7. Hukuk Dairesi 2023/1666 E. , 2024/2198 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/3264 E., 2022/2533 K.
DAVA TARİHİ : 26.09.2014
KARAR : Başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 14. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2014/440 E., 2021/570 K.
Taraflar arasındaki TMK 713/2 maddesi ölüm nedenine dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalılar vekilinin başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ..., ..., vekili, davalı ..., ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Davacı vekili dava dilekçesinde; 1392 parselde kayıtlı taşınmazın davalılar murisi adına tapuda kayıtlı olduğunu, taşınmazın 2000/20.000 hissesinin ... tarafından ... 3. Noterliğinin 8881 yevmiyeli 24.06.1971 tarihli satış vaadi sözleşmesi ile davalıların murisi ... ...'dan satın alındığını, 250 m2 hissenin ise ... tarafından ... 2. Noterliğince düzenlenmiş olan 01.08.1975 tarih ve 24761 yevmiyeli satış mukavelesiyle ...'ndan satın alındığını,...'ın bu hissesini 01.08.1975 tarih ve 24769 yevmiyeli ... 2. Noterliğince düzenlenmiş olan satış mukavelesiyle ...'ye sattığını, onun da aldığı yeri muhtar ve şahitler huzurunda...'e ve onun da muhtar ve şahitler huzurunda 24.08.1993 tarihinde ...'e sattığını, son olarak da müvekkiline muhtar ve şahitler huzurunda 22.11.1993 tarihinde satışla devrettiğini, davacının fiilen teslimle bugüne kadar kullandığını, tapu kaydının kayıt maliki mirasçılarına intikal edilmediğini açıklayarak, 1392 parselin 1950/20.000 hissesinden 250/20.000 hissenin iptali ile davacı adına tesciline, olmazsa TMK m. 724 uyarınca bu payın davacı üzerine geçirilmesine karar verilmesini istemiştir.
2. Davacı vekili 01.10.2015 tarihli cevaba cevap dilekçesinde davanın dayanağının TMK 713/2 olduğunu, müvekkilinin taşınmazın 318,62 m2 sini 1979 dan beri kullandığını açıklamıştır.
II. CEVAP
1. Bir kısım davalı vekili, dava konusunun muris ... adına tapuya kayıtlı olduğunu, davacıya satış yapılmadığını, husumet itirazları olduğunu, harca esas değerin düşük gösterildiğini, değerin tespiti ile ikmalini, satış vaadi sözleşmelerini kabul etmediklerini, olsa bile zamanaşımının dolduğunu, halen elbirliği mülkiyet hükümlerine tabi olduğunu, iştirak çözülmeden davanın görülemeyeceğini, davacının kötüniyetli ve işgalci olduğunu, daha önce açılan davalar bulunduğunu, davacının kaçak yapı yapmak suretiyle yapı değerinden bahisle tescil isteyemeyeceğini, iyi inançlı olmadığını, gayrimenkul satışının resmi şekle tabi olduğunu bildirerek, davanın reddini talep etmiştir.
2. Davalı ... ve müşterekleri vekili; muris ... satış vaadiyle alındığından bahisle tapu iptali ve tescil istendiğini, 1971 yılı itibariyle müvekkillerin murisinin bu yeri henüz satın almadığı gibi satış vaadi alacaklısı dahi olmadığını, murise bedel ödenmediğini, dava dilekçesinde iddia edilen zincirleme satışlardan davalıların haberi olmadığını, satışların belgelerinin sunulmasını ve ispatı gerektiğini, murisin ölümünden 43 yıl sonra davanın açıldığını, taşınmazın teslim edilmediğini, talebin zamanaşımına uğradığını, dava konusu taşınmazın murise ait olup, olağanüstü zamanaşımıyla iktisap koşullarının bulunmadığını, özel mülkiyete tabi taşınmazın fiili kullanım nedeniyle kazanılamayacağını bildirerek, davanın reddini istemiştir.
