7. Hukuk Dairesi 2023/394 E. , 2024/378 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1743 E., 2022/2196 K.
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Beykoz 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/214 E., 2021/492 K.
Taraflar arasındaki vasiyetnamenin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul/kısmen reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili ile bir kısım davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; miras bırakan ...'ın 20.01.2005 tarihinde vefat ettiğini, vefatından sonra Üsküdar 3. Noterliğinin 24.12.2002 tarih ve 55872 yevmiye numarası ile tanzim edilmiş düzenleme şeklinde vasiyetnamesinin ortaya çıktığını, Beykoz Sulh Hukuk Mahkemesinin halen derdest 2005/401 Esas sayılı dosyasından vasiyetnameye ilişkin dava açmak üzere kendilerine ... verildiğini, vasiyetnamenin miras bırakan ...'ın gerçek iradesini yansıtmadığını, müvekkillerin miras bırakanı ... ...'ın aynı zamanda ...'ın kardeşi ...'in oğlu olduğunu ve ... tarafından evlat edinildiğini, her şeyden önce vasiyetnamenin düzenlendiği tarihte miras bırakanın 90 yaşında olduğunu, vasiyetname ile mirasın tamımının kardeşi ...'in diğer erkek çocukları olan davalılara manevi baskı sonucu vasiyet ettiğini, oysa miras bırakanın 40 yıl boyunca özellikle ... eşi ... tarafından bakılıp gözetildiğini, vasiyetnamenin miras bırakanın hem yaşlılığı, hem de diğer bütün mirasçıları dışlayarak kardeşinin erkek çocuklarını mirasçı tayin etmesi sebebiyle kanuna aykırı olduğunu, belirterek, vasiyetnamenin iptaline, saklı paylarındaki tasarrufların tespiti ile tenkisine karar verilmesini talep etmiştir.
2. İlk Derece Mahkemesince davacıların tenkis istemi tefrik edilmiş, ayrı ve yeni esas numarası verilmesine karar verilerek yargılamaya vasiyetnamenin iptali istemi yönünden devam olunmuştur.
II. CEVAP
1. Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; vasiyetnamenin hiçbir baskı altında olmadan miras bırakanın gerçek iradesine uygun ve doktor raporu alınarak düzenlendiğini, davacıların miras bırakanı ve kendilerinin kardeşi olan ... öldükten sonra davacıların hiçbir şekilde amcaları ... ve eşi ... ile ilgilenmediklerini, davacıların miras bırakanı ... ...'ın 1985'ten sonra müteveffa tarafından evlat edinildiğini, babaları olan miras bırakanın yaşlandığında tüm hayvanlarını satarak bedelini davacıların miras bırakanına verdiğini, vasiyetnamenin şekil şartları bakımından geçerli olduğunu, davacıların hiçbir şekilde mirası haketmediklerini belirterek, davanın reddini savunmuşlardır.
2. Davalı ..., ... ve ... tarafından ayrı ayrı verilen 26.11.2013 tarihli dilekçeler ile açılan davayı kayıt şartsız kabul ettiklerini belirtmişlerdir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 16.11.2021 tarihli ve 2019/214 Esas, 2021/492 Karar sayılı kararında "...vasiyetnamenin iptali sebeplerinin TMK'nın 557. maddesinde sınırlı olarak sayıldığı, davacıların dayandıkları iptal sebeplerinin varlığını ispat edemediği, ... bir kısım davalılar yönünden ise davayı kabule yönelik beyanları esas alınarak hüküm kurulması gerektiği..." gerekçeleriyle "... 1-Davacılardan ... yönünden davanın (muris ...’ın mirasçısı olmadığından) aktif husumet yokluğundan reddine, 2-Davalılardan ..., ..., ...’a açılan davanın davayı kabul beyanında bulunmaları nedeniyle kabulü ile ... vasiyetnamenin iptaline, 3-Diğer davalı ... yönünden davanın reddine..." karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesi kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ile bir kısım davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacılar vekili dava dilekçesinde dayandığı hususları tekrarla; ... ve eşine tüm hayatları boyunca müvekkilleri ve müvekkillerinin miras bırakanı ... ...'ın baktığını, ... ...'ın 11.04.2002 tarihinde geçirdiği bir trafik kazası sonucunda vefat ettiğini ve bu kazada kızı ile birlikte müvekkil ...'