WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 28 Temmuz 2026

YARGITAY 7. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

7. Hukuk Dairesi         2023/105 E.  ,  2024/593 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2760 E., 2022/3083 K.
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Trabzon 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/285 E., 2022/104 K.

Taraflar arasındaki asıl davada satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil, ikinci kademede tazminat; birleştirilen davada satış vaadi sözleşmesinin iptali ve ecrimisil, ikinci kademede ödenmeyen miktarın davacıya ödenmesi ile taşınmazın davalılar adına tescili istemleri üzerine yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kabulüne, birleştirilen davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın asıl davada davalısı birleştirilen davada davacısı vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davalı-birleştirilen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1. Asıl dava dosyasında davacılar vekili dava dilekçesinde: davalı taraf adına kayıtlı Trabzon ili, Merkez ilçesi, ... Köyü, Ortamahalle Mevki, G-43-b-06-b-4-c pafta, 115 ada 6 parselde kayıtlı fındık bahçesi vasfındaki taşınmaz ile aynı yer Cami Mevki, pafta G43-b-06-b-2-d, G43-b-06-b-1-c, 106 ada 52 parselde kayıtlı tek katlı kargir bina, fındık bahçesi, tarla, otlak ve çalılık vasfındaki taşınmazlardaki tüm hak ve hisselerini Trabzon 1. Noterince düzenlenen 15.07.2003 tarihli 9636 yevmiye numaralı taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile davacıların murisi ... ...'a devretmeyi vadettiğini ve satış bedelinin davalıya nakden ödendiğini, taşınmaz satış vaadi sözleşmesi neticesinde taşınmazın zilyetliğinin ... ...'a fiilen teslim edildiğini ve halen taşınmazların davacılar tarafından kullanıldığını, fakat tapu kaydının resmi olarak davacılara devredilmediğini, bu nedenle bahsi geçen satış vaadine konu taşınmazlardaki kaydın davalının hissesi oranında iptali ile davacılar adına tescilini, bu isteklerinin reddedilmesi halinde satış vaadi sözleşmesi ile davalıya ödenen eski para ile 20.000,00 TL cezai şartın dava tarihi itibari ile bilirkişilerce hesaplanacak günümüz karşılığının davalıdan alınarak davacılara ödenmesine hükmedilmesini talep etmiştir.

2. Birleştirilen dosyada davacı dava dilekçesinde; okur yazar olmadığından davalıların murisi ile yaptığı satış vaadi sözleşmesinin geçersiz olduğunu, kardeşi olan ... ...'ın sözleşmede yazan bedelin 6.000,00 TL'sini ödediğini, kalanının ödenmediğini, bu nedenle hükümsüz olan bu satış vaadi sözleşmesinin iptaline ve geriye dönük 5 yıllık süre için davalıların ecrimisil ödemesine karar verilmesini, sözleşme iptal edilmediği taktirde 15.07.2003 tarihinde şahsına ödenmesi gereken 20.000,00 TL bedelden geri kalan ve halen daha tarafına ödenmeyen 14.000,00 TL ile bu sözleşmede yer alan 20.000,00 TL cezai şartın en yüksek getiri üzerinden hesaplanarak davalılardan tahsili ile dava konusu taşınmazın davalılar adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
1. Asıl dava dosyasında davalı cevap dilekçesinde; davacıların murisinin baskı ile kendisine ve kız kardeşine satış vaadi sözleşmesini yaptırdığını, sözleşmede yazılı bedelin ödenmediğini savunarak açılan davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

