WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 16 Haziran 2026

YARGITAY 7. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

7. Hukuk Dairesi         2023/3010 E.  ,  2024/2343 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/396 E., 2023/721 K.
DAVA TARİHİ : 07.02.2019
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 16. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/56 E., 2019/472 K.

Taraflar arasında düzenlenen boşanma protokolü gereğince davalı kullanımına tahsis edilen konutun haksız olarak kullanıldığı iddiasına dayalı alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dilekçesinde özetle; tarafların İzmir 3. Aile Mahkemesinin 2005/474 Esas, 2005/935 Karar sayılı kararı ile anlaşmalı olarak boşandıklarını, boşanma protokolünde "evlilik sırasında birlikte edinilen taşınmaz ile arabanın ortak kullanımı, kalan tüm borçların ortak ödenmesi, taşınmaz ve arabanın satılması halinde her iki tarafın rızasının alınması ve satış parasının %50 paylaştırılması" maddesinin bulunduğunu, ancak müşterek çocuk büyüyüp reşit olduğu halde davalının taşınmazı satmaya yanaşmadığını, taşınmazın davalı ve müşterek çocuk tarafından kullanılmaya devam edildiğini, bu taşınmazda müvekkilinin rızası olmadan davalının yıllardır oturduğunu, ayrıca davalının yeni bir taşınmaz satın aldığını, müvekkilinin alacak haklarından yoksun kaldığını ve maddi zorluk içinde olduğunu, taşınmazın satılması hususunda davalıya ihtarname çekildiğini belirterek dava konusu 1 parsel, 16 bağımsız bölüm numaralı taşınmazın 1/2 hissesi karşılığı olarak şimdilik 10.000,00 TL alacağın ve ihtar tarihinden itibaren hesaplanacak kira değerinin 1/2'sinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı cevap dilekçesinde özetle; yeni aldığı 28 m²'lik taşınmazı emekli olunca oturmak üzere aldığını, halen oturduğu ve üzerine kayıtlı olan taşınmazı satacağına dair bir söz vermediğini, söz konusu protokole göre eğer bir gün ev satılırsa eski eşin rızasının alınacağı, satış bedelinin yarısının eski eşe verileceğini, ancak halen bir satış işlemi olmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla özetle; tarafların İzmir 3. Aile Mahkemesinin 07.10.2005 tarih, 2005/474 Esas, 2005/935 Karar sayılı ilamı ile anlaşmalı olarak boşandıkları, ilamda "evlilik sırasında birlikte edinilen ve kooperatif hissesi davacıya ait olan evde davacı ile müşterek çocuğun yaşamasına, davacının bu evi satması halinde satarken davalının onayını almasına ve satış bedelinin yarısının davalıya ödenmesine" şeklinde madde bulunduğu, tapu kayıtlarında taşınmazın halen davalı üzerinde olduğu, satış durumunun söz konusu olmadığı, davalının evi eski eşine süresiz olarak tahsis ettiği, boşanma protokolüne aykırı bir durumun bulunmadığı anlaşılmakla davanın reddi yönünde karar karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tarafların boşandığı tarihten itibaren davalının taşınmazı tek başına kullandığını ve hiçbir bedel ödemediğini, tarafların protokol düzenlenirken müşterek çocuk reşit oluncaya kadar veya davalı kendisine ev alıncaya kadar taşınmazda oturmasına karar verdiklerini, müşterek çocuğun reşit olduğunu, davalının da kendisine yeni bir ev aldığını ve bu evden kira geliri elde ettiğini, boşanma protokolünden sonra makul bir sürenin geçtiğini, davalının evi kasıtlı olarak satmayarak dürüstlük kuralına aykırı davrandığını, ortak taşınmazın satılmamasından dolayı müvekkilinin zarara uğradığını, dava konusu taşınmazdan hiçbir şekilde faydalanamadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması istemiyle istinaf talebinde bulunmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle; İzmir 3. Aile Mahkemesinin 2015/474 Esas sayılı dosyası ve tarafların sundukları 07.10.2005 tarihli boşanma protokolü gereğince; evlilik sırasında birlikte edinilen ve kooperatif hissesi anneye ait olan evde, anne ile müşterek çocuğun yaşamasına, annenin bu evi satması halinde satarken babanın onayını almasına ve satış bedelinin yarısının babaya ödenmesine şeklinde karar verildiği, incelenen aile mahkemesi kararına göre, eldeki davaya konu edilen meskenin kullanımının davalıya bırakıldığı, bunun için herhangi bir süre öngörülmediği, diğer bir ifade ile ev üzerinde davalıya "süresiz intifa hakkı" tanındığı, ancak satış düşünülmesi halinde bunun için davacının onayının alınmasının ve satış bedelinin yarısının ona ödenmesi koşulunun kararlaştırıldığı, gerek tarafların anlaşma protokolünde gerekse buna uygun olarak verilen mahkeme kararında evin belli bir tarihte ya da belli bir süre geçtikten sonra satılacağı ve parasının paylaşılacağı şeklinde bir hüküm bulunmadığının görüldüğü, bu durumda davalının evi davacının onayı olmadan satamayacağı, satış iradesi hasıl olduğu takdirde ise onun onayını almak ve satış bedelinin yarısını ödemek koşuluyla bu satışı gerçekleştirebileceği, buradaki satış iradesinin davalıya ait bir irade olduğu, davalının böyle bir satış iradesi olmadığı takdirde, davacı tarafından davalının satışa zorlaması olanağı bulunmadığı, davalının dava konusu evi kullanmasının yasal olduğu, herhangi bir haksız işgalin söz konusu olmadığı, diğer taraftan; her ne kadar "tapu iptali ve tescil" isteğini içeren davada değer tespiti yapılarak nispi peşin harç ikmali gerekiyor ise de, "davanın reddi" yönündeki karar doğru olup bu durumda maktu harç alınarak kalan miktar davacıya iade edileceğinden, usul ekonomisi de gözetilerek bu eksikliğin kaldırma sebebi yapılmadığı, belirtilen nedenlerle usul ve yasaya uygun bulunan karara karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; tarafların 2005 yılında boşandıklarını, boşanma protokolünde davalı adına kayıtlı taşınmazın taraflarca ortak kullanımı denilmesine rağmen, tarafların boşandığı tarihten beri davalının tek başına taşınmazı kullandığını, müvekkiline hiçbir bedel ödemediğini, protokol düzenlenirken en azından müşterek çocuk reşit oluncaya ya da davalı anne kendisine ev satın alıncaya kadar oturmasına rıza gösterildiğini, ancak bu hususun protokole açıkça yazılmadığını, davacının bu taşınmaz üzerindeki katkı payı alacağından süresiz olarak vazgeçme gibi bir düşüncesinin olmadığını, müşterek çocuğun reşit olduğunu, davalı annenin de kendisine yeni bir ev satın aldığını ve kira geliri elde ettiğini, davalının müşterek evi satışa çıkarmayarak kötü niyetli davrandığını, bunun dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, evin satışı için gereken makul sürenin davalının yeni bir ev almasıyla sona erdiğini, boşanmadan sonra geçen 18 yıllık sürede davacının hiçbir şekilde taşınmazdan faydalanamadığını, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından belirtilen ret gerekçelerinin yanlış olduğunu bu nedenle kararın bozulması gerektiğini belirterek temyiz talebinde bulunmuştur.

C.Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; tarafların boşanmadan önce evlilik birliği içinde edindikleri ve boşanma protokolü ile davalı kullanımına tahsis edilen konutun haksız olarak kullanıldığı iddiasına dayalı alacak istemine ilişkidir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,

3. Değerlendirme
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

02.05.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.