7. Hukuk Dairesi 2023/3709 E. , 2024/3280 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/118 E., 2023/498 K.
DAVA TARİHİ : 17.06.2022
HÜKÜM/KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziantep 5. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/238 E., 2022/507 K.
Taraflar arasındaki mera sınırlandırmasının iptali ve aidiyetin tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın hak düşürücü süreden reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 2069 parsel sayılı taşınmazın davacı tarafından masraf ve emek sarf edilerek çok uzun yıllardır sürüldüğünü, ekonomik amaçlı kullanıldığını, üzerinde ağaçların yetiştirildiğini, malik sıfatıyla 20 yıldan fazla süredir zilyetliğinde bulundurduğunu, taşınmazın bulunduğu alanın imar çalışmasının yapılmış olduğunu ileri sürerek, davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın 10.01.1982 tarihinde Hazine adına kaydedildiğini, özel mülkiyete konu olmayacağını, davanın 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3. maddesinde belirtilen 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını, dava konusu taşınmazın tevhit işlemi ile 3292 parsel olduğu, sonradan 3315, 3318 ve 3319 parsellere ayrıldığını, tüm bu parsellerin Hazine adına kayıtlı olduğunu, bu parsellerin Ek.1 maddesi gereği 7660 ada, 9, 12 ve 14 parsel olarak değiştiğini ve kamu orta malı olarak tapuya kayıt ve tescil edildiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taşınmazın kadastro tespit tutanağının 1982 yılında kesinleştiği, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3. maddesi uyarınca; kadastro tutanaklarının kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamayacağı ve dava açılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; dava konusu yapılan taşınmazın mera olarak tahsis edilmiş olmasının, evveliyatı itibariyle mutlak surette mera olarak kabulüne yeterli olmadığını, taşınmazın bulunduğu alan ile ilgili olarak imar çalışması yapıldığını, bu durumda dava konusu taşınmazların mera olma vasfının otomatik olarak kalkacağını, dava konusu yapılan alanın mera olarak kullanılmadığı gibi, kadimden mera olma vasfının bulunmadığını, davanın Mera Kanununda anılan hak düşürücü süreye de tabi olmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın kadastro tespitlerinin 10.01.1982 tarihinde kesinleştiği, kadastro öncesi nedenlere dayalı olarak 14.11.2022 tarihinde açılan davanın 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3. maddesinde belirtilen 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, mera sınırlandırmasının iptali ve aidiyetin tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.06.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!