WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 21 Haziran 2026

YARGITAY 7. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

7. Hukuk Dairesi         2023/1984 E.  ,  2023/4328 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1132 E., 2023/297 K.
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kocaeli 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/403 E., 2021/483 K.

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen asıl ve birleştirilen davada inançlı işleme dayalı tapu iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesince Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl davanın reddine, birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili ile asıl davada davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili ile asıl davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. ASIL DAVA
Davacı ... vekili dava dilekçesinde; 1372 ada 26 parsel numaralı taşınmazda bulunan zemin 1 ve zemin 2 katta bulunan iki adet dükkanın öncesinde kendi adına kayıtlı olduğunu, 17.01.2008 tarihli ekspertiz raporu ile 175.000,00 TL değer biçilen iki dükkanının da Ziraat Bankası Derince şubesinden aldığı kredi nedeniyle bankada ipotekli olduğunu, borçlu olduğu üçüncü kişi ... isimli şahsın; Kocaeli 7. İcra Müdrülüğü nezdinde açtığı 2010/5744 Esas No.lu icra takip dosyası ile dükkanlarının icra yoluyla satışını istediğini, icra müdürlüğünün 21/03/2011 tarihli karar tensip tutanağında; bankanın alacağının 149.678,34 TL olarak hesaplandığını, başka bir kredi borcu nedeniyle Kocaeli 1. İcra Müdürlüğü'nde 2011/1783 Esas ve 2011/17084 Esas No.lu takip dosyalarının bulunduğunu, böylece borç tutarının 170.000,00 TL'ye çıktığını, davalı ...'in Bankanın davacıdan tüm alacağını noter huzurunda temlik aldıktan sonra icra dairesinde satış aşamasında bulunan dava konusu dükkanları alacağına mahsuben satın aldığını, ancak abisi ... ile davalının yaptığı anlaşmaya göre dükkanların 1/2'sinin ... adına davalı tarafından aradaki inanç ilişkisi gereği devralındığını, zira o dönem abisinin de TMSF'ye olan borçları nedeniyle tapuyu üzerine alamadığını, ancak aradan geçen sürede davalının tapuyu devretmediğini ve üstelik alacağın temlik alınmasına dair tüm ödemelerin davacının babası ...'ın hesabında çekilen krediler ve ve dava dışı ... tarafından gönderilen havaleler sonucu toparlanan para ile sağlandığını, dükkanların yarı hissesi satış bedeli olan 68.750,00 TL'den davalının sadece 28.750,00 TL ödediğini, başka hiçbir para ödemediğini belirterek taşınmazın davalı adına mevcut kaydının iptal edilerek davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı vekili 03.03.2018 tarihli ıslah dilekçesiyle talep sonucunu daraltarak dava konusu taşınmazda davalı adına kayıtlı tapu kaydının 1/2'sinin iptali ile davacı adına tescili, mümkün olmazsa davalının 1/2 hisseye karşılık gelen payı için eksik ödediği 40 bin TL'nin tapuya tescil tarihinden itibaren yasal faiziyle tahsilini talep etmiştir.

