WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 08 Temmuz 2026

YARGITAY 7. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

7. Hukuk Dairesi         2023/3069 E.  ,  2024/2573 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1431 E., 2023/672 K.
DAVA TARİHİ : 28.01.2020
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Zonguldak 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/204 E., 2022/40 K.

Taraflar arasındaki asıl davada mülkiyet hakkına el atmanın önlenmesi ve tahliye, karşı dava ise harici satışa dayalı tapu iptali ve tescil, ikinci kademede tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince asıl dava yönünden el atmanın önlenmesi ve tahliye talebinin kabulüne, karşı dava yönünden tapu iptali ve tescil talebinin reddine karar verilmiştir.

Kararın davacılar-karşı davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar-karşı davalılar vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 14.05.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde temyiz eden davacılar-karşı davalılar vekili Avukat ... ile karşı taraftan davalı-karşı davacı ... vekili Avukat ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İşin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacılar vekili; dava konusu 17 ada 371 parsel sayılı taşınmaz üzerinde yer alan 5 numaralı bağımsız bölümün vekil edenlerine ait olup davalı tarafından haksız şekilde müdahale edildiği ve ihtarnameye rağmen işgalin sonlandırılmadığını belirterek el atmanın önlenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili; davanın reddini savunmuş, karşı davasında ise; dava konusu taşınmazın müvekkili tarafından 08.12.2004 tarihinde davacıların murisi ... Bakan’dan satın alındığını ve bedelin büyük bölümünün banka aracılığıyla bakiye kısmın ise elden ödendiğini belirterek dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tescilini, bu talebin kabul edilmemesi halinde tazminat talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle; dava konusu taşınmazın davalı-karşı davacı tarafından geçeli bir satım sözleşmesi olmadan tasarruf edildiği, el atmanın önlenmesi ve tahliye davasının kabulü gerektiği, karşı davadaki tapu iptali ve tescil isteminin yasal şartlarının oluşmadığı, dosya kapsamına sunulan 21.11.1980 tarihli eski tapu senedi aslının HMK’nın 202 inci maddesi anlamında delil başlangıcının tüm unsurlarını taşıdığı, bağımsız bölümün davalı-karşı davacı tarafından davacılar-karşı davalılar murisi ...’dan 2004 yılında 45 milyar TL üzerinden satın alındığı, bedelin 40 milyar TL’sinin banka aracılığıyla ve bakiye 5 milyar TL’nin ise peyder pey ödendiği, muris ...’ın taşınmazın tapu senedini teslim ederek mülkiyeti devrettiği, karşı davacı ...’ın harici anlaşma ile devraldığı yeri 2004 yılından beri iyiniyetli şekilde kullandığı, iyiniyetli zilyedin TMK’nın 994 üncü ve 995 inci maddeleri gereğince tazminat talebinde bulunabileceği ve hükme esas alına bilirkişi raporunda 392.714,68 TL alacağın tespit edildiği gerekçesiyle asıl dava yönünden, el atmanın önlenmesi ve tahliye talebinin kabulüne, karşı dava yönünden; tapu iptali ve tescil talebinin reddine, 392.714,68 TL tazminat miktarının davacılar-karşı davalılardan tahsiline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar-karşı davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacılar-karşı davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle;
1. Davalı-karşı davacının satın aldığını ileri sürdüğü dava konusu evin satış bedeli olarak müvekkilerinin murisi ...'a veya davacılar-karşı davalılara yapılan herhangi bir ödeme olmadığı gibi satışın yapıldığına ve satış bedeli olarak davalı-karşı davacı tarafından 45.000,00 TL'nin ödendiğine ilişkin hiçbir maddi delil de sunulmadığını,

2. Dosyaya sunulan ... Bankası Zonguldak Şubesine ait 40.000,00 TL'lik dekont üzerinde dava dışı üçüncü bir kişinin adı yazılı olup dava konusu evin satış bedeli olarak yatırıldığına dair hiçbir kayıt içermediğini,

3. Ödeme iddiasının ispat edilemediğini,

4. Eksik araştırma ile sonuca gidildiğini,

5. Bir an için davanın haklı olduğu var sayılsa bile talep edebilecek miktarın taşınmazın dava tarihindeki değeri 200.000,00 TL’den fazla olamayacağını,

