WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 05 Haziran 2026

YARGITAY 7. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

7. Hukuk Dairesi         2023/2129 E.  ,  2024/2075 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2507 E., 2022/2129 K.
DAVA TARİHİ : 12.07.2019
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Batman 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/394 E., 2022/282 K.

Taraflar arasındaki muhdesatın tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin 87 No.lu parselin içinde ve bitişiğindeki tapulama harici yerde bulunan taşınmaz üzerinde; 50 m² taş duvar, 25 m² havuz, 75 m² tesis (lokanta), 50 m² çardak, 30 üzüm, 30 ceviz, 25 dut, 15 badem, 200 fıstık ağacının bulunduğunu, davacının iyi niyetli bir şekilde 2002 yılında belirtilen yapıları yaptığını ve ağaçları diktiğini belirterek muhdesatın davacıya ait olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
1. Davalı Hazine vekili; dava konusu taşınmazın kamulaştırma kapsamında kalıp kalmadığının araştırılması gerektiğini, muhdesatın hangi tarihlerde, kim tarafından yapıldığının bilirkişi marifetiyle tespiti ile taşınmazın kamulaştırma kapsamına alınma tarihinden sonra meydana getirildiği tespit edilen muhdesat yönünden davanın kabul edilemeyeceğini belirterek davanın reddini istemiştir.

2. Davalı ... vekili; davanın zamanaşımı ve hak düşürücü süreler açısından değerlendirilmesi gerektiğini, kamuya ait mera yayla, kışlak, orman, genel harman yeri, aktif dere yatağı niteliğindeki taşınmazların özel mülkiyete konu olamayacağını, sökülüp götürülebilen muhdesat yönünden davanın kabul edilemeyeceğini belirterek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazda 12.09.2013 tarihinde kamulaştırma ilanının yapıldığı, 15.10.2013 tarihli uydu görüntülerinde; dava konusu taşınmazlardan 87 parsel üzerinde muhdesatın bulunmadığı, aynı şekilde 90 parsel sayılı taşınmaz üzerinde de herhangi bir ağaç veya yapının olmadığı, ağaçların 2017 yılına ait uydu fotoğraflarda göründüğü, tescil harici alan üzerinde yer alan havuzun da aynı şekilde 2013 yılına ait uydu görüntülerinde görünmediği, ayrıca bu kısma ilişkin dava dilekçesinde de talep olmadığı, ... uydu görüntüleriyle fen raporu çakıştırma suretiyle fen bilirkişisinden ek rapor alındığı, alınan ek rapordan da anlaşılacağı üzere 87 parsel üzerinde kamulaştırma ilan askı tarihi itibarıyla herhangi bir yapının bulunmadığı, aynı şekilde 90 parsel üzerinde yer alan ağaçların da kamulaştırma ilan askı tarihi itibarıyla görünmediği, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 25 inci maddesine 7139 sayılı Kanun'un 28 inci maddesi ile eklenen 3 üncü fıkraya göre kamu yararı kararının ilan süresinin bitiminden itibaren, kamulaştırılacak taşınmazların üzerine yapılan sabit tesisler ile dikilen ağaçların bedeli, kamulaştırma bedelinin tespitinde dikkate alınamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemenin yanlış hüküm kurduğunu, müvekkilin açtığı davada hiçbir zaman 87 No.lu parsele ait ağaç bedellerini talep etmediğini, dava dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarında bu durumun apaçık bir şekilde ortada olduğunu, 87 No.lu parsele ilişkin 50 m² taş duvar, 25 m² havuz ve 75 m² tesisi (lokantayı) talep ettiği, bu yapıların hiçbirinin bedelinin 87 No.lu parselin maliklerince ihbar olunan DSİ'den alınmadığını, mahalli bilirkişi beyanlarının davacının iddiasını desteklediğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile muhdesatın kamu yararı kararının ilan süresinin bitimi tarihi olan 27.09.2013 tarihi itibarı ile arz üzerinde bulunmadığı teknik bilirkişi raporuyla sabit olduğundan, Mahkemece dava edilen muhdesata yönelik olarak davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, her ne kadar davacı vekili tarafından istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde dava konusu edilen muhdesattan ağaçların 87 parsel üzerinde kalmadığı, tapulama harici ... yatağında bulundukları ileri sürülmüşse de keşifte davacı asılın yer göstermesi üzerine muhdesatın fen bilirkişisi tarafından krokide gösterildiği, söz konusu raporun davacı vekiline tebliğ edildiği ve rapora karşı herhangi bir itirazda bulunmayıp, belirtilen hususun istinaf aşamasında ileri sürülmesine itibar edilemeyeceği, ayrıca 5177 sayılı Kanun'un 35 inci maddesi ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 19 uncu maddesine eklenen ek fıkra hükmüne göre, başkası adına tapulu veya tapusuz bir taşınmazın kamulaştırılması halinde, taşınmazda malik olmayan ancak üzerindeki muhdesatı meydana getiren kişilere muhdesatın kamulaştırma bedelinin kendisine verilmesini sağlamak amacıyla zilyetliği tespit davası açma hakkı tanınmış ise de, kamuya ait mera, yaylak, kışlak, genel harman yeri, orman, aktif dere yatağı niteliğindeki taşınmazların özel mülkiyete konu olamayacakları, bu taşınmazların zilyetlikle edinilemeyecekleri, keza 4342 sayılı Mera Kanunu'nun 4 üncü maddesi ile ve de 3402 sayılı Kanun’un 19 uncu maddesi ile aynı husus vurgulandığından, bu nitelikteki taşınmazlar üzerinde meydana getirilen muhdesata hukuki değer verilemeyeceği gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili istinaf sebepleriyle hükmün bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, muhdesatın tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,

2. Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur (4721 sayılı TMK m.684/1). Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere kalıcı yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer (TMK m.718).    22.12.1995 tarih ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nda da vurgulandığı gibi ... Hukukunda, muhdesattan, bir   arazi üzerinde kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, şahsi bir hak olup (TMK m.722, 724 ve 729), sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmez. Taşınmaz üzerindeki kalıcı yapı, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan bu ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez.

3. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 684 ve 718 inci maddeleri.

4. 4342 sayılı Mera Kanunu'nun 4 üncü maddesi, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 19 uncu maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

17.04.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.