7. Hukuk Dairesi 2023/1998 E. , 2024/1680 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2337 E., 2023/233 K.
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/537 E., 2022/705 K.
Taraflar arasındaki asıl davada temliken tescil, birleştirilen davada müdahalenin önlenmesi, kâl ve ecrimisil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince asıl davanın reddine, birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı birleştirilen davada davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı birleştirilen davada davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin maliki olduğu Konya ili, Karatay ilçesi, ... Mahallesi, 295 ada 4 parsel sayılı taşınmaz üzerine 2015 yılında bina inşa ettiğini ve binayı o zamandan bu yana kullandığını, müvekkili tarafından tamamı Hazine'ye ait olan aynı yer 3229 parsel sayılı taşınmaza kasıtlı olmamak üzere 36 metrekare taştığını, ilgili kurumlara müracaat ederek bu yerin satışını talep ettiğini, ilgili kurum tarafından yapılan ihaleye müvekkilinin hasta olması nedeniyle katılamamasından dolayı davalının bu yeri satın aldığını ve müvekkiline taşınmazdaki haksız tecavüzünün sona erdirilmesi hususunda ihtar gönderdiğini, bu nedenlerle taşkın inşaatın tespiti ile davalı adına olan taşınmazın tapusunun iptali ile müvekkiline ait 295 ada 5 parsel sayılı taşınmaza tevhit edilerek tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
2. Birleştirilen davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin dava konusu taşınmazı Milli Emlak Genel Müdürlüğü Konya İl Müdürlüğünden 30.12.2015 tarihinde yapılan ihale sonucu satın aldığını, davalının satın alınan bu arsaya tecavüzü nedeniyle ihtar çekildiğini, davacının kötü niyetli olduğunu, davalının taşınmazdaki müdahalesinin meni ile yaptığı yapının kal'ine, ecrimisil bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı vekili asıl dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde; müvekkilinin davacı tarafından tecavüz edilen taşınmazı Milli Emlak'tan ihale yolu ile 30.12.2015 tarihinde satın aldığını, günün teknolojisi ile böyle bir hatanın yapılmasının neredeyse imkansız olduğunu, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2. Davalı vekili birleştirilen davaya sunduğu cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmaza müvekkili tarafından kasıtsız olarak yapılan taşkın nedeniyle taşkının bulunduğu yere ilişkin ilgili kurumdan satış talep edildiğini, yapılan ihaleye müvekkilinin hasta olması sebebiyle katılamamasından davalının bu yeri satın aldığını, birleşen davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından davaya konu edilen taşınmazlar çapa bağlandıktan sonra taşkın yapının yapıldığı, bundan dolayı da davacının iyiniyetli olmadığı anlaşılmış ve temliken tescil talebinin subjektif koşulu olan iyiniyet şartı gerçekleşmediğinden diğer koşullara ilişkin inceleme yapılmadan asıl davanın reddine, yapılan keşif sonucu bilirkişi heyetinden alınan rapor ve tüm dosya münderecatının birlikte değerlendirilmesi ile dava konusu yere davalı tarafından haksız müdahalede bulunulduğu, bilirkişi raporuna ekli krokide A harfi ile gösterilen kısma davalı tarafın yaptığı evin taştığı anlaşıldığından birleşen davanın ispat edildiği, dava konusu Konya ili, Karatay ilçesi, ... Mahallesi 3229 parsel sayılı taşınmaza davalı tarafça yapılan vaki müdahalenin men'ine 26.03.2021 tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide A harfi ile gösterilen 63,98 m2 lik kısımdaki yapının kal'ine, 430,82 TL ecrimisil bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacı birleştirilen davada davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Asıl davada davacı birleştirilen davada davalı vekili istinaf dilekçesinde; müvekkiline ait olan taşınmazın değeri ve bu yapının yıkım maliyetinin toplamda yaklaşık 300.000,00 TL civarında olacağı, taşkın alanın arsa değerinin ise 6.771,85 TL olduğunun tespit edildiğini, müvekkilinin iyi niyetli olmadığı çıkarımını hiçbir surette kabul etmediklerini, aksi kanaat hasıl olması halinde müvekkilinin telafisi çok zor olan zararlara katlanmak durumunda kalacağını, davalı tarafın taşınmazı iktisap ettiği tarihten çok sonra müvekkiline ihtar çekmesi nedeniyle iyi niyetli olunmadığı iddiasının kabulünün mümkün olmadığını, alınan bilirkişi raporunda ifrazın mümkün olduğunun tespit edildiğini, davalının bu taşkın inşaatı bilerek ve görerek taşınmazı satın aldığını, hükmedilen vekalet ücretinin de fahiş olduğunu, kararın gerekçesiz olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını, talepleri doğrultusunda asıl davanın kabulü ile birleşen davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplanan delilere göre davacı karşı davalının maliki olduğu 295 ada 4 parsel sayılı taşınmazda inşa edilen yapının A harfi ile gösterilen 63,98 m2'lik bölümünün davalı karşı davacının malik olduğu 3229 parsel sayılı taşınmaza taşkın olduğu, taşkın yapının taşınmazın çapa bağlanmasından sonra yapıldığı, bu nedenle iyiniyet iddiasının dinlenmesinin mümkün olmadığı gibi kişisel hak niteliğindeki temliken tescil isteğinin inşaatın yapımı sırasında malik olan dava dışı Hazine'den satın alan davalı karşı davacıya karşı ileri sürülme olanağının bulunmadığı, davacı karşı davalı tarafından mülkiyet hakkına veya şahsi hakka dayalı üstün hakkın varlığının kanıtlanmadığı, İlk Derece Mahkemesi tarafından yazılı şekilde mülkiyet hakkına üstünlük tanınmak suretiyle elatmanın önlenmesi, ecrimisil ve yıkım talebinin kabulüne ve temliken tescil davasının reddine karar verilmesi doğru olduğundan davacı birleştirilen davada davalı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacı birleştirilen davada davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Asıl davada davacı birleştirilen davada davalı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde mevcut sebeplerle hükmün bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, asıl davada temliken tescil, birleştirilen davada müdahalenin önlenmesi, kâl ve ecrimisil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı yasa) 683 üncü maddesinde; "Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir"
3. Bilindiği üzere, gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup 08.03.1950 tarih 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir (YHGK'nın 25.02.2004 gün ve 2004/1-120-96 sayılı Kararı).
