7. Hukuk Dairesi 2023/1709 E. , 2024/1243 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1887 E., 2022/1601 K.
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Aydıncık (Mersin) Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/232 E., 2021/79 K.
Taraflar arasındaki şahsi hak iddiasına dayalı tapu iptal ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; Mersin ili, Aydıncık ilçesi, ... Mahallesinde, 121 ada 131 parsel sayılı taşınmazı davacı ile davalının kayınpederi olan ... 'ün, ... 'dan satın alıp ½'şer hisse olacak şekilde sera yapmaları için davacı ile davalı arasında paylaştırdığını, 1996 yılında davacı ile davalı tarafından cam sera ve havuz yapılmak suretiyle imar ve ihya edilerek bu güne kadar taşınmazın birlikte kullanıldığını, cam serada ¼ kazanca ortak olarak davacının kendi nam ve hesabına çalıştığını, hatta 2/B kullanım kadastrosu yapıldığında taşınmazın ½ hissesinin kendi adına yazıldığını düşünerek taşınmazın satış bedelinin yarısının müvekkili tarafından davalıya taksitle zamanında ödendiğini, davalının ise taşınmazı kendi adına tespit ve sonrasında tescil ettirip tapunun tamamını üzerine aldığını yeni öğrendiğini ileri sürerek; taşınmazın ½ hissesinin tapu kaydının iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; dava konusu taşınmazın müvekkili ... tarafından bizzat ... 'dan satın alındığını, dava konusu taşınmaza kendisine ait ev ve sera yaptığını, halen bu evde ikamet ettiğini ve serayı işlettiğini, daha sonra bu satışın taraflar arasında, şahitler huzurunda muhtar ve aza üyelerince de imzalanarak sözleşmeye bağlandığını, bir müddet sonra davalının arazisini genişletmek için dava konusu taşınmaza komşu taşınmazı da 10.06.1999 tarihinde satın aldığını, kayınpederi ... ...'ün ise sadece davalıdan aldığı parayı satıcı ... 'ya ödediğini, davacının iddia ettiği gibi dava konusu taşınmazın kayınpederlerince satın alınmadığını ve paylaştırma da yapılmadığını, müvekkilinin 21.02.2014 - 21.08.2018 tarihleri arasında 5 yılda 10 eşit taksit halinde bedelin tamamını bankaya ve Aydıncık Mal Müdürlüğüne yaptığı ödemelerle taşınmazı edindiğini, davacının en ufak bir katkıda bulunmadığını ileri sürerek; davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 08.07.2021 tarihli ve 2019/232 Esas, 2021/79 Karar sayılı kararıyla;
"... İnançlı işlem (nam-ı müstear) sebebine dayalı olarak açılan iş bu tapu iptal ve tescil davası, 05/02/1947 tarihli 20/6 sayılı Yargıtay İçtihatı Birleştirme Kararına göre davacının davasını yazılı delil ile ispatlayamadığı ve yazılı delil başlangıcı da olmadığından dinlenen tanık beyanlarına itibar edilemeyeceği..." gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili; kararın usul ve esas bakımından yasalara aykırı olduğunu, yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporlarında da açıkça belirtildiği üzere taşınmazın zeminde fiilen paylaşıldığını, tarafların kendi adlarına olan seraların bulunduğu yerdeki tüm meyve ağaçlarının kendilerine ait olduğunu, davalıya ait evin bulunduğu kısmın tam karşısının ise ev yeri olarak ayrıldığını, 1995 yılından bu yana taraflarca nizasız ve fasılasız kullanıldığının cevap dilekçesinde de davalı tarafından kabul edildiğini, tanık ... 'nın davalıya taşınmaz satmadığını belirttiği, bilakis davaya konu taşınmazı tarafların kayınpederi ... ...'e 1995 yıllarında sattığını ve parasını ... ...'den peşin olarak aldığını beyan ettiğini, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatlarına göre kullanım kadastrosuna dayalı davalarda taşınmaz üzerindeki yapıların yapılış tarihi, kullanım amacı ve kullanım şeklinin tam ve eksiksiz olarak araştırılması gerektiğini, mahkeme kararının gerekçesinde bahsedilen içtihadın dosyaya uygun olmadığını, taraf tanıklarından 1/2 hisseler halinde taşınmazın kullanıldığının anlaşıldığını, taşınmazın imar ve ihyası için çalışan kişiler ve bu kişilere ödenen miktarların dosya kapsamıyla belli olduğunu, davalı tarafından dosyaya sunulan cevap dilekçesinde seranın ve taşınmazın yarı hissesinin davacıya ait olduğunu, ancak son iki yıldır masraflarını ödemediği için seranın gelirinin davacıya verilmediğinin ikrar edildiğini, taşınmazın ½ hissesinin müvekkiline ait olduğunu kanıtladığını ileri sürerek; kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;
"... Somut olayda; davacı tarafça inançlı işlem hukuksal nedenine dayalı olarak tapu iptali ve tescile yönelik davanın açıldığı, yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verildiği, davacı vekili tarafından kararın istinafa taşındığı; taraflar arasında 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında benimsenen yazılı bir inanç sözleşmesi bulunmadığı gibi, yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir delil de yoktur. Bu tür davalarda taraflar baba-oğul da olsalar tanık dinlenemeyeceği, yargıtay içtihadı içeriğinde belirtilen hususlar da dikkate alındığında inançlı işlemin yazılı delille ispatlanması gerektiği, dosyaya yansıyan bilgi, belge ve deliller dikkate alındığında davacı tarafın inançlı işleme yönelik iddiasını ispatlayamadığı, bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf dilekçesinde ileri sürmüş olduğu itirazların yerinde olmadığı..." gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü aynı nedenlerle hükmü hükmü temyiz ederek; kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; şahsi hak iddiasına dayalı tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
İnançlı işlemler; inananın teminat oluşturmak veya yönetilmek üzere mal varlığı kapsamındaki bir şey veya hakkını, inanılana devretmesi ve inanılanın da inanç anlaşmasındaki koşullara uygun olarak inanç konusu şeyi kullanmasını, amaç gerçekleştiğinde ise belirlenen şekilde inanana iade etmesini içeren işlemlerdir. İnançlı bir işlem ile inanan, sahibi olduğu bir mülkiyet veya alacak hakkını inanılana kazandırıcı bir işlemle devretmekte ancak borçlandırıcı bir sözleşme ile de onu bazı yükümlülükler altına sokmaktadır.
