WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 05 Temmuz 2026

YARGITAY 7. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

7. Hukuk Dairesi         2023/1779 E.  ,  2023/2665 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/14 E., 2022/192 K.
KARAR : Davanın kısmen kabulüne

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen tapu tahsis belgesine dayalı tapu iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 14. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin murisi ...'in 03/11/1987 tarihinde vefat ettiğini, 44 ada 12 parselde bulunan gecekondu için kendisine 21/01/1987 tarihli tapu tahsis belgesi verildiğini, 1999 depreminde bu evin hasar görerek yıkıldığını, taşınmazın Gebze Belediyesinin imar uygulaması ile 7 adet parsele bölündüğünü, tahsis şerhinin ifrazla oluşan taşınmazlardan 5613 ada 9 parsel sayılı taşınmaz'a taşındığını, oradan da Güzeller Mahallesi 5621 ada 1 No.lu parsele taşındığını belirterek, tahsis miktarı oranına göre belirlenen hissenin iptali ile müvekkilleri adına miras payları oranında tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; 44 ada 12 parsel numaralı taşınmazın 289 m²'lik kısmı için ... adına tapu tahsis belgesi düzenlenerek tapu kütüğüne şerh verildiğini, fakat bu taşınmaz üzerinde ...'in fiili tasarrufuna rastlanmadığından 2002 yılında Belediyece imar uygulaması yapılarak yeni oluşan 5621 ada 1 parsele taşındığını, bu imar uygulamasına karşı herhangi bir idari dava açılmadığını, daha sonra bu parseller üzerindeki tapu tahsis şerhlerinin de terkin edildiğini, geçerli bir tapu tahsis belgesinin kalmadığını, şuyulandırma sonucu oluşan parsellerin ticaret alanında kaldığını, tapu tahsis belgesine dayanan tapu iptali ve tescil isteminin koşullarının bulunmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk Derece Mahkemesinin 27.02.2014 tarihli ve 2010/567 Esas, 2014/160 Karar sayılı kararıyla ''davacıların davasının şahsi hak niteliğinde olduğundan dava konusu taşınmazda davalıya karşı ileri sürülemeyeceği'' gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1. Mahkemenin 27.02.2014 tarihli kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yapılan incelemede; (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 01/06/2015 gün ve 2014/12745 Esas 2015/6035 Karar sayılı ilamıyla; " tahsise konu 44 ada 12 sayılı parselin şuyulandırma sonucunda ifrazen yedi adet parsele ayrıldığı, davacıların gecekondularının üzerinde bulunduğu 5613 ada 9 sayılı parsele de tapu tahsis şerhinin aktarıldığı anlaşılmakla, mahkemece tescil için yasal koşullar oluştuğu takdirde, tahsis miktarından DOP indirimi de yapıldıktan sonra kalan miktarın davacılar adına tesciline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hükmün kurulmasının doğru görülmediği "gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar
Mahkemenin 15.05.2018 tarihli ve 2015/528 Esas 2018/264 Karar sayılı kararı ile ''tahsise konu 44 ada 12 parselin imar uygulaması sonucu oluşan parsellerden biri olan 5613 ada 9 parsel sayılı taşınmaz ile bu parsel üzerinden tahsis şerhinin taşındığı başka yerdeki 5621 ada 1 parsel sayılı taşınmazın imar planında ticaret alanında kaldığı, tapu tahsis şerhinin terkin edildiği, yeni parsellere taşınmadığı, geçerli bir tapu tahsis belgesinin olmadığı '' gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.

C. İkinci Bozma Kararı
1. Mahkemenin 15.05.2018 tarihli kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yapılan inceleme sonucunda; (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 20.05.2021 tarih ve 2018/5120 Esas, 2021/3373 Karar sayılı ilamıyla; ''tapu tahsis belgesinin bulunduğu 44 ada 12 parsel sayılı taşınmazın şuyulanması sonucunda 7 adet parsel oluştuğu, tapu tahsis şerhinin imar planında konut alanında kalan 5613 ada 9 parsel sayılı taşınmaza oradan da 11.06.2003 tarihinde hazine adına kayıtlı 5621 ada 1 parsel sayılı taşınmaza taşındığı yine Gebze Defterdarlığının 26.04.2010 tarihli yazısı ile bu parsel üzerindeki şerhin de tek taraflı tasarrufla terkin edildiği, idarenin tek taraflı tasarrufu ile tapu tahsis şerhinin terkin edilmesinin tapu tahsis belgesinin geçerliliğine bir etkisinin olmayacağı, tapu tahsis belgesinin iptaline karar verilmediğine göre hukuki yönden geçerliliğini koruduğu, gecekondunun bulunduğu ana taşınmazdan ifrazla oluşan şerhin taşındığı 5613 ada 9 parsel sayılı taşınmazın konut alanında kaldığı, şerhin tek taraflı idarenin aldığı kararla, ifraz edilen parsellerden biri olmayan ve gecekondunun üzerinde bulunduğu parselden başka bir yeri kapsayan hazine adına kayıtlı 5621 ada 1 parsel sayılı taşınmaza taşındığı, bu parsel ise dava tarihinden sonraki bir tarih olan 16.11.2017 tarihli imar planı ile ticaret alanına çevrildiğinden davacının dava açtığı tarihteki haklarının korunması gerektiği, mahkemece, 21/01/1987 tarihli tapu tahsis belgesine konu yerin bulunduğu parsel numarasının tespiti ile bu yerin dava açıldığı tarihteki imar planında konut alanında kalıp kalmadığı hususunun tespit edilerek konut alanında bulunmakta ise yukarıda açıklanan diğer şartların da varlığı halinde tescil hükmü kurulması gerekirken taşınmazın ticaret alanında kaldığından bahisle davanın reddine dair yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru görülmediği'' gerekçeleriyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

D. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Son Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, ''tapu tahsis belgesinin hukuki yönden geçerliliğini koruduğu, davacıların murisine tahsis edilen yerin miktarının 289 m² olduğu, davacıya ait olan binanın isabet ettiği parselin onaylı imar planına göre "konut" alanında kaldığı ve imar planının da halen geçerli olduğu, davacının arsa bedelini ödediği, tescil isteğinin kabulü için yasal koşulların oluştuğu'' gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne, 5621 ada 1 parselin 289 m²'lik bölümünün Hazine adına olan tapu kaydının iptali ile davacıların veraset ilamındaki payları oranında tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın tamamen kabul edilmiş olduğu halde aleyhe vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; tahsise konu 44 ada, 12 parsel numaralı taşınmazın 289 m²'lik kısmı için ... adına tapu tahsis belgesi düzenlenerek tapu kütüğüne şerh verildiği, fakat bu taşınmaz üzerinde ...'in fiili tasarrufuna rastlanmadığından 2002 yılında Belediyece imar uygulaması yapılarak yeni oluşan 5621 ada, 1 parsele taşındığını, bu parsel üzerinde dava dışı kimselere ait 5 katlı başka bir bina bulunduğunu, bu imar uygulamasına karşın herhangi bir idari dava açılmadığını, tescili istenilen taşınmazla tahsise konu yerin aynı olmadığını, bu parseller üzerindeki tapu tahsis şerhlerinin de terkin edildiğini, geçerli bir tapu tahsis belgesinin kalmadığını, şerhin taşındığı taşınmazın ticaret alanında kaldığını, tapu tahsis belgesine dayanan tapu iptali ve tescil isteminin koşullarının bulunmadığını, DOP kesintisi düşülmeden tapu tahsis belgesindeki miktar kadar tapunun iptal edildiğini belirterek, hükmün bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava; tapu tahsis belgesine dayanan tapu iptali ve tescil isteğine ilişkin olup uyuşmazlık, davada mahkemece verilen hükmün infaza uygun olup olmadığı, kararın eksik incelemeye ve hatalı değerlendirmeye dayalı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası.

2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297/2 nci maddesinde hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin gerekli olduğu açıklanmıştır.

3. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 04.12.1996 tarihli ve 1996/14-763-864 sayılı kararında da belirtildiği gibi tapu tahsis belgesi bir mülkiyet belgesi olmayıp yalnızca fiili kullanmayı belirleyen ve ilgilisine kişisel hak sağlayan bir zilyetlik belgesidir. Tapu tahsis belgesinin varlığı tahsis edilen yerin adına tahsis yapılan kişi veya mirasçıları adına tescili için yeterli değildir. Tahsis kapsamındaki yerin hak sahibi adına tescil edilebilmesi için; mahkemece bozma ilamları doğrultusunda araştırılan ve varlığı kabul edilen koşulların yanında imar parsellerinin oluşturulması sırasında, şuyulandırmaya tabi tutulan parselden 3290 sayılı Yasa ile değişik 2981 sayılı Yasanın 18/b-c maddesi uyarınca düzenleme ortaklık payı kesilip kesilmediğinin, kesilmiş ise uygulanan oranın saptanması, tahsise konu yerde uygulanan düzenleme ortaklık payının (DOP) davacıyı da bağlayıcı nitelikte olduğu dikkate alınarak tahsis miktarından bu oranda yapılacak indirimden sonra kalan miktarın tesciline karar verilmesi gerekir.

3. Değerlendirme
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. UYAP sistemi üzerinden yapılan tetkikte; dava konusu 5621 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının pasif olarak göründüğü tespit edilmiştir. Hemen belirtilmelidir ki, ancak aktif tapu kayıtları üzerinden işlem yapma olanağı vardır. Bu nedenle mahkemece; aktif tapu kaydının getirtilmesi ve bu tapu kaydı üzerinden karar verilmesi gerekirken işlem yapma imkanı olmayan pasif tapu kaydı üzerinden infaza elverişli olmayacak şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir..

3. Kabule göre de; bozma ilamına uyulmasına rağmen, bozmaya uymakla kazanılmış olan usulü kazanılmış hak ihlal edilmek suretiyle bozma gerekleri yerine getirilmeden karar verilmesi de isabetsiz olmuştur. Taşınmazda imar uygulaması sırasında yapılan DOP oranı kesintisi araştırılarak bu oran gözetilmek suretiyle hüküm kurulmamıştır. Dava konusu 5621 ada 1 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün 477,91 m2 olduğu dosya içerisinde yer alan tapu tahsis belgesine göre 289 m²'lik kısım için davacılar murisine tapu tahsis belgesi verilmiş olduğu anlaşıldığından bilirkişiden rapor alınarak tahsis miktarından DOP indirimi yapıldıktan sonra kalan miktarın davacılar adına miras payları oranında tesciline karar verilmesi gerekirken tahsis miktarından DOP kesintisi yapılmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.

4. Ayrıca davacıların dava konusu taşınmazda paydaş kılınması gerekirken çekişmeli taşınmazın ifraz edilecek gibi çelişkili biçimde hüküm kurulması da doğru olmadığı gibi davanın tamamen kabul edildiği halde kısmen kabul kararı verilerek, yargılama giderlerinin de buna göre hükmedilmesi doğru görülmemiştir.

5. Açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,18.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.