WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 23 Haziran 2026

YARGITAY 7. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

7. Hukuk Dairesi         2023/2493 E.  ,  2024/2375 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/106 E., 2023/161 K.
DAVA TARİHİ : 10.01.2020
KARAR : İstinaf taleplerinin esastan reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : Korkuteli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/26 E., 2021/496 K.

Taraflar arasındaki tenkis davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili ile davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince taraf vekillerinin istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin murisi ...’nın 03.11.2004 tarihinde vefat ettiğini, müvekkilleri ve davalının yasal mirasçısı olduğunu, Antalya 1. Noterliğinin 10.02.1989 tarihli ve 11825 yevmiye numaralı düzenleme şeklindeki vasiyetnamenin tenfizi için Antalya 5. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/1169 Esas sayılı dosyasına gönderildiğini, ilgili vasiyetnamenin belirtilen Sulh Hukuk Mahkemesi dosyasından önce Antalya 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2013/584 Esas ve 2013/731 Karar sayılı kesinleşmiş kararı ile açılıp okunduğunu, ancak müvekkillerinin vasiyetnamenin okunmasına katılamadıklarını, bu sebeple vasiyetname içeriğini Antalya 5. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/1169 Esas sayılı dosya ile öğrendiklerinden bahisle müvekkillerinin mahfuz hissesini aşan vasiyetnamenin tenkisini talep ettiğini, müvekkillerinin veraset ilamından da anlaşılacağı üzere murisin mahfuz hisseli mirasçısı olduğunu, vasiyetname ile de müvekkillerinin mahfuz hissesi aşıldığını, bu durumun müvekkillerinin miras haklarına zarar verdiğini, ayrıca vasiyetnamenin kesinleşmesi nedeniyle davalı vasiyetname gereği tapuda işlem yapabileceğinden dava konusu taşınmazların kendi lehine devrini yapabileceğini, bu husus davacıların aleyhine olacağından ve bu yapılabilecek tapu devrinin gerçekleşmesi halinde ileride telafisinin mümkün olmayacağını, bu minvalde murisin Antalya ili, Korkuteli ilçesi, ... Mahallesi, 2782 parselde 3/190 hisseli taşınmazı ve yine ... Mahallesi, 2498 parselde 3/160 hisseli taşınmazı bulunduğunu, murisin tereke araştırması ile bu gayrimenkuller dışında murisin vasiyet ettiği üzere Antalya ili, kazaları ve köylerinde bulunan tüm gayrimenkullerin de gerekli tapu kayıtlarının ilgili tapu müdürlüklerinden celbini, fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydıyla murisin adına kayıtlı terekede bulunan Antalya ili, kazaları ve köylerinde bulunan tüm taşınmazların müvekkili hisseleri oranında tenkisini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı davaya cevap vermemiş; ancak 18.11.2020 tarihli dilekçesi ile; davacıların tarafına açmış olduğu saklı pay hususunda açılan davaya karşı bir diyeceğinin olmadığı, bu yöndeki taleplerini kabul ettiğini, vasiyet bırakan annesinin ölümünden bu yana davacılara veraset ilamındaki hakları gereğince miras haklarını eşit şekilde almaları için defalarca kendilerine söylemesine rağmen bu güne kadar bu talebine bir cevap vermediklerini, keşif yapılmadan dosya üzerinde tayin edilecek bir bilirkişi tarafından hesaplanacak olan saklı payların miktarı hesaplandıktan sonra uygun olan bir taşınmazdan saklı pay haklarının verilmesine karşı da bir diyeceğinin olmadığını, gereğinin yapılmasını arz ve talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı ile davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf yoluna başvurmuşlardır.

B. İstinaf Nedenleri
1. Davacılar vekili, davalı asilin davayı yazılı kabul beyanının bulunduğunu, Mahkemenin gerekçeli kararında bu hususun kabul beyanı olarak belirtildiğini, davalının kabul beyanı neticesinde 25.11.2020 tarihli 3 No.lu celsede davalının davayı kabul dilekçesi sunmuş olduğu duruşma zaptına da geçilerek harç tamamlanması için gerekli araştırma ve tenkis hesabının yapılması için ilgili kurumlara müzekkere yazıldığını; ancak işbu aşamada hakim değişikliği olduğunu ve değişiklik sonrası ilk duruşmada dosyadaki kabul beyanı dikkate dahi alınmaksızın hak düşürücü süre yönünden davanın reddine karar verildiğini, kabulün kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğuracağına ilişkin Yargıtay kararı mevcut olduğunu, dava hak düşürücü süre geçtikten sonra açılmış olsa bile, davalının davayı kabul etmesi halinde Mahkemece hak düşürücü süre kendiliğinden gözetilerek davanın bu nedenle reddine karar verilemeyeceğini, ayrıca eldeki dava, niteliği itibarıyla kamu düzeni ile ilgili bulunmadığına ve davada taraf olmayan kişilerin haklarını etkilemeye yönelik bir istek de içermediğine göre, yukarıdaki düzenlemeler gözetilmek suretiyle davalının kabul beyanına değer verilmesi gerektiğini, anlatımları ve ilgili Yargıtay kararları ışığında ön inceleme duruşmasından önce 18.11.2020 tarihinde davayı kabul eden davalının davayı kabul beyanı dikkate alınmadan hak düşürücü süre yönünden davanın reddi kararının kanuna, usule ve yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına açıkça aykırı verilen kararın kaldırılmasını ve yargılamanın kaldığı yerden devam ederek tenkis hesabı sonrasında harç tamamlaması yapılarak davanın kabul ile sonuçlandırılmasını talep etmiştir.

2. Davalı vekili; hükmün vekalet ücreti hesabı yönünden hatalı olduğunu ve davalı lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken 1.000,00 TL vekalet ücretine karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek istinaf isteminde bulunmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar vekilinin ve davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili; istinaf başvuru dilekçesinde ileri sürdüğü nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyiz etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, tenkis istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun “Hak düşürücü süreler” başlıklı 559 uncu maddesi; “İptal davası açma hakkı, davacının tasarrufu, iptal sebebini ve kendisinin hak sahibi olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl ve her halde vasiyetnamelerde açılma tarihinin, diğer tasarruflarda mirasın geçmesi tarihinin üzerinden, iyiniyetli davalılara karşı on yıl, iyiniyetli olmayan davalılara karşı yirmi yıl geçmekle düşer. Hükümsüzlük, def"i yoluyla her zaman ileri sürülebilir."

2. Aynı Kanun’un “Hak düşürücü süreler” başlıklı 571 inci maddesi ise; "Tenkis davası açma hakkı, mirasçıların saklı paylarının zedelendiğini öğrendikleri tarihten başlayarak bir yıl ve her halde vasiyetnamelerde açılma tarihinin, diğer tasarruflarda mirasın açılması tarihinin üzerinden on yıl geçmekle düşer. Bir tasarrufun iptali bir öncekinin yürürlüğe girmesini sağlarsa, süreler iptal kararının kesinleşmesi tarihinde işlemeye başlar. Tenkis iddiası, def'i yoluyla her zaman ileri sürülebilir." hükmünü içermektedir.

3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371’inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

06.05.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.