WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 03 Temmuz 2026

YARGITAY 7. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

7. Hukuk Dairesi         2023/2923 E.  ,  2024/2515 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/488 E., 2023/384 K.
DAVA TARİHİ : 11.08.2021
KARAR : İstinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkeme kararının kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne
İLK DERECE MAHKEMESİ : Elazığ 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/309 E., 2022/55 K.

Taraflar arasındaki tapu kaydındaki şerhin terkini davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili; dava konusu Elazığ ili, Merkez ilçesi, ... Köyü, 102 ada 55 parsel sayılı taşınmazı ihale ile satın aldığını, satın aldığı taşınmazın toplam alanının 9.146,66 m² olduğunu, taşınmazın tapu kaydında beyanlar hanesinde "8.400,00 m2 lik senet fazlası Hazineye aittir." ibaresinin bulunduğunu, Hazinenin taşınmazda malik sıfatı ile herhangi bir payının olmadığını, şerhin devamını haklı kılacak sebep bulunmadığını, taşınmaz kaydı üzerinde bulunan 29.09.1939 tarihli "8.400 m2 fazlalık hazineye aittir" şerhinin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili; Milli Emlak Müdürlüğüne satın alma dilekçesi ile başvurarak rayiç bedel üzerinden satın alınması durumunda söz konusu şerhin kaldırılmasının mümkün olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "... Davacı tarafından davaya konu edilen Elazığ İli Merkez ilçesi ... Köyü ... Mevki 102 Ada 55 Parselde kayıtlı 9.146,66 m2 büyüklüğündeki tarla vasfındaki taşınmazın Elazığ 2. Sulh Hukuk Mahkemesi Satış Memurluğu'nun 2020/5 D. Nolu ihalesine katılarak satın alındığı, taşınmazın kadastro tutanaklarının 29/09/1939 tarihinde kesinleştiği, tescil tarihi ve sebepleri dikkate alındığında 3402 sayılı Kadastro Kanunun 12/3. Maddesi gereğince 10 yıllık resen gözetilmesi gereken hak düşürücü sürenin dolduğu..." gerekçesiyle; davanın usulden reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; tapu kaydındaki şerhin kendilerini mağdur ettiğini, şerhin kaynağına ilişkin tapu kaydında bir beyana rastlanmadığını, şerhin konulmasında ve devamında Hazinenin bir menfaatinin bulunmadığını, davanın Kadastro Kanunu'ndan değil TMK'dan kaynaklandığını, taşınmazın tapuda belirtilen 9.146,66 m²'lik yüzölçümü üzerinden takdir edilen ihale bedelinin satış memurluğuna yatırıldığını, davalı lehine hükmedilen vekalet ücretinin hatalı olduğunu ileri sürerek, kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Dava konusu taşınmazın kadastro tutanağının 29/09/1939 tarihinde kesinleştiği, 2613 sayılı Kadastro ve Tapu Tahriri Kanununun 23. maddesi uyarınca dava konusu taşınmazlardaki tapu kaydının beyanlar hanesine 8400 m2 fazlalığın Hazine'ye ait olduğuna dair şerh düşüldüğü, 3402 sayılı Kadastro Kanununda öngörülen 10 yıllık hak düşürücü süre içinde ve aynı yasanın geçici 4/3. maddesindeki 1 yıllık sürede Hazine tarafından dava açılmadığı, şerhin hukuki dayanağının kalmadığı halde beyanlar hanesinde gösterilen kaydın terkini istemli davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesinin doğru görülmediği..." gerekçesiyle; davacının istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulü ile Elazığ ili, Merkez ilçesi, ... Köyü, 102 ada 55 parsel sayılı taşınmazın beyanlar hanesinde yazılı "8400 m2 senet fazlası olarak Hazineye aittir." şerhinin kaldırılmasına karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, hakkında hiçbir araştırma yapılmaksızın taşınmaz satın alınmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, tapu sicilinin aleniliği ilkesi uyarınca satın alan kişinin şerh konusu hususları bilmediğini iddia edemeyeceğini, kanunun iyi niyetli satışları koruduğunu; ancak davacının iyi niyetinden söz edilemeyeceğini, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasının hatalı olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; tapu kaydındaki "...senet fazlası Hazineye aittir." şerhinin terkini istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1009 uncu maddesi uyarınca; "...şerhedilebileceği kanunlarda açıkça öngörülen diğer haklar tapu kütüğüne şerhedilebilir. Bunlar şerh verilmekle o taşınmaz üzerinde sonradan kazanılan hakların sahiplerine karşı ileri sürülebilir."

2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1023 üncü maddesi uyarınca; "Tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka aynî hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur.”

