WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 13 Temmuz 2026

YARGITAY 7. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

7. Hukuk Dairesi         2023/1155 E.  ,  2024/847 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi

KARAR : Başvurunun sair nedenlerden reddine, gerekçe yönünden kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin hükmü kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın hukuki yarar dava şartı yokluğundan usulden reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : Babaeski Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki muhdesat aidiyetinin tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun sair nedenlerden reddine, gerekçe yönünden kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin hükmü kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın hukuki yarar dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili, dava dilekçesinde; 356 parsel sayılı taşınmazdaki paydaşlığın giderilmesi için Babaeski Sulh Hukuk Mahkemesinde 2019/474 Esas sayısında açılan davanın derdest olduğunu, müvekkilinin malik değilse de maliklerin murislerinden haricen yer satın aldığını, dava konusu taşınmaz üzerinde müvekkili tarafından yapılmış 70 m2 zemine kurulu betonarme bina ve müştemilatı bulunduğunu, taşınmazdaki paydaşlık satış sureti ile giderileceğinden satış sonucunda müvekkiline ait taşınmazın bedelinin haksız olarak hissedarlara ödeneceğini belirterek, muhdesatın müvekkiline aidiyetinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın usulden reddi gerektiğini, davacının derdest olan Babaeski Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/474 Esas sayılı dosyasına müdahil olması gerektiğini, davacının malik olmasa da söz konusu gayrimenkulü harici senet ile satın aldığını beyan ettiğini, ancak konuya ilişkin açılan tapu iptal ve tescil davasının, Babaeski Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/235 Esas ve 2006/168 Karar sayılı kararı ile reddedilerek kesinleştiğini, davacı yanın müvekkilinin tapulu gayrimenkulüne kaçak yapı yaptığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile keşif sırasında dinlenen tanık beyanlarına göre dava konusu taşınmazın tamamının davacı tarafından yapıldığının ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde, müvekkili tarafından taşınmaz üzerine yapılan yapının belediyeden ruhsat alınmak sureti ile yapılmış bir bina olduğunu, delil listesinde gösterdikleri tanıklardan ... dinlenmeden ve dinlenmesinden vazgeçilmeden karar verildiğini, dinlenen tanıkların evin yapıldığından beri davacının oturduğunu ve evin bedelini ödediğini beyan ettiklerini, evin su ve elektrik aboneliklerinin de müvekkili adına olduğunu ve aynı parsel üzerinde başka bir malik tarafından açılan aynı mahiyetteki davada aynı gün davanın kabulüne karar verildiğini belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu 356 parsel sayılı taşınmaz üzerinde davacının malik ya da paydaş olmadığı, muhdesatın tespiti davalarının paylı mülkiyet ya da elbirliği mülkiyeti hükümlerine tabi taşınmazlarda, tapu paydaşları arasında hukuki yararın bulunması durumunda görülen bir dava olduğunu, malik olmayan davacıların ise sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre talepte bulunması mümkün iken, muhdesatın tespiti davasını açmasında hukuki yararları bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun sair nedenler bakımından reddine, gerekçe yönünden kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm tesisi ile hukuki yarar dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; kararın usul ekonomisine aykırı olduğunu, müvekkilinin oturduğu evin ortaklığın giderilmesi davası sonucunda verilen karar doğrultusunda satılacağını, davalıların müvekkili aleyhine sebepsiz zenginleşeceğini, işbu red kararı nedeni ile ancak satıştan sonra dava açarak taşınmazının bedelini isteyebileceğini, muhdesatın müvekkili lehine tespiti durumunda yapı bedelinin mahsup edilerek taşınmazı satın alma hakkının doğabileceğini ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, muhdesatın aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,

1. Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur (4721 s.lı TMK 684/1 m). Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere kalıcı yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer (TMK 718 m).22.12.1995 tarih ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi eşya hukukunda, muhdesattan, birarazi üzerinde kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklindedikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, şahsi bir hak olup (TMK 722, 724, 729 m.ler), sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmez. Taşınmaz üzerindeki kalıcı yapı, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan bu ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez.

2. Tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması (6100 s.lı HMK 106/2 m) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespitdavası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararın bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hakim tarafından da re'sen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti halinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir (HMK 114/1-h, 115 m.)

3. Öğretide ve Yargıtay'ın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatın tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir.

3. Değerlendirme
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

15.02.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.