7. Hukuk Dairesi 2023/3850 E. , 2024/3082 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/618 E., 2022/103 K.
DAVA TARİHİ: 18.05.2017
KARAR: Davanın reddi
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen tapu iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda Dairemizce İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili vakfın, Çorlulu ... tarafından kurulmuş olan mülhak statüde bir vakıf olduğunu, yaptıkları araştırmaya göre İstanbul ili, Beyoğlu ilçesi, 3107 ada, 1 ve 3 parseldeki taşınmazların müvekkili vakıf adına tescilli iken taşınmazların bulunduğu mahallede 01.02.1999 tarihinde yapılan imar uygulaması neticesinde ... adına tescil edildiğini, vakfın adının ... olduğunu, tapuda ise Çorlulu ... Vakfı olarak geçtiğini, ... Tescil Dairesinin yazısında iki ismin aynı vakfa ait olduğunun belirtildiğini, yapılan işlemle müvekkili vakfın mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ve tapulu taşınmazlarının davalı kurum üzerine tescil edildiğini ileri sürerek imar uygulaması ile haksız olarak davalı üzerine tescil edilen İstanbul ili, Beyoğlu ilçesi, 3107 ada, 1 ve 3 parsellerde bulunan taşınmazların tapu kaydının iptali ile müvekkili vakıf adına tapuya tescilini talep etmiş, 09.11.2017 tarihli duruşmada ise dava dilekçelerinde maddi hata nedeniyle 3 parsel yazdıklarını bu parsel yönünden davalarını atiye bıraktıklarını belirterek davaya 1 parsel yönünden devam edilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Beyoğlu ilçesi, ... mah. 3107 ada, 3 parsel sayılı taşınmazın idareleri adına kayıtlı olmadığını, bu nedenle bu taşınmaz açısından davanın husumetten reddi gerektiğini, aynı adada bulunan 1 parsel sayılı taşınmazın ise 242 ada 1, 3, 5, 6, 7 parsellerdeki imar uygulaması sonucu oluştuğunun tespit edildiğini ve metruken ... adına kayıtlı olduğunu beyanla davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi 26.11.2019 tarih ve 2017/223 Esas, 2019/484 Karar sayılı kararıyla; "dava konusu 3107 ada, 3 parselin davalı adına kayıtlı olmadığı anlaşıldığından davanın bu parsel yönünden reddine, 3107 ada, 1 parseldeki taşınmaz davacıya aitken burada yapılan imar çalışması neticesinde metruken ... adına kaydedildiği, davacının mülkiyet hakkının ihlal edildiği, taşınmazın devir ve tescil işlemlerinin yapıldığı değerlendirilerek bu yönden davanın kabul edilmesi gerektiği" gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin 26.11.2019 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesi 01.12.2020 tarihli ve 2020/433 Esas, 2020/1384 Karar sayılı kararında özetle; "Davacının ön inceleme duruşmasında iddiasını daraltarak davaya 1 parsel üzerinden devam ettiklerini beyan ettiği, bu beyanının iddianın değiştirilmesi yasağı kapsamında olmadığı gözetildiğinde dava konusunun münhasıran 3107 ada, 1 parsel olarak kabulü gerektiği, bilirkişi raporu ile dava konusu 1 parselin dava tarihine göre tamamının değerinin 902.950,00 TL olduğu, dava edilen 24/45 hisse karşılığı harca esas dava değerinin 481.573,33TL olduğu, davacı vekilinin ıslah dilekçesi ile 1 parsel yönünden peşin harcı ikmal ettiği ve 1 parsel yönünden davanın kabulünü talep ettiği, 15.01.2019 tarihli duruşmada da davacı vekilinin 3 parsel yönünden davadan feragat ettiklerini beyan ettiği, dosya kapsamına göre; dava konusu Beyoğlu İlçesi, ... Mahallesi, 3107 ada, 1 parseldeki taşınmazın 24/45 hissesinin 180 metrekare yüzölçümlü arsa vasıflı taşınmazın Veziriazam Çorlulu ... Vakfına ait iken yapılan imar çalışması neticesinde metruken ... adına kayıt ve tescil edildiği, dolayısıyla imar çalışması sonucu mülkiyetin el değiştirdiği, davalı adına oluşan sicil kaydının geçerli bir hukuki nedene dayanmadığı sabit olmakla yolsuz tescil niteliğindeki kaydın iptali gerektiği, Mahkemece dava konusu 1 parsel yönünden davanın kabulüne karar verilmesinde hukuka aykırı bir yön bulunmadığı, taraf vekillerinin kararda yargılama gideri harç ve vekâlet ücretine ilişkin hükümlerin hatalı olduğuna ilişkin istinaf sebeplerinin incelenmesinde ise; ön inceleme tutanağının imzalanmasından önce davacı vekilinin 3 No.lu parsele yönelik bir taleplerinin olmadığını, davaya 1 No.lu parsel yönünden