7. Hukuk Dairesi 2023/3449 E. , 2023/3923 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/350 E., 2023/111 K.
KARAR : Davalı ... bakımından açılan davanın esastan reddine, diğer davalılar yönünden ise pasif husumet yokluğu nedeni ile reddine
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen muhdesatın tespiti ve muarazanın men'i davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davalı ... bakımından açılan davanın esastan reddine, diğer davalılar yönünden ise pasif husumet yokluğu nedeni ile reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacılar tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin, İstanbul ili, Avcılar ilçesi, 18335 parsel üzerindeki binada bulunan 2 No.lu dükkanın maliki olduğunu, söz konusu dükkanı 0l.06.1999 başlangıç tarihli kira akdine istinaden davalılardan ...’a elektrik dükkanı olarak kullanmak üzere kiraladığını, 2006 yılı şubat ve mart aylarına ilişkin kira bedellerini ödemediğinden hakkında icra takibi yapıldığını, tahliye kararı alındığını, tahliye kararının uygulanması esnasında, diğer davalı Erkom Elektrik Limited Şirketi’nin tahliyeye konu taşınmazı 28.04.2005 tarihinde davalı ...’dan satın aldığını söyleyerek mülkiyet iddiasında bulunduğunu, esasen davalılardan ...’ın binada yer alan 4 nolu daireyi l997 yılında satın aldığını, ancak binada kat irtifakı bulunmadığından kendisine arsa payı verildiğini, bu olaydan yaklaşık 2 yıl sonra l999 yılında davalı ...’ın müvekkilinin mülkiyetinde bulunan 2 No.lu dükkanı kiraladığını, bir an için davalı ...’ın diğer davalı şirkete söz konusu binada yer satmış olduğu düşünülse dahi, burasının müvekkiline ait 2 nolu dükkan olamayacağı, ...’a ait bulunan 4 No.lu daire olabileceği, sonradan öğrendikleri kadarıyla da davalı ...’ın l997 yılında kendisine satılan daireye karşılık gelen 48 hissenin, 30 hissesini 2002 yılında ...’a sattığı ve kendisine ait olan daireyi bu kişiye teslim ettiğini, l8 hisseyi elinde haksız yere ve kötü niyetle tuttuğunu, daha sonra bu l8 hisseyi de kurucusu ve ortağı olduğu diğer davalı şirkete devrettiğini, bu durumun davalı ...’ın kötü niyetinin açık bir göstergesi olduğunu, dava konusu taşınmazda bulunan bağımsız bölümlere verilen arsa payları incelendiğinde tüm bağımsız bölümlere 48 hisse verildiğinin görüleceğini, binada her biri 48 hisseye sahip 3 dükkan, 9 daire olmak üzere toplam l2 bağımsız bölüm ve 576 hisse mevcut olduğunu, sonuç olarak tahliyeye konu taşınmazın müvekkilinin mülkiyetinde olduğunu belirterek, dava konusu dükkanın müvekkilinin mülkiyetinde olduğunun tespiti ile muarazanın menine karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalılar, çekişmeli taşınmazın müşterek mülkiyet hükümlerine tabi olduğunu, kat mülkiyeti ve kat irtifakının kurulu olmadığını, çekişmenin müşterek mülkiyet hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiğini belirterek, davanın reddini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 16.10.2008 tarihli ve 2006/603 Esas, 2008/602 Karar sayılı kararıyla; davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 12.07.2010 tarihli ve 2010/6786 Esas, 2010/8143 Karar sayılı ilamıyla; çekişme konusu 18335 parsel sayılı taşınmazda dava tarihi itibariyle davalı şirketin kayden pay maliki olduğu, ancak karar tarihinden sonra satış suretiyle dava dışı ...’a payın temlik edildiği ve bu kişi adına sicil kaydının oluştuğu belirtilerek HUMK'nun 186 ncı maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere karar bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin 30.05.2012 tarihli ve 2011/61 Esas, 2012/313 Karar sayılı kararı ile, dava konusu 18335 parsel sayılı, 212 m2 miktarlı arsa vasfındaki taşınmazda 18 hisseli son tapu kayıt maliki ...’a 2 No.lu bağımsız bölüm ile ilgili yapılan satışın, davalılardan ...’ın satışı yaptığı şirkete ortak olması ve aynı hissenin satıldığı ... ile kardeş olması nedeniyle muvazaalı olduğu kanaatine varıldığı belirtilerek davanın kabulü ile, 2 No.lu bağımsız bölüm olan dükkanın mülkiyetinin davacıların murisi ...’na ait olduğunun tespitine, davalı ...’ın 2 No.lu bağımsız bölüm dükkana muarazasının menine, davalılardan ...’ın davaya konu taşınmazda hissesi kalmadığından hakkındaki davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 16.05.2013 tarihli ve 2012/16157 Esas, 2013/7863 Karar sayılı ilamıyla; çekişmeli 18335 parseldeki taşınmazda kat irtifakı kurulmadığından paylı mülkiyet hükümlerinin geçerli olduğu, her paydaşın payının, 18335 sayılı taşınmaz üzerindeki apartmanın tüm bölümlerine yaygın olduğu, bu durumda, taraflar arasındaki çekişmenin TMK’nın 688 ve devamı maddelerinde öngörülen paylı mülkiyet hükümleri uygulanmak suretiyle çözüme kavuşturulmasının gerekeceği, ancak paydaşlar arasındaki elatmanın önlenmesi davalarında öncelikle tüm paydaşları bağlayan harici bir taksim sözleşmesi ve özel bir parselasyon planının olup olmadığı veya fiili kullanma biçiminin oluşup oluşmadığının üzerinde özenle durulması, varsa çekişmeli yerin kimin kullanımına terk edildiğinin