7. Hukuk Dairesi 2023/2494 E. , 2023/3117 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/79 E., 2022/476 K.
KARAR : Davanın kısmen kabulüne
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ecrimisil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İstanbul 14. Asliye Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; dava konusu 1195 ada 17 parsel 25 kapı numaralı taşınmazın davacıya ait olduğunu davalının işgali nedeniyle 01.08.2012-31.04.2014 tarihleri arası için toplam 37.470,00 TL ecrimisilin işgalin başlangıcından itibaren kademeli faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili; davalılardan ...'ın işgalci olmadığını, diğer davalı yönünden ise keşif yapılarak fazlaya ilişkin kısım için davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 17.02.2016 tarihli ve 2014/282 Esas, 2016/105 Karar sayılı kararıyla; davacı tarafından davalılar aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne, 01.08.2012-01.04.2014 tarihleri arasında oluşan 11.222,00 TL ecrimisilin işgalin başlangıcından itibaren kademeli yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacılara verilmesine ve fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 01.10.2020 tarihli ve 2018/5470 Esas, 2020/5677 Karar sayılı ilamıyla; davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, “...2. Davacı vekil dava dilekçesinde 01.08.2012-31.04.2014 tarihleri arası için talepte bulunmuş olup mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının talep ettiği tarih aralığı denilmek suretiyle 01.08.2012- 01.04.2014 tarihleri arası için hesaplama yapılmış olması doğru değildir.
3. Mahkemece alınan bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişli değildir.
...
Somut olayda bilirkişi raporunda; söz konusu taşınmazın bahçeli ahşap ev olması, bulunduğu konum ve tercih edenlerin orta gelirli olması, çevrede iş imkanının bulunmaması davalı tarafından yapılan tadilatlar ve genişletme, taşınmazın olumlu olumsuz özellikleri vs. dikkate alınarak hak ve nesafet kuralları, yörede serbest piyasa verileri göz önünde bulundurularak şerefiyelendirme sonucu değere ulaşıldığı belirtilerek, keşif tarihi olan 17.04.2015 itibariyle davalının kullandığı alan ve yaptığı masraflar göz önünde bulundurularak (düşülerek) elde edilen aylık kira bedelinin 650 TL olabileceği belirlenmiş olup geriye doğru hesaplama yapılmışsa da yukarıdaki ilkede de belirtildiği üzere ilk dönem olan 2012 yılı için rayiç bedel belirlenip sonraki ilerleyen yıllara ÜFE artış oranı yansıtılarak ecrimisil belirlenmesi yapılması gerekirken, keşif tarihi olan 2015 yılı belirlenerek tam tersi yol izlenmek suretiyle hesaplama yapılması doğru görülmemiştir.
4. 6100 sayılı HMK'nın 297/2 maddesi hükmünde taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi, infaza elverişli biçimde hüküm kurulması zorunludur.
Somut olaya gelince; davacı vekili dava dilekçesinde, 01.08.2012-31.04.2014 tarihleri arası için 37.470,00 TL ecrimisilin işgalin başlangıcından itibaren kademeli kanuni faizi ile davalılardan tahsilini talep etmiş olup mahkemece hüküm fıkrasının 2 nci bendinde “01.08.2012-01.04.2014 tarihleri arasında oluşan 11.222,00 TL ecrimisilin işgalin başlangıcından itibaren kademeli yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine” şeklinde karar verilmiştir. Mahkemece toplam ecrimisil miktarına işgalin başlanıgıçda tarihinden itibaren denilerek hüküm kurulması doğru olmayıp her dönemin ayrı ayrı gösterilerek ve faizin başlangıç tarihi de belirtilmek suretiyle hüküm kurulması gerekmektedir. Görüldüğü üzere hüküm bu haliyle infaza elverişli değildir. O halde; Mahkemece, hangi dönem için kaç lira ecrimisil tahsili gerektiğinin ve buna göre faizin başlama tarihinin, diğer bir deyişle dönem sonlarının hükümde açıkça belirtilmesi gerekmektedir. ...” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile (özetle); bozma ilamı doğrultusunda yeniden rapor alındığı, gerekli emsallerin incelendiği, ilgili raporun Yargıtay içtihatlarına uygun olduğu, belirlenen kök bedelin piyasa koşulları ve emsallere aykırı olmadığı, yapının davalı tarafından inşa edildiği, talebin 01.04.2014 tarihinde sonlandığı ve bu tarihe kadar arsa bedeli bazlı ecrimisilin söz konusu olacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 2.760,00 TL’nin davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı temyiz dilekçesinde (özetle);
1. Yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu,
