7. Hukuk Dairesi 2023/2173 E. , 2024/2452 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/591 E., 2023/396 K.
DAVA TARİHİ : 24.10.2013
KARAR : Davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkeme kararının kaldırılmasına, asıl davanın reddine, asli müdahale yönünden davanın kabulüne
TEMYİZ EDENLER : Davacı vekili, davalı vekili
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2021/801 E., 2021/1047 K.
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil, terditli olarak tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince asıl davanın reddine, asli müdahale yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkeme kararının kaldırılmasına, asıl davanın reddine, asli müdahale yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Davacı vekili; müvekkilinin davalıya olan çeke dayalı borçları nedeniyle şirket yetkilisi ...'in babası ...'e ait 2 ve 4 No.lu bağımsız bölüm olan dükkan niteliğindeki yerlerin davalı şirkete devredildiğini, bu devirle ilgili olarak davalı ile müvekkili şirket arasında 09.12.2009 tarihli protokolün imzalandığını, ... bu protokol ile toplam 160.000,00 TL’lik çeklere istinaden ... Bankası İkitelli Organize Sanayi Bölgesi Şubesinden tapu teminatı verilerek davalı şirket lehine 167.000,00 TL kredi çekildiğini, bu kredinin müvekkili tarafından ödeneceği, kredi borcunun tamamen ödenmesi ile ...'den teminat olarak alınan 2 ve 4 No.lu bağımsız yerlerin iade edileceğinin belirlendiğini, ayrıca protokolün 4 üncü paragrafında da çekilen kredinin 25.000,00 TL’sinin müvekkili şirkete iade edileceğinin yazıldığını, ... bu protokol sonrası müvekkili şirket yetkilisi tarafından davalı şirket yetkilisine banka kredi taksitlerine istinaden 3 adet taksit bedeli toplamının elden nakden ödendiğini, daha sonra davalıya verilen çekler müvekkili şirket yetkilisi tarafından ödenerek teslim alındığını ve çek asıllarının taraflarında bulunduğunu, bu nedenlerle çek borcu kalmaması sebebiyle taşınmazların iade edilmesi gerektiğini belirterek tapu iptali ve tecilini, mümkün olmadığı takdirde taşınmazların kıymet takdirlerinin belirlenmesi neticesinde oluşacak meblağın tahsilini talep etmiştir.
2. Asli müdahil dilekçesinde özetle; davacı ile davalı firmalar arasında akdedilen 08.12.2009 tarihli inanç sözleşmesi gereği, davacı firmanın üstlendiği edimi yerine getirmiş olduğunu, dava konusu 4 No.lu bağımsız bölümün davalı adına olan tapunun iptali ile asli müdahil ... adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; davacının dava konusu yapmış olduğu alacak taleplerinin zamanaşımına uğradığını, taraflar arasındaki protokol hükümlerinin davacı tarafça yerine getirilmediğini, kredi bedellerini ve çek bedellerini ödemediğini, kredi bedellerinin tamamının müvekkili tarafından ödenmek zorunda kaldığını, çeklerin karşılıksız çıkması nedeniyle iade edildiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; asıl dava yönünden davacının 09.12.2009 tarihli protokol hükümleri uyarınca taşınmazlarda mülkiyet hakkı bulunmadığından reddine; asli müdahale davası yönünden; talebin kabulüne, 4 No.lu bağımsız bölümün davalı adına olan tapunun iptali ile asli müdahil ... adına tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davada ispat yükünün davalı üzerine geçtiğini, Mahkemece borç alacak hesabında değerlendirme yapılmamasının hatalı olduğunu, davacı aleyhine hükmedilen vekalet ücretinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel Mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalının İlk Derece Mahkeme kararı ile tespit edilen miktardan daha fazlası oranında davacı şirketten alacaklı olduğunu, delil olarak gösterilen çeklerin alacak hesabında dikkate alınamayacağını, 100.000,00 TL değerindeki malzeme bedelinin yapılan hesaplamaya dahil edilmediğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı ve davalı şirketler arasında ticari ilişki ve bu ilişkiden kaynaklı alacak-borç ilişkisi bulunduğu, 08.12.2009 tarihli imzaladıkları protokol uyarınca, davacı tarafından davalıya verilmiş olan 5 adet toplam 185.000,00 TL'lik çeklerin karşılıksız çıktığı, davacı şirket yetkilisinin babası olan asli müdahil ...'e ait olan dükkân nitelikli 2 ve 4 bağımsız bölümlerin teminat olarak davalı şirkete devredildiği, bu taşınmazlar teminat gösterilerek davalı şirket tarafından banka kredisi çekildiği, krediden 25.000,00 TL'nin davacı şirkete iade edileceği, kredinin geri ödemesinin davacı şirket yetkilisi ... tarafından davalı şirkete yapılacağı ve borç ödenip risk tamamlandıktan sonra da tapuların ...'e iade edileceği ve davalının davacıya 100.000,00 TL değerinde malzeme vereceğinin kararlaştırıldığı, 2 No.lu dükkanın 2013 yılında dava dışı üçüncü kişiye satıldığı, 4 No.lu taşınmazın halen davalı şirket adına kayıtlı olduğu, davalı şirket tarafından 15.12.2009 tarihinde 167.000,00 TL banka kredisi çekildiği, dosyada mevcut 06.03.2019 tarihli bilirkişi heyet raporuna göre; taraf şirketler arasında mal alım-satımına dayalı olan ticari ilişki kapsamında davalı şirketin toplam 390.088,76 