3. Taşınmazın tapu sicilindeki kaydının beyanlar sütununa miktar fazlalığının Hazineye ait olduğuna ilişkin kaydın konulduğu tarihteki yasal düzenlemeler ve daha sonraki mevzuat incelendiğinde de miktar fazlasına ilişkin düzenlemeler aşağıdaki şekilde yer almıştır:
766 sayılı Tapulama Kanunu'nun “Kayıt ve Belgelerin Kapsamının Tayini” başlıklı 42 nci maddesinin ilk fıkrası “Değişmez ve genişletilmeye elverişli olmayan sınırlı tapu kayıtları ile diğer belgelerin muhtevasını tayinde, kayıt ve belgelerde yazılı miktara itibar olunur. Özel kanunların kayıt ve belgelerde yazılı miktara itibar edilmesini göz önünde tuttuğu haller saklıdır. Ancak, Hazinece özel kanunları hükümlerine göre satılan, tefviz veya tahsisi edilen veya parasız dağıtılan arazide çıkan fazlalık, satış, tefviz, tahsisi veya dağıtım tarihinden başlayarak on yıl geçmemiş ise, miktar fazlası hakkında 5618 sayılı Kanunun 2. maddesi hükmünün kayıt sahibi lehine uygulanıp uygulanmayacağı en büyük mülkiye amirinden sorularak alınacak karşılık uyarınca işlem yapılır.” şeklindedir.

42/son madde ise; “Bu maddede yazılı gayrimenkullerde husule gelen miktar fazlalıklarında da şartları uygun bulunduğu takdirde 33 üncü madde hükmü uygulanır.” hükmünü içermektedir.

5618 sayılı Yasa'nın 2 nci maddesinde ise iskânen verilen taşınmazlarda miktar fazlalarının zilyetlerine verilme koşullarını düzenlemektedir.

3402 sayılı Yasa'nın “Kayıt ve belgelerin kapsamını tayin” başlıklı 20 nci maddesinin D bendinde de “Hazinece, özel kanunlar hükümlerine göre değişmez ve genişlemeye müsait olmayan sınırlarla miktar üzerinden satılan, tefviz veya tahsis veya parasız dağıtılan taşınmaz mallarda çıkan fazlalık, taşınmaz malla birlikte satış, tefviz, tahsis ve dağıtım tarihinden itibaren on yıl geçmiş ise, miktarına bakılmaksızın kayıt sahibi adına tespit edilir.” hükmü yer almaktadır.

3. Değerlendirme
1.Yukarıdaki yasal düzenlemeler ve kadastro yasaları tasfiye niteliğinde olup bir defaya mahsus uygulanıp, tutanakların kesinleşmesinden sonra ise Medeni Kanunu'nun hükümleri uygulama alanına girer (.........., 3402 sayılı Kadastro Kanunu Şerhi 1995 Ankara, s.1322).

2. Beyanlar hanesinde bulunabilecek kayıtlara ilişkin bu açıklamalara göre, gerek Tüzüğün 60 ıncı maddesinin mevzuatın öngördüğü hususların beyanlar hanesinde gösterileceği şeklindeki düzenlemesi, gerekse Medeni Kanun'un 1012 nci maddesinin son fıkrasında sözü edilen özel kanun hükümlerinin saklı tutulması hükümleri karşısında, çapa bağlanan taşınmazlarda çıkacak miktar fazlasının Hazineye ait olacağına ilişkin kısıtlamanın tapunun beyanlar hanesinde gösterileceğine ilişkin bir yasal düzenlemeye rastlanmamaktadır. İncelenen kadastro yasalarındaki düzenlemelerde, miktar fazlasının değişken sınırdan kaynaklanmaması halinde 10 yıl geçmekle zilyedi adına tescil olunacağına ilişkindir. Kaldı ki, beyanlar sütunundaki bu belirtmeye rağmen Hazine yasal süresi içinde dava açarak, miktar fazlasının adına tescilini istememiştir. 2613 Kadastro ve Tapu Tahriri Yasası'nda dava için bir süre öngörülmemekle birlikte, 1964 tarihinde yürürlüğe giren 766 sayılı Tapulama Kanunu'nda 10 yıllık hak düşürücü süre öngörülmüş (m.31) 3402 sayılı Yasa'da da aynı düzenleme yer almıştır (12/3). 2613 ve 766 sayılı Yasadan kaynaklanan haklar için ise, 3402 sayılı Yasa'nın geçici 4/3 üncü maddesine göre ek bir yıllık süre tanınmıştır.

3. Hazine, tüm bu süreler içinde miktar fazlasının adına tescili için dava açmamıştır. Miktar fazlasının paylı mülkiyete konu edilmeden, daha sonra kadastro tapusu içinde hak sahibi kullanımına terk edilmesindeki amacın, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki bu yerlerin 10 yıl kullanılması halinde hak sahibinin mülkiyetine geçeceğinin kabul edilmesi olduğu açıktır. Yukarıda değinilen açıklamalardan çıkan sonuç ise yasal dayanağı olmayan bir kaydın beyanlar hanesinde gösterildiği hususudur. Bu durumda, yasal dayanağı olmayan beyanlar hanesinde belirtilen bu kaydın terkinini, tespit maliki isteyebileceği gibi, taşınmaz üzerindeki kaydı görerek alan sonraki malik dahi isteyebilir.

4. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

5. Temyizen incelenen karar; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararında belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte bulunmamıştır.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Harçlar Kanunu'nun 13/j maddesi gereğince Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

09.05.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.