7. Hukuk Dairesi 2023/1816 E. , 2023/4196 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/212 E., 2022/105 K.
DAVA TARİHİ : 01.04.1987
KARAR : Asıl ve birleştirilen davanın reddine
Taraflar arasındaki el atmanın önlenmesi ve kâl davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl davanın reddine, birleştirilen davanın aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı vekili ve birleştirilen davada bir kısım davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Asıl ve birleştirilen davalarda davacı vekili; Hazine adına kayıtlı 9 parsel sayılı taşınmaza, davalıların hiçbir haklı nedene dayanmadan yapı inşa ettiklerini ileri sürerek el atmalarının önlenmesine ve yapıların yıkılmasına karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
1. Asıl davada dahili davalılar ... ve...; babalarının 1988 yılında öldüğünü, mirasçı olarak halen onun kullandığı yeri kullandıklarını ve taşınmazın Hazineye ait olmadığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
2. Birleştirilen davada davalılar vekili; müvekkillerinin çekişmeli taşınmazı eski maliklerinden satış vaadi sözleşmesi ile satın aldığını, dava konusu taşınmaz ile ilgili mahkeme kararının henüz kesinleşmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda: dava konusu 9 parsel sayılı, Maliye Hazinesi adına kayıtlı bulunan taşınmaz ile ilgili olarak Bodrum Kadastro Mahkemesinde açılan kadastro tespitine itiraz davası sonucunda Mahkemenin 2000/12 Esas, 2003/5 Karar sayılı ilamı ile davanın kabulüne karar verildiği, kararın kesinleştiği ve taşınmazın 122 ada 182 parsel olarak tapuya kaydedildiği ve tapu kaydı incelendiğinde, davacı ... adına kayıt bulunmadığı, dava konusu taşınmaz davacı ... adına kayıtlı bulunmadığı gerekçesiyle aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleştirilen davalarda davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesince: “…Mahkemece yapılacak iş, dava konusu taşınmazlar başında keşif icra edilerek, kadastro mahkemesince yapılan keşif de dikkate alınmak suretiyle, yapıların hangi parsel ve/veya parseller üzerinde kaldığının saptanması, keşfe katılacak teknik bilirkişiden ayrıntılı ve denetime elverişli rapor temin edilmesi ve tüm delillerin birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesiyken tüm bu hususlar düşünülmeden yazılı şekilde karar verilmiş olmasının doğru olmadığı…” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 31.03.2022 tarihli ve 2019/212 Esas, 2022/105 sayılı Kararı ile; davacı ... asıl dava yönüyle 9 parselde kayıtlı taşınmaz üzerinde davalı ...'ın bina inşa ettiğinden bahisle el atmanın önlenmesi ve yıkım talep etmiş ise de, ... tarafından yapılan inşaatın yeri davacı ... davalı tarafından gösterilemediğinden, ... tarafından yapıldığı iddia olunan binanın Hazine adına kayıtlı parsel içerisinde kalıp kalmadığının tespit edilemediği gerekçesiyle asıl dava yönüyle ispatlanamayan davanın reddine, birleştirilen dava yönünden davacı Hazinenin 9 parselde, Hazine adına kayıtlı taşınmaz üzerine davalı ..., ..., ... tarafından bina inşa edildiğinden bahisle binanın kâl’i suretiyle el atmanın önlenmesini talep ettiği, Mahkemece..., ..., ... tarafından inşa edildiği iddia olunan binanın Hazine adına kayıtlı parsel içerisinde kalıp kalmadığı hususunda yapılan keşif sonucunda ibraz edilen bilirkişi raporunda yapılan binanın ...Evleri sitesi içerisinde olup, bu binanın Hazine adına kayıtlı olan parsellerin dışında, 122 ada 182 parsel içerisinde kaldığı, birleştirilen davada davacı Hazinenin aktif husumet ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle birleştirilen davanın aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleştirilen davalarda davacı vekili ve birleştirilen davada davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; eksik araştırma ve inceleme yapıldığını, bilirkişiler marifetiyle tecavüzlü alanın tespit edilmesi gerektiğini, tecavüzün halen devam ettiğini, dava tarihi itibariyle davacı adına bulunan taşınmaza tecavüzde bulunan davalılar aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
2. Birleştirilen dava davalıları Şaban ve Yılmaz vekili temyiz dilekçesinde özetle; asıl ve birleştirilen davalar için maktu olarak tek vekalet ücretine hükmedilmiş olmasının hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, el atmanın önlenmesi ve kal istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. Hemen belirtilmelidir ki, mülkiyet hakkı gerek Anayasa ve yasalarla gerekse Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve ek protokolleri ile kabul edilmiş temel haklardandır.
2. Eşyaya bağlı ayni haklardan olan mülkiyet hakkı herkese karşı ileri sürülebileceği gibi, hakka yönelik bir müdahale durumunda ne zaman gerçekleştiğine bakılmaksızın, ileri sürüldüğü andaki hak sahibi tarafından her zaman koruma istenebileceği de kuşkusuzdur. Anılan korumanın istenmesi durumunda da hakkın kötüye kullanıldığından söz edilebilmesine hukuken olanak yoktur.
3. Diğer yandan; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 683 üncü maddesinde; malikin hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, tasarrufta bulunma, yararlanma yetkilerine sahip olduğu, malını haksız olarak elinde bulunduran kişiye karşı her türlü el atmanın önlenmesi davası açabileceği öngörülmüştür.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkan bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Asıl ve birleştirilen davada davacı vekilinin ve birleştirilen dava davalıları vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Harçlar Kanunu'nun 13/j maddesi gereğince Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
27.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!