7. Hukuk Dairesi 2023/1051 E. , 2024/1333 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2 E., 2022/1868 K.
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kaş Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/362 E., 2021/789 K.
Taraflar arasındaki el atmanın önlenmesi ve kâl davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince el atmanın önlenmesi ve kâl davasının kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 05.04.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde temyiz eden davalı vekili Avukat ... ile karşı taraftan davacılar vekili Avukat ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İşin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; vekil edenlerine ait dava konusu 206 ada 13 parsel sayılı taşınmaza komşu 206 ada 14 parsel sahibi davalı tarafından yapı yapmak suretiyle müdahale ettiğini belirterek el atmanın önlenmesine ve taşkın yapıların kâl'ine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iddialarını kabul etmediklerini, inşaatın imar mevzuatlarına uygun yapıldığını, müvekkilinin gerek 3194 sayılı imar kanunu gerekse imar barışı adı altında düzenlenen normlara uygun biçimde hareket ettiğini, taşınmaz içindeki otelin ruhsatlı olup taşınmaza müdahalenin keşif ile tespit edilebileceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle; davalının davacılara ait dava konusu taşınmaza yapı yapmak suretiyle müdahale ettiği gerekçesiyle el atmanın önlenmesine ve kâl'e karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf sebepleri özetle;
1. Eksik inceleme ile hüküm tesis edildiğini,
2. Cevap ve bilirkişi raporuna itiraz dilekçelerinde ayrı ayrı gerekçeleri ile belirttikleri hususlarda olumlu ya da olumsuz bir irdeleme yapılmadan sonuca gidildiğini,
3. Taşınmaz değerinin fahiş belirlendiğini,
4. Ek ya da yeni bir bilirkişi raporu alınarak tesis kadastrosu, kadastro çapı, imar uygulaması ve 3402 sayılı Kanun'un 22/a uygulaması karşılaştırılarak tespitin yapılması gerektiğini,
5. Eksik bilirkişi raporuna dayalı olarak karar verildiğini ileri sürerek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle; davalının maliki olmadığı dava konusu taşınmazı haklı bir neden bulunmaksızın işgal ettiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen karara karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; cevap dilekçeleri, dosya kapsamındaki beyanlar ve istinaf sebeplerine benzer gerekçeler ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, el atmanın önlenmesi ve yıkım isteğine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 683 üncü maddesi,
3.Yasal ayrıcalıkların dışında ayrılmaz parçanın (mütemmim cüz'ün) mülkiyeti ve buna bağlı olarak tasarruf hakkı üzerinde bulunduğu arza bağlıdır. Bu husus, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 684 üncü maddesinde açıkça vurgulanmıştır. Ne var ki, yürürlükten kalkmış olan 6785 sayılı Yasanın l605 sayılı Yasa ile değişik 42/c ve halen yürürlükte bulunan 3194 sayılı İmar Yasası’nın l8 inci maddelerinde özel hükümler getirilmek suretiyle ayrılmaz parça (mütemmim cüz) olan yapı ile arz arasındaki hukuki ilişki kesilmiş bazı durumlarda yapı, üzerinde bulunduğu yerin malikinden başkasına bırakılarak imar parsellerinin oluşturulabileceği öngörülmüştür. Böylece yapıların bedelleri ilgili parsel sahiplerince yapı sahibine ödenmediği veya aralarında bu yönde bir anlaşma yapılmadığı ya da ortaklığın giderilmesi davası açılmadığı sürece bu yapıların ömürlerini dolduruncaya kadar eski sahiplerine kullanma imkanı sağlanmıştır.
4. Öte yandan, zeminin maliki olan kişinin taşınmazı bizzat kullanma yetkisi sınırlanmış, ayrılmaz parça (mütemmim cüz) durumunda olan yapı üzerinde tasarruf etme gücü özel yasa ile kısıtlanmıştır.
5. 298l sayılı Yasa'nın 3290 sayılı Yasa ile değişik l0/c maddesi de aynı doğrultuda hüküm getirmiştir.
6. Gerçekten bir kimse kendisine veya yasanın himaye ettiği bir hakka dayanarak üçüncü bir şahsa ait bir taşınmaz üzerine ayrılmaz parça (mütemmim cüz) niteliğinde yapı inşaa etmiş ve imar uygulaması sonucu bu yer davacıya ait imar parseli içerisinde kalmış ise, kendi arzu ve iradesi dışında idari kararla oluşan bir durum söz konusu olduğundan kusurlu sayılamaz. İşte bu nedenle yukarıda değinildiği gibi yasa koyucu imar parseli malikine karşı yapı sahibini koruma zorunluluğunu duymuştur.