devam ettiklerini beyan ettiği, 3 No.lu parselin dava konusu olmadığı, bu taşınmaz yönünden açılmış bir dava bulunmadığı, davacı vekilinin dava konusu olmayan taşınmaz için sonradan dile getirdiği feragat beyanının hüküm ifade etmediği gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken 3 No.lu parsel yönünden kısmen reddine karar verilmiş olmasının doğru görülmediği, mahkemenin kabulüne göre de; 3 No.lu parselle ilgili harç tamamlanmadığı halde değeri üzerinden nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi ve feragat nedeniyle davanın reddine karar karar verildiği halde maktu harca hükmedilmemesinin de doğru olmadığı, dava konusu 1 No.lu parsel yönünden tümden kabul edildiğine göre Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 326 ncı maddesi uyarınca yargılama giderleri harç ve vekâlet ücretinin haksız çıkan davalıdan alınmasına karar verilmesi gerektiği, davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiği, bu nedenlerle hükmün 5-6-7 No.lu bentlerinin dosya kapsamına uygun olmadığı, davanın kabulüne göre düzeltilmesi gerektiği" gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına, yeniden esas hakkında karar verilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin 01.12.2020 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 07.03.2022 tarih 2021/2067 Esas, 2022/1701 Karar sayılı kararında özetle; "...Dava konusu 3107 ada, 1 parsel sayılı taşınmazın geldisi olan 242 ada, 1- 3- 5- 6 ve 7 sayılı kadastro parsellerinin, 1976 yılında yapılan kadastro çalışmalarında dava dışı üçüncü kişiler adına tescil edildiği ve sonrasında 1979-1984 yılları arasında metruken ... adına tescil kayıtlarının oluştuğu, 01.02.1999 tarihli imar uygulaması ile de 3107 ada, 1 parselin oluştuğu ve davalı ... adına tescil edildiğinin anlaşıldığı, tescilin dayanağını oluşturan idari karar hukuki varlığını koruduğu sürece açılan tapu iptali tescili davasının dinlenebilme olanağının bulunmadığı, diğer bir deyişle, tapu kütüğündeki tescilin idari karara dayanması halinde kararın idari yargı yerinde iptal edilmesi durumunda tescilin hukuki dayanağını yitireceği ve yolsuz tescil halini alacağı, somut olayda; imar uygulamaları sonrasında oluşan yeni imar parseline ait idari işlemin ayakta olup geçerliliğini koruduğunun sabit olduğu, hâl böyle olunca; tescilin dayanağını oluşturan idari işlemin hukuken geçerliliğini koruduğu gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur..." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; Mahkeme tarafından, Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin 2021/2067 Esas, 2022/1701 Karar sayılı ilamına uyularak, bozma kararı doğrultusunda davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle;
1. İlk Derece Mahkemesince kurulan yeni hükümde, talep dışı bıraktıkları 3107 ada, 3 parseli de kapsayacak şekilde vekalet ücreti ve harç hesaplandığını, halbuki bu parsel yönündeki taleplerinden daha önce vazgeçtiklerini, bu parsel yönünden harç da yatırmadıklarını, sadece talep konusu 3107 ada, 1 parselin 24/45 hissesi için 481.573,33 TL üzerinden harç yatırdıklarını bu durumda davanın reddi halinde vekalet ücreti ve harcında bu değere göre belirlenmesi gerekirken mahkemece fazla hesaplandığını,
2. Yargıtay bozma kararı doğrultusunda idari işlemin iptali için dava açılsa bile, İdare Mahkemesinin sadece idari işlemi iptal edeceğini, taşınmazın müvekkili adına tescili için işlem yapmayacağını, bu durumda idarenin yeni bir idari işlemle taşınmaz hakkında başka tasarruflarda bulunması önünde engel olmadığını, bu durumda mülkiyet iddialarının sürüncemede kalacağını,
3. İlk Derece Mahkemesinin Yargıtay bozma ilamına uyması halinde taraflarına idari işlemin iptali için süre vermesi gerektiğini, ancak taraflarına süre verilmeden davanın reddedildiğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 inci maddesinin birinci fıkrası, 352, 353, 355, 359, 361, 373 vd. maddeleri
2. Temyiz kanun yolu 6100 sayılı Kanun'un 361 inci maddesine göre kural olarak bölge adliye mahkemelerinin kararlarına karşı başvurulabilen bir kanun yoludur. 362 nci maddesinde ise temyiz edilemeyen kararlar hakkında düzenleme yapılmıştır.
