WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 11 Haziran 2026

YARGITAY 7. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

7. Hukuk Dairesi         2023/1433 E.  ,  2024/1237 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/335 E., 2023/101 K.
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/199 E., 2021/328 K.

Taraflar arasındaki el atmanın önlenmesi ve kâl davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının oturduğu evin, 2/3 hissesi müvekkiline ait olan taşınmazın bir kısmına tecavüz ettiğini, söz konusu durumun bitirilmesi için yapılan görüşmelerin sonuçsuz kaldığını belirterek, müvekkilinin taşınmazına vaki tecavüzün giderilmesini ve tecavüzde kalan kısmın yıkılması yönünde hüküm kurulmasını talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı süresinde cevap dilekçesi sunmamış, sonradan sunmuş olduğu beyan dilekçesinde; davaya konu parselin müvekkilinin babasına aitken, 2/3 hissesinin davacı adına satılarak tescil edildiğini, taşınmazın satıldığı esnada üzerinde yıkılması istenen yapının bulunduğunu, o dönemde yapının davacının hissesine tecavüzünün söz konusu olmadığını, 3 üncü köprü ve otoyol çalışmasının ardından kadastro değişikliği ile davacının hissesine tecavüz eder hale geldiğini, müvekkilinin kastının söz konusu olmadığını, yapının ruhsatsız olduğunu, yeni imar durumu ile ilgili düzenlemelerden yararlanmak için müvekkilinin idari başvurular yaptığını, davacının kötü niyetli olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu edilen 54 parselin, 2/3 hissesinin davacı adına kayıtlı bulunduğu, davacı tarafından taşınmazın kalan 1/3'lük hissesinin 01.04.2021 tarihinde satın alındığı, davalıya ait 206 m²'lik alana sahip tek katlı yapının 183 m²'lik kısmının davacıya ait parsele tecavüzlü bulunduğu, tapu ve kadastrodan celbedilen kayıtlar neticesinde davalıya ait yapının kadastro çalışmaları nedeniyle davacı parseline tecavüzlü hale geldiğine ilişkin herhangi bir husus tespit edilemediği, davalının herhangi bir hukuki hakka dayanmadan davacıya ait parsele müdahalede bulunduğu, davacının mülkiyet hakkı sahibi olması nedeniyle üstün hak sahibi konumunda bulunduğu gözetilerek el atmanın önlenmesi yönünden açılan davanın kabulü ile; davalının dava konusu taşınmaza yapmış olduğu müdahalesinin men'ine, davalıya ait tek katlı yapının kadastro çalışmaları nedeniyle davacı parseline tecavüzlü hale geldiğine ilişkin herhangi bir husus tespit edilemediğinden davalının iyi niyetli olduğundan bahsedilemeyeceğinden HMK'nın 724-725 inci maddeleri gereğince temliken tescil hususunun şartları oluşmadığından temliken tescil savunmasına itibar edilmeyerek İstanbul ili, Sarıyer ilçesi, Kilyos Köyü, ... Mevkii, 54 parselde bulunan taşınmaz üzerinde fen bilirkişisinin 18.04.2018 havale tarihli bilirkişi raporunda A harfi ile gösterilen ve 183 m2'lik alan üzerinde bulunan tek katlı yapının kâl'ine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; dava konusu parselin müvekkilin babasına ait olduğunu, 2/3 hissesinin davacıya satıldığını, yıkılmasına karar verilen yapının o zamandan beri mevcut olduğunu, 3. köprü ve otoyol çalışmaları ile yapının tecavüzlü hale geldiğini, mahkeme karanının hatalı olduğunu, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu 54 No.lu parselin davacıya ait olduğu, davalıya ait yapının yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporu uyarınca 183 m2'lik kısmının davacıya ait parselde kaldığı, 23 m2'lik kısmının dere alanında kaldığı, 53 No.lu parselin davalının annesine ait olduğu ancak Tapu Müdürlüğü haritası uyarınca yapının 53 No.lu parsele bitişik olmayıp tam ters yönünde bulunduğu, Sarıyer Belediye Başkanlığı yazısı uyarınca davalıya ait tek katlı yapının ruhsatının bulunmadığı, buna göre davalıya ait yapının davacıya ait parselde bulunduğu, davalı lehine TMK'nın 725 inci maddesi şartlarının gerçekleşmediği, dolayısıyla davalının taşınmazdaki kullanımının akdi veya kanuni dayanağı olmadığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde bildirdiği sebeplerle hükmün bozulmasına karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; el atmanın önlenmesi, kâl ve davalı tarafça ileri sürülen temliken tescil istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı yasa) 683 üncü maddesinde; "Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir"

2. 4721 sayılı Yasa'nın 684 ve 718 inci maddeleri hükümleri gereğince yapı, üzerinde bulunduğu taşınmazın mütemmim cüzü (tamamlayıcı parçası) haline gelir ve o taşınmazın mülkiyetine tabi olur. Ancak, Yasa koyucu somut olaydaki taşınmazların durumunu genel hükümlere bırakmamış, bu konumdaki taşınmazların maliki ile yapıyı yapan kişi arasındaki ilişkiyi 4721 sayılı yasanın 722, 723, ve 724 üncü maddelerinde özel olarak düzenlemiştir. Uyuşmazlığın bu kapsamda değerlendirilmesi gerekecektir.