ın da ağır yaralandığını, tüm olumsuzluklara rağmen müvekkil ...'ın felçli hali ile gerek kızları gerekse de damatlarının, defalarca Mesudiye’ye giderek miras bırakan ... ile ilgilendiklerini, miras bırakanın önce davalı ... lehine vasiyetname düzenlemesinin, ardından tüm taşınmazları için satış yetkisi içeren vekaletname vermesinin izahı olmadığını, bu işlemlerin diğer davalılar tarafından öğrenilmiş ve itiraz edilmiş olabileceğini, sonrasında ise miras bırakanın 24.12.2002 tarihli yeni bir vasiyetname düzenlediğini ve bu defa tüm malvarlığını davalılara bırakıldığını, bu işlemlerin arka arkaya yapılmasının vasiyetnamenin baskı ve zorlama altında alındığını gösterdiğini, davanın davalı ... yönünden de kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
2. Davalılar Şenel ve ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece davayı kabul edenler yönünden davanın kabulüne, diğer davalı yönünden reddine karar verilmesinin hem vasiyet edenin iradesine, hem de kanuna aykırı olduğunu, resmi vasiyetnamenin bir bütün olduğunu, davacıların iddialarını hiçbir şekilde kanıtlayamadıklarını, bir kısım davalılar davayı kabul etti diye yasada olmayan gerekçelerle resmi vasiyetnamenin iptal edilemeyeceğini belirterek, hükmün kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 13.10.2022 tarihli ve 2022/ 1743 Esas 2022/2196 Karar sayılı kararıyla ve ilk derece mahkemesinin gerekçelerine ek olarak "... murisin fiil ehliyetine haiz olmadığı yolunda davacıların bir iddiası bulunmadığı anlaşıldığından, mahkemece yazılı gerekçelerle davalı ... aleyhine açılan davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir... bir kısım davalılar vekilinin istinaf talebi değerlendirildiğinde ise... davalılar ..., ... ve ...'ın davayı (tamamen) kabul etmesi üzerine, kabulün geçerli olduğu ve dava konusu uyuşmazlığın son bulduğu kanısına varan mahkemece verilen kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu..." gerekçeleriyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili, istinaf başvuru dilekçesinde ileri sürdükleri nedenlere Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyiz etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, vasiyetnamenin iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 308 inci maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 6 ıncı ve 557 inci maddeleri,
2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun "İspat yükü" kenar başlıklı 6 ncı maddesine göre; "Kural olarak herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür."
3. TMK'nın 557 nci maddesi, "Aşağıdaki sebeplerle ölüme bağlı bir tasarrufun iptali için dava açılabilir:
1.Tasarruf mirasbırakanın tasarruf ehliyeti bulunmadığı bir sırada yapılmışsa,
2.Tasarruf yanılma, aldatma, korkutma veya zorlama sonucunda yapılmışsa,
3.Tasarrufun içeriği, bağlandığı koşullar veya yüklemeler hukuka veya ahlâka aykırı ise,
4.Tasarruf kanunda öngörülen şekillere uyulmadan yapılmışsa."şeklinde düzenlenmiştir. Hükümden de anlaşılabileceği üzere ölüme bağlı tasarrufların iptali, Kanunda sınırlı sayıda düzenlenmiştir.
4. HMK'nın 308 inci ve devamı maddelerinde düzenlenen davayı kabul, davacının talep sonucuna, davalının kısmen veya tamamen muvafakat etmesidir. Kabul, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri davalarda hüküm doğurur.
Kural olarak tarafların dava konusu üzerinde tasarruf yetkileri bulunduğundan, yani medeni usul hukukunda taraflarca tasarruf ilkesi uygulandığından, davanın açılmasından sonra hüküm kesinleşinceye kadar davanın kabulü mümkündür. Yine belirtmek gerekir ki kabul karşı tarafın rızasına bağlı değildir. Etkisini onun yapanın tek yönlü irade beyanı ile doğurur. Yargıtay'ın Yerleşik Uygulamaları da bu yöndedir.
3. Değerlendirme
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!