WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 05 Haziran 2026

YARGITAY 7. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

7. Hukuk Dairesi         2023/2421 E.  ,  2024/2219 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/9 E., 2023/387 K.
DAVA TARİHİ : 31.12.2018
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Emirdağ 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/415 E., 2022/457 K.

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; Emirdağ ilçesi, ... Köyü, 144 ada 6 parsel sayılı taşınmazın davalı adına tapuda kayıtlı olduğunu, davacı tarafından bu taşınmaz üzerinde taşınmazın değerinden daha fazla değerde ev ve eklentilerin yapıldığını ileri sürerek, dava konusu taşınmaza ait tapu kaydının iptal edilerek davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının ve oğlu ...'ün müvekkilinin taşınmazlarında kiracı olduklarını, Noterde düzenlenen 05.05.2016 tarihli kira sözleşmesinin bulunduğunu, taşınmazların kira süresi bittiğinden tahliye davası açtıklarını ve taşınmazı üzerindeki yapıların müvekkiline ait olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davaya konu ve bilirkişi raporunda 2 numaralı olarak belirtilen kerpiç evin kadastro tespitinden önce 1984-1985 yıllarında yaptırıldığı, bahse konu yapı yönünden davanın Kadastro Kanunu'nun 12/3 maddesi gereği 10 yıllık hak düşürücü süreden sonra açıldığı gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine; diğer davaya konu yapıların değerinin zemin değerinden fazla olduğu görülmüş ise de bu yapıların davaya konu taşınmazın kadastro tespitinden ve taşınmazın çapa bağlanmasından sonra yapıldığı, davacı tarafın iyiniyet iddiasının dinlenemeyeceği, iyiniyetli olarak bu yapıları yaptığını da ispat edemediği ve temliken tescil şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; dava konusu taşınmaza yapılan ev ve eklentilerinin değerinin keşifte belirlenmiş olan arsanın değerinden fazla olduğunu, müvekkilinin iyiniyetli olduğunu, dinlenen tanık beyanlarının davacının yapıları yaptırdığını ortaya koyduğunu, davalının dava tarihine kadar itirazda bulunmadığını, kira ilişkisi olmadığını, yapıları müvekkilinin yaptırdığını, tanık ...'ün ve bir kısım davacı tanıklarının dinlenmediğini ve davalı tarafın zamanaşımı itirazında bulunmadığını ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu 144 ada 6 sayılı parsel sayılı taşınmazın kadastro çalışmaları sonucu davalı adına tespit edildiği, kadastro tutanağının 31.01.2006 tarihinde kesinleştiği, davanın 31.12.2018 tarihinde açıldığı, davada 19.08.2005 tarihinden önce yapılan yapılar hakkındaki istemin kadastrodan önceki nedene dayandığı, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3 üncü maddesine göre tutanaklarda belirtilen haklara sınırlandırma ve tespitlere tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanılarak itiraz olunamayacağı ve dava açılamayacağı, hak düşürücü sürenin hakim tarafından re’sen gözetilmesi gerektiği, kadastro sonrasında yapılan yapılar ve mevcut yapılara yapılan tadilatlara dayalı davada ise taşınmazın çapa bağlanmasından sonra iyiniyet iddiasının dinlenemeyeceği gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri ve yapıların kadastro tespitinden önce ve sonra yapılmasına göre belirlenerek ayırt edilmesi gerekirken, kül halinde ele alınarak karar verildiğini ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, temliken tescil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, TMK’nın 684 ve 718 inci maddeleri hükümleri gereğince yapı, üzerinde bulunduğu taşınmazın mütemmim cüzü (tamamlayıcı parçası) haline gelir ve o taşınmazın mülkiyetine tabi olur. Ancak, yasa koyucu somut olaydaki taşınmazların durumunu genel hükümlere bırakmamış, bu konumdaki taşınmazların maliki ile yapıyı yapan kişi arasındaki ilişkiyi TMK’nın 722, 723, ve 724 üncü maddelerinde özel olarak düzenlemiştir.

3. Değerlendirme
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

25.04.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.