7. Hukuk Dairesi 2023/3922 E. , 2024/3375 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/2115 E., 2023/724 K.
DAVA TARİHİ : 06.05.2016
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 18. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/65 E., 2021/226 K.
Taraflar arasındaki el atmanın önlenmesi, kâl ve ecrimisil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince el atmanın önlenmesi ve kâl talebinin kabulüne, ecrimisil talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının bağımsız bölüm maliki olduğu dava konusu 948 ada 51 parsel sayılı taşınmazın, komşu 948 ada 52 parsel sayılı taşınmaz malikleri davalılar tarafından bahçe duvarı ve kapalı otopark yapılmak suretiyle işgal edildiğini ve ihtarnameye rağmen müdahalenin sonlandırılmadığını belirterek el atmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisile karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; haksız tecavüzün söz konusu olmadığını ve niza konusu edilen duvarın davacı tarafından inşa edildiğini, vekil edenlerinin kötü niyetli olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
2. İhbar olunan vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle; bahçe duvarının dava konusu taşınmaza 43,06 m² tecavüz ettiği, davacı tarafın kendine ait 51parselin davalı parsel ile oluşan sınırında kendileri tarafından yapılan bahçe duvarının iç tarafta sınırın sıfır noktasından başlayıp yola kadar meydana getirdiği sapma sonucunda yaklaşık 43 m² kadar 51 parsel içinde kaldığı, bitişikte inşa edilen binanın bahçe duvarının 51 parselde imal edilen ve parseli çevreleyen bahçe duvarına bitişik yapıldığı, bu şekilde davalı parsel maliklerinin kötü niyetli olarak el attıklarının tespit olunamadığı, iç kesimde bahçe duvarının sıfır noktasından başladığı ayrıca tecavüzlü kısmın geometrik şekli ve konumu dikkate alındığında ecrimisil talep edilebilecek mahiyette olmadığı gerekçeleriyle el atmanın önlenmesi ve kâl talebinin kabulüne, ecrimisil talebinin ise reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeden sonuca gidildiğini, el atmanın önlenmesi talebinin kabulü için gerekli olan zarar şartının gerçekleşmediğini, davacının TMK’nın 2 nci maddesi uyarınca hakkını kötüye kullandığını, bu hususta değerlendirme yapılmadığını, talebin komşuluk hukukuna aykırılık teşkil ettiğini, davacının tek başına kâl isteminde bulunmayacağını, davanın görevli mahkemede açılmadığını, dava değerinin hatalı hesaplandığını, davalıların sorumluluğunun arsa paylarına göre belirlenmesi gerektiğini ve yıkım için makul bir süre verilmediğini ileri sürerek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;
1. Davalı parselindeki duvarın davacı parsele tecavüzlü olduğu gözetilerek el atmanın önlenmesine ve yıkım talebinin kabulüne karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığı,
2. Harçlandırılan dava değeri üzerinden davanın kabulüne karar verilmiş olması nedeniyle davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilmemiş olmasının isabetli olduğu,
3. Davalıların kat maliki olduğu taşınmazdaki duvar tecavüzü sebebiyle yargılama giderinden müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmalarında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalılar vekili temyiz dilekçesinde; cevap dilekçesi, dosya kapsamındaki beyanlar ve istinaf sebeplerine benzer gerekçeler ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, el atmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil isteğine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun, 683 ve 995 inci maddeleri,
3. 6100 sayılı Kanun'un 297/2 nci maddesinde; “...taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” hükmüne yer verilmiştir. Anılan bu düzenleme karşısında uyuşmazlığın çözümlenmesine karar veren mahkemenin, kuracağı hükmün açık, tereddütsüz ve infaza elverişli olması gerekir.
3. Değerlendirme
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalılar vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
3. Davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarına gelince;
a. Dosya içeriği ve toplanan tüm delillerden; davaya konusu 958 ada 51 parsel sayılı taşınmaz davacı ve dava dışı kişiler adına kayıtlı olup davalıların çekişmeli taşınmazda kayıttan ve mülkiyetten kaynaklanan bir hakkı olmadığı anlaşılmaktadır.
b. Bilindiği üzere, çaplı taşınmaza el atmanın önlenilmesi davalarında öncelikle çap kaydının ya da kayıtlarının getirtilerek tarafların tüm delilleri toplanmalı, dosya keşfe hazır hale geldikten sonra yapılacak uygulamada çekişmeli yer ile yanların ellerinde bulunan kısımların sınırları kuşkuya yer bırakmayacak biçimde saptanmalıdır. Daha sonra belirlenen bu durum gözönünde tutularak hazır bulundurulan kadastro fen memuru veya mühendisi sıfat ve yeteneğini taşıyan uzman bilirkişi veya bilirkişilere nirengi noktalarından, bunlar yoksa hem paftada hem arazide mevcut sabit noktalardan yararlanılarak takometrik aletlerle kadastral yöntemlere uygun biçimde ölçüm yaptırılmalı; bilirkişilerden uygulamayı yansıtan, infazı sağlamaya yeterli ve özellikle davacı tarafın taşınmazına yapılan bir tecavüz bulunup bulunmadığını, varsa miktarını açıkça gösteren kroki ve rapor alınmalıdır.
c. Mahkemece yapılan 22.12.2016 tarihli keşif sonucu alınan 02.12.2017 havale tarihli fen bilirkişi raporunda "... davacıya ait 958 ada 51 parselin sarı renkte boyalı “A” ile işaretli 40,37 m²lik kısmı davalılar tarafından bahçe duvarı olarak...” kullanıldığı belirlenmiş olup 05.04.2018 tarihli keşif sonucu ibraz edilen 22.04.2018 havale tarihli fen bilirkişi raporunda ise “...iki parsel arasında sonradan yapılan yeni duvarın 43,06 m2’lik bir bölümü ....958 ada 51 parselde tecavüzlü olduğu...” tespit edilmiştir.
d. Görüldüğü üzere; 02.02.2017 tarihli fen bilirkişi raporu ile 22.04.2018 tarihli bilirkişi raporu arasında tecavüzlü alanın metrekaresi bakımından birbiriyle çelişkili olduğu, raporlar arasındaki çelişki giderilmeden ve çelişkinin nedeni açıklattırılmadan, 22.04.2018 tarihli bilirkişi raporu hükme esas alınmak suretiyle sonuca gidildiği anlaşılmaktadır.
e. Hal böyle olunca, yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda yerinde 3 kişilik fen bilirkişisi vasıtasıyla elektronik aletle ölçüm yapılarak tecavüz edilen alanın miktarının kesin olarak belirlenmesi, infazda duraksamaya neden olmayacak biçimde rapor ve kroki düzenlettirilmesi, tecavüz edilen alanın niteliğinin rapora yansıtılması ve önceki raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi ve hâsıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken çelişkili raporlardan birisine itibar edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Yukarıda V.C.3.2 nci paragrafında açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Yukarıda V.C.3.(3.a.) ve devamındaki bentlerde açıklanan nedenlerle temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.06.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!