II. BİRLEŞEN DAVA
Birleşen Davacı ... vekili dava dilekçesinde; davalı ...’in davacının meslektaşı, nikah şahidi ve 2013 yılına kadar en güvendiği arkadaşı olduğunu, dava konusu olan zemin kat 1 No.lu ve 2 No.lu dükkanların müvekkilinin kardeşi ...’a ait olduğunu, fiilen birleşik kullanılan iki dükkanın ... tarafından 2010 yılında, Ziraat Bankası A.Ş. Derince Şubesinden kredi kullanılarak satın alındığını, tapu kaydı üzerine banka lehine ipotek konulduğunu, ...’ın piyasanın yanısıra kredi kullandığı Ziraat Bankası A.Ş.ne yaklaşık 170.000,00 TL borcu bulunduğunu, taşınmazların çok düşük bedelle icradan satılma durumunun oluştuğunu, bu nedenle dava konusu dükkanların toplam 137.500,00 TL bedelle alımıyla ilgili davalı ve davacı arasında 1/2 hisseli ortaklık anlaşması yapıldığını, aralarındaki anlaşmaya göre; bankaya olan borcun tamamının ödenmesi ile bankanın alacak hakkının temlik alınarak taşınmazın icradan satın alınmasının planlandığını, davalı ...’in 06.06.2011 tarihinde davacının hesabına 25.000,00 TL gönderdiğini, ayrıca davacının babası ...’ın hesabına 06-07 Haziran 2011 tarihlerinde toplam 40.000,00 TL gönderdiğini, davalı ve davacının kefaletiyle 09.06.2011 tarihinde ...’ın 40.000,00 TL tüketici kredisi kullandığını ve davacının annesine ait İstanbul’daki evin inanç sözleşmesi kapsamında davalının eşi ... ...’e geçici olarak devredildiğini, bu sayede çekilen kredi yoluyla elde edilen 89.000,00 TL'nin de 06.06.2011 tarihinde ...’ın hesabına eklenmesiyle bankaya olan tüm borcun ... tarafından ödendiğini, davacı ... hakkında TMSF haciz blokesi bulunduğundan dükkanlardaki kendi yarı hissesinin de geçici olarak davalı üzerinde kalmasının kararlaştırıldığını, davalı ...’in takip alacaklısı bankaya hiçbir ödemesi bulunmadığı halde tüm borcu ödeyen ...’ın talimatıyla 06.11.2011 tarihli 149.687,34 TL tutarındaki temliknamenin güvene dayalı olarak davalı ... adına düzenletildiğini, bu sayede davalının satış işlemi ile ilgili herhangi bir bedel ödemeksizin dükkanları icra dairesinde satın aldığını, anlaşmaya uygun olarak davacı ...’ın dükkan kira hissesine ek ödeme yaparak davalının eşi ... ...’in kullandığı konut kredisi taksitlerini (1.186,88 TL) uyuşmazlık çıkana kadar eksiksiz ödendiğini, davalı ...’in ise davacı banka hesabına gönderdiği 25.000,00 TL dahil olmak üzere toplamda sadece 28.750,00 TL ödeme yaptığını ve kendi yarı hissesinin karşılığını dahi 40.000,00 TL eksik ödediği halde davacının yarı hissesi dahil dava konusu taşınmazların tamamına el koyduğunu, açıklanan nedenlerle Kocaeli ili, İzmit ilçesi, ... Mahallesi, 1373 ada 26 parselde kayıtlı dükkan niteliğindeki davalı üzerine kayıtlı 1 ve 2 no.lu bağımsız bölümlerin tapu kaydının iptali ile 1/2 oranında davacı adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

III. CEVAP
Davalı vekili asıl ve birleşen davalardaki cevap dilekçelerinde; dava konusu taşınmazların hiç bir zaman birleşen davacının mülkiyetinde bulunmadığını, davanın reddinin gerektiğini, Ziraat Bankası'nın asıl davacı ...'e karşı yürüttüğü Kocaeli 1. İcra Müdürlüğü'nün 2011/1783 ve 2011/2784 ... icra dosyalarındaki alacaklarını Derince Noterliği'nin 26.08.2011 tarihli 11216 yevmiye nolu temliknamesiyle temlik aldığını, dava konusu taşınmazın bu alacaklara ipotek edildiğini, Ziraat Bankasının asıl davacıdan olan alacaklarını temlik alan müvekkilinin, Kocaeli 7. İcra Müdürlüğünün 2010/5744 dosyasında satışı çıkan dava konusu taşınmazı alacaklarına mahsuben satın aldığını, İstanbuldaki evi davacıların babasının taşınmaz sahibinden aldığı vekaletnameyle müvekkilin eşi ... ...'e sattığını, müvekkilin eşi taşınmazı konut kredisi kullanarak satın aldığını, kullandığı konut kredisinin de İş Bankası tarafından satıcının hesabına geçirildiğini, müvekkilin eşinin de bugüne kadar kredi taksitlerini kendisinin ödediğini, davalı hakkında güveni kötüye kullanma suçundan açılan davada beraat kararı verildiğini, davacıların yazılı bir delili bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

IV. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Kocaeli 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 04.12.2018 tarihli ve 2017/497 Esas, 2018/535 Karar ... kararıyla; (eldeki dosya ile bozma sonrası birleştirilen dosya) davanın kabulüne karar verilmiştir.

