7. Hukuk Dairesi 2023/2631 E. , 2024/2613 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2510 E., 2022/2854 K.
DAVA TARİHİ : 31.05.2004
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 10. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2004/338 E., 2021/289 K.
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacılar vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilerek Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 124 parsel sayılı 538 m2'lik müstakil parselin muris ... İşeri adına kayıtlı iken vefatıyla mirasçıları olan davacılara intikal ettiğini, ... Belediyesince yapılan imar uygulaması ile müstakil parselde tam hisse yerine 7291 ada 31 parselden 245/438 hisseye ve 34 parselden 112/226 hisseye ortak yapıldığını, davacıların imar uygulanmasının iptaline yönelik açtıkları dava sonucu işlemin iptal edildiğini, 31 parsel sayılı taşınmazın hissedarı ...'dan ...'e, ondan da ...'ye satış yapıldığını, satın alanların yabancı olmadığını, kötüniyetli olduğunu, 31 parselde mevcut tapu kaydının tashihi ve müstakilen müvekkilleri adına tescilini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Bir kısım davalılar vekili; imar ıslah planı İdare Mahkemesince iptal edildiğinden yeniden ıslah imar planı yapılması gerektiğini, idare mahkemesi kararının adli mahkeme kararları ile uygulanamayacağını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; "..davacılar tarafından belediyeye karşı açılan İstanbul 2. İdare Mahkemesinin 1994/1175 Esas sayılı dava dosyasında; davacılar murisine maliki olduğu 124 parsele karşılık gelen yeni 31 parselin verilmesi gerekirken 34 No.lu parselde de hissedar yapılması hukuka uyarlı olmadığından işlemin iptaline karar verildiği, kararın Danıştay incelemesinden geçerek kesinleştiği ancak ilgili Belediye tarafından yargı kararına uygun işlem yapılmadığını, davalı ...'nin 31 parselin davacılara ait olduğunu bilmesine rağmen bu parselden hisse aldığı, iptal sonrasında ilgili belediye tarafından 25.07.2006 tarihli encümen kararı ile davacılar murisine ait hisselerin 357/438 hisse olmak üzere 31 parselde toplandığı ancak yine müstakil parsel verilmediği, encümen kararının bu haliyle itirazsız kesinleştiği ancak sicile yansıtılmadığı, dava dışı Belediye tarafından yapılan şuyulandırmanın yerinde olduğu, davacıların eski taşınmazın ihyasını talep etmedikleri, mahkemece iptal kararı doğrultusunda düzenleme yapılarak 31 No.lu parselin müstakil olarak adlarına tescilini talep ettikleri, kök parselin ihyası talep edilmeden tapu iptal ve tescil talep edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine..." karar vermiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu dile getirmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...davacının talep dilekçesinde, kadastral parselin eski hale getirilmesini istemediği, imar uygulamasının kendilerine bağımsız bir parsel verilerek yapılmasını istediği, 1994 yılında yapılan imar uygulamasının iptal edildiği, ilgili belediyece 2007 yılında yeniden encümen kararı ile imar durumunun düzenlendiği ve yine davacıya hisseli tapu verildiği, belirtilen bu imar uygulamasının ve encümen kararının iptaline ilişkin herhangi bir idari yargı kararı bulunmadığı, idari işlem ayakta ve geçerli olduğundan tescilin de yolsuz sayılamayacağı, davacının geçerli imar uygulamasına itiraz biçiminde açtığı eldeki davanın redddi kararının doğru olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine" karar vermiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili; İdare mahkemesinin kararı uyarınca imar parselinin dayanağı olan idari işlemin iptal edilmesi ile tapu sicil kaydının yolsuz tescil haline geldiğini ve kanuni olarak dava konusu parselin eski kadastral parsele dönüştüğünü, encümen kararının idare mahkemesi kararına uygun olarak alınmadığını, davalı ...'nin meclis üyesi sıfatıyla kendisi ile doğrudan ilişkili konuda encümen üyesi olarak encümen kararının altında imzası olduğunu, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu dile getirmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 20 Şubat 2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7221 sayılı Coğrafi Bilgi Sistemleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 7 nci maddesiyle 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18 inci maddesine eklenen yeni fıkraya göre; 3194 sayılı Kanun'un 18 inci maddesi kapsamında yapılmış imar uygulamalarının kesinleşmiş mahkeme kararlarıyla iptal edilmesi nedeniyle; davaya konu parselin imar planı kararları ile umumi ve kamu hizmetlerine ayrılan alanlara denk gelmesi veya iptal edilen uygulama ile tahsis ve tescil edilmiş parsellerde hak sahiplerince yapı yapılmış olması ve benzeri hukuki veya fiili imkânsızlıklar nedeniyle geri dönüşüm işlemleri yapılarak uygulama öncesi kök parsellere dönülemeyeceğinin parselasyon planlarını onaylamaya yetkili idarelerin onay merciince tespiti hâlinde, öncelikle davaya konu parselin hak sahiplerinin muvafakati alınmak kaydıyla uygulama sahası içerisinde idarece uygun bir yer tahsis edileceği veya anlaşma olmaması hâlinde davacı hak sahibinin kök parseldeki yeri dikkate alınarak uygulamadaki düzenleme ortaklık payı kesintisi düşüldükten sonraki taşınmazın rayiç bedeli üzerinden değerinin ödeneceği belirtilmiştir.