saptanması ve uyuşmazlığın buna göre çözümleneceği husususun gözden kaçırılmaması gerektiği, eldeki dosyadaki bilirkişi raporunda, taşınmazdaki bölümlerin fiilen kimler tarafından kullanıldığı belirlenmiş ise de; bu saptamanın neye göre yapıldığı, diğer paydaşlar tarafından da benimsenip benimsenmediği, tüm paydaşları kapsayan harici taksim veya fiili kullanım biçimi oluşup oluşmadığı hususlarının duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklığa kavuşturulmadığı, bu doğrultuda 18335 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan tüm dükkan ve bağımsız bölümlerde paydaşların tamamını kapsayan fiili kullanım biçiminin oluşup oluşmadığı, oluşmuşsa çekişmeli 2 No.lu bölümün kim veya kimlerin kullanımına bırakıldığı, oluşmamışsa davacının kullanabileceği yer bulunup bulunmadığının kuşkuya yer bırakmayacak biçimde ortaya konulması, tanık dahil tüm delillerin toplanması, yerinde uzman bilirkişiler aracılığıyla keşif yapılarak kimin nereyi kullandığının belirlenip krokiye yansıtılması gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
D. İlk Derece Mahkemesince İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin 27.04.2017 tarihli ve 2013/533 Esas, 2017/159 Karar sayılı kararı ile bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde; bozma sonrası mahallinde yeniden yapılan keşif ile hangi dairenin kim tarafından kullanıldığı, 18335 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan tüm dükkan ve bağımsız bölümlerde paydaşların kullanım biçimi bilirkişilerce krokiye bağlanarak tespit edildiği, yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi ile taraf ve tanık beyanlarından fiili kullanım biçiminin oluştuğunun anlaşıldığı, çekişmeli 2 No.lu bölümün ölen davacı ...'nun kullanımına bırakıldığının saptandığı belirtilerek önceki karar gibi hüküm kurulmuştur.
E. Üçüncü Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 29.06.2021 tarihli ve 2020/2032 Esas, 2021/5611 Karar sayılı ilamıyla; “...bozma ilamında; tanık dahil tüm delillerin toplanarak 18335 parsel üzerindeki taşınmazda yer alan bölümlerin kimler tarafından fiilen kullanıldığının, bu kullanmanın diğer paydaşlar tarafından da benimsenip benimsenmediğinin, tüm paydaşları kapsayan harici taksim veya fiili kullanım biçimi oluşup oluşmadığının duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklığa kavuşturulması gerektiği belirtilmiş olmasına rağmen, Mahkemece bozma sonrası yapılan keşifte tanıkların dinlenmediği, taşınmazdaki bölümlerin kimler tarafından fiilen kullanıldığı bilirkişilerce belirlenmişse de, bunun fiili kullanım biçimi oluşup oluşmadığını ispat için yeterli olmadığı, bu doğrultuda Mahkemece, tanıkların ve tarafların taşınmaz başında dinlenerek, tüm paydaşları kapsayan fiili kullanma biçimi oluşup oluşmadığını saptanması, oluşmuşsa 2 No.lu dükkanın kimin kullanımına bırakıldığını belirlemesi, oluşmamışsa davacıların kullandığı ya da kullanabileceği yer olup olmadığını açıklığa kavuşturması ve oluşacak sonuca göre karar vermesi gerekmektedir. Eksik araştırmayla hüküm kurulması doğru olmamıştır. Ayrıca davacının ölümü sonrası davayı takip eden mirasçılarından Hakan Kamiloğlu’nun karar başlığında yer almadığı anlaşılmakla, bu husus ayrıca bozma nedeni yapılmamıştır...” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
F. İlk Derece Mahkemesince Üçüncü Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesince (özetle),
1. Somut olayda paydaşlar arasında yazılı taksim sözleşmesi bulunmadığı gibi tüm paydaşlar arasında fiili kullanma biçiminin oluştuğunun davacının sunduğu deliller ile ispat edilemediği,
2. Mirasçıların paylarına karşılık çekişmesiz olarak kullandıkları bir kısım yer bulunduğu,
3. Payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu taksim veya ortaklığın satış yolu ile giderilmesi davası açmak sureti ile çözümlemesi gerektiği,
4. Davalılar ... ve Erkom Elekt. Elektronik Büro Makineleri İth. İhr. San. Tic. Ltd. Şti. yönünden pasif husumet bulunmadığı gerekçesiyle davalı ... bakımından açılan davanın esastan reddine, diğer davalılar yönünden ise pasif husumet yokluğu nedeni ile reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle;
1. Verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu,
2. Daha önce davalılardan ... aleyhine icra takipleri yapılarak tahliye kararı alındığını,
3. İlgili kararın niza konusu taşınmaz hakkında kesin hüküm oluşturduğunu,
4. Mahkeme kararının bozma gerekçesine aykırı olduğunu,
5. Bozma sonrası aksi yönde başkaca delil olmamasına rağmen mahkemenin ilk kararından gerekçesiz ayrılmasının adil yargılanma ve hukuki güvenlik ilke ve prensiplerine aykırılık teşkil ettiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, muhdesatın tespiti ve muarazanın meni istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 718, 683, 684 ve 995 inci maddeleri,
3. Değerlendirme
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Onama harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
19.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!