WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 08 Haziran 2026

YARGITAY 7. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

7. Hukuk Dairesi         2023/1481 E.  ,  2024/1884 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi

KARAR : Başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulü
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Anadolu 24. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit ve ipoteğin fekki davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından duruşmalı temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma isteminin değerden reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vasisi; kısıtlı ...'ün vasisi olduğunu, kısıtlının annesi ve babasının vefat ettiğini, kardeşiyle yaşadığını, annesinin kendisine miras bıraktığı taşınmazı ile kardeşiyle yaşadığı taşınmazın 1/2 hissedarı olduğunu, emekli maaşı aldığını, kısıtlının tutarsız ve mantık dışı konuşmaya başladığını, son altı ayda annesinin miras bıraktığı taşınmazı davalıya sattığını, bir de üstüne davalıya borçlandığını, davalının kısıtlıya 4 adet araç sattığının görüldüğünü, davacının araç kullanmayı bilmediğini, kısıtlı davacı ile konuşmaya başlanıldığında ilk beş dakikada mantık zincirinin ortadan kaybolduğunun anlaşıldığını, bu durumunun kullanıldığını, kandırıldığını, satın aldığı araçlardan dolayı bir de borçlandırıldığını, bedeli ödendiği bile belli olmayan taşınmazı 300.000,00 TL'ye satın alan davalının davacının bir diğer taşınmazı üzerine ipotek koydurduğunu, davalı ve birlikte hareket ettiği düşünülen kişiler aleyhine savcılığa suç duyurusunda bulunulduğunu belirterek; ... Anadolu 10. İcra Müdürlüğünün 2015/772 Esas sayılı dosyasıdan yapılacak satışın durdurulmasına, kısıtlının Adli Tıp Kurumuna sevki ile temyiz kudretine haiz olup olmadığının tespitine, davacı kısıtlının davalıya borçlu bulunmadığının tespiti ile tesis edilen ipotek işleminin iptaline ve tescilin yolsuz olduğunun tespitine, davalının takipte haksız ve kötü niyetli olması nedeniyle borçlu görünen kısıtlının uğradığı zararların tazmini için takip konusu alacağıın %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; davacı tarafın iddialarının yerinde olmadığını, davacının ...ile birlikte davalıya ait oto galerisine gelerek araç satın aldığını, sonraki tarihlerde senetle aldıkları araçları piyasada nakite çevirmek suretiyle eczane ve eczaneler açtıklarını, davalının davacıya ait gayrimenkulü satın aldığını, taşınmazın satışından sonra davacının, davalıdan dört adet araç satın aldığını, oluşan borçlara ilişkin olarak davacıya ait gayrimenkule ipotek konulduğunu, davalının işinin araç satmak olduğunu, davacının sağlık durumunun yerinde olduğunu, kamuda eczacılık yaptığını, emekli olduktan sonra da 27/11/2013 tarihinde sağlık kurulu raporu aldığını, bu rapordan anlaşılacağı üzere davacının rapor tarihi itibariyle eczacılık yapmasına fiziksel ve ruhsal engeli olmadığını, davacının borçtan kurtulma niyetinde olduğunu, zira davacının vesayet altına alındığı tarihin 2015 yılında verilen bir rapora dayandığını, işlemler yapıldığı tarihte davacının akıl sağlığının yerinde olduğunu beyanla davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ipotek veren ...'ün ipotek işlem tarihi olan 02.12.2014 tarihinde hukuki işlem ehliyetine haiz olmadığının Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Dairesinin 19.11.2018 / 5947 karar sayılı raporu ile belirlendiği, hukuki işlem ehliyetine sahip olmayan bir kişinin geçerli bir iradesinin bulunmayacağı ve yapacağı işlemlere hukuki sonuç bağlanmasının mümkün olmadığı, işlemin diğer tarafının iyi niyetli olmasının sonucu değiştirmeyeceği ve yapılan işlemi geçerli kılmayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu taşınmaz üzerine tesis edilen ipoteğin kaldırılmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalının oto galeri işi yaptığını, davacıyı 2014 yılı başlarında tanıdığını, davacı tarafından kendisine başka bir taşınmaz satıldığını, bu satıştan sonra davacı ve erkek arkadaşı Basri Duman'ın davalının oto galerisine gelerek 4 adet araç satın almak istediklerini beyan ettiklerini, dava konusu ipoteğin bu araçların satışı nedeniyle tesis edildiğini, davacının erkek arkadaşı Basri Duman'ın da araç satışı nedeniyle alınan senetlerde tanık olarak imzası bulunduğunu, Adli Tıp Kurumunun görüşü doğru kabul edilip davacının 02.12.2014 tarihinde hukuki işlem ehliyetine sahip olmadığı kabul edilse bile davalının bu durumu hiçbir şekilde bilmediğini, nitekim davacı adına davalının davacıyı ilk tanımasından sadece 2 ay önce düzenlenen 27.11.2013 tarihli ... Eğitim ve Araştırma Hastanesi raporuna göre davacının eczacılık yapmasında herhangi bir ruhsal ve fiziksel engelinin olmadığı tespit edildiğini, bu raporda sağlık kurulu başkanı, nöroloji uzmanı ve psikiyatrist dahil 9 uzmanın imzası bulunduğunu, 9 bilim insanının fark edemediği bir durumu müvekkilinin fark etmesinin mümkün olmadığını, üstelik o tarihlerde eczacı olmak için başvuranın da davacının kendisi olduğunu, ayrıca ipotek işlemini tesis eden tapu sicil memurları da herhangi bir problem görmediklerini, nitekim ... Anadolu 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/32 Esas, 2020/10 Karar numaralı 16.01.2020 tarihli kararıyla müvekkilinin beraatine karar verildiğini, bu karar da katılanla muhatap olunduğunda davranışlarında ve algılama yeteneğinde anormal bir durumun olduğunun anlaşılmadığının belirtildiğini ve davalının iyi niyetinin ortaya çıktığını, davacı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, kısıtlı olan davacı adına vasisinin dava açtığını ancak bir vekille temsil edilmediğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince ipoteğin fekkine yönelik talepte delillerin toplandığı, değerlendirildiği, dosya kapsamı ve vicdani kanıya uygun hüküm tesis edildiği ancak, yargılama sırasında davacının kendisini vekille temsil ettirmediği, buna rağmen İlk Derece Mahkemesince davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile kararın kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, önceki savunmalarını tekrarla, Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesiz olduğunu, alınan raporların çelişkili olduğu halde hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinde çelişkiler bulunduğunu belirterek; kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, menfi tespit ve ipoteğin fekki istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4271 sayılı kanun'un 9, 10 ve 13 üncü maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Davranışlarının, eylem ve işlemlerinin sebep ve sonuçlarını anlayabilme, değerlendirebilme ve ayırt edebilme kudreti (gücü) bulunmayan bir kimsenin kendi iradesi ile hak kurabilme, borç (yükümlülük) altına girebilme ehliyetinden söz edilemez. Nitekim 4271 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun “Fiil ehliyetine sahip olan kimse, kendi fiilleriyle hak edinebilir ve borç altına girebilir” biçimindeki 9 uncu maddesi ile şahsın hak elde edebilmesi, borç (yükümlülük) altına girebilmesi, fiil ehliyetine bağlanmış. 10 uncu maddesi de, fiil ehliyetinin başlıca koşulu olarak ayırtım gücü ile ergin (reşit) olmayı kabul ederek “Ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmayan her ergin kişinin fiil ehliyeti vardır.” hükmünü getirmiştir. “Ayırtım gücü” eylem ve işlem ehliyeti olarak da tarif edilerek, aynı Yasa'nın 13 üncü maddesinde “Yaşının küçüklüğü yüzünden veya akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk ya da bunlara benzer sebeplerden biriyle akla uygun biçimde davranma yeteneğinden yoksun olmayan herkes bu kanuna göre ayırt etme gücüne sahiptir.” denmek suretiyle açıklanmıştır.