V. İSTİNAF, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 14.12.2019 tarihli ve 2019/110-115 Esas- Karar ... kararıyla; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

C. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 2019/1371 Esas, 2021/4249 Karar ... ilamı ile; ''...Dava konusu edilen 1373 ada 26 parsel ... taşınmazda 1 ve 2 No'lu bağımsız bölümler için Kocaeli 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/29 Esas ... dosyasında, davacı ... (eldeki dosya davacısının kardeşi) tarafından davalı ... aleyhine aynı hukuki sebebe dayalı olarak tapu iptali ve tescil davası açıldığı, davanın kabulüne karar verildiği ancak henüz kesinleşmediği, dolayısıyla dosyanın derdest bulunduğu görülmektedir. Derdest bulunan tapu iptal ve tescil davası sonucunda verilecek kararın eldeki davada dava konusu taşınmazların mülkiyet durumu yönünden belirleyici olacağı, eldeki davanın sonucunu etkileyeceği tartışmasızdır. Hal böyle olunca, anılan dava ile görülmekte olan dava arasında 6100 ... HMK’nın 166. maddesi uyarınca hukuki ve fiili irtibat bulunduğundan mahkemece Kocaeli 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/29 Esas ... dosyası ile görülmekte olan bu davanın ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilerek sonuca bağlanması gerekirken, anılan husus gözetilmeksizin davanın esası hakkında hüküm kurulması doğru görülmemiştir...'' gerekçeleri ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davada; tapu iptali ve tescil istemini içerir talebin esastan reddine, fazlaya ilişkin talebinin ıslah ile azalttığı anlaşıldığından fazlaya ilişkin talebinin feragat nedeniyle reddine, birleşen birleşen davanın kabulü ile; davalı adına kayıtlı Kocaeli ili, İzmit ilçesi, ... Mah. 1373 ada 26 parsel ... taşınmazda bulunan 110/2450 arsa paylı zemin kat 1 ve 47/2450 arsa paylı zemin kat 2 No.lu bağımsız bölümlerin 1/2 hissesinin tapusunun iptali ile davacı adına kayıt ve tesciline, fazlaya ilişkin payların davalı uhdesinde bırakılmasına karar verilmiştir.

VI. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ile asıl dosyada davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1. Davalı vekili İstinaf başvurusunda özetle;
Kocaeli 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/403 Esas ... dosyası kararının aleyhe olan kısımlarını istinaf ettiklerini, kararın davacı ... ile ilgili kısmı olan, hüküm bölümünde B bendinde yer alan birleşen davanın kabulü kısmını istinaf ettiklerini, davacı ... ile müvekkili davalı arasında dava konusuyla ilgili hukuki ilişki, satış sözleşmesi veya anlaşma olmadığını, davacının, taraflar arasında inançlı işlem olduğu iddiasının gerçeklikten uzak olduğunu, davacının iddiasını destekleyen hiçbir yazılı belge bulunmadığını, davalının, dava konusu taşınmazı icra satışından aldığını, davacı ...'ın dava konusuyla hiçbir ilgisi, alakası olmadığını, davacı ...'ın kardeşi diğer davacı ...'ın T.C. Ziraat Bankası'na olan borçlarının icra takibinde olduğunu, müvekkili davalının da T.C. Ziraat Bankası'nın ...'dan olan alacaklarını, T.C. Ziraat Bankası'ndan temlik aldığını ve icra takibine alacaklı olarak devam ettiğini, icra dairesi kanalıyla yapılan satışta da alacaklarına mahsuben dava konusu taşınmazı satın aldığını, ...'ın dava konusuyla hiçbir ilgisi olmadığını, Ziraat Bankasının, ...'dan olan alacaklı olduğu Kocaeli 1. İcra Müdürlüğü 2011/1783 ve 2011/1784 Esas dosyalarındaki alacaklarını müvekkili davalı ...'e Derince Noterliği'nin 26.08.2011 tarihli 11216 yevmiye numaralı işlemiyle temlik ettiğini, alacağın temlikine yönelik bu işlemin T.C. Ziraat Bankası ve müvekkili davalı ... dışında üçüncü hiçbir kişiyi ilgilendirmediğini, icra takibine konu alacakları temlik alan müvekkilinin, artık icra dosyalarının alacaklısı olmuş olduğunu ve yapılan icra satışında alacaklarına mahsuben taşınmazı satın almış olduğunu, tüm bu hususların noterde yapılan temlikname, icra dosyaları, tapu kayıtları gibi resmi belgelerle ortadayken, davacı ...'ın hiçbir belgeye dayanmayan iddialarına itibar edilerek davasının kabulüne karar verilmesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu, davacının, müvekkili davalı tarafından T.C. Ziraat Bankası'nın alacakları temlik alınırken ödemeyi kendi ailesinin yaptığını iddia ettiğini, ancak buna ilişkin hiçbir belge olmadığını, davacının, temlik bedelinin kendileri tarafından ödendiğini iddia ederken buna delil olarak babası ...'ın kulladığı tüketici kredisini gösterdiğini, davacının babasının kullandığı tüketici kredisinin dava konusu taşınmazla hiçbir ilgisi olmadığını, davacının babasının kullandığı tüketici kredisini ne yaptığı, nereye kullandığının müvekkili davalıyı ilgilendirmediği gibi dava konusu olayla illiyet bağının olduğunu gösteren hiçbir somut delil de olmadığını, ...'ın kendi banka hesapları arasında yaptığı transferlerin davalıyı ilgilendirmediğini, mahkemenin hiçbir delil yokken ...'ın kendi hesapları arasında yaptığı transferleri sanki temlik bedelini ... ödemiş gibi değerlendirdiğini, mahkemenin davacının soyut ve davayla ilgisi olmayan, hiçbir illiyet bağı kurulamayan iddiaları doğrultusunda karar verdiğini, bu doğrultuda mahkemenin birleşen dava yönünden, davacı ...'ın davasını da reddetmesi gerekirken verdiği kabul kararının hukuka aykırı olduğunu belirterek birleşen dava yönünden verilen kararın kaldırılarak, davanın tüm talepleriyle birlikte reddine karar verilmesini talep etmiştir.