3. 4721 sayılı Yasa'nın "Arazinin mülkiyetinin malzeme sahibine verilmesi" kenar başlıklı 724 üncü maddesine göre; "Yapının değeri açıkça arazinin değerinden fazlaysa, iyiniyetli taraf uygun bir bedel karşılığında yapının ve arazinin tamamının veya yeterli bir kısmının mülkiyetinin malzeme sahibine verilmesini isteyebilir."

Bir kimsenin kendi malzemesi ile başkasının tapulu taşınmazına sürekli, esaslı ve mütemmim cüzü (tamamlayıcı parçası) niteliğinde yapı yapması halinde malzeme sahibinin iyiniyetli olması yanında diğer bazı koşullar da mevcutsa malzeme sahibi yapının bulunduğu alan ile yapının kullanılması için zorunlu arazi parçasının tescilini mülkiyet hakkı sahibinden isteyebilir.

4721 sayılı Yasa'nın 724 üncü maddesinde yapı sahibine tanınan bu hak, kişisel hak niteliğinde olup bina sahibi ve onun külli halefleri tarafından, inşaat yapılırken taşınmazın maliki kim ise ona ya da onun külli haleflerine karşı ileri sürülebilir. Hemen belirtmek gerekir ki, taşınmaza sonradan malik olan kişiye karşı da bu kişisel hak ancak yapı sahibini bu haktan mahrum bırakmak amacıyla arsa sahibi ile el ve işbirliği içinde olduğu iddiasıyla ileri sürülebilir.

Malzeme sahibinin TMK’nın 724 üncü maddesine dayanarak tescil talebinde bulunabilmesi bazı koşulların varlığına bağlıdır;

a. Birinci koşul, malzeme sahibinin iyiniyetli olmasıdır.

4721 sayılı Yasa'nın 724 üncü maddesi hükmünden açıkça anlaşılacağı üzere, taşınmaz mülkiyetinin yapı sahibine verilebilmesi için öncelikli koşul iyiniyettir. Öngörülen iyiniyetin aynı yasanın 3 üçüncü maddesinde hükme bağlanan sübjektif iyiniyet olduğunda da kuşku yoktur. Bu kural, malzeme sahibinin, elattığı taşınmazın başkasının mülkü olduğunu bilmemesini veya beklenen tüm dikkat ve özeni göstermesine karşılık bilebilecek durumda olmamasını ya da yapıyı yapmakta haklı bir sebebinin bulunmasını ifade eder.

Malzeme sahibinin tescil istemi ile açtığı davada iyiniyetin varlığı iddia ve savunmaya bakılmaksızın mahkemece re’sen araştırılmalıdır. Ne var ki, 14.02.1951 tarihli ve 17/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi olay ve karinelerden, durumun özelliklerine göre kendisinden beklenen dikkat ve özeni göstermemiş olduğu açık bulunan malzeme sahibinin temliken tescil talebinde bulunması mümkün değildir. Çünkü bu gibi durumlarda kötüniyet karşı tarafın ispatı gerekmeden belirlenmiş olur. Ayrıca iyiniyet inşaatın başladığı andan tamamlandığı ana kadar devam etmelidir. (Sübjektif koşul)

İyiniyet koşulunun gerçekleşmediği durumlarda diğer koşulların gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılmasına gerek bulunmamaktadır.

b. İkinci koşul, yapı kıymetinin taşınmazın değerinden açıkça fazla olmasıdır. (Objektif koşul)

c. Üçüncü koşul ise yapıyı yapanın (malzeme sahibinin), taşınmaz malikine uygun bir bedel ödemesidir.

d. Yukarıda değinilen üç koşulun yanısıra, yapının bulunduğu arazi parçası davalıya ait taşınmazın bir kısmını kapsıyor ise tescile konu olacak yer, inşaat alanı ile zorunlu kullanım alanını kapsayacağından mahkemece iptal ve tescile karar verebilmek için bu kısmın ana taşınmazdan ifrazının da mümkün olması gereklidir.

3. Değerlendirme
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

29.02.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.