7. Hukuk Dairesi 2023/3421 E. , 2024/3425 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2852 E., 2023/255 K.
DAVA TARİHİ : 13.03.2020
KARAR : İstinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkeme kararının kaldırılmasına, el atmanın önlenmesi talebinin kabulüne, ecrimisil talebinin reddine
TEMYİZ EDENLER : Davacı vekili, davalı
İLK DERECE MAHKEMESİ : Mersin 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/85 E., 2022/145 K.
Taraflar arasındaki el atmanın önlenmesi ve ecrimisil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulüne, İlk Derece Mahkeme kararının kaldırılmasına, el atmanın önlenmesi talebinin kabulüne, ecrimisil talebinin reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davalı ...'ın müvekkilinin kızı olduğunu, müvekkili ile aralarında 2012 yılında sözlü olarak kira akdi yaptıktan sonra davalının müvekkilinin maliki olduğu taşınmazda kiracı olarak oturduğunu, ilk yıllarda kısmi olarak ödemeler yapan davalının sonrasında ekonomik durumunun iyi olmadığını belirterek eline para geçince ödeme yapacağını müvekkiline söylediğini, müvekkilinin de kızı olan davalının beyanına itibar ederek beklediğini, zor durumda kalmaması için herhangi bir hukuki işlem yapmadığını, ancak aradan geçen süreye rağmen davalı tarafından müvekkiline herhangi bir ödeme yapılmaması nedeniyle davalı aleyhine Mersin 6. İcra Müdürlüğünün 2020/2428 Esas sayılı takip dosyası ile icra takibi başlattıklarını, davalının yapmış olduğu itirazda müvekkili ile aralarında herhangi bir kira akdinin olmadığını, müvekkili adına kayıtlı dairenin ölünceye kadar oturacağı bir daire olduğunu belirttiğini, ayrıca kendisine taşınmazın boşaltılması yönünde yapılan uyarılara uymadığını ve taşınmazın boşaltmadığını belirterek davalının dava konusu taşınmaza müdahalesinin men'ine, şimdilik 1.000,00 TL olmak kaydıyla beş yıllık ecrimisil bedelinin davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiş, bilahare ecrimisil talebini 28.815,00 TL’ye artırmıştır.
II. CEVAP
Davalı; davaya konu evi 2012 yılında kendi birikimlerinin de eklenerek kendisine alındığını ancak anne ve babasına güvenerek taşınmazı davacı annesi üzerine kaydettiklerini, bu nedenle aralarında bir kira ilişkisinin bulunmadığını, taşınmazın gerçek sahibinin kendisi olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu taşınmazda davalının hissesi olmadığı, kiracı veya taşınmaza haklı ve yasal nedenlere dayalı olarak müdahale ettiğine dair bir belge ve kaydın sunulmadığı, kullanım bedeli olarak davacıya herhangi bir ödemenin yapılmadığı, keşif sırasındaki Mahkeme gözlemi, dosyaya sunulan bilirkişi raporlarından davalının taşınmazı kullanması nedeniyle fuzuli şagil durumunda olduğu, davalı tarafça davaya konu taşınmazın davacı annesi tarafından bedelsiz olarak kullanmasına izin verildiği şeklindeki savunmasını destekleyecek dosyada herhangi bir kayıt ve belge sunulmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı istinaf dilekçesinde özetle; savunmalarını ve beyanlarını tekrarla taşınmazda kiracı olmadığını, taşınmazda uzun süredir kendisinin evi olduğu inancı ile oturduğunu, kiracı ve haksız işgalci olmadığını, davacı annesinin kendisini bu taşınmazda rızasıyla oturttuğunu belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu dairenin tapuda davacı adına olduğu, 10.07.2002 tarihinde satın alındığı, icra takibinin 09.03.2020 tarihinde başlatıldığı, 13.03.2020 tarihinde davanın açıldığı, davacının satın aldığı 10.07.2002 tarihinden itibaren davalının dairede oturduğu, taşınmazın davalı tarafından 20 yıldan uzun zamandan beri kullanıldığı, davacının mevcut kullanıma icra takibi ve dava tarihine kadar herhangi bir şekilde karşı çıktığı hususunun da ispat edilemediği, davacının taşınmazların kullanılmasına göz yumduğu ve davalının kullanımına zımnen muvafakat ettiği, davacının dava tarihinden önceki kullanımı nedeniyle davalının kötü niyetli olduğunun söylenemeyeceği gerekçesiyle kararın kaldırılmasına, el atmanın önlenmesi talebinin kabulüne, ecrimisil talebinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı temyiz isteminde bulunmuşlardır.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, davalı tarafın kötü niyetli olduğunu ve talep edilen ecrimisilin de kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalı temyiz dilekçesinde; aşamalardaki ve istinaf başvurusundaki savunmalarını tekrarla belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, el atmanın önlenmesi ve ecrimisil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
Hemen belirtilmelidir ki, mülkiyet hakkı gerek Anayasa ve yasalarla gerekse Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve ek protokolleri ile kabul edilmiş temel haklardandır.
Eşyaya bağlı ayni haklardan olan mülkiyet hakkı herkese karşı ileri sürülebileceği gibi, hakka yönelik bir müdahale durumunda ne zaman gerçekleştiğine bakılmaksızın, ileri sürüldüğü andaki hak sahibi tarafından her zaman koruma istenebileceği de kuşkusuzdur. Anılan korumanın istenmesi durumunda da hakkın kötüye kullanıldığından söz edilebilmesine hukuken olanak yoktur.
Diğer yandan; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 683 üncü maddesinde; malikin hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, tasarrufta bulunma, yararlanma yetkilerine sahip olduğu, malını haksız olarak elinde bulunduran kişiye karşı her türlü el atmanın önlenmesi davası açabileceği öngörülmüştür.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili ve davalı tarafından temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Tarafların yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
12.06.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!