2. 3194 sayılı Yasa'ya eklenen bu hüküm gereğince dava konusu uyuşmazlığın, idareye başvuru yoluyla çözülmesi gerekmektedir.
3. 6100 sayılı HMK`nın 33 üncü maddesine göre Hakim, Türk hukukunu res'en uygulamak zorundadır. Bir davada olayları belirtmek ve açıklamak taraflara, hukuki nitelendirme Hakime aittir. Bu nedenle tarafların hukuki nitelendirmeyi doğru yapmak zorunluluğu yoktur. Başka bir ifade ile Hakim, bildirilen hukuki sebeplerle bağlı olmayıp, hukuki sebebi kendiliğinden bulup uygulamakla sorumludur.
3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacılar vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Kamu düzeni gereğince re'sen yapılan incelemeye göre; İlk Derece Mahkemesince davanın nitelemesinde hataya düşüldüğü, dava konusu talebin imar uygulamasının iptali üzerine kadastral parselin ihyası niteliğinde olduğu anlaşılmıştır. Davacının imar ile oluşan taşınmaz üzerinde hisse değişikliği talep etmesi, davanın niteliğini değiştirmemektedir.
3. Ancak yukarıda belirtilen yasa değişikliği uyarınca kadastral parselin ihyasına dayalı tapu iptali ve tescil davalarında, dava konusu uyuşmazlığın idareye başvuru yoluyla çözümlenmesi gerektiğinden davanın bu gerekçe ile reddi yerine yazılı şekildeki gerekçeyle reddi doğru değildir.
4. Ne var ki, verilen hüküm sonucu itibariyle doğru olduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 370/2 nci maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi hükmünün gerekçe bölümünün bu şekilde değiştirilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
1. Davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Kamu düzeni gereğince re'sen yapılan inceleme sonucu temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinin DÜZELTİLMİŞ ve DEĞİŞTİRİLMİŞ bu şekli ile ONANMASINA,
İstek hâlinde peşin alınan temyiz harcının ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.05.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy çokluğuyla karar verildi.
(Karşı Oy)
KARŞI OY
Dava, tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillere göre, davacıların miras bırakanı adına kayıtlı 124 parsel sayılı taşınmazın Islah İmar Planı uygulamasına tabi tutulması sonucu 7291 ada 31 ve 34 sayılı imar parsellerinin oluşturulduğu, ancak, İstanbul 2. İdare Mahkemesinin 01.11.1995 tarih ve 1994/1175 Esas, 1995/1532 Karar sayılı ilâmıyla “ıslah imar planından önce 124 parselin maliki olan davacının murisine bu parsele karşılık gelen yeni 7291 ada 31 parselin verilmesi gerekirken 34 parselle hissedar yapılmasında yasanın amacına uyarlık bulunmadığı” gerekçesiyle dava konusu işlemin davacılara tahsis edilen 31-34 parsele yönelik kısmın iptaline karar verildiği ve bu kararın derecattan geçmek suretiyle 10.02.1998 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; tapu sicilinin tutulması prensiplerinden biri tescil, diğeri sicilin aleniliği (güvenirliği), bir diğeri Hazinenin kusursuz sorumluluğu, sonuncusu ise geçerli bir hukuki sebebinin bulunması, yani kaydın illetten mücerret olmamasıdır. Diğer taraftan, yargı merciilerince verilen kararlar yöntemine uygun şekilde kesin hüküm niteliğini kazandığında "Lazım-ül icra" (uygulanması gereken) duruma gelirler.
