7. Hukuk Dairesi 2023/485 E. , 2024/1371 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/726 E., 2022/1571 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 18. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/378 E., 2019/361 K.
Taraflar arasındaki mülkiyet hakkına dayalı el atmanın önlenmesi ve ecrimisil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın el atmanın önlenmesi talebi yönünden kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün kaldırılmasına ve davanın her iki talep yönünden kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince 14.12.2022 tarihli ek karar ile temyiz dilekçesinin miktar itibarıyla reddine karar verilmiştir.
Ek karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Dosya içeriğine göre davacı, mülkiyetten kaynaklı üstün hakkı sebebiyle dava konusu taşınmaza el atmanın önlenmesi ile ecrimisil talebinde bulunmuş; davalı ise satış vaadi sözleşmeleri uyarınca dava konusu taşınmazı kullandığını savunmuştur. Davalının mülkiyetten kaynaklı üstün hakkı bulunmadığından dava değeri, el atılan taşınmazın tamamının değeri olan 265.000,00 TL'dir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen miktar itibarıyla Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibarıyla kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin üstünde olduğundan temyizinin olanaklı bulunduğu kabul edilmelidir.
Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesince temyiz dilekçesinin miktardan reddine ilişkin ek kararın hatalı olduğu anlaşılmakla; 14.12.2022 tarihli ek kararın bozularak ortadan kaldırılması gerekmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle, ek karar ile İlk Derece Mahkemesince hazırlanan 28.11.2022 tarihli kesinleşme şerhinin kaldırılmasına karar verildikten sonra; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilerek Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, dava konusu 7261 ada 2 parselde kayıtlı iki dükkanlı kârgir apartmanda davalı ve dava dışı kişilerle iştirak halinde malik olduğunu, davalının haklı ve geçerli bir neden olmaksızın taşınmazın tamamını kullanmak suretiyle kullanımını engellediğini, sözlü uyarılardan sonuç alınamadığını ileri sürerek davalının haksız el atmasının önlenmesine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla geriye dönük 5 yıllık dönem için 50.000,00 TL ecrimisilin yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı, dava konusu taşınmazın davacıya miras yoluyla intikal ettiğini, taşınmazı dava dışı ..'ndan Ankara 5. Noterliğinin 31.05.2001 tarih ve 8481 yevmiye sayılı "İşletme ..." ile devralıp o tarihten beri ticaret yapmaya devam ettiğini, sonraki yıllarda ise davacı ile birlikte mirasçı olan diğer paydaşların payını satın alarak tüm binanın yaklaşık % 60'ına sahip olduğunu, bugüne kadar kullandığı dükkan hariç binanın başka hiçbir yerini kullanmadığını belirterek haksız davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; "...çekişme konusu taşınmazın büyük bir kısmının boş ve kullanılamaz durumda olduğu, zemin kattaki dükkanı davalının taşınmazı satış vaadi sözleşmesine istinaden kullandığı ancak tapu kayıt maliki sıfatıyla üstün hak sahibi olan davacının payına yönelik müdahalenin önlenmesini isteme hakkına sahip olduğu gerekçesiyle davalının haksız müdahalesinin önlenmesine; malik olan bir kısım paydaşların payını gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile satın alarak taşınmazı kullanan davalının iyi niyetli zilyet durumunda olduğu, intifadan men edildiğinin kanıtlanamadığı gerekçesiyle ecrimisil isteminin reddine" karar vermiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili, dava dilekçesinin içeriğini yineleyerek ecrimisil talebinin reddine karar verilmesinin doğru olmadığını dile getirmiştir.
2. Davalı vekili, cevap dilekçesinin içeriğini yineleyerek ecrimisil talebinin reddine karar verilmesinin doğru olduğunu; ancak el atmanın önlenmesine ilişkin talebin de reddedilmesi gerektiğini, dava konusu taşınmazda el birliği ile mülkiyet söz konusu olduğunu, kullandığı alanın kendi payından fazlasına tekabül edip etmediğinin tespit edilmesi ve bunun sonucunda gerekli görülürse müdahalenin men'ine karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve değerlendirme ile müdahalenin men'i yönünde hüküm tesis edilmesinin hatalı olduğunu belirtmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...davalının, paylı mülkiyete tâbi taşınmaz bakımından davacının katılmadığı satış vaadi sözleşmesine dayalı kullanımının hukuken korunamayacağı, davacının tarafı olmadığı sözleşmenin kendisi bakımından bağlayıcı olmayacağı gözardı edilerek ecrimisil talebinin reddine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davalının istinaf nedenlerinin esastan reddine, davacının istinaf nedenlerinin kabulü ile yeniden hüküm kurulmasına; davacının payına isabet eden 5.198,00 TL ecrimisilin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davalının müdahalesinin men'ine" kesin olmak üzere karar vermiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; karara karşı temyiz kanun yolunun açık olduğunu, taşınmazın değeri ile ecrimisil bedelinin toplamı üzerinden dava değerinin belirlenmesi gerektiğini, davacıya miras yoluyla intikal eden binanın altındaki dükkanı müvekkilinin ilk olarak ... isimli şahıstan Ankara 5. Noterliğinin 31.05.2001 tarih ve 8481 yevmiye numaralı “işletme hakkı devir senedi” ile devir aldığını, sonraki yıllarda ise davacı ile birlikte elbirliği ile hissedar olan diğer hissedarların hisselerini 27.12.2010 tarihinde gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile devraldığını, böylelikle müvekkilinin tüm binanın yaklaşık % 60’ına sahip olduğunu, taşınmazın diğer kısımlarının boş ve fiilen atıl durumda olduğunu, davacının taşınmazdaki hissesi de düşünüldüğünde el atmanın önlenmesi davasının reddi gerekirken kabulü yönünde verilen kararın bozulması gerektiğini, ayrıca taşınmazı satış vaadi sözleşmesine dayalı olarak kullanan müvekkilinin işlettiği dükkan için intifadan men olgusunun gerçekleşmemiş olması nedeniyle ecrimisil talebinin de haklı olmadığını dile getirmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, mülkiyet hakkına dayalı el atmanın önlenmesi ve ecrimisil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 683 ve devamı maddeleri.
2. Gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, hak sahibinin hak sahibi olmayan zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarihli ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir (YHGK'nın 25.02.2004 tarihli ve 2004/1-120-96 sayılı kararı).
3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalının mülkiyetten kaynaklı üstün hakkı bulunmadığından davacının hissedar olduğu taşınmaza el atmasının önlenmesine karar verilmesinde ve ecrimisile hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Bölge Adliye Mahkemesince verilen 14.12.2022 tarihli ek kararın BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.03.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!