4. 25.05.1938 tarih ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtayın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar. 4721 sayılı yasanın 684 ve 718 inci maddeleri hükümleri gereğince yapı, üzerinde bulunduğu taşınmazın mütemmim cüzü (tamamlayıcı parçası) haline gelir ve o taşınmazın mülkiyetine tabi olur. Ancak, Yasa koyucu somut olaydaki taşınmazların durumunu genel hükümlere bırakmamış, bu konumdaki taşınmazların maliki ile yapıyı yapan kişi arasındaki ilişkiyi 4721 sayılı yasanın 722, 723, ve 724 üncü maddelerinde özel olarak düzenlemiştir. Uyuşmazlığın bu kapsamda değerlendirilmesi gerekecektir.
5. 4721 sayılı Yasa'nın "Arazinin mülkiyetinin malzeme sahibine verilmesi" kenar başlıklı 724 üncü maddesine göre; "Yapının değeri açıkça arazinin değerinden fazlaysa, iyiniyetli taraf uygun bir bedel karşılığında yapının ve arazinin tamamının veya yeterli bir kısmının mülkiyetinin malzeme sahibine verilmesini isteyebilir."
Bir kimsenin kendi malzemesi ile başkasının tapulu taşınmazına sürekli, esaslı ve mütemmim cüzü (tamamlayıcı parçası) niteliğinde yapı yapması halinde malzeme sahibinin iyiniyetli olması yanında diğer bazı koşullar da mevcutsa malzeme sahibi yapının bulunduğu alan ile yapının kullanılması için zorunlu arazi parçasının tescilini mülkiyet hakkı sahibinden isteyebilir.
4721 sayılı yasanın 724 üncü maddesinde yapı sahibine tanınan bu hak, kişisel hak niteliğinde olup bina sahibi ve onun külli halefleri tarafından, inşaat yapılırken taşınmazın maliki kim ise ona ya da onun külli haleflerine karşı ileri sürülebilir. Hemen belirtmek gerekir ki, taşınmaza sonradan malik olan kişiye karşı da bu kişisel hak ancak yapı sahibini bu haktan mahrum bırakmak amacıyla arsa sahibi ile el ve işbirliği içinde olduğu iddiasıyla ileri sürülebilir.
Malzeme sahibinin TMK’nın 724 üncü maddesine dayanarak tescil talebinde bulunabilmesi bazı koşulların varlığına bağlıdır;
a. Birinci koşul, malzeme sahibinin iyiniyetli olmasıdır.
4721 sayılı yasanın 724 üncü maddesi hükmünden açıkça anlaşılacağı üzere, taşınmaz mülkiyetinin yapı sahibine verilebilmesi için öncelikli koşul iyiniyettir. Öngörülen iyiniyetin aynı yasanın 3. maddesinde hükme bağlanan sübjektif iyiniyet olduğunda da kuşku yoktur. Bu kural, malzeme sahibinin, elattığı taşınmazın başkasının mülkü olduğunu bilmemesini veya beklenen tüm dikkat ve özeni göstermesine karşılık bilebilecek durumda olmamasını ya da yapıyı yapmakta haklı bir sebebinin bulunmasını ifade eder.
Malzeme sahibinin tescil istemi ile açtığı davada iyiniyetin varlığı iddia ve savunmaya bakılmaksızın mahkemece re’sen araştırılmalıdır. Ne var ki, 14.02.1951 tarihli ve 17/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi olay ve karinelerden, durumun özelliklerine göre kendisinden beklenen dikkat ve özeni göstermemiş olduğu açık bulunan malzeme sahibinin temliken tescil talebinde bulunması mümkün değildir. Çünkü bu gibi durumlarda kötüniyet karşı tarafın ispatı gerekmeden belirlenmiş olur. Ayrıca iyiniyet inşaatın başladığı andan tamamlandığı ana kadar devam etmelidir. (Sübjektif koşul)
İyiniyet koşulunun gerçekleşmediği durumlarda diğer koşulların gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılmasına gerek bulunmamaktadır.
b. İkinci koşul, yapı kıymetinin taşınmazın değerinden açıkça fazla olmasıdır. (Objektif koşul)
c. Üçüncü koşul ise yapıyı yapanın (malzeme sahibinin), taşınmaz malikine uygun bir bedel ödemesidir.
d. Yukarıda değinilen üç koşulun yanısıra, yapının bulunduğu arazi parçası davalıya ait taşınmazın bir kısmını kapsıyor ise tescile konu olacak yer, inşaat alanı ile zorunlu kullanım alanını kapsayacağından mahkemece iptal ve tescile karar verebilmek için bu kısmın ana taşınmazdan ifrazının da mümkün olması gereklidir.
3. Değerlendirme
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.03.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!