2. Bozma ilamı sonrası vefat eden davalı ... mirasçılarına usulüne uygun tebligat yapılmaksızın davanın karara bağlandığını,
3. Bozma ilamına uyulmasına karar verilmesine rağmen gereklerin yerin yerine getirilmeden eksik inceleme ile karar verildiğini,
4. Hükme esas alına bilirkişi raporunun Yargıtay bozma ilamında belirtilen ilkelere uygun şekilde emsal araştırması ve değerlendirmesi yapmadığını,
5. Önceki dönem ecrimisil dosyasının celp edilmediğini,
6. Belirlenen işgal tazminatının hem önceki dönem dosyası hem de kök bilirkişi raporu ile belirlenen değerlerinden düşük hesaplandığını,
7. Ek bilirkişi raporu alınmasına yönelik talepleri hakkında herhangi bir karar verilmeksizin sözlü yargılamaya geçildiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, çapa bağlı ecrimisil istemine yöneliktir
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası,
2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 995 üncü maddesi,
3. Taraf teşkili kamu düzenine ilişkin olup re’sen yargılamanın her aşamasında göz önünde bulundurulması gerekir. Savunma hakkı, Anayasanın 36 ncı maddesi ile güvence altına alınmış olup 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 27 nci maddesinde de “hukuki dinlenilme hakkı” başlığı altında ayrıca düzenlenmiştir. Hakim, tarafları dinlemeden veya iddia ve savunmalarını bildirmeleri için kanuna uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremez. Buna göre hakim iddia ve savunma haklarını kullanabilmeleri için tarafları duruşmaya davetle zorunludur. Bu şekilde açılacak davalarda borçlu ortak (paydaş) dahil tüm ortakların (paydaşların) davaya dahil edilmeleri zorunludur.
4. Mahkemenin bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli müktesep hak doğar. Yargısal ve bilimsel içtihatlarda “usuli kazanılmış hak” ya da “Usuli müktesep hak” olarak adlandırılan bu ilke Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.02.1988 tarih ve 1987/2-520 Esas, 1988/89 Karar sayılı ilâmında; “..Mahkemenin bozma kararına uymasıyla meydana gelen bozma gereğince işlem yapma ve hüküm verme durumu, taraflardan birisinin lehine ve diğeri aleyhine hüküm verme neticesini doğuracak bir durumdur ve buna usuli kazanılmış hak denilmektedir..." O halde; mahkemenin bozmaya uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak doğar. Mahkeme yönünden ise uyulan bozma kararında gösterilen şekilde araştırma yapmak ve karar vermek yükümlülüğü oluşur.
3. Değerlendirme
1. Dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu 1195 ada 17 parsel sayılı taşınmazın davacı adına kayıtlı olduğu, davacının, aynı davalılara karşı daha önce İstanbul 17. Asliye Hukuk Mahkemesinin 18.12.2014 tarihli ve 2012/382 Esas, 2014/558 Karar sayılı dosyası ile aynı taşınmaz için dava açarak ilgili yerin haksız şekilde işgal edildiğinden bahisle; 01.10.2008-31.07.2012 arası birikmiş 61.634,00 TL ecrimisil talep ettiği ve Mahkemece, toplam 6.104,70 TL üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verildiği, (UYAP araştırmasına göre,) hükmün Yargıtay denetiminden geçerek 09.09.2021 tarihinde kesinleştiği ve davalı ...’in 06.01.2021 tarihinde vefat ettiği anlaşılmaktadır.
2. Somut olayda, İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyulduğu halde, bozma ilamının gereklerinin yerine getirilmediği; yargılama aşamasında vefat eden davalı ...’in mirasçılarından Asrın ve Nuriye’nin davaya dahil edilmeden hüküm kurulduğu, 17.02.2016 tarihli ilk karar davalılar tarafça temyiz edilmemiş olup bu kararda hükmedilen (11.222,00 TL) ecrimisil miktarı yönünden davacı lehine usuli kazanılmış hak oluşmasına rağmen mevcut kararda usulü müktesep hakka riayet edilmeden 2.760,00 TL üzerinden ecrimisil talebinin kısmen kabulüne karar verildiği ve hükme esas bilirkişi raporunda önceki dönem kesinleşen ecrimisil miktarının dikkate alınmadığı anlaşılmaktadır.
3. Bu nedenlerle, öncelikle davalı ...’in mirasçılarından Asrın ve Nuriye’nin usulü dairesinde davaya dahil edilerek taraf teşkilinin sağlanması, akabinde davacın ecrimisil talep dönemi ve lehine (ecrimisil miktarı yönünden) oluşan usulü kazanılmış hak gözetilerek önceki dönem kesinleşen ecrimisil miktarına Üretici Fiyat Endeksinin tamamı yansıtılmak suretiyle belirlenecek miktardan az olmamak koşuluyla bulunacak ecrimisilin hüküm altına alınması gerekirken yazılı sonucu gidilmesi doğru görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
06.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!