7. Hukuk Dairesi 2023/3289 E. , 2024/2494 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2202 E., 2023/460 K.
DAVA TARİHİ : 15.10.2019
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 11. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/226 E., 2021/134 K.
Taraflar arasındaki muhdesatın tespiti, ikinci kademede temliken tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 126 ada 81 parsel sayılı taşınmazın maliki olan davalı ... ile yazılı kira sözleşmesi imzaladığını, davacının tavuk ve yumurta üretimi yetiştiriciliğine başladığını, sonrasında davalı tapu maliki ...'ün izni ve bilgisi dahilinde tavukların yanında isçilerin kalması için ev tarzında yapı yaptığını, kendi aralarındaki anlaşma uyarınca tüm ödemeleri yaptığını, önemli bir gelir kaydı olduğunu gören davalıların, davacıyı kiralanan yere koymayıp kendilerinin çalıştırmaya başladığını, davacının taşınmazdaki yapılar ve tavuklarının bedelini istemesine rağmen davalıların davacının zararını ve yapılara ilişkin rayiç bedelleri tevdi etmediğini, davacının kazanç kaybı yaşadığını, bu nedenlerle 126 ada 81 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki tüm yapıların (muhdesatın) davacıya ait olduğunun tespiti ile muhdesatın bulunduğu taşınmaz alanının arsa bedeli ödenerek davacı adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... beyan dilekçesinde; dava konusu olan taşınmaz için imzalanmış gözüken Tarım İl Müdürlüğüne ait 15.07.2018 tarihli kira kontratındaki imzanın kendisine ait olmadığını ve bu durumdan haberi olmadığını, bu zamana kadar yapılan iş ve işlemleri adına tarlayı satın aldığı ve köyünden uzaktan akrabası olan ...'in yürüttüğünü, kendisinin yurt dışına gidip geldiği için bu konu üzerinde durmadığını, ayrıca adı geçen kira kontratına ilişkin kendisine herhangi bir ödeme de yapılmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
2. Davalı ... duruşmada; tavuk işini davacının eşiyle birlikte yaptıklarını, taşınmaz üzerindeki yapıları da birlikte yaptıklarını, birçok malzeme borcunu bırakıp gittiğini, Tarım İl Müdürlüğünün bu işi yapabilmeleri için kira sözleşmesi istediğini, davacı eşinin kira sözleşmesini ... imzalı olarak kendisine getirdiğini, kefil olarak imzaladığını, işi birlikte yaptıklarını ancak iflasın eşiğine geldiklerini, dava konusu taşınmaz üzerindeki yapıların bir kısmının bu işten önce de olduğunu, kendilerinin duvarlarını ve çatısını yaptığını, resmiyette davacının isminin yazılı olduğunu, fiilen de kullamaya devam ettiğini belirtmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu 126 ada 81 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki tüm yapıların (muhdesatın) davacıya ait olduğunun tespiti veya temliken tescil talebiyle eldeki davanın açıldığı, davacı tarafça dava konusu taşınmaz hakkında devam eden ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunduğuna dair herhangi bir beyan sunulmadığı gibi buna ilişkin delil de bildirilmediği, bu nedenle bu talep hakkında davacının hukuki yararının bulunmadığı, aldırılan bilirkişi raporu doğrultusunda temliken tescil şartlarının da oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacının dava konusu taşınmaz üzerine kendi el emeği ile oldukça ayrıntılı bir şekilde yapmış olduğu, sökülüp götürülmesi mümkün olmayan kulübe ile tavuk kümeslerinin muhdesat niteliğinde olduğunu, bu muhdesat yapıların üzerine yapıldığı arazinin malikine ait olmasının şart olmadığını, müvekkili ile davalılar arasında bulunan kira sözleşmesinden de müvekkilinin kiracı konumunda olup, ortada haksız bir işgal söz konusu olmadığının anlaşılacağını, muhdesatın aidiyetinin tespiti talepli bir dava açılabilmesi için sınırlı nitelikteki işlemlerle ispatlanan güncel bir hukuki menfaatin olması gerektiğine dair gerekçeye de katılmadıklarını, hukuki menfaat olarak tanımlanan olgunun salt bu hallerden ibaret olmadığını, davacının söz konusu muhdesat yapılarını, yumurta ticareti yapmak ve zamanla da bu ticareti daha büyük boyutlara taşımak için bir basamak görevi görmesi maksadıyla yaptığını, yapılar için çok fazla para, iş gücü ve emek harcadığını bildirerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; pay sahibi olmayan davacının, başkasına ait taşınmazda meydana getirdiği muhdesatların tespitini istemekte hukuki yararının bu aşamada mevcut olmadığı, TMK'nın 724 üncü maddesindeki koşulların da oluşmadığı gerekçesiyle davacının istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
İstinaf dilekçesindeki itirazlarını tekrarlamıştır.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, muhtesatın tespiti ile temliken tescil istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 724 üncü maddesi.
2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 106 ncı maddesinin 2 nci fıkrasında “tespit davası açanın, kanunlarda belirtilen istisnai durumlar dışında, bu davayı açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararı bulunmalıdır.” hükmüne yer verilmiştir. Kural olarak tespit davalarında; tespit davası açanın hukuki yararının varlığı gerekir.
3. 6100 sayılı Kanunun 114 üncü maddesinin (h) bendine göre, davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması dava şartıdır. Aynı Kanunun 115 inci maddesi uyarınca mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır ve dava şartı noksanlığının tespiti halinde davanın usulden reddine karar verir.
4. Öğretide ve Yargıtay’ın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesat aidiyetinin tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir.
5. Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur (4721 s.lı TMK. mad. 684/1). Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere kalıcı yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer (TMK mad. 718). 22.12.1995 tarih ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi muhdesattan, bir arazi üzerinde kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, şahsi bir hak olup (TMK 722, 724, 729 m.ler), sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmez. Taşınmaz üzerindeki kalıcı yapı, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez.
3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.05.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!