Öte yandan; idari yargıda esas olan, iptal kararlarının geriye yürümesi, başka bir anlatımla iptal edilen idari işlemin, doğduğu andan itibaren yok sayılmasıdır. Bu açıdan, idari yargıdaki iptal kararları beyan edici (açıklayıcı) niteliktedir. Çünkü, sakat bir idari işlemin hukuk düzenine girmesi ile hukuka aykırı bir durum ortaya çıkar. Bu durumun giderilebilmesi için iptal kararı, hukuken sakat olan işlemi geçmişe etkili biçimde ortadan kaldırır ve hukuka aykırı işlem yapılmadan önceki duruma geri dönülür. Bu bağlamda, imar parsellerinin dayanağını teşkil eden idari işlemlerin idari yargı yerinde iptal edilip kesinleşmesi ile imar parsellerinin TMK'nın 1025 inci maddesinde öngörülen yolsuz tescil durumuna düşeceği açıktır. Öyleyse, idare mahkemesi tarafından verilen imar uygulamasının iptaline ilişkin kararın kesinleşmesiyle bu idari işlemle oluşmuş tüm uygulamalar iptal edilmiş sayılacağından, sicil kayıtlarının iptal edilen uygulama öncesine getirilmesi gerektiği tartışmasızdır. Fiili durumda ortaya çıkan güçlükler ve infaza ilişkin sıkıntılar kesinleşen yargı kararları doğrultusunda ilgili idarece yeniden yapılacak imar düzenlemeleriyle çözümlenebilir. Ancak, bu güçlük ve sıkıntılar gerekçe yapılmak suretiyle yolsuz tescilin korunamayacağı da kuşkusuzdur. Diğer taraftan, idari kararın idari yargı yerinde iptali ile sicil kayıtları kendiliğinden eski hale dönmeyeceğinden, iptal öncesi mülkiyet durumunun tesisi için ya idarece yeni bir idari karar alınarak geri dönüşümün sağlanması, ya da adli yargıda açılacak dava sonucu eski tapu kaydının ihyasına yönelik karar verilip, bu kararın kesinleşmesi gereklidir.
Öyle ise; mülkiyet hakkı sahibinin, idari yargı tarafından idarece yapılan imar uygulamasının hukuka aykırılığı tespit edilerek verilen ve kesinleşen bu uygulamanın iptaline ilişkin mahkeme kararının uygulanmasını istemesi mülkiyet hakkının doğal sonucudur.
Ne var ki somut olayda davacılar, anılan idare mahkemesi kararına dayalı olarak 124 parsel sayılı taşınmaz sınırları üzerinde oluşturulan imar parselleri, park ve yol alanları bakımından malikleri aleyhine 124 sayılı kadastral parselin ihyasına yönelik tapu iptal ve tescil davası açmayıp, iptale ilişkin idari yargı kararı ile yolsuz tescil durumuna düşen 31 sayılı imar parselinin tamamının kendi adlarına tescili istemiyle eldeki davayı açmışlardır. O hâlde, böylesi bir davanın dinlenme olanağının bulunmadığı açıktır.
Hal böyle olunca, yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın reddine dair verilen İlk Derece Mahkeme kararı yerinde olduğundan onanması görüşüyle Sayın Çoğunluğun bozma kararına iştirak edemediğim gibi; eldeki davanın kadastral parselin ihyasına yönelik olduğu kabul edilse dahi, 20 Şubat 2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 14.02.2020 kabul tarihli 7221 sayılı Coğrafi Bilgi Sistemleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 7 nci maddesiyle, 3194 sayılı Yasanın 18 inci maddesine eklenen fıkranın eldeki davanın reddini öngörmediği, davacıların mülkiyet hakkı sahibi oldukları gözetilerek, yeni yasal düzenlemenin koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği görüşünde olduğumdan Sayın Çoğunluğun kararına katılamıyorum.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!