TL alacaklı olduğu, davacı şirketin toplam 327.050,00 TL ödeme yaptığı ve bakiye borcunun 63.038,76 TL olduğu, Mahkemece, bakiye 63.038,76 TL davalı alacağının Mahkeme veznesine depo edilmesi için davacı tarafa önel verildiği ve davacı tarafça belirlenen bedelin depo edildiği, tüm dosya kapsamına göre; davacı şirketin, davalı şirkete karşılıksız çıkan 5 adet çek bedeli olan 185.000,00 TL ve davalı şirket tarafından çekilen ve geri ödemesi 205.088,76 TL olarak yapılan kredi bedeli toplamından oluşan 390.088,76 TL tutarındaki borcunu ödediğinin yazılı delil ile ispatlanamaması nedeniyle borçlu olduğu, buna karşılık davalı şirketin ayrıca 100.000,00 TL tutarlı protokole konu malzemeyi davacı şirkete teslim ettiği, tespit edilen bu borcun 29.550,00 TL’sinin davacı tarafından davalıya çek ile ödendiği, borcun teminatı olarak devredilen dava konusu 2 No.lu bağımsız bölümün davalı tarafından satılması nedeniyle satış tarihindeki değerine göre 251.000,00 TL'nin tahsil edilmiş olduğu, teminat olarak devredilen 2 ve 4 No.lu taşınmazlardan davalının kira geliri olarak 46.500,00 TL elde ettiği dikkate alındığında davalının toplamda alacağına karşılık (251.000,00 TL+ 46.500,00 TL+29.550,00 TL) 327.050,00 TL tahsil ettiği, dolayısıyla bakiye alacağın 63.038,76 TL olduğu, bu bedelin davacı tarafından mahkeme veznesine depo edilmesi sebebi ile davacının ticari ilişki kapsamında düzenlenen inanç sözleşmesi ile üstlendiği edimini yerine getirmiş olduğu, somut olayda; davacı şirket yönünden mülkiyet hakkı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine ve nispi vekâlet ücretine hükmedildiği, davacı şirketin uyuşmazlık konusu taşınmazın devrini gerektiren taraflar arasındaki inançlı işlem niteliğindeki protokolün tarafı olduğu, dava açmakta haklı olduğu, taşınmazın tapusunun iptalini ve asli müdahil adına tescil talep etmekte hukuki yararı bulunduğu, ne var ki davacı şirketin mülkiyet hakkının sahibi asli müdahil yerine kendi adına tescili talebinde bulunduğu, talebe konu mülkiyet hakkının özü itibarıyla davacı şirketin kendi adına tescil talebi noktasında taraf sıfatı diğer deyimiyle aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı dikkate alındığında davacı şirket yönünden davanın usulden reddine karar verildiği bu durumda da maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken nispi vekâlet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığı, diğer yandan, asli müdahale davasında ilk davanın davalı ve davacıları asli müdahale davasının zorunlu dava arkadaşı olduğu, sonuç olarak, dosya kapsamında iddia ve savunmaya, saptanan dava niteliğine ve toplanıp değerlendirilen delillere, delillerin takdir, tahlil ve tartışımına ilişkin kararda gösterilen yasal ve yeterli gerekçeye göre kurulan hükümde davacı aleyhine fazla vekâlet ücretine hükmedilmiş olması dışında isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına, asıl dava yönünden davanın aktif husumet yokluğundan reddine, davalı yararına maktu vekalet ücretinin hüküm altına alınmasına, asli müdahale davasının kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı şirket yetkilisi ...'ın 04.03.2016 tarihli duruşmada yapılan isticvap beyanında kredi tutarı olan 167.000,00 TL'nin bankada kendisi tarafından alındığını ikrar ettiğini, ancak bu tutarı ...'e bankada geri verdiğini söylediği, bu durumun basiretli bir tacirden beklenemeyeceği gibi hayatın olağan akışına ve protokolden beklenen amaca ters düştüğünü, davalı şirket yetkilisinin geri verme olgusunu yazılı delil ile ispatlaması gerektiğini, bileşik ikrar halinde ispat yükünün davalı tarafa geçtiğini, borç-alacak hesabında bu meblağın davacı lehine hesaplanması gerektiğini, bu durumda davacı şirketin alacaklı olduğu, Mahkemece terditli taleplerinin değerlendirilmediğini, 4 No.lu bağımsız bölüm yönünden verilen karar itirazlarının bulunmadığını, 2 No.lu bağımsız bölüm yönünden kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının protokol yükümlülüklerini yerine getirmediğini, dolayısıyla asli müdahil yönünden de davanın esastan reddi gerektiğini, davacı tarafın çekleri delil listesinde göstermediğini, protokol kapsamında teslim edilen 100.000,00 TL değerindeki malzeme bedelinin hesaplamaya dahil edilmediğini, taşınmazların protokol tarihindeki değerinin esas alınması gerektiğini, satış bedeli konusunda muvazaa iddiası yokken satış bedelinden farklı bir bedel belirlemenin doğru olmadığını, davacı şirketin borçlarının faiz hesabının yapılmadığını, buna ilişkin bilirkişi raporu itirazlarının değerlendirilmediğini, Mahkeme kararı doğru kabul edilecekse bile yargılama giderlerinin hatalı olduğunu, asli müdahil yönünden davacı ve davalı zorunlu dava arkadaşı ise yargılama giderlerinden birlikte sorunlu olması gerekirken yalnız davalının sorumlu tutulduğunu, ayrıca asıl davanın reddi halinde müvekkili lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescili, terditli olarak tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
2. 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı.