7. Yasal düzenlemelerde belirtildiği üzere; imar uygulamasıyla tecavüzlü duruma gelen yapılar bakımından muhtesat bedeli ödenmedikçe kaydı yeni edinen kişinin muhtesat sahibini imar parselinde men edemiyeceği gibi ecrimisil istemesinin de olanaksız bulunduğu tartışmasızdır.
3. Değerlendirme
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu 206 ada 13 parsel sayılı taşınmazın davacılar adına kayıtlı olup davalının komşu 206 ada 14 parsel maliki olduğu anlaşılmaktadır.
3. Uyuşmazlık (var ise) taşkınlığın imar işlemi veya 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22/a maddesi kapsamında yapılan uygulama kadastrosundan kaynaklanıp kaynaklanmadığı noktasında toplanmaktadır.
4. Ne var ki mahkemece (var ise) taşkınlığın imar işlemi veya uygulama kadastrosu sonucu oluşup oluşmadığı tereddüte mahal bırakılamayacak şekilde belirlenmemiştir.
5. Hâl böyle olunca; Mahkemece yapılması gereken iş, öncelikle taraflara ait taşınmazların imar öncesinden itibaren (tesis ve uygulama kadastrosu ile ruhsat ve yapı kayıt belgeleri dahil) tedavül kayıtlarının ve krokilerinin getirtilmesi, gerek tesis ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22/a maddesi kapsamında yapılan uygulama kadastrosu kayıtları, gerekse imar kayıtları mahalline keşfen uygulanarak dava konusu (ruhsatlı veya ruhsatsız) yapıların bulunduğu alanın imar öncesi hangi parsel veya parsellerde kaldığının belirlenmesi, bu hususun fen bilirkişi raporuna yansıtılması, akabinde niza konusu (ruhsatlı veya ruhsatsız) binaların yaşları da tespit edilerek imar veya uygulama kadastrosu öncesi mi, yoksa sonrası mı inşâ edildiklerinin saptanması, bu şekilde imar veya 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22/a maddesi kapsamında yapılan uygulama kadastrosu ile oluşan bir taşkınlığın olup olmadığının tereddüte mahal bırakılmayacak şekilde tespiti ile, var ise davalının imar öncesinde hukuken korunmaya değer bir hakkının bulunup bulunmadığının açıklığa kavuşturulması, davalının bu işlem öncesi bir hakkının bulunduğunun belirlenmesi hâlinde, (yani yapıların imar ile taşkın hale geldiğinin belirlenmesi durumunda) binanın tümü yıkılacaksa tümünün değeri, aksi hâlde taşkın kısmın değeri depo ettirilmek suretiyle el atmanın önlenmesi ve yıkım kararı verilmesi, imar uygulaması sonucu, yapıların haksız veya taşkın durum yaratması kamusal bir tasarruf sonucu olup tecavüzlü durumun yapıyı yapan kişinin iradesi dışında meydana gelmesi nedeniyle davanın açılmasına sebebiyet vermediğinin kabulü gerektiği, taşkın yapıyı kullananın kötü niyetli sayılamayacağı ve kendisine kusur izafe edilemeyeceği gözetildiğinde yargılama giderlerinden ve bu giderlerden sayılan vekalet ücretinden sorumlu tutulmayacakları hususlarının bir arada değerlendirilmesi, taşkınlığın ( 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22/a maddesi kapsamında yapılan) uygulama kadastrosu sonucu meydana geldiğinin anlaşılması durumunda davalı savunmasının temliken tescil mahiyetinde olduğu kabul edilerek bu doğrultuda araştırma ve inceleme yapılarak sonuca gidilmesi, davalının imar veya uygulama kadastrosu öncesinde hukuken korunmaya değer bir hakkının bulunup bulunmadığının şüpheye yer bırakılmayacak şekilde tespit edilmesi halinde ise (yani yapıların imar veya uygulama kadastrosu ile taşkın hale geldiğinin belirlenmemesi durumunda) bu kez (davacıların talepleri hakkında) dosya kapsamına uygun bir karar verilmesi gerekirken tüm bu hususlar düşünülmeden, yazılı şekilde karar verilmiş olması yanlış olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Yukarıda V.C.3.2 ve devamındaki bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
17.100,00 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.03.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!