7. Hukuk Dairesi 2023/3009 E. , 2024/3076 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1756 E., 2022/1658 K.
DAVA TARİHİ : 07.11.2018
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Sakarya 5. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/406 E., 2019/499 K.
Taraflar arasındaki taşınmaz satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik icra takibine itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın ... yönünden reddine, ... A.Ş. yönünden kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ... ile ... Turizm A.Ş. arasında 15.09.2010 tarihli 3 sayfalık ön protokol ve 10 maddelik 02.12.2010 tarihli satış vaadi sözleşmesi ve bilahare 09.02.2013 tarihli ek sözleşmenin, düzeltme başlıklı 4 üncü maddesi ile gerçekleşme tarihi 07.01.2011 olarak düzeltilen 11 maddelik 07.01.2010 tarihli satış vaadi sözleşmesinin 2 nci maddesine göre Sakarya ili, Taraklı ilçesi H24-b-14-b-1 pafta 109 ada 317 parselde kain 6199 m² büyüklüğündeki arsa ve içinde bulunan ... suyun davalıya tapuda devredilmesinin kararlaştırıldığını, bu devir karşılığında sözleşmenin 4 üncü maddesine göre 65 adet devremülkün davacı müvekkili ...'ya verileceğini, taşınmazın 07.01.2011 tarihinde davalı ...Ş.'ye devredildiğini, bilahare 17.04.2015 tarihli ek sözleşme ile taraflarca yapılan anlaşmanın güncellendiğini, davacıya verilmesi gereken 65 adet devremülkün, davalı şirket üzerinde kalmasına ve bedellerinin paraya çevrilmesine karar verildiğini, davalı şirketin bu protokole göre, 17.04.2015 ve 30.07.2015 tarihinde ödenmesi gereken miktarları ödediğini, ancak toplamda 500.000,00 TL miktarlı 30.10.2015 ve 30.12.2015 vade tarihli iki taksitin ödemediğini, 10.05.2017 tarihli protokole göre 30.05.2017 tarihine kadar bildirim yapılmaması halinde davacının hukuki haklarını kullanmakta serbest olduğu yönünde mutabakata varıldığını, davalının bugüne kadar herhangi bir ödeme bildirimi sunmadığı gibi ödeme de yapmadığını, davalı ...'in ise sözleşmelerde kefil olarak yer alan kişi olduğunu, bu sebeple her iki alacaktan davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını ileri sürerek, davanın kabulü ile Sakarya 4. İcra Müdürlüğünün 2018/17280 Esas sayılı dosyasından genel haciz yolu ile yapmış oldukları takibe, davalılar tarafından yapılan itirazın iptali ile, takip konusu 500.000,00 TL'lik asıl alacağın 250.000,00 TL'lik bölümü yönünden 30.10.2015-19.10.2018 tarihleri arasında hesaplanan 66.883,56 TL işlemiş yasal faiz, 250.000,00 TL'lik bölümü yönünden ise 30.12.2015-19.10.2018 tarihleri arasında hesaplanan 63.123,29 TL işlemiş yasal faiz, toplam 630.006,85 TL yönünden takibin devamına, davalılardan müştereken ve müteselsilen alınmasına, davalıların % 20 icra inkar tazminatına mahkum edilmesi ile işbu alacaklara 19.10.2018 tarihinden itibaren avans faizi yürütülmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; 17.04.2015 tarihli protokolde şirketin diğer ortağı ...'un imzasının bulunmadığını, şirketin temsil ve ilzamının müşterek imza koşuluna bağlandığını belirterek, davanın reddine, Sakarya 4. İcra Müdürlüğü’nün 2018/17280 Esas sayılı icra takibinin iptaline, davacı aleyhine %20’den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı ve dava dışı hissedarlar adına kayıtlı olan taşınmazın ve taşınmazda bulunan ... suyun davalı şirkete devrine yönelik olarak yapılan protokol ve satış vaadi sözleşmeleri kapsamında davalı şirkete devredildiği, söz konusu sözleşmeler uyarınca, taşınmaz bedeli olarak kararlaştırılan devre mülk ediminin, 17.04.2015 tarihli ek sözleşme ile tadil edilerek nakde çevrildiği ve davacıya ödenecek 900.000,00 TL'nin, 17.04.2015 tarihinde 200.000,00 TL, 30.07.2015 tarihinde 200.000,00 TL, 30.10.2015 tarihinde 250.000,00 TL ve 30.12.2015 tarihinde 250.000,00 TL olarak ödenmesi konusunda varılan anlaşmanın davacı ve şirket ortağı ... tarafından imzalandığı, söz konusu ek sözleşmenin tanzimi sonrası aynı taraflar ile yapılan 10.05.2017 tarihli protokolde "iş bu protokolü ... müşterek ve müteselsil kefil sıfatıyla imzalamıştır" kaydının yer aldığı, davaya dayanak 17.04.2015 tarihinde tanzim edilen ek sözleşme uyarınca belirlenen ödemelerden davacıya 16.04.2015 tarihinde 200.000,00 TL, 07.08.2015 tarihinde 200.000,00 TL ödemenin davalı şirket tarafından yapıldığı, söz konusu ödemenin varlığının tarafların iddia ve savunmaları ile ibraz edilen ödeme