3. Değerlendirme
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Kural olarak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'una göre, istinaf mahkemesi, İlk Derece Mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde, istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verir. Bu halde, istinaf mahkemesi aşağıdaki kararları verebilir;
a) İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ve davanın esası hakkında yeniden karar verilmesi,
b) İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilmesi ve davanın esası hakkında karar verilmesi,
Öte yandan, HMK’nın “Yargılama Giderlerinin Kapsamı” başlıklı 323 üncü maddesinde, karar ve ilam harçları yargılama giderleri arasında sayılmış, “Yargılama Giderlerinden Sorumluluk” başlıklı 326 ncı maddesinde, yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği düzenlenmiştir.
492 sayılı Harçlar Kanunu’na ekli (I) sayılı tarifenin yargı harçları başlığını taşıyan kısmında, konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden tarifede gösterilen oranda nispi karar ve ilam harcı alınacağı, bölge adliye mahkemelerinin tasdik veya işin esasını hüküm altına aldığı kararları için bu oranda karar ve ilam harcı alınacağı hükme bağlanmış ve aynı kanunun 16 ncı madde düzenlenmesi ile de temyize konu kararla ilgili davanın nispi harca tâbi olacağı öngörülmüştür.
Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 28.09.2018 tarih ve 2018/2 Esas, 2018/8 Karar sayılı kararının gerekçesinde ise; düzelterek onamanın yargılama giderlerinden olan onama harcı bakımından bozma kararı niteliğinde olması, aslında bozulması gereken bir kararın, bozma sebebinin yeniden yargılamayı gerektirmeyecek mahiyette görülmesi nedeniyle yasanın verdiği takdir yetkisine istinaden onanmasına karar verilmesi, bunun yanında onama kararlarında harç alınacağına yönelik yasal bir düzenleme bulunmaması karşısında, düzelterek onama kararlarında onama harcı alınmayacağı görüşü benimsenmiştir.
Bu genel açıklamalardan sonra somut olaya gelince; Mahkemece asıl davanın reddine, asli müdahil talebinin kabulüne dair verilen karar hakkında, davacı ve davalı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun reddine, davacının istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl davanın aktif husumet yokluğundan reddine, asli müdahil talebinin kabulüne, dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile asli müdahil adına tesciline dair verilen karar, davacı vekili ve davalı vekilince temyiz edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi, İlk Derece Mahkemesi kararını kaldırıp geçersiz hale getirdikten sonra, yeniden hüküm tesisi suretiyle karar verdiğinden, İlk Derece Mahkemesi kararı tasdik edilmediği için ayrıca istinaf harcına hükmedilmesi mümkün değildir. Başka bir deyişle Bölge Adliye Mahkemesi, tasdik etmediği bir karar için istinaf harcı alamaz.
Taraflardan birisinin istinaf talebinin kabulü ve yeniden hüküm kurulması işlemi, aslında başlı başına bir istinaf yargılaması işlemidir. Bölge Adliye Mahkemesi bu aşamada işin esası ile ilgili hüküm verdiğinden, hüküm altına alınan miktar üzerinden nispi harca hükmedilmeli ve ayrıca hükmün başka bir bölümünde istinaf yargılamasına yönelik mükerrer ve çelişkili hüküm kurulmamalıdır.
O halde, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yeniden kurulan hükmün A bendinin ikinci paragrafında davalı taraftan mükerrer harç alınması şeklinde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Ne var ki bu husus kararın bozulmasını gerektirmiş ise de yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HMK'nın 370/2 nci maddesi gereğince hüküm sonucunun aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
1. Yukarıda V-C-3-1 nci bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Yukarıda V-C-3-2 nci bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne, Bölge Adliye Mahkemesi hükmünün A bendinin ikinci paragrafında yer alan “Davalının istinaf talebi reddedildiğinden alınması gereken 20.424,69 TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 5,106,17 TL nin mahsubu ile bakiye 15.318,52 TL nin karar kesinleştiğinde davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, Harç tahsil müzekkeresinin temyiz edilen dosyalarda Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşen dosyalarda İlk Derece Mahkemesince ilgili Vergi Dairesine yazılmasına” ifadesinin hüküm fıkrasından çıkartılmasına, HMK'nın 370/2 nci maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi hükmünün DÜZELTİLMİŞ bu şekli ile ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.05.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!