3. Temyiz sebepleri ise Kanun'un 371 inci maddesinde sayılmıştır. Bunlar; hukukun veya taraflar arasındaki sözleşmenin yanlış uygulanmış olması, dava şartlarına aykırılık bulunması, taraflardan birinin davasını ispat için dayandığı delillerin kanuni bir sebep olmaksızın kabul edilmemesi ve karara etki eden yargılama hatası veya eksiklikler bulunması olarak belirtilmiş olmakla birlikte, aynı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrasındaki hükmü gereğince Yargıtay tarafların ileri sürdükleri temyiz sebepleriyle bağlı olmayıp, kanunun açık hükmüne aykırı gördüğü diğer hususları da inceleyebilir. Temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay, taraflarca ileri sürülen veya kendisinin tespit ettiği temyiz sebeplerini yerinde görürse bozma kararı verecektir.
4. Üç aşamalı yargı sistemine geçilmesi nedeniyle Yargıtayın bozma kararı üzerine dosyayı derece mahkemelerinden hangisine göndereceği ise 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinde düzenlenmiş olup anılan madde;
"(1) Yargıtay ilgili dairesinin tamamen veya kısmen bozma kararı, başvurunun bölge adliye mahkemesi tarafından esastan reddi kararına ilişkin ise bölge adliye mahkemesi kararı kaldırılarak dosya, kararı veren ilk derece mahkemesine veya uygun görülecek diğer bir ilk derece mahkemesine, kararın bir örneği de bölge adliye mahkemesine gönderilir.
(2) Bölge adliye mahkemesinin düzelterek veya yeniden esas hakkında verdiği karar Yargıtayca tamamen veya kısmen bozulduğu takdirde dosya, kararı veren bölge adliye mahkemesi veya uygun görülen diğer bir bölge adliye mahkemesine gönderilir.
(3) Bölge adliye mahkemesi, 344 üncü madde uyarınca peşin alınmış olan gideri kullanmak suretiyle, kendiliğinden tarafları duruşmaya davet edip dinledikten sonra Yargıtayın bozma kararına uyulup uyulmayacağına karar verir.
(4) Yargıtayın bozma kararı üzerine ilk derece mahkemesince bozmaya uygun olarak karar verildiği takdirde, bu karara karşı temyiz yoluna başvurulabilir.
(5) İlk derece mahkemesi veya bölge adliye mahkemesi kararında direnirse, bu kararın temyiz edilmesi durumunda inceleme, kararına direnilen dairece yapılır. Direnme kararı öncelikle incelenir. Daire, direnme kararını yerinde görürse kararını düzeltir; görmezse dosyayı Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderir.
(6) (Ek: 17/4/2013-6460/1 md.) Davanın esastan reddi veya kabulünü içeren bozmaya uyularak tesis olunan kararın önceki bozmayı ortadan kaldıracak şekilde yeniden bozulması üzerine alt mahkemece verilen kararın temyiz incelemesi, her hâlde Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca yapılır.
(7) Hukuk Genel Kurulunun verdiği karara uymak zorunludur" hükmünü taşımaktadır.
5. Görüleceği üzere Yargıtay'ın bozma kararı bölge adliye mahkemesinin İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen kararı kaldırıp düzelterek verdiği bir karar veya ilk derece mahkemesi kararını kaldırıp davanın esası hakkında yeniden verdiği bir karara ilişkin ise dosya kararı vermiş olan bölge adliye mahkemesine veya uygun görülen başka bir bölge adliye mahkemesine gönderilecektir.
6. Ancak bozma kararı, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen istinaf başvurusunun esastan reddi kararına ilişkin ise bölge adliye mahkemesi kararı kaldırılarak dosya, kararı veren İlk Derece Mahkemesine veya uygun görülecek diğer bir İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneği de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilir.
