7. Hukuk Dairesi 2023/3542 E. , 2023/3999 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/59 E., 2023/112 K.
KARAR : Davanın kabulüne
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen paydaşlar arasında el atmanın önlenmesi davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece davanın kabulüne dair İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 114 ada 10 parsel ve 115 ada 69 parselde 36/384 hisseyle paydaş olduğunu, davalının müşterek hisseli taşınmazlarda hisse toplamından daha fazla yer kullandığını, yapılan bir çok uyarıya rağmen davalının taşınmazda müvekkilinin hissesine düşen yeri teslim etmediğini, taşınmazda bir yer kullanmasına izin vermediğini belirterek, davalının taşınmazlara vaki haksız müdahalesinin hisseleri oranında men'ine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; davacının kardeşi olduğunu, İngiltere'de yaşadığını, kendisi ve kocası arasında husumet olan amcaları Hüseyin Orak'a kendisini temsil etmesi için vekalet verdiğini, bu şahsın da husemet nedeni ile kardeşi olan davacıya vekaleten bu davayı açtığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk Derece Mahkemesinin 07.05.2015 tarihli ve 2013/499 Esas 2015/282 Karar sayılı kararıyla "davanın kısmen kabulü ile 114 ada 10 parsele vaki müdahalenin davacının hissesi oranında men’ine, 115 ada 69 parsele yönelik açılan davanın reddine karar verilmesi" şeklinde karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı yazılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
2. Yapılan inceleme sonucu; Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 2018/8103 Esas, 2019/11294 Karar sayılı ilamı ile; "... davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Davacı vekilinin 115 ada 69 parsel sayılı taşınmaza ilişkin temyiz itirazlarına gelince; ....tamamı 91.111,84 m2 olan taşınmazda davacının payına 8.541,73 m2 düştüğü gözetildiğinde davacı kullanımına bırakılan B ve C harfi ile işaretlenen taşınmaz bölümünün hakim niteliğinin hayatın olağan akışına göre kullanmaya uygun tarım arazisi niteliğinde olmadığı gibi 1.542,00 m2'sinin de ekilmek üzere sürüldüğü dikkate alındığında davalının davacının payına haksız müdahale ettiğinin kabulü gerekir. Davasının reddine karar verilen 115 ada 69 parsel yönünden de davanın kabulü ile davacının hissesine vaki müdahalenin men ’ine karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması isabetsizdir.” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar
Mahkemenin 22.09.2021 tarihli ve 2020/557 Esas, 2021/573 Karar sayılı kararı ile; bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kabulü ile dava konusu 114 ada 10 parsel yönünden karar verilmesine yer olmadığına, 115 ada 69 parsel yönünden ise davalının bu taşınmazda davacının hissesine yönelik müdahalesinin men’ine karar verilmiştir
C. İkinci Bozma Kararı
1. Mahkemenin 22.09.2021 tarihli ve 2020/557 Esas 2021/573 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan inceleme sonucu; "Bozma ilamına uyulmasından sonra davacının tüm talepleri hakkında mahkemece yeniden bir karar verilmesi gerekirken, yalnızca 115 ada 69 parsel sayılı taşınmaz hakkında kabul kararı verilip, 114 ada 10 parsel sayılı taşınmaz yönünden hüküm tekrarı yapılmaması doğru olmadığı" gerekçeleriyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
D. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Son Karar
Mahkemenin yukanda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, "dava konusu taşınmazda davacının davalı ve dava dışı kişilerle birlikte paydaş olup, davacı tarafın 114 ada 10 parsel sayılı taşınmazda kullanabileceği bir kısmın bulunmadığı, davalının bu parselde davacıya terk edildiğini iddia ettikleri yerin 114 ada 4 nolu parselin içerisinde kaldığı ve 10 parselin tamamının ekili olduğu, bu hususun tanık ve mahalli bilirkişi beyanları ile de sabit olduğu; taşınmazın tümü yönünden tüm paydaşları bağlayacak mahiyette fiili veya harici taksimin de söz konusu olmadığı, yani bu parsel bakımından davacının kullanabileceği ya da hissesine düşen bir kısmın zeminde boş olarak bulunmadığı, dava konusu diğer parsel olan 115 ada 69 parsel sayılı taşınmazda ise davacının kullanımına terk edildiği iddia edilen toplam 7150 m2'lik kısım olduğu, usul ve yasaya uygun uyulmasına karar verilen Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 2018/8103 Esas, 2019/11924 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere bu kısmın şekil itibari ile tarımsal üretim yapılmasına imkan vermeyeceği, üzerinde traktörle toprak işleme, ekim, çapalama, sulama gibi tarımsal işlemler yapılamayacağı gibi, biçerdöver ve diğer hasat makinelerinin de çalışmasının mümkün olmadığı, davacıya bırakılan alanda tarımsal üretim yapılamayacağının tespit edildiği" gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu 114 ada 10 ve 115 ada 69 parsel sayılı taşınmazda davalı aleyhine açılan meni müdahale davasının kabulü ile davalının iş bu taşınmazda davacının hissesine yönelik müdahalesinin men'ine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
îlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 115 ada 69 parselde davacı lehine terk edilen alanın 7.000 m2 olduğunu, payına müdahalede bulunulmadığını, keşifte yapılan mahkeme gözleminde; 114 ada 10 parsel yönünden kuzey kısmının bir bölümünün sürülü olmadığının görüldüğünün tutanağa yazıldığını, gözlem ve tanık anlatımlarıyla iddialarının sübuta erdiğini belirterek, hükmün bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, paydaşlar arasında el atmanın önlenmesi hususundadır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanım) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası,
2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun, “İyiniyetli olmayan zilyet bakımından” başlıklı 995 inci maddesi,
3. Dava konu taşınmazda taraflar paydaştırlar. Paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki elatmanın önlenilmesini ve/veya ecrimisil istiyebilir. El birliği mülkiyetinde de paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlaıma ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.
3. Değerlendirme
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilininm yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,21.09.2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!