7. Hukuk Dairesi 2023/372 E. , 2024/835 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/350 E., 2022/1904 K.
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 8. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2014/570 E., 2020/202 K.
Taraflar arasındaki harici satım sözleşmesinden ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 724 üncü maddeden kaynaklı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Davacı vekili dava dilekçesinde; İzmir ili, Karabağlar ilçesi, ... Mahallesinde bulunan, 39644 ada 2 parsel sayılı taşınmazın tapuda davalı adına kayıtlı olduğunu, taşınmaz üzerindeki evin ise davacı tarafından 21.08.1973 tarihinde ... isimli şahıstan satın alındığını, o tarihte taşınmazın zemininin Hazine adına kayıtlı olduğunu, daha sonra yapılan imar çalışmaları sonucunda taşınmazın davalı adına tescil edildiğini, davalı adına tescil edilmesi üzerine bu kez davalı ile 1982 yılında satış vaadi sözleşmesi yapıldığını, 281.000,00 TL bedelle taşınmazın davalı tarafından davacıya satıldığını, satış bedeline karşılık sıralı senet alındığını, senetler ödendiğinde ve taşınmazın parselasyonu yapıldığında davalı tarafından tapu devrinin yapılacağının kabul edildiğini, senetler mukabilinde 190.000,00 TL, bakiye 91.000,00 TL’nin ise davacının inşaat ustası olan eşi ...’ın davalının işlerinde ücretsiz çalışmak suretiyle ödendiğini, tüm şartları yerine gelmesine rağmen davalı tarafından tapuda tescil işleminin yapılmadığını, taşınmazın 1973 yılından bu yana davacının zilyetliği altında olduğunu belirterek taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline, bu talep yerinde görülmez ise mahkemece belirlenecek bedelin davalıya ödenmek üzere depo ettirilerek taşınmazın davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davacı ... 21.09.2018 tarihinde ölmüş, mirasçıları davaya dahil edilmiştir.
3. Davacılar vekili 08.05.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile dava konusunu ıslah ettiklerini belirterek dava dilekçesindeki tapu iptali ve tescil talepleri yanında binanın değerinin arsa değerinden fazla olması hâlinde haksız inşaat hükümlerine göre arsa için ödenecek uygun bedel karşılığında arsanın davacılar adına tescil edilmesini, bu talebin kabul edilmemesi hâlinde ise binanın ıslah tarihi itibarıyla rayiç değerinin hesaplanarak davacılara ödenmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında yapılmış bir satış vaadi sözleşmenin bulunmadığını, bahsedilen sözleşmenin resmi şekilde düzenlenmediğini, dosyaya sunulan sözleşmedeki imzanın davalıya ait olmadığını, senet fotokopilerinin de haricen hazırlandığını, fotokopi belgelerin senet niteliğini taşımadığını, davacı tarafından 33 yıldır bedeli ödenmeksizin arsanın kullanıldığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile alınan bilirkişi raporuna göre dava konusu taşınmazın zemin değerinin 116.800,00 TL, zeminüstü değerler toplamının ise 69.875,00 TL olduğu, taşınmazın haricen davalı tarafından davacıya satıldığından davacının iyi niyetli olduğu; ancak taşınmaz üzerindeki yapının değerinin arazinin değerinden düşük olduğundan 4721 sayılı Kanun'un 724 üncü maddesinde aranılan objektif şartın gerçekleşmediği, bunun yanında davacının bakiye 91.000,00 TL’nin müteveffa eşinin davalıya ait inşaatlarda çalışarak ödendiğine yönelik iddiasını ispat edemediği, davacı tarafın yemin deliline de dayanmadığı, harici satış nedeniyle tapu iptali ve tescil talep edilemeyeceği gerekçeleriyle davacı tarafın ıslah dilekçesinde terditli olarak ileri sürdüğü tazminat talebi yönünden 69.875,00 TL'nin 08.05.2019 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olduğunu, kısa kararda ıslah tarihinden, gerekçede dava tarihinden itibaren faize hükmedildiği, tescil talebinin reddinin hatalı olduğunu, bedellerin ödendiğini, buna yönelik senet ödemelerinin yeterince incelenmediğini, raporun hatalı olduğunu, binanın ana taşınmazdan ifrazının mümkün olup olmadığının yeterince araştırılmadığını, ifraz edilecek arsa değerinin hesaplanması durumunda binanın değerinin daha fazla olacağını, ödenecek bedelin binanın ıslah tarihindeki güncel değeri olması gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacıya 69.875,00 TL ödenmesine karar verildiğini, bu karar neticesinde evin tahliye edilmesine, evin boş olarak teslim edilmesine ve davacı adına tapudaki şerhin kaldırılmasına karar verilmediğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar murisinin, Hazineye ait olan taşınmaz üzerindeki yapıyı önceki zilyedinden 21.08.1973 tarihinde "Enkaz Satış Senedi" ile satın aldığı, yapıyı yapan kişi konumunda olmadığı, davacıların murisi, satıcının külli halefi olmadığından bu maddeye dayanarak tescil isteğinde bulunamayacağı, davalı tarafça istinaf edilen hususların eldeki davada karara bağlanmasının mümkün olmadığı gerekçeleriyle tarafların istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; tescil talebinin reddinin hatalı olduğunu, bedellerin ödendiğini, buna yönelik senet ödemelerinin yeterince incelenmediğini, bunların yazılı delil başlangıcı olduğunu, raporun hatalı olduğunu, binanın ana taşınmazdan ifrazının mümkün olup olmadığının yeterince araştırılmadığını, ifraz edilecek arsa değerinin hesaplanması durumunda binanın değerinin daha fazla olacağını, ödenmesi gereken bedelin binanın ıslah tarihindeki güncel değeri olması gerektiğini, ödenen tazminatın yapının değerinden oldukça uzak olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir. İstinaf konusu edilen faiz temyiz konusu yapılmamıştır.
2. Davalı vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını ve evin tahliye edilmesine, evin boş olarak teslim edilmesine ve davacı adına tapudaki şerhin kaldırılmasına karar verilmesi istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, harici satım sözleşmesinden ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 724 üncü maddeden kaynaklı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde alacak istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 706 ncı maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 237 nci maddesi, Tapu Kanunu’nun 26 ncı maddesi.
3. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 724 üncü maddesi.
3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama, ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle taraflar arasındaki sözleşmenin resmi şekilde yapılmadığı, somut olayda 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 724 üncü maddesindeki şartların oluşmadığının anlaşılmasına göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
14.02.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!