7. Hukuk Dairesi 2023/3419 E. , 2024/3426 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
EK KARAR TARİHİ : 04.05.2023
SAYISI : 2020/501 E., 2023/585 K.
DAVA TARİHİ : 24.05.2019
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/328 E., 2019/738 K.
Taraflar arasındaki ecrimisil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince 04.05.2023 tarihli ek karar ile temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verilmiştir.
Ek karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle, ek karar kaldırılmasına karar verildikten sonra; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi.
I. DAVA
Davacı vekili; davacının babası ...'e ait olan, sonradan 03.08.2007 tarihinde imar uygulaması yapılarak 5020 ada 6 parsel olarak yeni ada-parsel numarası alan, 2576 parselde bulunan 1.240 metrekarelik taşınmaz üzerinde davalı tarafça kullanılan fabrika binasının bulunduğunu, murisin 30.03.2009 tarihinde öldüğünü, muris muvazaası nedeniyle açılan dava sırasında ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/330 Esas, 2014/193 Karar sayılı kararı doğrultusunda bu taşınmazın tapusunun iptali ile 224/12000 (7/375) hissesinin davacı adına tescil edildiğini, söz konusu taşınmazın her ne kadar tapuda arsa olarak görünmekte ise de üzerinde büyük bir fabrika binası bulunduğunu, davalının davacının hakkına tecavüz ederek yıllarca bu taşınmazı kullandığını, haksız gelir elde ettiğini, davalının bu eylemi nedeniyle müvekkilinin uğradığı zararın tespitinin mümkün olmadığını, bu nedenlerle ecrimisil alacaklarının hesaplanarak belirsiz olarak talep edilen 10.000,00 TL ecrimisil bedelinin yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; husumet itirazında bulunduklarını, dava konusu edilen taşınmazda davacı tarafın belirttiği gibi fabrika binası bulunduğunu, ... ... Tekstil Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi tarafından kullanıldığını, taşınmazın davalı tarafından değil yazılı şirket tarafından kullanıldığını, tüzel kişiliği bulunan şirketin borçlarından davalının sorumluluğunun bulunmadığını, ... ... Tekstil Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'ne husumet yöneltilmesi gerektiğini, davanın husumetten reddini talep ettiklerini, zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının bu davada ancak son 5 yıla ilişkin ecrimisil talebinde bulunabileceğini, davacının önceki alacaklarının zamanaşımına uğradığını, davalının şahsında ecrimisil şartlarının oluşmadığını, davalının kötüniyetli olmadığını, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte davalının tapu kaydına güvenerek hareket ettiğini, davacının dava konusu taşınmazda hissedar olduğunu, davalının da aynı taşınmazda hissedar olduğunu, paydaşların intifadan men koşulu gerçekleşmediğinden birbirinden ecrimisil talebinde bulunamayacaklarını, bu nedenlerle davanın husumet nedeni ile usulden reddine, işin esasına girilecek olur ise zamanaşımı itirazlarının kabulüne, davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmaz üzerinde fabrika binası bulunduğu, binanın ... ... Tekstil Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi tarafından kullanıldığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, davanın bu şirkete yöneltilmesi gerekirken şirket sahibi olsa bile şahsa yöneltilemeyeceği, husumet ehliyetinin dava konusu hak ile kişiler arasındaki ilişkiyi ifade ettiği, dava konusu şey üzerinde kim ya da kimler hak sahibi ise davayı bu kişi ve kişilerin açması gerektiği ve kime karşı hukuki koruma isteniyor ise o kişi ve kişilere davanın yöneltilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu parsel üzerinde davalı tarafça kullanılan fabrika binası olduğunu, taşınmaz tapuda arsa olarak gözükse de üzerinde büyük bir fabrika binası bulunduğunu, davalının davacının hakkına tecavüz ederek yıllarca bu taşınmazı kullanarak haksız gelir elde ettiğini, davanın taşınmazı mülkiyetinde bulunduran davalıya açılmasında bir isabetsizlik olmadığını, taşınmaz üzerinde bina olmasının, kim tarafından kullanıldığının öneminin olmadığını, tasarruf yetkisi tapuda kayıtlı malikte olduğundan davacının zararından da davalının sorumlu olduğunu, taşınmazı fiilen kullananın üçüncü kişi olmasının durumu değiştirmeyeceğini, bunun davalı ve üçüncü kişi arasındaki iç ilişkiyi ilgilendirdiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu 5020 ada 6 parsel No.lu taşınmazda davacı ve davalının hissedar oldukları, Ticaret Sicil Gazetesindeki kayıtlardan....Tekstil Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi unvanlı şirketin bulunduğu, son ortakların , ... ve ... olduğunun görüldüğü, dava konusu taşınmaz üzerinde fabrika binası bulunduğu konusunda taraflar arasında ihtilaf bulunmadığı, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre kararın hukuka uygun olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince kararın kesin olduğu gerekçesiyle temyiz isteminin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince kararın kesin olduğu belirtilerek temyiz isteminin reddine ilişkin ek karar verilmiştir. Davacı vekili ek kararı da temyiz etmiştir.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki, aşamalardaki ve istinaf dilekçesindeki iddialarını tekrarla belirterek kararın bozulmasını istemiş, temyiz isteminin reddine dair kararın da usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiş, ek karara yönelik temyiz isteminde de; davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığını, ek kararın hatalı olduğunu belirterek asıl temyiz itirazlarını yinelemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ecrimisil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. Bilindiği üzere, gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarih ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir (YHGK'nın 25.02.2004 gün ve 2004/1-120-96 sayılı Kararı).
2. 25.05.1938 tarih ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay'ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar.
3. Hemen belirtilmelidir ki, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık, değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve HMK'nın 266 vd. maddelerine uygun olmalıdır.
4. Bu nedenle, özellikle tarım arazilerinin haksız kullanımı nedeniyle ürün esasına göre talep varsa, bu konudaki resmi veriler, taşınmazın bulunduğu bölgede ekilen tarım ürünlerinin neler olduğu tarım il veya ilçe müdürlüğünden sorulmalı, ekildiği bildirilen ürünlerin ecrimisil talep edilen yıllara göre birim fiyatları ve dekara verim değerleri, hal müdürlüğünden ilgili dönem için getirtilmeli, bölgede münavebeli ekim yapılıp yapılmadığı, taşınmazın nadasa bırakılıp bırakılmadığı tespit edilmelidir.
5. Eğer, özellikle arsa ve binalarda kira esasına göre talep varsa, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmeli, gerekirse benzer nitelikli yerlerin işgal tarihindeki kira bedelleri araştırılıp, varsa emsal kira sözleşmeleri de getirtilmeli, dava konusu taşınmaz ile emsalin somut karşılaştırması yapılmalı, üstün veya eksik tarafları belirlenmelidir.
6. İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir.
3. Değerlendirme
1. Dosya içeriğine göre Bölge Adliye Mahkemesince dava miktarı dikkate alınarak temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verilmiş ise de davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı ve İlk Derece Mahkemesince ön inceleme duruşmasında davanın pasif husumet yokluğundan reddedildiği, belirsiz alacak davası olarak dava açılmış bulunduğundan temyizinin olanaklı bulunduğu kabul edilmelidir. Bu durumda temyiz dilekçesinin miktardan reddine ilişkin ek kararın hatalı olduğu anlaşılmakla; 04.05.2023 tarihli ek kararın ortadan kaldırılması gerekir.
2 Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Bölge Adliye Mahkemesince verilen 04.05.2023 tarihli ek kararın ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
12.06.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!