WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 21 Haziran 2026

YARGITAY 7. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

7. Hukuk Dairesi         2023/2534 E.  ,  2024/2978 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1147 E., 2022/1373 K.
DAVA TARİHİ : 08.09.2021
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ordu 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/216 E., 2022/100 K.

Taraflar arasındaki sözleşmeden kaynaklanan cezai şart davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 28.05.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde temyiz eden davacı adına vekili Avukat ... geldi. Karşı taraftan gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Gelenin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İşin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin hissedarı olduğu Ordu ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 464 ada 2 parsel (eski 1 pafta 487 parsel) sayılı taşınmaza ilişkin olarak tüm maliklerin katılımı ile 07.06.2001 tarihinde taksim sözleşmesi akdedildiğini, yapılan rızayi taksime göre 3 No.lu parsel olarak 2025 m² yerin müvekkiline düştüğünü ve bu yeri kullanmaya başladığını, bu taksim sözleşmesine göre tüm hissedarların birbirlerine mesken maksatlı yapılaşmaya, hudutlarını değiştirmemeyi, alım satıma müdahale etmeyeceklerini taahhüt ettiklerini, ancak davalının bu taahhüte uymayarak müvekkilinin kendi hissesine prefabrik ev yapmasına itirazda bulunduğunu ve belediyeye şikayet ettiğini, müvekkilinin temel betonunu döktüğü aşamada ... Belediyesi tarafından inşaatın durdurularak mühürlendiğini, sözleşmeyi ihlal eden davalının sözleşmede taahhüt edilen cezai şarttan sorumlu olduğunu belirterek, sözleşmeye göre taahhüt edilen 20.000 USD'nin tahsilindeki dolar kuru karşılığı olarak veya mahkemece kabul görmez ise 167.000,00TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalı beyan dilekçesinde ; davacı ve diğer hissedarlara noter aracılığı ile gönderdiği 16.06.2009 tarihli ihtarname ile sözleşme şartlarının ihlal edilmesi ve uygulanabilirliğinin kalmaması sebebiyle taksim sözleşmesinin geçerliliğinin kalmadığını bildirdiğini, geçersiz sözleşmeye dayalı olarak cezai şart istenemeyeceğini, ayrıca yaptığı şikayet nedeni ile değil imar mevzuatı sebebiyle inşaatın durdurulduğunu, bu sebeple kendisinin bir sorumluluğunun bulunmadığını belirterek, davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı ... tarafından 17.12.2021 tarihli beyan dilekçesi ile dosyaya ibraz edilen ...... Noterliğinin 16.06.2009 tarih 00571 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile taşınmazın hissedarları ......... ve ...'e aralarında yapılan 07.06.2001 tarihli taksim sözleşmesinden döndüğünü ve geçerli kabul etmediğini bildirdiği, her ne kadar davacı iş bu ihtarnamenin kendisine tebliğ edilmediğini ve davacı tarafça kasıtlı olarak ikamet etmediği bir adrese gönderildiğini iddia etse de; davalının kötü niyetli olarak dava açılışından yaklaşık 12 yıl önce davacının ikamet etmediği bir adrese ihtarname çıkardığı hususunun ispat edilemediğini, davalının açık iradesini 16.06.2009 tarihinde tüm hissedarlara bildirdiğini;

Her ne kadar davacı ... 07.06.2001 tarihli "sözleşme" başlıklı fiili taksime ilişkin belgeye dayanarak cezai şart talebinde bulunmuş ise de, Ordu ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 464 ada 2 parsel sayılı taşınmazın hissedarları arasında fiili kullanıma ilişkin 07.06.2001 tarihinde yapılan sözleşmenin "sözleşme serbestisi" ilkesi gereği kabul edilmesi gerektiği, yapılan sözleşmenin taraflar arasında yazılı olarak düzenlendiği ve cezai şart kararlaştırıldığı, davacı ve diğer tapu malikleri tarafından yapılan taksim sözleşmesinin herhangi bir şekilde tapuya şerh verilmediği, söz konusu taşınmazın tapulu taşınmaz olduğu, bu bakımdan tapulu bir taşınmazın mülkiyet hakkının fiili kullanım sözleşmesi ile kullanım hakkı kendisine bırakılan kişi lehine mülkiyet hakkı doğurmayacağı, ayrıca davalının 07.06.2001 tarihli sözleşmeden döndüğünü hissedarlara noter aracılığı ile bildirdiği, 07.06.2001 tarihinde yapılan fiili taksim sözleşmesinin aradan geçen 20 yıla rağmen tapuya şerh verilmediği dikkate alındığında, davalının sözleşmeden dönmeye ilişkin açık iradesini diğer hissedarlar tarafından bilindiğini gösterdiği, Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesindeki dürüstlük kuralı gereği davalının sözleşmeden dönme iradesi var iken cezai şarttan sorumlu tutulmasının kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davacı tarafın cezai şarta ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı istinaf başvuru dilekçesinde; dava dilekçesini tekrarla, süresi içinde davaya cevap vermeyen davalı tarafından dosyaya sunulan 16.06.2009 tarih ve 00571 yevmiye numaralı ihtarnamenin delil olarak değerlendirilemeyeceğini, bu ihtarnamenin usulüne uygun olarak müvekkiline tebliğ edilmediğini, öte yandan ihtar tarihinden sonra dahi taşınmazın taksim sözleşmesine uygun olarak kullanılmaya devam edildiğini, Ordu 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşen 2009/232 Esas, 2010/269 Karar sayılı ilamı ile de taraflar arasında rızai taksim sözleşmesinin bulunduğunun tespit edildiğini, davalının iyiniyet kuralına aykırı davranışının hukuken korunamayacağını, sözleşmeden dönülmesinin yine sözleşme hükümlerine göre olabileceğini, kararın tamamen hatalı olduğunu ileri sürerek, kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, davaya konu inşaatın kaçak ve ruhsatsız olması sebebiyle mühürlendiği, kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması ve davanın kabulüne karar verilmesi istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, sözleşmeden kaynaklanan cezai şart istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,

3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine ,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

28.05.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.