WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 23 Haziran 2026

YARGITAY 7. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

7. Hukuk Dairesi         2023/1941 E.  ,  2024/1628 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1800 E., 2023/26 K.
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bodrum 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/332 E., 2021/46 K.

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 19.03.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde temyiz eden davalılar vekili Avukat ... geldi. Başka gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Gelenin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İşin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin dava konusu taşınmazın 15 dönümlük bölümünü 1969 yılından itibaren davasız ve aralıksız olarak malik sıfatıyla zilyetliğinde bulundurduğunu, davalıların miras bırakanı ...'ın 1989 yılında vefat ettiğini ve tapu kayıtlarında mirasçıları adına tescil işlemlerinin yapılmadığını belirterek TMK'nın 713/2 nci maddesi gereğince tapu kaydının iptaliyle davacı adına tescilini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalılar vekili; dava konusu taşınmazın kadastro işlemine itiraz edilmediğini, 10 yıllık süre içinde iptal davasının açılmadığını, davalıların kendi hisseleri oranlarında emlak vergisi ödediklerini, davacının dava konusu taşınmazla ilgili olarak hiçbir emlak vergisi ödemediğini, bu nedenle zilyetlik iddiasının gerçek olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahalli bilirkişi ve tanık beyanları doğrultusunda dava konusu taşınmazın 15 dönümlük kısmı her ne kadar davalıların murisi adına kayıtlı olsa da davacı tarafından nizasız, fasılasız olarak uzun yıllardır kullanıldığı ve taşınmaz üzerinde bulunan ağaçların davacı tarafından dikildiği, dosyada bulunan gayrimenkul satış ve zilyetlik devir senetleri incelendiğinde 08.09.1969 tarihinde ...'nin 10.000,00 TL bedel karşılığında davalıların murisi ...'dan 15 dönüm tarlanın tamamını satın aldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 130 ada 55 parsel sayılı taşınmazın hükme esas alınan 03.12.2019 tarihli rapora ekli krokide A harfi ile gösterilen 10.439,73 m²'lik bölümünün tapu kaydının iptali ile davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, ...'nın kayıt malikinin kardeşi olup mirasçısı olmadığını, mahkemece bu hususlar araştırılmadan, eksik incelemeye dayalı karar verildiğini, keşif sırasında davalı tanıklarının dinlenmediğini, ayrıca dayanak teşkil eden noter senedini içerir tapunun davacı adına kayıt ve tescili yapılan 130 ada 56 parsel (eski 265 parsel) olduğunu, davacının bahsetmiş olduğu incir ve badem ağaçlarının davacının noter senedi ile satın aldığı yerin güneyinde bulunan 65 ve 66 sayılı parsellere ait olduğunu ve dava konusu taşınmazda mahallinde yapılan keşif ve bilirkişi incelemesinde ziraat mühendisi tarafından arazi içerisinde incir ve badem ağacı tespit edilemediğini, yine bilirkişi raporuna göre dava konusu parselde bulunan zeytin ağaçlarının 80-90 yaşlarında olduğunu ve bu ağaçları davacı ve eşinin yaşları itibarıyla dikmesinin mümkün olmadığını, davalıların murisi ... tarafından dikildiğini, davacı beyanlarının aksine müvekkil davalılar tarafından dava konusu parsele ilişkin emlak vergisi ve tüm vergilerin ödendiğini, dava konusu taşınmazın davalılar tarafından ekilip biçildiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu 130 ada 55 (eski 264) parselin tapuda ölü Mehmet oğlu ... (2016 yılında yapılan intikal işlemi ile de mirasçıları olan davalılar) adına kayıtlı olduğu, 130 ada 55 sayılı parselin bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen bölümünün ... tarafından kadastro tespitinden önce 08/09/1969 tarihinde noter satış senediyle davacıya satılarak zilyetliğinin devredildiği ve satım tarihinden itibaren aralıksız olarak taşınmazın davacı tarafından zilyet edildiği, üzerine binalar yaptırdığı, ağaçlar diktiği, davalıların kullanımının bulunmadığı, dava tarihine kadar gerek davalıların gerekse hayatta iken davalıların murisi ...'ın davacının kullanımına herhangi bir itirazlarının bulunmadığı, tapu malikinin 03/07/1989 tarihinde vefat ettiği, kayıt malikinin vefat tarihinden itibaren Anayasa Mahkemesince yürürlüğün durdurulmasına karar verilen 17/03/2011 tarihine kadar parselin dava konusu edilen bölümü üzerinde TMK’nın 713/2 nci maddesinde öngörülen ölüm sebebine dayalı kazanma koşullarının davacı lehine gerçekleştiği, mahkemece kayıt malikinin mirasçıları olan davalılar aleyhine yargılama giderleri ve harca hükmedilmesi isabetsiz ise de bu konuda istinaf bulunmadığından inceleme konusu yapılmadığı belirtilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili duruşmalı olarak temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinin içeriğini tekrarla, yargılama giderlerinin yanlış hükmedildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kazanmayı sağlayan zilyetlik ve TMK'nın 713/2 nci fıkrasında yer alan “maliki 20 yıl önce ölmüş” hukuki sebebine dayalı olarak açılan tapu iptali ve tescil talebine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,

2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 688 ve 713 üncü maddesi.