İnançlı işlemin taraflarını, inanan ve inanılan oluşturur. Bir hakkı ya da nesneyi, güvendiği bir kişiye inançlı olarak devreden kimseye “inanan” adı verilir. Devredilen hak veya nesneyi, kendisine ait bir hak olarak kendi yararına, doğrudan doğruya ve dolaylı olarak kullanan kişiye de “inanılan” denir. İnananın, inanılana inançlı olarak kazandırdığı hak ya da nesne ise “inanç konusu şey” olarak nitelenir. İnançlı bir işlemde, kazandırıcı işlemin tarafları ile borç doğuran anlaşmanın tarafları aynıdır.
İnançlı işlemde inanılan, hakkını kullanırken kararlaştırılan koşullara uymayı, amaç gerçekleşince veya süre dolunca hak veya nesneyi tekrar inanana (veya onun gösterdiği üçüncü kişiye) devretmeyi yüklenmektedir. İnançlı işlem, kazandırmayı yapan kişiye yani inanana belirli şartlar gerçekleşince, kazandırmanın iadesini isteme hakkı sağlayan bir sözleşmedir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde bunun dava yoluyla hükmen yerine getirilmesi istenebilir.
İnanç sözleşmesi, 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak yazılı delille kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır.
3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacıların aşağıdaki paragraflar kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Yukarıda izah edildiği üzere; inançlı işlem; inananın teminat oluşturmak veya yönetilmek üzere mal varlığı kapsamındaki bir şey veya hakkını, inanılana devretmesi ve inanılanın da inanç anlaşmasındaki koşullara uygun olarak inanç konusu şeyi kullanmasını, amaç gerçekleştiğinde ise belirlenen şekilde inanana iade etmesini içeren işlemlerdir. İnançlı bir işlem ile inanan, sahibi olduğu bir mülkiyet veya alacak hakkını inanılana kazandırıcı bir işlemle devretmekte ancak borçlandırıcı bir sözleşme ile de onu bazı yükümlülükler altına sokmaktadır.
3. Somut uyuşmazlıkta ise; tarafların kayınpederi olan ... ...'ün dava dışı üçüncü kişiden harici satış senediyle satın aldığı dava konusu taşınmazı ½ hisseleri olacak şekilde taraflara paylaştırdığı, özellikle sera yapmaları için paylaştırılan taşınmaz üzerine 1996 yılında davacı ve davalının cam sera ve havuz yapmak suretiyle taşınmazı bu güne kadar kullandıkları, cam serada ¼ kazanca ortak olarak davacının kendi nam ve hesabına çalıştığı, ancak kullanım kadastrosu yapılırken taşınmazın ½ hissesinin kendi adına yazıldığını düşünerek taşınmazın satış bedelinin yarısını davalıya ödediği, davalının ise kendi adına tespit ve tescil yaptırıp taşınmazın tamamının tapusunu üzerine aldığı ve netice olarak davacı tarafından 1/2 hisseye yönelik tapu iptal ve tescil isteminde bulunulduğu hususları dava dilekçesinden ve tarafların yargılama sırasındaki ileri sürdükleri beyanlarından anlaşılmaktadır.
4. İddianın ileri sürülüş biçimi, ileri sürülen beyanlar ve talep sonucuna göre, eldeki uyuşmazlıkta davalı tarafın, hak sahibi olduğunu iddia eden davacıyı daha önce kendisine inandırması söz konusu olmadığından davaya konu istemin inançlı işlem hukuki sebebine değil, şahsi hak iddiasına dayalı tapu iptal ve tescil istemine ilişkin olduğunda kuşku bulunmamaktadır.
5. Bu durumda mahkemece hukuki uyuşmazlıkla ilgili olarak; inançlı işlem hukuki sebebine dayalı tapu iptal ve tescil olarak hukuki niteleme yapılması doğru olmayıp, uyuşmazlık şahsi hakka dayalı tescil istemi niteliğinde olduğundan bu doğrultuda yargılama yapılarak oluşacak sonuca göre dosya kapsamına uygun bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir. Hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda V-C-3 bölümünde belirtilen sebeplerle BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
29.02.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!