3. Davalı ..., davacının işgalci olduğunu, tapuya kayıtla taşınmazın devrinin resmi şekle tabi olduğunu, davacının kaçak yapı yaptığını, iyiniyetli olmadığını bildirerek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile TMK 713/2 maddesi ölüm nedenine dayalı davada davacı lehine eklemeli zilyetlik koşullarının oluştuğu, davalılar murisi adına tapu kaydının hukuki kıymetini yitirdiği gerekçesiyle, davanın kabulüne, İstanbul ... ... Mahallesi 1392 parselde bulunan 20.000 m2 yüzölçümlü taşınmazın ... ait 16443/20000 hissesinin 250/20000 hissesinin tapusunun iptali ile davacıların veraset ilamında yer alan hisseleri oranında davacılar adına tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davalı ..., ... ve ... vekili; TMK 713 maddesinin tapulu taşınmazlara uygulanamayacağını, tapu kütüğünde kayıtlı, maliki bilinen, gaiplik kararı verilmeyen taşınmaz olduğunu, mülkiyet hakkının ölümle mirasçılara geçtiğini, tescile gerek olmadığını, mülkiyet hakkının fiilen kullanma yanında kullanmama hakkını da içerdiğini, tapu sicilinin mutlaklığı karşısında zilyede karşı zayıf duruma düşürüldüğünü, daha önce aleyhlerine açılan davalar nedeniyle nizasızlık koşulunun oluşmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
2. Davalı ... ve ... vekili; murisin ölümü 1989 ila 2009 arası eklemeli zilyetlik koşullarının dolduğundan bahisle karar verildiğini, yasanın aradığı koşulların gerçekleşmediğini, davacıların malikin başkası olduğunu bilerek işgal ettiklerini, nizasızlık şartının oluşmadığını, mülkiyet hakkının zamanaşımıyla yitirilemeyeceğini, kararın ulusal üstü insan hakları sözleşmelerine aykırı olduğunu, kararlı ve derdest dosyaların bildirildiğini, davacıların kanunun aradığı anlamda zilyet olmadıklarını, ayrıca gazete ilanları yapılmadığını, satış vaadi yapıldığının ileri sürüldüğünü, yapıldığı varsayılsa bile bedelin ödenmediğini, murise sağlığında tescile zorlama davası açılmadığını, satışlardan haberdar olunmadığını, satışlardan rızaları ve haberleri bulunmadığını, muris satış vaadi yapmışsa vaad alacaklısının edimlerini ifa etmediğini, özel mülkiyet konusu taşınmazların zilyetlikle kazanılamayacağını, bu tür davalarda Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi uygulamasının davalılara yargılama gideri ve vekalet ücreti yüklenemeyeceği şeklinde olduğunu bildirerek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının eklemeli zilyetlik süre ve koşullarının davada dayanılan hukuki sebebin Anayasa Mahkemesince yürürlüğünün durdurulduğu 17.03.2011 tarihine kadar gerçekleştiği, davanın esası bakımından yazılı şekilde hüküm kurulmuş olmasında isabetsizlik görülmediğini,
2. Hükmün yargılama giderlerine ilişkin bölümüne yönelik istinaf nedenlerine yönünden; öncelikle hüküm tüm davalılar bakımından istinaf edilmemiş ise de, nizalı taşınmazın davalılar murisi üzerine kayıtlı olması ve elbirliği mülkiyet hükümlerine göre, kaldırma kararı kapsamından tüm mirasçıların yararlanması gerekeceği, TMK'nun 713/2. maddesindeki yollama nedeniyle bu tür davaların aynı maddenin diğer fıkralarında yazılı koşullara tabi olması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır Aynı maddenin 3. fıkrasındaki "tescil davası" sözcüğünün 1. ve 2. fıkraya göre açılacak davaları kapsadığının kabulü gerektiği, buna göre anılan maddeye dayalı davalarda davanın yöneltildiği davalılar harç, avukatlık ücreti ve diğer yargılama giderlerinden sorumlu tutulamayacakları izah edilmiştir. Eksik harcın davacıdan alınmasına, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına ve davacı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmesi gerektiğinden hükmün yargılama giderlerine ilişkin bölümüne yönelik istinaf nedenlerinin kabulü ile kararın buna ilişkin kısmının kaldırılmasına ve yeniden hüküm tesisine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ..., ..., vekili, davalı ..., ve ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davalı ..., ve ... vekili; müvekkillerinin murisinin dava konusu yerde 1979 tarihinde satış vaadi alacaklısı olduğunu, 1985 yılında ise halen tescil yapılmadığı için taşınmaz malikine dava açtığını, mahkemenin usule aykırı bir biçimde kendiliğinden uyguladığı TMK 713.madde lafzından anlaşılacağı üzere davacının bu haktan yararlanmasının mümkün olmadığını ileri sürmüştür.
