WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 16 Haziran 2026

YARGITAY 7. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

7. Hukuk Dairesi         2023/3864 E.  ,  2024/3512 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/511 E., 2023/485 K.
DAVA TARİHİ: 10.09.2020
KARAR: Esastan Red
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2020/321 E., 2021/654 K.

Taraflar arasındaki muhdesat aidiyetinin tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalıların Antalya İli, ... ilçesi, Çamyuva Mahallesi, ... Mevkii, 523 ada 5, 6, 7 ve 8 nolu parsellerde paydaş olduklarını, dava konusu yerlerdeki ortaklığın satış yolu ile giderilmesi için davalılardan ... tarafından ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/232 Esas sayılı dosyası ile dava açıldığını ve davanın halen derdest olduğunu, bahse konu ortaklığın giderilmesi davasında yapılan keşif sırasında, bilirkişilerin taşınmazların bedelini, üzerlerinde bulunan tüm muhdesat ile birlikte ve hissedarlara düşecek payları belirtir şekilde tespit ettiklerini, hisseleri oranında yapılan bu tespitlerin mülkiyeti tamamen müvekkiline ait olan muhdesatları da kapsadığını, bu nedenle muhdesatın aidiyetinin tespiti davası açma zorunluluğu hâsıl olduğunu, müvekkilinin dava konusu 523 ada, 8 parsel üzerindeki inşai ve zirai muhdesatlarda tek başına hak sahibi olduğunu, inşai ve zirai tüm muhdesatların müvekkilinin babası ... tarafından yapıldığını ve dikildiğini, bu nedenlerle davalarının kabulü ile Antalya İli, ... ilçesi, Çamyuva Mahallesi, ... Mevkii, 523 ada 8 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan inşai ve zirai muhdesatın müvekkiline ait olduğunun tespitini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
1. Davalılar ..., ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazların kadastro tespitinden sonra 10 yıllık hak düşürücü sürenin sona erdiğini, bu nedenle kadastro tespiti öncesi durumla ilgili dava açılamayacağını, ayrıca davacı her ne kadar 8 No.lu parsel üzerindeki 3 katlı bina ve basit kümes yapılı taşınmazın babası ... tarafından yapıldığını iddia etse de anılan yapıların muris ... tarafından yapıldığını ve intikal sonrası tüm paydaşlar tarafından kullanıldığını, davacının ortaklığın satış yoluyla giderilmesi sırasında tapuda görünen payından daha fazla bedel alabilmek adına işbu davayı açtığını, bu nedenlerle davanın öncelikle hak düşürücü süreden reddini, esasa girilmesi halinde esastan reddini talep etmiştir.