7. Burada iki durum arasındaki fark şu noktadadır: Birincisinde (6100 sayılı Kanun md. 373/2), bölge adliye mahkemesi ilk derece mahkemesi kararını yanlış bulup yeni bir karar vermiştir; ikincisinde ise (6100 sayılı Kanun md. 373/1), Bölge Adliye Mahkemesi İlk Derece Mahkemesi kararını doğru bularak istinaf başvurusunu reddetmiştir. Birincisinde, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesi normaldir. Çünkü artık ilk derecenin bir kararı mevcut değildir, bozulan karar Bölge Adliye Mahkemesinin kararıdır, dosya kararı bozulan mahkemeye gönderilmektedir. İkincisinde ise her ne kadar bozma kararı Bölge Adliye Mahkemesi kararına ilişkin olsa da, özünde İlk Derecenin kararı bozulmuştur; çünkü bu durumda istinaf aşamasında bir karar verilmemiş, sadece ilk derecenin kararı doğru bulunmuş ve istinaf başvurusu reddedilmiştir. İstinafın kararı bozulmakla, aslında ilk derecenin kararı yanlış bulunduğundan dosya ilk dereceye gönderilmektedir (.. .........Usûl Medeni Usûl Hukuku, C. III, İstanbul 2017, s. 2302). Dosya İlk Derece Mahkemesine gönderilmiş ve İlk Derece Mahkemesi bozma kararına uymuş ise, bozmaya uyularak verilen karara karşı temyiz yoluna başvurulabilir.
8. Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderildiği durumlarda Bölge Adliye Mahkemesi, 6100 sayılı Kanunun 360 ıncı maddesinin atfıyla ilk derece mahkemelerinde uygulanan yargılama usulüne göre 344 üncü madde uyarınca peşin alınmış olan gideri kullanmak suretiyle, kendiliğinden tarafları duruşmaya davet edip dinledikten sonra Yargıtayın bozma kararına uyulup uyulmayacağına karar verir. Gerek ilk derece mahkemesi, gerekse Bölge Adliye Mahkemesi bozma kararına direnirse bu kararın temyiz edilmesi durumunda inceleme, kararına direnilen dairece yapılır ve daire direnme kararını yerinde görürse kararını düzeltir; görmezse dosyayı Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderir.
9. Bölge Adliye Mahkemesinin, ilk derece mahkemesi kararını kaldırarak düzelterek yeniden karar vermesi durumunda 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin ikinci fıkrasındaki açık hüküm nedeniyle dosyanın bölge adliye mahkemesine gönderilmesi gerektiği kuşkusuzdur. Dolayısıyla Bölge Adliye Mahkemesinin düzelterek verdiği kararın bozulması nedeniyle dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesi mümkün olmadığı gibi dosya yanılgı sonucu ilk derece mahkemesine gönderilse dahi ilk derece mahkemesinin bozma kararı hakkında uyma yahut direnme kararı vermesi bir sonuç doğurmayacaktır. Zira böyle bir durumda bozma kararına uyma yahut direnme kararını verme yetki ve yükümlülüğü bölge adliye mahkemesine aittir. İlk Derece Mahkemesi kararını kaldırılarak yeniden hüküm kurulması nedeniyle hüküm mahkemesi sıfatı devam eden bölge adliye mahkemesinin, kararın bozulması durumunda bozmaya uyma ya da direnme şeklinde uyuşmazlığı sona erdirecek, infaza elverişli bir karar vermesi gerekir.
2. Değerlendirme
Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; İlk Derece Mahkemesi kararının taraflarca istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın kabulü yönünde yeni hüküm kurulmasına karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemiz tarafından karar bozulmuş ve dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesini müteakip İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılmak suretiyle yeniden kurulan hükme ilişkin Dairemizin bozma kararı sonrası dosya İlk Derece Mahkemesine gönderilmiş ise de, 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereğince dosyanın kararı veren bölge adliye mahkemesine gönderilmesi gerekli ve zorunlu iken, sehven dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmiş olması, Bölge Adliye Mahkemesinin 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında bozma kararına karşı uyma veya direnme kararı verme yetkisini ortadan kaldırmayacağı gibi bu yetkinin İlk Derece Mahkemesine geçeceği sonucunu da doğurmaz. Başka bir anlatımla ilk derece mahkemesince bozma ilamına uyularak davanın reddi adı altında verilen kararın bir sonuç doğurduğundan ya da tarafların leh ve aleyhine usule ilişkin hak bahşettiğinden söz edilemez.
Yapılan açıklamalar karşısında, Dairemizin bozma kararı sonrasında dosyanın 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin ikinci fıkrasına aykırı olarak ilk derece mahkemesine gönderilmesi üzerine ilk derece mahkemesince, bozma kararı hakkında aynı maddenin üçüncü fıkrası çerçevesinde bir karar vermek üzere dosyanın bölge adliye mahkemesine gönderilmesi gerekirken, Kanun hükmüne aykırı şekilde bozma ilamına uyularak davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, anılan İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve işin esası bakımından karar verilmek üzere dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan nedenlerle,
İlk Derece Mahkemesi kararının KALDIRILMASINA,
Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!