3. Değerlendirme
Kural olarak, tapulu bir taşınmazın veya tapuda kayıtlı bir payın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün değildir. Ancak, kanunun açıkça izin verdiği ve düzenlediği ayrık durumlarda tapulu bir yerin veya tapuda kayıtlı bir payın koşulları oluştuğu takdirde kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün olabilir. Kanunun açıkça izin verdiği hallerden biri de TMK’nın 713/2 nci maddesindeki düzenlemelerdir. Anılan madde de, “aynı koşullar altında, maliki tapu kütüğünden anlaşılmayan veya 20 yıl önce ölmüş ….bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir” denilmiştir.

Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de yapılan araştırma hüküm kurmaya elverişli değildir. Davalı tarafın cevap dilekçesinde tanık deliline dayandığı, tanık isimlerini bildirdiği, dava sürecinde tanık delilinden vazgeçtiği yönünde bir açıklamada bulunmadığı anlaşılmaktadır. Hâl böyle olunca, davalının tanık listesinde bildirmiş olduğu tanıklar usulüne uygun olarak çağrılarak, tüm deliller toplandıktan sonra sonucuna uygun olarak karar verilmesi gerekirken hukuki dinlenilme hakkı ihlâl edilecek şekilde işlem yapılarak yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.

Kabule göre de; somut olayda, davacı taraf dava konusu taşınmazın belli bir kısmının tapu kaydının iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir. Mahkemece her ne kadar hükme esas alınan 03.12.2019 tarihli rapora ekli krokide A harfi ile gösterilen 10.439,73 m²'lik bölümünün tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş ise de hüküm infaza elverişli değildir.

O halde Mahkemece taraf delilleri toplandıktan sonra oluşacak sonuca göre, A harfli bölümün ifrazının mümkün olup olmadığının saptanması, ifrazı mümkün değilse taşınmazın yüzölçümü, hisse durumu dikkate alınarak oran kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.

VI. KARAR
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

17.100,00 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

19.03.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy çokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Dava, tapuda davalıların murisi ... adına kayıtlı taşınmazın 15 dönümlük kısmına davacı tarafından ev ve müştemilat yapılarak imar ve ihya edildiği, bu yerdeki zilyetliklerinin 20 yılı aştığı ve kayıt malikinin 1989 yılında ölmüş olmasına rağmen mirasçılarının intikal yaptırmadıkları gerekçesine dayalı, zilyetlikleri altında bulunan 15 dönüm yerin tapusunun iptali ve davacı adına tescili talebine ilişkindir.

Dava konusu taşınmazın kadastrosu yapılmış, sınırları ve maliki belirlenerek çapa bağlanarak, davalıların murisi adına tapuya tescil edilmiştir. 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12. maddesi uyarınca, hak düşürücü süre geçtiğinden davacı tarafın kadastrodan önceki sebeplere dayanarak tapu iptal ve tescil davası açma hakkı bulunmamaktadır.

Kadastrosu yapılmış ve çapa bağlanmış tapulu bir taşınmazın veya tapuda kayıtlı bir payın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlikle edinilmesi mümkün değildir. Kural bu olmakla birlikte, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 713/2. maddesi, mülkiyet hakkını ihlal edecek şekilde yanlış yorumlanarak, tapulu taşınmazların bazı hallerde zilyetlikle kazanılabileceği yönünde mahkemelerce kararlar verilmesi üzerine, ilgili hüküm Anayasa Mahkemesinin 17.03.2011 tarihli 2009/58 Esas, 2011/52 Karar sayılı kararıyla iptal edilmiş ve kararın Resmi Gazete'de yayımlanacağı güne kadar yürürlüğünün durdurulmasına karar verilmiştir.

Dairemizin bu tür davalarla ilgili verdiği 30.03.2022 tarihli Esas 2021/6908, Karar 2022/2465 sayılı kararında yer alan çoğunluk görüşündeki gerekçeler nazara alınarak, davanın esastan reddedilmesi için İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması görüşünü savunduğumdan, sayın çoğunluğun bozma kararı doğru olsa bile gerekçelerine katılamıyorum.