3. İpotek tesisi, sınırli ayni haklardan olup, fiil ehliyetsizliği nedeniyle sicil kaydı yolsuz oluşturulmuştur. Somut olayda; yolsuz tescil edilen ipoteğin terkinine karar verilmiş olması doğrudur. Öte yandan, davalının araçların bedeline ilişkin talebi, ayrıca dava konusu edildiği takdirde incelenebilir. Bu aşamada temyiz edenin sıfatına göre, taraflar arasındaki alacağa ilişkin uyuşmazlık temyiz konusu edilmediğinden verilen kararda isabetsizlik görülmemiştir.
4. Sonuç olarak; temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
01.04.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Temyiz incelemesine konu ... 24. Asliye Hukuk Mahkemesi 17/06/2020 tarih 2015/267 Esas, 2020/176 Karar sayılı kararında "(...) hukuki işlem ehliyetine sahip olmayan bir kişinin geçerli bir iradesinin bulunmayacağı ve yapacağı işlemlere hukuki sonuç bağlanmasının mümkün olmadığı, işlemin diğer tarafının iyi niyetli olmasının sonucu değiştirmeyeceği ve yapılan işlemi geçerli kılmayacağı hususları birlikte değerlendirildiğinde, hukuki işlem ehliyeti olmayan ...'ün tarafı olduğu ipotek tesisi işlemin geçersiz olacağı kanaatiyle dava konusu taşınmaz üzerine tesis edilen ipoteğin kaldırılması yönünde davanın kabulüne karar verilerek..." şeklindeki gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Davalının kararı istinaf etmesi üzerine istinaf incelemesini yapan ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi 21/09/2022 tarih 2020/1745 Esas, 2022/1965 Karar sayılı kararı ile davalının istinaf talebini sadece vekalet ücreti yönünden kabul etmiş, sair istinaf taleplerinin reddine karar vermiştir.
Davacı ... Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde eczacı olarak çalışmakta iken, aynı Hastane'nin 24/07/2009 tarih 8040255 sayılı raporu ile şizofren teşhisi konulmuş, Sağlık Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü'nün 10/08/2009 tarih 142520 sayılı onayı ile malulen emekliye sevk edilmiş, ancak ... Anadolu Sulh Hukuk Mahkemesinin 18/06/2015 tarih 2015/105 Esas 2015/544 Karar sayılı kararı ile 2015 yılında vesayet altına alınmıştır. Yani davacı, davaya konu ipoteğin tesis edildiği 02/12/2014 tarihinde vesayet altında değildir. Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulu'nun 19/11/2018 tarih 5947 sayılı raporunda ise, ipotek işleminin yapıldığı tarihte fiil ehliyetine haiz olmadığı belirtilmiştir.
Gerekçesinden de anlaşılacağı gibi, İlk Derece Mahkemesi sadece davacının, ipotek tesis edildiği tarihte fiil ehliyetinin bulunup bulunmadığı, hukuki işlem yapıp yapamayacağı üzerinde durmuş, davacının şizofren olması nedeniyle, ipotek tesis edildiği tarihte hukuki işlem ehliyetinin bulunmadığı gerekçesi ile de davayı kabul ederek, davalı lehine konulan ipoteğin fekkine karar vermiştir. Oysa davalı vekili aşamalardaki savunmalarında, davalının oto galerici, davacının ise eczacı olduğunu, davacının davalıdan 4 adet araç satın aldığını fakat bedelini ödemediğini, borcuna karşılık gayrimenkulüne ipotek konulduğunu, davacı hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi için icra takibi başlatılması üzerine bu davanın açıldığını beyan etmiştir. Dosyadaki mevcut deliller, davalı vekilinin savunmalarını doğrular mahiyettedir; nitekim, dosyada örneği bulunan Araç Satış Sözleşmelerinden; , ... plakalı araçların 2014 yılı içerisinde Noterde davacıya satışının yapıldığı anlaşılmaktadır. Yine dosya içerisinde örneği bulunan ... 3. Noterliğinde tanzim edilen 02/12/2014 tarih vekaletname ile... ve ... plakalı araçları dilediği kişiye dilediği bedelle satması için Basri Duman'a vekalet vermiştir.