6. Resmi veya haricen yapılan bir satış sözleşmesi bulunmadığını,

7. Elden verildiği iddia edilen 5.000,00 TL’nin murise ödendiğine dair belge bulunmadığını,

8. Bu konuda tanık dinletme yasağı olmasına rağmen dava konusu taşınmaza ait tapu senedi fotokopisi delil başlangıcı olarak kabul edilerek tanık anlatımları doğrultusunda sonuca gidildiğini,

9. 10.07.1940 tarihli ve 2/77 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararına aykırı davranıldığını ileri sürülerek istinaf başvurusunda bulunmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle; İlk Derece Mahkemesine benzer gerekçeler ile davacılar-karşı davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar-karşı davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacılar-karşı davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; cevap ve karşı dava dilekçeleri, dosya kapsamındaki beyanlar ve istinaf sebeplerine benzer gerekçeler ile Bölge Adliye Mahkemesinin karar ve gerekçesinin yerinde olmadığı ileri sürülerek hükmün bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl dava, mülkiyet hakkına dayalı el atmanın önlenmesi ve tahliye, karşı dava ise harici satışa dayalı tapu iptali ve tescil ikinci kademede tazminat isteğine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,

2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 683.,

3. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 706; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 237 nci, 2644 sayılı Tapu Kanunu’nun 26 ve 1512 sayılı Noterlik Kanunu’nun 89 uncu maddesi.

4. Kural olarak, 10.07.1940 tarihli ve 2/77 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararına göre; harici satışın hüküm ifade etmemesi durumunda taraflar verdiklerini geri alabilirler. Bilindiği üzere geçerli bir sebebe dayanmaksızın bir kişinin mal varlığından diğerinin mal varlığına kayan değerlerin eksiksiz iadesi denkleştirici adalet düşüncesine dayanır. Denkleştirici adalet ilkesi ise haklı bir sebep olmaksızın başkasının mal varlığından istifade ederek kendi mal varlığını artıran kişinin elde ettiği bu kazanımı geri vermek zorunda olduğunu ve eski hale getirmede mal varlığında artış olan tarafın yükümlülüğünün bulunduğunu ifade eder. Buna göre davacı tarafından bedelin ödeme tarihinden itibaren ekonomik etkenler nedeniyle azalan alım gücünün enflasyon, tüketici eşya fiyat endeksi, döviz kurları, altın, memur maaşı ve işçi ücretlerindeki artışlar ve benzeri unsurların ortalamaları alınmak suretiyle denkleştirici adalet ilkesine göre dava tarihine kadar ulaşacağı alım gücünün saptanması gerekir.

5. İspat, bir olayın veya hukuksal durumun varlığı veya yokluğu hakkında hâkimde kanaat uyandırmak için girişilen, ispat yükü üzerinde olan tarafın deliller vasıtasıyla yürüttüğü inandırma faaliyeti olup 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 190 ıncı maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Karşı tarafın, iddianın gerçek olmadığı konusunda delil sunması ispat yükünü üzerine aldığı sonucunu doğurmaz (HMK md. 191).

6. İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Nitekim kanun koyucu HMK’nın 200 üncü maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerinin senetle ispatını zorunlu kılmış olup bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri bir delille ispatı mümkün olmayacaktır.

7. Bununla birlikte senetle, daha doğru bir anlatımla kesin delille ispatı gereken bir hukuki işlem hakkında bir delil başlangıcı varsa, bu hâlde HMK'nın 202 nci maddesinin "...Senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebilir..." şeklindeki birinci fıkrası gereği tanıkla ispat imkânı doğacaktır.

8. Kanun koyucu anılan maddenin ikinci fıkrasında delil başlangıcı kavramının tanımını "...iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belge..." şeklinde yapmıştır.

9. Söz konusu tanımdan hareketle bir belgenin delil başlangıcı sayılabilmesi için aşağıdaki iki koşulun birlikte bulunması (gerçekleşmesi) gerekir. Bunlardan ilki belgenin, aleyhine ileri sürülen tarafından verilmesi veya gönderilmesidir. Bununla birlikte delil başlangıcı olan belgenin mutlaka karşı tarafa yöneltilmiş bir irade açıklamasını içermesinin gerekmediğini de belirtmekte fayda vardır. İkinci koşul ise söz konusu belgenin, varlığı iddia edilen hukuki işlemi tam olarak ispata yeterli olmamakla beraber, o hukuki işlemin muhtemelen yapıldığını (onun varlığını) göstermesidir. Kanunun aradığı bu unsurları taşıyan bir belge delil başlangıcı sayılır ve artık senetle ispat zorunluluğunun istisnası olarak o hukuki işlem hakkında tanık dinlenebilir.

10. Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (HUMK) 292 inci maddesinden farklı olarak “...yazılı delil başlangıcı...” ibaresindeki, “...yazılı...” kelimesini benimsememiş ve “...delil başlangıcı...” ibaresi kullanılmış olmakla HMK düzenlemesine göre artık bir belgenin delil başlangıcı olabilmesi için yazılı olması şartı aranmayacaktır.

11. Yazılı delil veya “...delil başlangıcı..” yoksa ödeme iddiasının ikrar (6100 sayılı Kanun’un 188 inci maddesi ile 225 inci maddesi v.d) yemin gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır. Davacının yemin deliline dayanması hâlinde hâkimin davacıya bu hakkını hatırlatması gerekir.

3. Değerlendirme
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; dava konusu 17 ada 371 parsel sayılı taşınmaz üzerinde yer alan 5 numaralı bağımsız bölümün davacılar-karşı davalıların mirasbırakanı ... oğlu ...adına kayıttı olduğu, karşı davacı ...’ın harici satış iddiasıyla dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile kendi adına tescilini, bu talebin kabul edilmemesi halinde tazminat talep ettiği, İlk Derece Mahkemesince, karşı dava yönünden, tapu iptali ve tescil şartlarının oluşmadığı ancak 21.11.1980 tarihli eski tapu senedi aslının HMK’nın 202 inci maddesi uyarınca delil başlangıcı mahiyetinde bulunduğu, yerin (eski) 45 Milyar TL üzerinden satın alındığı, bedelin (eski) 40 milyar TL’sinin banka aracılığıyla ve bakiye (eski) 5 milyar TL’nin ise payder pey ödendiği ve muris ...’ın taşınmazın tapu senedini teslim ederek mülkiyeti devrettiği gerekçesiyle tapu iptali ve tescil istemin reddine, 392.714,68 TL tazminat miktarının tahsiline karar verilmiştir.

3. Dava konusu taşınmazın satışına yönelik dosyaya sunulan herhangi bir harici satış sözleşmesi bulunmamaktadır.

4. Sözlü satış iddiasının kabul edilmesi halinde bile alıcının edimini yerine getirdiğinin yöntemince ispat edilmesi gerekmektedir.

5. Dosyaya sunulan 21.11.1980 tarihli eski tapu senedi aslının (karşı davacı) alıcının elinde bulunmasına hukuki bir sonuç bağlanamayacağı gibi tapu senedi aslının HMK’nın 202 inci maddesi uyarınca delil başlangıcı mahiyetinde olduğu da kabul edilemez.

6. Aynı şekilde 08.12.2004 tarihli banka dekontunda da satışa yönelik herhangi bir bilgi ve açıklama yoktur.

7. Satış parası olduğu iddia edilen bedel konusunda herhangi bir yazılı belge ve delil sunulmadığına göre alıcı tarafından satıcıya ödenen bir bedelden söz edilmesi mümkün değildir. O hâlde, karşı davacının bu konuya ilişkin bir ispat vasıtası bulunmamaktadır.

8. Ancak karşı davacının yazılı delil ya da delil başlangıcı yok ise de; karşı dava dilekçesinde açıkça yemin deliline de dayanmış olup mahkemece, karşı davacıya yemin hakkı hatırlatılmadan sonuca gidilmiştir.

9. Hâl böyle olunca, karşı davacıya ödeme konusunda yemin teklif etme hakkının hatırlatılması ve hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması isabetsizdir.

Açıklanan husus dikkate alınarak yeniden bir karar verilmesi için hükmün bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Bölge Adliye Mahkemesince verilen istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararın ORTADAN KALDIRILMASINA,

İlk Derece Mahkemesinin kararının BOZULMASINA,

Yargıtay duruşma vekâlet ücreti 17.100,00 TL'nin davalı-karşı davacıdan alınarak davacılar-karşı davalılara verilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

14.05.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.