WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 17 Haziran 2026

YARGITAY 7. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

7. Hukuk Dairesi         2023/2221 E.  ,  2024/2956 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/884 E., 2023/262 K.
DAVA TARİHİ : 12.02.2021
KARAR : İstinaf başvurusunun kabulüne
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bolu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/73 E., 2022/9 K.

Taraflar arasındaki muhdesatın aidiyetinin tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın bir kısım davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı; davaya konu 1199 numaralı parsel hakkında derdest Bolu 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2020/230 Esas sayılı dosyasında ortaklığın giderilmesi davasının bulunduğunu, kendisinin dava konusu taşınmazda paydaş olmadan önce bir kısım tapudaki hissedarları ile anlaşarak bu taşınmaza muhdesatlar yaptığını, 1995 yılında zemindeki davaya konu 3 katlı binayı tamamladığını, hemen sonrasında ise garaj, sera ve odunluk inşa ettiğini, yine taşınmazdaki 2 adet erik, 1 adet armut, 3 adet kirazın da kendisi tarafından dikildiğini belirterek; tüm bu muhdesatların kendisi tarafından meydana getirildiğinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Bir kısım davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkillerinin 1993 yılında intikal yolu ile taşınmazda hissedar olduğunu, davacının muhdesatların yapımı için müvekkillerinden izin almadığını, iddia edilen davaya konu muhdesatların davacının da kabulünde olduğu üzere davacının paydaş hale geldiği 24.02.2011 tarihinden önce meydana getirildiğini, 1995 yılında tamamlandığını, davacının paydaşlığının satın alma yolu ile oluştuğunu, dolayısı ile davacının davaya konu muhdesatlar yönünden eldeki dava açısından hukuki yararının bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın kısmen kabulü ile 1199 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan 18/10/2021 havale tarihli bilirkişi raporunda "A" harfi ile gösterilen 127,00 m² yüzölçümlü iki katlı betonarme evin, "B" harfi ile gösterilen 28,00 m² yüzölçümlü garajın, "C" harfi ile gösterilen 28,00 m² yüzölçümlü odunluğun davacı ... tarafından yaptırıldığının tespitine, 1199 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan 18.10.2021 tarihli bilirkişi raporunda tespit edilen 20-25 yaşlarında 1 adet armut ağacı, 20-25 yaşlarında 2 adet erik ağacı ve 20-25 yaşlarında 3 adet kiraz ağacının davacı ... tarafından meydana getirildiğinin tespitine, "D" harfi ile gösterilen 15,00 m² yüzölçümlü sera sökülüp götürülebileceğinden açılan davanın hukuki yarar yokluğundan reddine dair karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde bir kısım davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Bir kısım davalılar vekili; yerel mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu, cevap dilekçesindeki açıklamalarını tekrar ederek, iddia edilen davaya konu muhdesatların davacının satın alma yolu ile paydaşlığı tarihinden öncesine ait olduğunu, dolayısı ile davanın bir bütün şeklinde reddine karar verilmesi gerektiğini, toplanan deliller itibari ile muhdesatların davacının satın alma yolu ile paydaş olma tarihinden öncesine ait olduğunun sabit olduğunu belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacı tarafça meydana getirildiği anlaşılan davaya konu muhdesatların davacının satın alma yolu ile 24.02.2011 tarihinde tapuda paydaş olma tarihinden önce davacı tarafından meydana getirildiği, davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bir kısım davalılar vekilinin istinaf talebinin kabulü ile yerel mahkeme kararı kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; dava konusu taşınmazda takas yapıldığını, fiili taksim bulunduğunu, güven ilişkisi sebebiyle devrin daha sonra yapıldığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını dava ve talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava; muhdesatın aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371inci maddeleri.
2. Bilindiği üzere ve kural olarak tespit davalarında; tespit davası açanın hukuki yararının varlığı gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 106 ncı maddesinin 2 nci fıkrasında “tespit davası açanın, kanunlarda belirtilen istisnai durumlar dışında, bu davayı açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararı bulunmalıdır.” denilmektedir.

3. 6100 sayılı Kanun'un 114 üncü maddesinin (h) bendine göre, davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması dava şartıdır. Aynı Kanunun 115 inci maddesi uyarınca mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır ve dava şartı noksanlığının tespiti halinde davanın usulden reddine karar verir.

4. Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur (4721 s.lı TMK. mad. 684/1). Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere kalıcı yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer (TMK mad. 718). 22.12.1995 tarih ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi Eşya Hukukunda, muhdesattan, bir arazi üzerinde kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, şahsi bir hak olup (TMK 722, 724, 729 m.ler), sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmez. Taşınmaz üzerindeki kalıcı yapı, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez.

3. Değerlendirme
Somut olayda; davacının dava konusu taşınmazda 24.02.2011 tarihinde paydaş olduğu, dava konusu muhdesatları ise paydaş olmadan önce yaptığı anlaşılmıştır. Dava konusu 1199 numaralı parsel hakkında Bolu 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2020/230 Esas sayılı dosyasında ortaklığın giderilmesi davasının derdest olduğu anlaşıldığından, muhdesatın aidiyeti davasını açmakta hukuki yararı vardır. Davacının dava konusu muhdesatları inşa etmesinden sonra çekişmeli taşınmazda paydaş olması sonuca etkili değildir. O hâlde, muhdesatlardan kalıcı nitelikte olanlarının belirlenerek işin esasına göre karar verilmesi gerekirken Bölge Adliye Mahkemesince yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi hatalı olmuş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

28.05.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.