2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dava konusu taşınmaz üzerinde inşai ve zirai muhdesatlarda tek başına hak sahibi olduğu iddiasının gerçek olmadığını, dava konusu taşınmaz üzerindeki inşai ve zirai muhdesatların muris ... tarafından yapıldığını ve dikildiğini, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; İlk Derece Mahkemesi tarafından dava konusu taşımazda keşif yapılarak dava konusu edilen muhdesatların değeri konusunda rapor düzenlendiği, davacının dava konusu taşınmazdaki hissesini vasiyetnamenin tenfizi işlemi yoluyla kazandığı, dosya arasına alınan 2016/224 Esas sayılı dosyadan verilen karar ile ... 2. Noterliğinin 25.02.2013 tarih ve 2073 yevmiye numaralı işlemi ile düzenlenen vasiyetnamenin tenfizine karar verildiği ve davacının taşınmaz üzerinde hak sahibi konumuna geldiği, davacı her ne kadar taşınmaz üzerindeki muhdesatların babası tarafından dikilmiş veya yaptırılmış olduğunu ileri sürmüş ve kendi adına mülkiyet tespiti istemiş ise de davanın açıldığı tarih itibariyle davacının babası ...'ın hayatta olduğu, keşif mahallinde tanık olarak dinlendiği, ...'ın hayatta olduğu göz önüne alındığında davacının mirasçılık hakkına dayalı olarak açtığı davanın dinlenme olanağının bulunmadığı, davacı, dava konusu olan muhdesatları babasının yaptığı veya diktiğini ileri sürerek hak talep ettiğinden davacının miras hakkına dayandığı değerlendirilmiş ve davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, gerekçenin sadece yorumdan ibaret olduğunu, davanın ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/232 Esas sayılı ortaklığın giderilmesi davasındaki ara karar doğrultusunda açıldığını, davacının mirasçı olduğunun aşikar olduğunu, muhdesat aidiyeti davasına konu taşınmazların davacının babası tarafından yapıldığını, tanık beyanlarında muhdesatların davacının babası... tarafından yapıldığının söylendiğini, kaldı ki davalıların muhdesatları kendilerinin yaptığını, ağaçları kendilerinin diktiğini ve kümesi kendilerinin yaptığını iddia etmediklerini beyanla İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; dava konusu taşınmaz hakkında ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/232 Esas sayılı dosyasında görülmekte olan ortaklığın giderilmesi davası bulunduğu, davacının babası ... ile davalıların, muris ...'ın mirasçıları olduklarının uyuşmazlık konusu olmadığını, dava konusu muhdesatın üzerinde bulunduğu 523 ada 8 parsel sayılı taşınmazın, Takbisden alınarak dosyaya eklenen tapu kayıt örneğine göre davacı ile davalılar adına tapuda kayıtlı olmakla birlikte, bizzat davacı tarafından gerek dava dilekçesinde ve gerekse istinaf dilekçesi dahil olmak üzere yargılama süreci boyunca davaya konu muhdesatın (murisleri ...'ın oğlu olan) babası ... tarafından meydana getirildiğinin iddia edildiği, İlk Derece Mahkemesince yapılan keşifte davacı tanığı olarak dinlenilen davacının babası ...'ın dava tarihinde ve halen hayatta olduğu ve davaya konu muhdesatı davacı kızına devrettiğine yönelik bir beyanının bulunmadığı, davacı tarafça da böyle bir iddiada bulunulmaması karşısında, davacı tarafından kendisi dışında bir başkası tarafından meydana getirildiği iddia olunan muhdesatın kendisine ait olduğunun tespitini istemekte aktif dava ehliyetinin bulunmadığı; bu yetkinin halen hayatta olan babası ...'a ait olduğu, babası ... tarafından yaptırılmış veya dikilmiş olması nedeniyle davaya konu muhdesatın mülkiyetinin davacıya ait olduğunun kabulünün mümkün bulunmadığı, dolayısıyla davaya konu muhdesatın davacı tarafından meydana getirildiğinin veya babası tarafından kendisine verildiğinin iddia ve ispat edilmediği belirlenerek, İlk Derece Mahkemesince bu gerekçeyle davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle;
1. İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçeden yoksun olduğunu,

2. Mahkemenin yargılama aşamasında eksik araştırma yaptığı ve hukuki nitelendirmeyi yanlış yaptığını,

3. Müvekkilinin mirasçılık hakkının dava açmasına engel teşkil etmediğini,

4. Bölge Adliye Mahkemesinin delilleri değerlendirmediğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, muhdesat aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur (4721 s.lı TMK 684/1 m). Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere kalıcı yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer (TMK 718 m).22.12.1995 tarih ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi eşya hukukunda, muhdesattan, bir arazi üzerinde kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, şahsi bir hak olup (TMK 722, 724, 729 m.ler), sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmez. Taşınmaz üzerindeki kalıcı yapı, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan bu ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez.

2. Tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması (6100 s.lı HMK 106/2 m) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespitdavası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararın bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hakim tarafından da re'sen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti halinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir (HMK 114/1-h, 115 m.)

3. Öğretide ve Yargıtay'ın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatın tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir.

3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

13.06.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.