2. Davacı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle;
Daha önce Kocaeli 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin (aynı mahkemenin) 05.02.2020 tarihli E. 2016/29 - K.2020/92 No.lu kararında davanın kabulüne karar verilmiş olduğunu ve istinaf incelemesi neticesinde usul yönünden davanın Kocaeli 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/497 E. No.lu davası ile birleştirilerek karar verilmesi gerekçesi ile hükmün kaldırılmış olduğunu, dosyaların Kocaeli 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/403 Esas numarası ile birleştirilmesi neticesinde yeni bir delil incelemesi yapılmadığını ve geçmiş kararı değiştirmeyi gerektirecek bir husus bulunmadığı halde önceki kabul kararından dönülerek ıslah hususu değerlendirilerek aleyhte davanın reddine karar verildiğini, alınan kararın hukuki dayanağı bulunmadığını, davalı ...'in 28.750,00 TL haricinde ödeme yapmadığı halde taşınmazların tamamına el koyduğu hususunun sabit olduğunu, davalı ...'in inançlı işlemdeki yükümlülüklerini yerine getireceği yönünde vaatte bulunarak müvekkilinin iradesini sakatladığını, hile ile müvekkilinin ve ailesinin güveninin kötüye kullanarak taşınmazların tamamını elde ettiğini, dava konusu ağabeyi ...’a ait taşınmazların ½ hissesini teslim etmeyeceği ve üstelik kendi hissesini dahi eksik ödeyeceğini bilmesi halinde müvekkilinin taşınmazların kalan ½ hissesinin davalıya devrine hiçbir surette ... göstermeyeceğini, taşınmazlarla ilgili tüm ödemelerin müvekkilinin ağabeyi ve babası tarafından yapıldıktan sonra ancak bu şartlar altında temliknamenin davalı adına düzenlenmesi hususunda Ziraat Bankası Derince Şubesine talimat verildiğini, davalıda kalan ½ hissesinin iptaline müvekkili lehine tesciline karar verilmesi gerektiğini belirterek mahkeme kararının A bendinde yer alan asıl dava ile ilgili hükmün kaldırılmasına, davanın kabulüne, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 23.02.2023 tarihli ve 2022/1132- 2023/297 Esas- Karar ... kararıyla; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ile asıl davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı ...'in herhangi birisi ile arasında dava konusu taşınmazla ilgili inançlı işlem anlaşması olmadığını, mahkemenin inançlı işlemin varlığına yönelik gerekçelerinin hiçbir somut delile dayanmadığını, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararına göre inançlı işlem iddiasının taraflar arasında imzalanmış yazılı bir delil varsa dinlenebileceğini, davacıların noterde düzenlenen temlikname, icra dosyası kayıtları ve tapu kayıtlarının yani tüm resmi belgelerin aksini iddia ettiğini, davacının bu resmi belgelerin aksini iddia ederken de hiçbir belgeye dayanmadığını, temlik bedelinin davacının ailesi tarafından ödendiği iddiasına delil olarak babası ...'ın kullandığı ihtiyaç kredisini gösterdiğini ancak ihtiyaç kredisinin davalıyı ilgilendirmediğini, davalının söz konusu taşınmazı icradan satın aldığını beyanla hükmün bozulmasını talep etmiştir.

2. Asıl davada davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması ve asıl davanın kabulüne karar verilmesi istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, asıl ve birleşen davalarda inançlı işleme dayalı tapu iptal ve tescil istemlerine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 ... Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 ... Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 05.02.1947 tarihli ve 20/6 ... Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı.

