7. Hukuk Dairesi 2023/2323 E. , 2024/2567 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/274 E., 2022/1425 K.
DAVA TARİHİ : 26.06.2015
KARAR : Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 13. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/437 E., 2019/571 K.
Taraflar arasındaki inançlı işleme dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davacının satın aldığı 4 No.lu bağımsız bölümün satış bedelinin tamamını karşılayamadığından kredi çekmek istediğini, ancak koşulları oluşmadığı için kendisi ve ailesindeki bireylerin kredi kullanamadığını, bu nedenle kız kardeşinin eşi olan davalı adına kredi çekildiğini, davalı adına tescil edilen bağımsız bölümün kredi borcunun davacı tarafından ödenip bitirilmesinden sonra, adına temlikinin sağlanması konusunda anlaştıklarını, kredi borcunun bittiğini ancak davalının ferağ vermediğini, davalının ayrıca dava konusu bağımsız bölümde ikamet eden davacının tahliyesini ve kira bedeli ödenmesini istediğini ileri sürerek; tapu iptali ve tescil, terditen fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile dava konusu bağımsız bölümün rayiç bedelinin davalıdan tahsilini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; davalının dava konusu bağımsız bölümü kendi nam ve hesabına satın aldığını, akrabalık ilişkisi sebebiyle ne kadar bedelle oturacağı hususu dahi belirlenmeden davacıyı yerleştirdiğini, iyi niyetli olarak kira sözleşmesi dahi akdedilmediğini, elektrik aboneliğinin davalı adına sahte imza atılarak yaptırıldığını, davalı adına çekilen konut kredisinin davalının bilgisi olmadan üçüncü şahıs tarafından kapatıldığını, davalının davacının kötüniyetli bu davranışını öğrenmesi nedeniyle aleyhine tahliye davası açtığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazın emlakçı aracılığı ile ... isimli şahıstan 44.000,00 TL bedelle davacı tarafından satın alındığı, davacının 19.000,00 TL miktardaki ödemeyi peşin olarak elden ...'a yaptığı, kalan miktar için 25.000,00 TL kredi çekildiği, o tarihte kendisi kredi çekemeyen davacının ilk önce ...'dan kendi adına kredi çekmesini talep ettiği, esnaf olan ...'nın kredi çekmesinin işlerine engel olabileceği gerekçesi ile davacıyı davacının kız kardeşi ile evli olan davalıya gönderdiği, kredi davalı adına çekildiği için taşınmazın tapudaki devir işleminin davalı adına yapıldığı, kredi borcunun ve yapılandırma sonrası yapılan ödemelerin davacı, davacının çocukları ve gelini tarafından yapıldığı, davalının cevap dilekçesinde bu hususu kabul ettiği, ödemelerin bilgisi dışında yapıldığını ifade ettiği, ancak adına yapılan ödemeleri iade etme gibi bir girişimde dahi bulunmadığı, durumu öğrenince ihtar çekerek konutun tahliyesini talep ettiğini ifade ettiği, taraflar arasında davacının kız kardeşi olan davalının eşinin ölümünden sonra ihtilaf yaşandığı, yaşanan sorun nedeniyle davalının kendi adına çekildiği için zorunlu olarak tapuda kendi adına tescil edilen taşınmazı davacıya devretmeye yanaşmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı ile ...'un kız kardeşleri arasında satış sözleşmesi yapılarak satış bedelinin de kendilerine pay edilerek ödendiği, çekilen kredi ödemelerinin ve yapılandırma işleminin davalı tarafından yapıldığı, ancak buna ilişkin dekont ve belgelerin dosyaya kazandırılmadığı, yapılandırma işlemi sonrasında müvekkiline bilgi vermeden davacının ödeme yapmasının taşınmaza el koyma çabası olduğu, bunu fark eden davalının tahliye davası açtığı, davacının iddiasını ispatlayamadığı, yemin teklif edilmeksizin eksik inceleme ve yetersiz araştırma ile hüküm tesis edildiği, kararın usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilerek, istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; mahkemece, davacı tarafça yazılı delil veya yazılı delil başlangıcı olacak nitelikte bir belge dosyaya sunulmadığından tanık beyanlarına itibar edilmesinin mümkün olmadığı, davacı tarafın yemin deliline de dayanmadığı, davacılar ile davalı arasında inanç sözleşmesi bulunduğu iddiasının kanıtlanamadığı gözardı edilerek, davanın kabulüne karar verilmesinin isabetsiz olduğu belirtilerek; davalı vekilinin istinaf isteminin kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Ankara Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararının usuli kazanılmış hak niteliğinde olduğunu, kaldırma kararında işaret edilen dekontlarda davacı ve ailesi tarafından ödemelerin yapıldığının sabit olduğunu, bu hususun yazılı delil başlangıcı olarak kabul edilmesi gerektiğini, Bölge Adliye Mahkemesinin son kararında kaldırma kararının tam aksine dekontların yazılı delil başlangıcı olmadığını belirtmesinin yanlış olduğunu, dekontların yazılı delil başlangıcı kabul edilmesi gerektiğini, bu durumda kredi ödemelerinin davacı tarafından yapıldığının görüleceği ve davalının da ikrarı olduğunun değerlendirilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Ek beyan dilekçesi ile de; terditli talebi olan tazminat isteminin değerlendirilmediğini, ödemeleri yaptığı hususunda deliller olduğunu, davalının da ikrarı olduğunu belirterek asıl talebin reddi halinde terditli talebinin değerlendirilmemiş olmasının da hatalı olduğunu belirtmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, inançlı işleme dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. İnanç sözleşmesi, 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak, yazılı delille kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır.
2. Açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da, taraflar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek karşı tarafın elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, daktilo veya bilgisayarla yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını taşıyan belge, usulüne uygun onanmamış parmak izli veya mühürlü senetler gibi) “delil başlangıcı” niteliğinde bir belge varsa 6100 sayılı Kanun’un 202 nci maddesi uyarınca inanç sözleşmesi “tanık” dahil her türlü delille ispat edilebilir.
3. Yazılı delil veya “delil başlangıcı” yoksa inanç sözleşmesinin ikrar (6100 sayılı Kanun’un 188 inci maddesi ile 225 nci maddesi v.d) yemin gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır. Davacının yemin deliline dayanması halinde hakimin davacıya bu hakkını hatırlatması gerekir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 09.12.2015 tarihli, 2014/14-516 Esas, 2015/2838 Karar sayılı kararı da bu doğrultudadır.
4. Hükmün hangi hususları kapsayacağı 6100 sayılı HMK’nın 297 nci maddesinde belirtilmiştir. Ayrıca hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.
3. Değerlendirme
Dava, inançlı işleme dayalı tapu iptal ve tescil sitemine ilişkin olup, mahkemece inanç sözleşmesinin ispatlanamadığından bahisle davanın tapu iptal ve tescil talebi yönünden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Davacının terditli tazminat istemi bulunmaktadır. Davacı taşınmazın alımı nedeniyle çekilen kredinin bir kısım ödemelerini kayıt maliki yerine kendisinin yaptığını söyleyerek buna dair banka kayıtlarını delil olarak bildirmiştir. Tazminat isteminin, banka kredisinin kendi adına ödenen miktar yönünden hüküm altına alınması istemini de içerdiğinden, dosya arasındaki dekontlar ile davalının cevap dilekçesindeki beyanları dikkate alınarak değerlendirme yapılması gerekirken bu hususta olumlu olumsuz bir karar verilmemiş olması doğru görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
13.05.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!