TMK'nun 452 nci maddesi "Vasinin onamadığı işlemlerde taraflardan her biri verdiğini geri isteyebilir.Ancak, vesayet altındaki kişi, sadece kendi menfaatine harcanan veya geri isteme zamanında malvarlığında mevcut olan zenginleşme tutarıyla ya da iyiniyetli olmaksızın elden çıkarmış olduğu miktarla sorumludur.
Vesayet altındaki kişi, fiil ehliyetine sahip olduğu hususunda diğer tarafı yanıltmış ise, onun bu yüzden uğradığı zarardan sorumlu olur." şeklindedir.
Hakkında dolandırıcılıktan şikayette bulunulması üzerine davalı 25/06/2015 tarihinde C.Savcısına verdiği ifadesinde; davacıya sattığı araçların kendisine iade edilmesi halinde, ipoteği kaldırmaya hazır olduğunu, dolandırıcılık kastı ile hareket etmiş olsa idi, davacıdan satın aldığı evi başkasına devredebilecekken, verdiği söz gereğince evi satmayarak beklettiğini beyan etmiştir. Ancak ilk derece mahkemesi ve istinaf incelemesini yapan Bölge Adliye Mahkemesi, davacının, fiil ehliyetine sahip olduğu hususunda davalıyı yanıltıp yanıltmadığı, davacıya satışı yapılan araçların davalıya iade edilip edilmediği, üçüncü kişilere satılıp satılmadığı, davacının, davalı aleyhine olacak şekilde sebepsiz zenginleşip zenginleşmediği üzerinde durmamıştır. Vesayet altında olan kişi, -ki davacı, ipotek tesis edildiği tarihte vesayet altında da değildir- fiil ehliyetine sahip olduğu konusunda karşı tarafı yanıltmış ise, TMK'nun yukarıda açıklanan 452/2. Maddesi gereğince, vermiş olduğu zarardan sorumludur.
Nitekim Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 18/06/2020 tarih 2020/383 Esas, 2020/4928 Karar sayılı kararında; "(...) Öte yandan TMK.452/2.maddesinde; “vesayet altındaki kişinin fiil ehliyetini haiz olduğu hususunda diğer tarafı yanıltmış olması halinde onun bu yüzden uğradığı zarardan sorumlu olacağı” öngörülmüştür. Buna göre kendisini ehil bir kişi gibi gösterip hukuki işlem yapan ve bu suretle karşı tarafı zarara uğratan ehliyetsiz kişinin bu zarardan sorumlu olacağının kabulü gerekir. Bütün bu açıklamalar yanında TBK.nun 77/82 nci maddelerinde düzenlenen sebepsiz iktisap hükümlerine göre hacir altındaki kişinin karşı tarafın aleyhine olacak şekilde kendi mal varlığında meydana gelen sebepsiz zenginleşme oranında sorumlu olacağı kuşkusuzdur. Zira sebepsiz zenginleşme hükümleri gözetildiğinde, zenginleşenin iade borcunun doğması bakımından fiil ehliyetinden yoksun olmak sonuca etkili değildir. Bu durumda mahkemece yukarıdaki açıklamalar dikkate alınarak tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir." şeklindeki kararında ve benzer bir çok kararında, TMK'nun 452. Maddesinin nasıl anlaşılması ve uygulanması gerektiğini açıklamıştır.
Bunlardan öte; TMK'nun 4 üncü maddesi "Kanunun takdir yetkisi tanıdığı veya durumun gereklerini ya da haklı sebepleri göz önünde tutmayı emrettiği konularda hakim, hukuka ve hakkaniyet göre karar verir." amir hükmü gözden uzak tutulmamalıdır.
Belirtmiş olduğum nedenlerden ötürü, temyiz incelemesine konu kararın bozulması gerektiği kanaati ile, sayın çoğunluğun onama yönündeki görüşüne iştirak etmiyorum.