WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 01 Temmuz 2026

YARGITAY 7. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

7. Hukuk Dairesi         2023/4693 E.  ,  2024/1059 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/175 E., 2023/283 K.
KARAR : Usulden ret

Taraflar arasındaki inşaat sözleşmesi gereğince davacının murisine yüklenici sıfatıyla verilmiş olduğu iddia edilen taşınmazın tapusunun miras payı oranında iptali ile tescili; ikinci kademede ise tazminat istemli davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda; Dairemizce Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın aktif husumet dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.

Mahkeme kararı, davacı ile davalı vekilleri tarafından ayrı ayrı temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı tarafın erkek kardeşinin eşi olduğunu, davalı tarafça müvekkilinin murisi olan ...’ın hak sahibi olduğu 269 ada 66 parselde kayıtlı 20 numaralı dükkanın dava dışı ... ve ...’ten satın alınmış gibi gösterilmek suretiyle hak sahibi olduğunu, oysa bu taşınmazın gerçek malikinin müvekkilinin muris babası ... olduğunu, adı geçen murisin zamanında yüklenici olduğunu ve bu taşınmazı 24.06.1992 tarihli adi yazılı arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi ile hak etmiş olduğunu, inşaat tamamlanınca tapuda kat irtifakı kurulurken 2005 yılında kat irtifakı ile birlikte davalıya satış gösterildiğini, tescilin yolsuz olduğunu, davalının bir bedel ödemediğini, söz konusu dükkanın davalının eşi ile ortak muris ...’a ait olduğunu, inşaat devam ederken murisin vefat ettiğini, geri kalan işlemlerin yüklenici olarak müvekkiline devredildiğini, inşaatın murisin oğulları tarafından tamamlandığını, müvekkilinin kardeşi ... tarafından davalı eşine satış yapıldığını ve davalının söz konusu dükkanı almasının maddi olarak mümkün olmadığını belirterek taşınmazın davalı adına kayıtlı olan tapu kaydının miras payı oranında iptali ile müvekkili adına tescilini; aksi halde tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili, cevap dilekçesinde; Yasa'nın öngördüğü 10 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiğini, taşınmazın satın alındığı 8 yıldan sonra açılan bu davanın kötüniyetli olduğunu, müvekkilinin ...’ın mirasçısı olmadığını, dava konusu taşınmazın murisin terekesine dahil olmadığını, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin resmi şekilde yapılmadığını, sözleşmenin geçersiz olduğunu, murisin sözleşme gereği arsa sahiplerine teslim edeceği daireleri vefat edinceye kadar henüz tamamlamadığını, bu yüzden sözleşme gereği hak kazanmadığını, taşınmazın hala tamamlanmadığını, mirasçılarının kalan inşaatı tamamlamalarının mümkün olmadığını ve davacının dava konusu dükkanla herhangi bir ilgisinin bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.

III. SON BOZMADAN ÖNCEKİ YARGILAMA AŞAMALARI
1. Sinop 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 22.06.2016 tarihli ve 2013/87 Esas, 2016/329 Karar sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiştir.

2. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı, davacı vekilinin temyiz isteminde bulunmasıyla; Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 16.01.2018 tarihli ve 2017/1514 Esas, 2018/321 Karar sayılı kararında belirtilen; “...dava konusu 269 ada 66 parselde bulunan 20 numaralı bağımsız bölümün arsa sahipleri tarafından davalı ...'a tapuda resmi senet ile devredilmiş olduğu, davalı tarafın yüklenici olduğu iddia edilen ...'ın mirasçılarından biri olan ...'ın eşi olduğu, dosyaya sunulan basit yazılı kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince dava konusu taşınmazın davacı yükleniciye kalan yerlerden olup olmadığının belirlenmesinin gerektiği, dava konusu taşınmazın kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince yükleniciye kalan yerlerden olduğunun anlaşılması halinde yüklenici murisin tüm mirasçılarının hak sahibi olacağı gözetilerek davalı ...'ın TMK’nın 1023. maddesi uyarınca hukuki korumadan yararlanıp yararlanmayacağı belirlendikten sonra davanın esası hakkında karar verilmesinin gerektiği...” gerekçesiyle Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

IV. SON BOZMA VE BU BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bozma sonrası yapılan yargılama sonucunda; Sinop 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 13.01.2022 tarihli ve 2019/11 Esas, 2022/34 Karar sayılı kararıyla davanın kabulü ile; "Sinop ili, Merkez ilçesi, Yeni mahallesi 269 ada 66 (tevhit işlemi sonrası 80 parsel) parsel Zemin bağımsız bölüm no:20 galeri katlı dükkan nitelikli taşınmazda davalı ... adına olan tapu kaydının 1/3 oranında iptali ile davacı ... adına tapuda kayıt ve tesciline" karar verilmiştir.

2. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı, davalı vekilinin temyiz isteminde bulunmasıyla; Dairemizin 09.11.2022 tarihli ve 2022/1659 Esas, 2022/6709 Karar sayılı kararında belirtilen “...muris ...’ın mirasçılık belgesine göre davacıdan başka dava dışı iki mirasçısının daha bulunduğu, davalının murisin dava dışı mirasçısı olan ...’ın eşi olduğu, ...’ın hayatta olması nedeniyle davalının muris terekesine göre üçüncü kişi konumunda olduğu, davacının elbirliği halinde mülkiyet hükümlerine tabi olan murisin terekesine dahil olduğunu iddia ettiği taşınmaza ilişkin miras payı oranında adına tescili istemiyle diğer mirasçılar aleyhine dava açabilirlerse de terekeye karşı üçüncü kişi durumundaki kişiler aleyhine miras payına yönelik olarak dava açmasının hukuken mümkün bulunmadığı, eldeki dava miras payına yönelik olduğundan tereke temsilcisinin miras payına yönelik davaya devam edebilme olanağının bulunmadığı, bu nedenle davalı ...’ın kayıt maliki olduğu taşınmaz yönünden açılan davanın aktif dava ehliyeti yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesinin isabetsiz olduğu...” gerekçesiyle Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Son Karar
Sinop 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 22.06.2023 tarihli ve 2023/175 Esas, 2023/283 Karar sayılı kararında belirtilen “...davacının eldeki davada aktif husumetinin bulunmadığı, aktif husumet dava ehliyetinin kamu düzenine ilişkin ve dava şartı olduğu, yargılamanın her aşamasında dikkate alınmasının gerektiği, önceki bozma ilamlarının ve yapılan yargılamanın aktif husumetin değerlendirilmesi açısından davacı lehine usuli kazanılmış hak oluşturmayacağı, aktif husumetin bulunup bulunmadığının incelenmesinin gerektiği, her ne kadar davacı taraf diğer mirasçılar adına açılan davanın birleştirilmesini ve/veya eldeki davada netice-i taleplerini ıslah etmek için kendilerine ve temsilciye süre verilmesini talep etmiş iseler de eldeki davada davacı tarafın aktif husumetinin bulunmadığı, taleplerinin yargılamayı uzatacağı, sonuca etkili olmayacağı...” gerekçesiyle davanın aktif husumet dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davacı vekili ile davalı vekili ayrı ayrı temyiz isteminde bulunmuşlardır.

B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili yönünden;
-Kararın kazanılmış hakları ihlal eder nitelikte olduğunu,

-Bir önceki bozma kararına uyularak taraflar yararına usuli kazanılmış hakkın doğduğunu,

-Bozma kararına uyan mahkemenin kesinleşen kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremeyeceğini,

-Müvekkili tarafından kendi miras hissesi oranında dava açmış olmasının tüm mirasçılar adına açılması sonucunda alınacak karar ile aynı sonucu doğuracağını,

-Bu sebepten ötürü davanın usulden reddine yönelik verilen kararın hak ihlali niteliğinde olduğunu,

-Terekenin paylaşıldığını,

-Davayı tereke temsilcinin takip ettiğini ve davanın usulüne uygun olarak açıldığını,

-Bozma ilamı doğrultusunda dava açılarak eldeki dava ile birleştirilmesine yönelik taleplerinin de reddedildiğini, bu kararın da usul ekonomisi ilkesine aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

2. Davalı vekili yönünden;
-Davacının talebinin yerine getirilmesinin mümkün olmadığını,

-Yapılan temlikin hukuken geçerli olduğunu,

-Taşınmazın kat irtifakı kurularak statüsünün değiştiğini,

-İrsen intikal eden miras ve elbirliği halinde mülkiyetin söz konusu olmadığını,

-Müvekkilinin arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin tarafı olmadığını,

-Davalı aleyhine açılan davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmesinin gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, inşaat sözleşmesi gereğince davacının murisine yüklenici sıfatıyla verilmiş olduğu iddia edilen taşınmazın tapusunun miras payı oranında iptali ile tescili; ikinci kademede tazminat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6100 sayılı Kanun'un 114 ve 115 inci maddeler.

2. Türk Medeni Kanunu'nun “Miras ortaklığı” başlıklı 640 ıncı maddesinde; Birden çok mirasçı bulunması halinde, mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana gelir. Mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahip olurlar ve sözleşme veya kanundan doğan temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler.

3. Tereke (miras ortaklığı) TMK'nın 701 ve devam eden maddeleri uyarınca elbirliği (iştirak) mülkiyetine tâbidir. Elbirliği mülkiyeti, Yasa veya Yasa'da gösterilen sözleşmeler uyarınca, aralarında ortaklık bağı bulunan kişilerin, bu ortaklık nedeniyle bir mala veya hakka birlikte malik olmaları durumudur. TMK'nın 701-703 üncü maddelerinde düzenlenen bu tür mülkiyetin (ortaklığın) tüzel kişiliği olmadığı gibi ortaklardan her birinin doğrudan doğruya bir hakkı da bulunmamaktadır. Mülkiyet, bir bütün olarak ortakların hepsine aittir. Başka bir deyişle, ortaklık tasfiye ile sona erinceye kadar ortaklardan her birinin ayrı bir mal veya hakkı olmayıp, hak sahibi ortaklıktır.
4. Elbirliği hâlinde mülkiyet türünde malikler, mülkiyet payları ayrılmadığından paydaş değil, ortaktır. Bu ilke TMK'nın 701 inci maddesinde; “...Kanun ve kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca oluşan topluluk dolayısıyla mallara birlikte malik olanların mülkiyeti, elbirliği mülkiyetidir.’’ şeklinde hüküm altına alınmıştır.

5. Kural olarak davacı sıfatı (aktif husumet ehliyeti) hakkın malikine, davalı sıfatı (pasif husumet ehliyeti) ise o hakka uymakla yükümlü olan kişiye aittir. Husumet konusu, kamu düzenine ilişkin dava şartı olduğundan davanın her safhasında ileri sürülebilir ve mahkemece de re'sen dikkate alınması gerekir.

3. Değerlendirme
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı ile davalı vekillerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekili ile davalı vekilinin ayrı ayrı ileri sürdükleri ve yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

22.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.