2. Davalı ..., ve ... vekili; Anayasa Mahkemesi kararlarının derdest davalara uygulanacağını belirterek, istinaf dilekçelerinde ileri sürdükleri sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması ve davanın reddine karar verilmesi istemi ile temyiz yoluna başvurmuşlardır.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, tapu iptal tescil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 713. maddesi.
3. Değerlendirme
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, bir kısım davalılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine ,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.04.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy çokluğuyla karar verildi.
(Karşı Oy)
KARŞI OY
Dava, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 713 üncü maddesinin 2 inci fıkrasında düzenlenen ancak, Anayasa Mahkemesinin 17.03.2011 tarihli kararıyla, Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilen "..ölmüş" hukuksal sebebine dayalı tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir.
Kadastrosu yapılmış ve çapa bağlanmış tapulu bir taşınmazın veya tapuda kayıtlı bir payın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlikle mülk edinilmesi mümkün değildir. Kural bu olmakla birlikte, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 713/2. maddesi, mülkiyet hakkını ihlal edecek şekilde yanlış yorumlanarak, tapulu taşınmazların bazı hallerde zilyetlikle kazanılabileceği yönünde mahkemelerce kararlar verilmesi üzerine, ilgili hüküm Anayasa Mahkemesinin 17.03.2011 tarihli 2009/58 Esas, 2011/52 Karar sayılı kararıyla iptal edilmiş ve kararın Resmi Gazete'de yayımlanacağı güne kadar yürürlüğünün durdurulmasına karar verilmiştir.
Anayasa Mahkemesi iptal gerekçesinde; tapuya kayıtlı bir taşınmazın malikinin ölmesi halinde, bu taşınmazın sahibinin mirasçılar olduğunu, mirasçıların bu taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkını mirasbırakanın ölümü ile birlikte kanun gereğince tescile gerek kalmadan kazandığını; hukukun genel ilkelerinden birisinin mülkiyet hakkının "zaman ötesi" niteliği, başka bir anlatımla mülkiyet hakkının zamanaşımına uğramaması olduğunu, bu nedenle, Medeni Kanun tarafından bir taşınmaz malikinin mirasçılarına tanınmış olan hakların, hak sahiplerince yirmi yıl boyunca kullanılmaması halinde bile, o taşınmazla aralarındaki hukuksal ilişkinin sona erdiği anlamına gelmeyeceğini, mirasçıların devam eden mülkiyet hakkının, taşınmazı fiilen kullanma hakkını içerdiği gibi kullanmama hakkını da içerdiğini; mülkiyet hakkının mutlaklığı ve tapu sicilinin aleniyeti karşısında, itiraz konusu sözcük uyarınca, zilyedin mirasçılara ait olan mülkiyet hakkını tanımayarak, tek yanlı olarak ortadan kaldırmasına imkan tanınmasının, mülkiyet hakkını ortadan kaldıracağını ve kazanılmış hak ve hukuki güvenlik ilkelerini de ihlal edeceğini belirterek davanın dayanağı olan "..ölmüş" ibaresini iptal etmiştir.
Dairemizin, bu tür bir davada verdiği 30.03.2022 tarihli Esas 2021/6908, Karar 2022/2465 sayılı kararında yer alan çoğunluk görüşündeki gerekçeler nazara alınarak, davanın esastan reddedilmesi için ilk Derece Mahkemesi kararının bozulması görüşünü savunduğumdan, sayın çoğunluğun onama kararına katılamıyorum.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!