2. Birleştirilen dosyada davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacının alacak yönünden talebinin zaman aşımına uğraması sebebiyle reddine, dava harcının eksik yatırılmış olduğundan bahisle eksik olan harcın tamamlanmasına, karşı davanın süresinde açılmamış olması ve 2017/243 Esas sayılı dosyası ile davacının talepleri arasında bağlantı bulunmadığından davaların ayrılmasına, davacının dilekçesinde kötü niyetli olarak ortaya atmış olduğu iddiaların ve karşı davasının reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Borçlar Kanunu'nun 213 üncü maddesi ile Türk Medeni Kanunu'nun 706 ncı ve Noterlik Kanunu'nun 89 ncu maddesi hükümleri uyarınca sözleşmenin geçerli olduğu, sözleşme akabinde taşınmazın zilyetliğinin vaad alacaklısına devredildiği ve uzun yıllardır kullanıldığının taraflar arasında ihtilaf konusu olmadığı, tarafların taşınmazda paydaş oldukları ve taraflar adına kaydın 02.01.1995 tarihinde tesis kadastrosu ile intikalen yapıldığı, bu kapsamda sözleşme tarihinde paydaşların birbirlerine pay satışı yapmalarına engel halin bulunmadığı, ifâ olanağının doğduğu, karşı dava tarihinde zamanaşımı süresi dolmakla birlikte taşınmazın zilyetliğinin davacıya devredildiğinin taraflar arasında ihtilaf konusu olmadığı, bu kapsamda zamanaşımı savunmasının hakkın kötüye kullanımı teşkil edeceği, buna mukabil davalı birleşen dosya davacısının korkutma ve hile ile aldatılma iddiası ve sözleşme içeriğinin bilinmediğine yönelik beyanlarına ilişkin delil ibraz edemediği, dinlenen tutanak tanıklarının anlatımlarının tek başına vakıanın ispatı için yeterli olmadığı, sözleşme tarihi ile dava tarihi arasında geçen yaklaşık 12 yıllık sürede davalı birleşen dosya davacısının savunmaları kapsamında hukuki girişimde bulunmamasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı, resmi senet kapsamında bedelin nakden alındığı beyan edilmesine karşılık başkaca bir delille senedin ödenmediğinin de ispat edilemediği, bu kapsamda birleşen dosyaya konu iddiaların ispatlanmadığının kabulünün gerekeceği, kabule göre de sözleşme kapsamında rızaen zilyetliği devredilen taşınmazın kullanımı dolayısıyla ecrimisil talep edilemeyeceği anlaşıldığından asıl davanın kabulüne; taşınmaz satış vaadi sözleşmesine konu Trabzon ili, Ortahisar ilçesi, Yeşilyurt Mahallesi, 115 ada 6 parsel, 106 ada 52 parsel sayılı taşınmazların 21/120 hissesi ile davalının adına olan tapu kaydının iptaline, Trabzon 4. Noterliğinin 18.10.2016 tarih ve 23022 yevmiye sayılı veraset ilamında belirtilen payları oranında davacılar adına kayıt ve tesciline, birleştirilen 2020/274 Esas sayılı dosya yönünden davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davalı-birleştirilen davada davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri ve İstinaf Aşamasındaki Süreç
Asıl dava davalısı birleşen dava davacısı vekili istinaf dilekçesinde; tanık beyanlarının noter tarafından düzenlenen satış vaadi sözleşmesinin Kanunda öngörülen sıhhat şartlarını taşımadığını açık ve net bir şekilde ortaya koyduğunu, sözleşmenin irade aşamasında sakat doğduğunu, Yerel Mahkeme baskı ve tehdit halinin süresinde tanık/delil bildirilememesi nedeniyle ispat edilemediğini değerlendirmiş ise de dosya arasına celp edilen ceza dosyaları ve ecrimisil talepli dosya geniş açıdan değerlendirildiğinde ilgili dosyaların bu hususu kanıtlar nitelikte olduğunu, asıl dava davacıları murisi ... ...'ın ölüm tarihinin 25.09.2016, müvekkilinin cevap dilekçesi ile maruz kaldığı baskı ve korkuyu dile getirdiği tarihin 08.06.2017 olduğu dikkate alındığında, müvekkilinin sözleşmeyi baskı ve korku altında imzaladığı ve sözleşmenin iptal edilmesi gerektiği iddiasını maddede belirtilen 1 yıllık süre içerisinde ileri sürmüş olduğunun anlaşıldığını, satış bedelinin tam olarak ödendiği kanıtlanamadığından tapu kaydının devrinin talep edilmesinin mümkün olmadığını, aynı sözleşmenin diğer akidi ... 'nın da hem sözleşmedeki irade bozukluğu ve şekil sakatlığı hem de sözleşmeye konu bedel konusunda resen dinlenmesine karar verilmesi gerektiğini, ayrıca müvekkilinin ecrimisil talebinin ve birleşen davanın reddinin hatalı olduğunu, dosya arasına alınan 10.01.2022 tarihli bilirkişi raporuna itirazlarının, raporun ayrıntılı değerlendirme içerdiği gerekçesiyle reddedilmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmesinde ve hükmün fer'ilerinde usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı anlaşılmakla, asıl dava davalısı birleşen dava davacısı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davalı-birleştirilen davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Asıl davada davalı-birleştirilen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde bildirdiği sebeplerle hükmün bozulmasına karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık asıl davada satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptal ve tescil, ikinci kademede tazminat, birleşen davada satış vaadi sözleşmesinin iptali ve ecrimisil ikinci kademede ödenmeyen miktarın davacıya ödenmesi ile taşınmazın davalılar adına tescili istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,

2. Kaynağını 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 29 uncu maddesinden alan taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri, Türk Borçlar Kanunu'nun 237 nci maddesi ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 706 ve 1512 sayılı Noterlik Kanunu'nun 89 uncu maddesi hükümleri uyarınca noter önünde re’sen düzenlenmesi gereken, bir başka anlatımla geçerliliği resmî şekil şartına bağlı kılınan, tam iki tarafa borç yükleyen ve kişisel hak sağlayan sözleşme türüdür. Vaat alacaklısı, taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile mülkiyet devir borcu yüklenen satıcıdan edim yerine getirilmediğinde Türk Medeni Kanunu'nun 716 ncı maddesi uyarınca açacağı tapu iptali ve tescil davasında borcun hükmen yerine getirilmesini isteyebilir.

3. TBK 37 ve devamı maddelerine göre; taraflardan biri, diğerinin veya üçüncü bir kişinin korkutması sonucu bir sözleşme yapmışsa, sözleşmeyle bağlı değildir. Korkutulan, içinde bulunduğu durum bakımından kendisinin veya yakınlarından birinin kişilik haklarına ya da malvarlığına yönelik ağır ve yakın bir zarar tehlikesinin doğduğuna inanmakta haklı ise, korkutma gerçekleşmiş sayılır. Yanılma veya aldatma sebebiyle ya da korkutulma sonucunda sözleşme yapan taraf, yanılma veya aldatmayı öğrendiği ya da korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayarak bir yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmez veya verdiği şeyi geri istemezse, sözleşmeyi onamış sayılır.

3. Değerlendirme
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Yukarıda "Gerekçe ve Sonuç" paragrafındaki gerekçeyle Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.

3. Temyizen incelenen karar; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarında belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

05.02.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.