3. Değerlendirme
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına göre, Mahkemece mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğinden ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığından, asıl dosyada davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
İnançlı işlemler, inananın teminat oluşturmak veya yönetilmek üzere mal varlığı kapsamındaki bir şey veya hakkını, inanılana devretmesi ve inanılanın da inanç anlaşmasındaki koşullara uygun olarak inanç konusu şeyi kullanmasını, amaç gerçekleştiğinde ise belirlenen şekilde inanana iade etmesini içeren işlemlerdir.

İnançlı bir işlem ile inanan, sahibi olduğu bir mülkiyet veya alacak hakkını inanılana kazandırıcı bir işlemle devretmekte ancak borçlandırıcı bir sözleşme ile de onu bazı yükümlülükler altına sokmaktadır.

İnançlı işlemin taraflarını, inanan ve inanılan oluşturur. Bir ... ya da nesneyi, güvendiği bir kişiye inançlı olarak devreden kimseye “inanan” adı verilir. Devredilen hak veya nesneyi, kendisine ait bir hak olarak kendi yararına, doğrudan doğruya ve dolaylı olarak kullanan kişiye de “inanılan” denir. İnananın, inanılana inançlı olarak kazandırdığı hak ya da nesne ise “inanç konusu şey” olarak nitelenir. İnançlı bir işlemde, kazandırıcı işlemin tarafları ile borç doğuran anlaşmanın tarafları aynıdır.

İnançlı işlemde inanılan, hakkını kullanırken kararlaştırılan koşullara uymayı, amaç gerçekleşince veya süre dolunca hak veya nesneyi tekrar inanana (veya onun gösterdiği üçüncü kişiye) devretmeyi yüklenmektedir. İnançlı işlem, kazandırmayı yapan kişiye yani inanana belirli şartlar gerçekleşince, kazandırmanın iadesini isteme ... sağlayan bir sözleşmedir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde bunun dava yoluyla hükmen yerine getirilmesi istenebilir.

İnanç sözleşmesi, 05.02.1947 tarihli ve 20/6 ... Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak, yazılı delille kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır.

Açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da, yanlar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek karşı tarafın elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, daktilo veya bilgisayarla yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını taşıyan belge, usulüne uygun onanmamış parmak izli veya mühürlü senetler gibi) “delil başlangıcı” niteliğinde bir belge varsa 6100 ... HMK’nın 20 nci maddesi uyarınca inanç sözleşmesi “tanık” dahil her türlü delille ispat edilebilir.

Yazılı delil veya “delil başlangıcı” yoksa inanç sözleşmesinin ikrar (HMK m.188 - 1086 ... HUMK m. 236) yemin (HMK m. 225 vd - 1086 ... HUMK. m.344) gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır. Davacının yemin deliline dayanması hâlinde mahkemenin davacıya bu hakkını hatırlatması gerekir.

3. Somut olayda taraflar arasında yazılı şekilde düzenlenmiş bir inanç sözleşmesi bulunmadığı gibi; davalının bir takım rakamları ardı ardına sıraladığı, hangi hukuki ilişkiye ait olduğu anlaşılamayan ve bu nedenle delil niteliğine haiz olmayan el yazılı notu dışında davalının elinden çıkmış ve inançlı işlemin vukuuna delalet edecek yazılı delil başlangıcı sayılabilecek bir belge de bulunmamaktadır. Mevcut delil durumuyla taraflar arasındaki inançlı işlem iddiası ispatlanamamıştır. Öte yandan; birleşen davacı ... yemin deliline dayandığı halde mahkemece yemin deliline dayanıp dayanmayacağı da hatırlatılmadan karar verilmiştir. Bu nedenle Mahkemece birleşen davacı ...'a bu ... hatırlatılmalı, inançlı işlemin bir tarafı olan davalıya yönelteceği yemine göre inançlı işlemin var olup olmadığı hususu üzerinde durulmalıdır.

4. Tüm bunların yanı sıra; davalının davacı ...'ın alacağının temliki işleminde temlik bedelinin birleşen davacı ... tarafından ödendiği de dosya kapsamında ispatlanamamıştır. Mahkemece, değinilen bütün bu yönler bir yana bırakılarak ve delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek istemin yazılı olduğu şekilde hüküm altına alınması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.

VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. Yukarıda VI-C-3-1. paragrafta açıklanan nedenlerle asıl dosyada davacı vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE,

3. Yukarıda VI-C-3-2. ve devamındaki paragraflarda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

02.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.