belgesi uyarınca çekişmesiz olduğu, davacı tarafından yapılan takibe, 17.04.2015 tarihli ek sözleşmeye göre, 30.10.2015 tarihinde ve 30.12.2015 tarihinde ödenmesi gereken 250.000,00'er TL'den toplam 500.000,00 TL'nin konu edildiği, ek sözleşme tarihi itibariyle ...'in tek başına şirketi temsil ve ilzama yetkisi yok ise de; taraflar arasında söz konusu sözleşmeden önce tesis edilen sözleşmelerin varlığı, sözleşme uyarınca davacıya yapılan ödemeler gözetildiğinde davalı şirketin bu yöndeki savunmasına TMK'nın 2 nci maddesi uyarınca itibar edilemeyeceği ve sözleşmenin davalı ... bağlayacağı, davalı şirket tarafından 17.04.2015 tarihli ek sözleşme uyarınca, kesin vade içeren 30.10.2015 tarihinde 250.000,00 TL ve 30.12.2015 tarihinde 250.000,00 TL olmak üzere 500.000,00 TL ödemenin yapılacağına dair taahhüdün gereğinin yerine getirilmemesi ve bu miktarların ödendiğinin ispat edilememesi karşısında, davalının borcunun bulunmadığına yönelik savunmasına itibar edilemeyeceği, bunun yanında, ödeme tarihlerinin kesin vade içermesi sebebiyle davalının ihtara gerek kalmaksızın bu tarihlerden itibaren temerrüte düşmesi sebebiyle işlemiş faiz talebinde de haklı olduğu, istenilen işlemiş faiz miktarının, alınan bilirkişi raporu uyarınca alacak ve vade ile uyumlu olması karşısında, davalı şirketin itirazının iptaline, takibin asıl alacak ve işlemiş faiz alacağı üzerinden işin ticari iş olmaması sebebiyle asıl alacağa yasal faiz uygulanmak suretiyle devamına karar vermek gerektiği, davalı şirketin itirazı haksız ve alacak sözleşmeden kaynaklanan likit alacak mahiyetinde olduğundan davalı şirketin asıl alacağın % 20'si oranında tazminattan da sorumlu olması gerektiği, davalı ... yönünden yapılan değerlendirme de; davacı tarafından söz konusu alacağa ...'in müteselsil kefil olduğundan bahisle yapılan takibe yönelik itirazının iptali istenmiş ise de; 6098 sayılı TBK'nın 583 vd. maddelerinde, müteselsil kefaletin geçerli olması için, kefil olunan azami miktarın, kefalet tarihinin ve müteselsil kefalet durumunun el yazısı ile belirtilmesi ve eşin rızasının alınmasının gerektiği, belirtilen hususlar kefalet sözleşmesinin geçerlilik koşulları olduğundan mahkemece re'sen gözetilmesinin gerektiği, bu kapsamda, davalının müteselsil kefaletinin bu koşulları taşımadığı için geçerli olmadığı, ...'e yönelik takip haksız ise de; kötüniyetli olmadığından davalının tazminat isteminin reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, ...’e yönelik açılan davanın reddine, ... Turizm A.Ş’ye yönelik açılan davanın kabulü ile; Sakarya 4. İcra Müdürlüğünün 2018/17280 Esas sayılı dosyası üzerinden yapılan takibe yönelik olarak davalı ...Ş'nin itirazının iptali ile takibin, asıl alacağa (500.000,00) takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmak suretiyle devamına, davalı ...Ş’nin itirazı haksız ve alacak likit olduğundan asıl alacağın (500.000,00) % 20’si oranında tazminatın davalı ...Ş.’den alınarak davacıya verilmesine, koşulları oluşmayan diğer tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davaya Ticaret Mahkemesi sıfatıyla bakılması gerektiğini, aynı konuda diğer arsa sahipleri hakkında verilmiş Sakarya 3. Asliye Hukuk 2018/479 Esas, Sakarya 1. Asliye Hukuk 2018/476 Esas sayılı dosyalara Ticaret Mahkemesi sıfatıyla bakıldığını, işbu alacaktan, Türk Ticaret Kanunu kapsamında her iki davalının da müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını, hüküm fıkrasında takip tarihine kadar işlemiş faiz yönünden herhangi bir hüküm kurulmayarak gerekçe ile hüküm arasında çelişki oluştuğundan yerel mahkeme hüküm fıkrasının ''Davanın kabulü ile Sakarya 4. İcra Müdürlüğü 2018/7279 Esas sayılı takip dosyasına davalıların itirazının iptali ile (davalı tarafı ... Turizm ve ... yönünden ) 500.000,00 TL asıl alacak, taleple bağlı kalınarak 130.006,85 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 630.006,85 TL üzerinden devamına, asıl alacağı takip tarihinden itibaren % 19,50 avans faizinin uygulanmasına'' şeklinde düzeltilmesi gerektiğini ileri sürerek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi gerekçelerine yer verilerek, gerekçenin yeterli ve istinaf sebeplerini karşılar nitelikte olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taşınmaz satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.05.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!