınmazı fiilen birleştirmekte, ekonomik bir bütünlük oluşturmaktadır. Bu özelliğinden dolayı taşkın yapıya dayanan temliken tescil isteği taşınmaza bağlı kişisel hak niteliğindedir. Taşılan arazi malikinin devir borcu eşyaya bağlı bir borç olduğundan inşaat maliki hakkını taşılan arazinin her malikine karşı kullanabilir. Yeni malikler de Türk Medeni Kanununun 725 inci maddesinde belirtilen haklardan yararlanabilecekleri gibi borçlardan da sorumlu olur.
Bu tür davalarda taşkın yapıyı yapan kişinin taşınmazı lehine, taşırılan arazi üzerinde bir irtifak hakkı yoksa durum ve koşullar da haklı gösterdiği takdirde taşkın yapıyı yapan kimse, taşan kısım için uygun bir bedel karşılığında irtifak hakkı kurulmasını veya bu kısmın bulunduğu arazi parçasının mülkiyetinin kendisine devredilmesini isteyebilir. TMK’nın 725 inci maddesine dayanılarak tescil talebinde bulunulabilmesi bazı koşulların varlığına bağlıdır; a) Birinci koşul, malzeme sahibinin iyiniyetli olmasıdır. TMK’nın 725 inci maddesi hükmünden açıkça anlaşılacağı üzere, taşkın yapının bulunduğu arazi parçasının mülkiyetinin yapı sahibine verilebilmesi için öncelikli koşul iyi niyettir. Öngörülen iyiniyetin TMK’nın 3 üncü maddesinde hükme bağlanan sübjektif iyiniyet olduğunda da kuşku yoktur. Bu kural, taşkın inşaatı yapan kimsenin, elattığı taşınmazın başkasının mülkü olduğunu bilmemesini veya beklenen tüm dikkat ve özeni göstermesine karşılık bilebilecek durumda olmamasını ya da taşkın inşaat yapmakta haklı bir sebebinin bulunmasını ifade eder. İyiniyetin varlığı iddia ve savunmaya bakılmaksızın mahkemece re’sen araştırılmalıdır. Ne var ki, 14.02.1951 tarihli ve 17/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi olay ve karinelerden, durumun özelliklerine göre kendisinden beklenen dikkat ve özeni göstermemiş olduğu açık bulunan taşkın inşaat sahibinin temliken tescil talebinde bulunması mümkün değildir. Çünkü bu gibi durumlarda kötü niyet karşı tarafın ispatı gerekmeden belirlenmiş olur. Ayrıca iyi niyet inşaatın başladığı andan tamamlandığı ana kadar devam etmelidir. (Sübjektif koşul) b) İkinci koşul, yapı kıymetinin taşılan arazi parçasının değerinden açıkça fazla olmasıdır. TMK’nin 725 inci maddesinde “durum ve koşulların haklı kılması” şeklinde ifade edilen husus uygulama ve doktrinde inşaatın yıkılması ile inşaat sahibinin uğrayacağı zarar veya yıkılmaması halinde arsa malikinin arsasının uğrayacağı değer kaybının karşılaştırılması şeklinde değerlendirilmektedir. Kastedilen değer sadece taşılan arazinin değerinden ibaret değildir. Bu değerin içinde arazi sahibinin taşılan kısım dışında kalan arazisinin uğrayacağı değer kaybı da vardır. Arsa malikinin arsasının uğrayacağı değer kaybı uzman bilirkişilerden rapor alınmak suretiyle TMK’nin 4 üncü, TBK’nin 50 nci maddesi uyarınca ve aynı zamanda sebepsiz zenginleşmeyi önleyecek biçimde dava tarihine ve objektif esaslara göre tespit ve takdir edilmelidir. (Objektif koşul) c) Üçüncü koşul ise taşkın inşaat yapanın, taşınmaz malikine bu bedeli ödemesidir. Taşkın inşaatın yıkılması gerekmiyorsa, mahkemece yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda belirlenecek bedel arsa sahibine ödenmek üzere depo ettirilmelidir. d)Yukarıda değinilen üç koşulun yanısıra, mahkemece iptal ve tescile karar verilebilmesi için taşkın yapının zeminindeki arazi parçasının ana taşınmazdan ifrazının da mümkün olması gereklidir.
3. Değerlendirme
1. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında Bölge Adliye Mahkemelerinin Resmî Gazete'de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanun'un temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin, yine aynı maddenin ikinci fıkrasında ise Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce aleyhine istinaf yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanun'un 427 ile 444 üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı, yani bu kararlara ilişkin dosyaların Bölge Adliye Mahkemelerine gönderilemeyeceği belirtilmiştir. Bu durumda 20 Temmuz 2016 tarihinden önce verilen kararlar, kanun yoluna başvurma tarihi ne olursa olsun, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 427 nci ve 444 üncü maddelerindeki temyize ilişkin hükümlere tâbi olup, dosyanın temyiz incelemesi için Yargıtay Başkanlığına gönderilmesi gerekmektedir. Buna karşılık 20 Temmuz 2016 tarihinde ve sonrasında verilen temyiz incelemesinden geçmeyen kararlara karşı yasa yoluna gidilmesi hâlinde ise 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341-360 ncı maddesindeki istinafa ilişkin hükümlerinin uygulanması için Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesi zorunludur.
2. Hemen belirtilmelidir ki, daha önce Yargıtay denetiminden geçen asıl davanın “İstinaf” kanun yoluna tâbi olmadığı açıktır. Ne var ki birleştirilen Van 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/202 Esas sayılı davası yönünden ise karar tarihi 23.06.2022 olup bu dava ile ilgili daha önce Yargıtay'ın bir denetimi de söz konusu olmadığından anılan kararların ''İstinaf'' kanun yoluna tâbi olduğu anlaşılmaktadır.
3. Hâl böyle olunca, davaların birleştirilmekle bağımsız dava olma özelliğini kaybetmedikleri gözetilerek, ''İstinaf'' kanun yoluna tâbi olduğu anlaşılan birleştirilen dosyanın istinaf incelemesi yapılmak üzere ilgili Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesi, sonucunda verilen kararın temyiz edilmesi hâlinde dosyanın temyiz incelemesi yapılmak üzere Dairemize gönderilmesi (anılan dosyalar temyiz edilmese dahi temyize tâbi olan asıl davanın gönderilmesi) için dosyanın Mahkemesine iadesi gerekmektedir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Dosyanın MAHKEMESİNE İADESİNE,17.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!