7. Hukuk Dairesi 2023/104 E. , 2024/1176 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/853 E., 2022/1385 K.
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Sivas 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/74 E., 2022/150 K.
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar ve davalılardan Maliye Hazinesi vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan redddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar ve davalılardan Maliye Hazinesi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; dava konusu 4215 ada 2 parsel, 4211 ada 17 parsel, 4211 ada 18 parsellerde bulunan taşınmazları davacı müvekkillerinin 1979, 1984 tarihlerinde satın aldıklarını ve uzun yıllardan bu yana ev olarak kullandıklarını, 1999 senesinde yeni düzenlenen İmar Yasa'sı gereği tapuların yenilendiğini ve daha önce hiç kimse tarafından tanınmayan ve mahallede yaşadığına dair herhangi bir tanık bulunmayan, kim olduğu belirlenemeyen ... isminde bir kişi adına tüm müvekkillerin tapularında yüksek pay sahibi olarak tapuya tescil işlemi yapıldığını, tapuda mal sahibi olarak görülen ...'in kim olduğunun tespitine elverişli herhangi bir ibare bulunmadığını ileri sürerek davalılar adına kayıtlı payların yolsuz tescil olması sebebiyle iptaline, TMK’nın 713/2 nci maddesi gereği olağanüstü kazandırıcı zamanaşımına dayanarak tapu kütüğünden kim olduğu anlaşılmayan kişilere ilişkin hüküm gereği müvekkiller adına tesciline, olmadığı takdirde TMK’nın 713/2 nci maddesindeki 17.03.2011 ilga tarihli hükmü gereğince tapu kaydının iptali ile müvekkil davacılar adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... Tapu Müdürlüğü vekili; açılan davayı ve dava dilekçesinde ileri sürülen iddiaları kabul etmediklerini, davada tapu müdürlüğünün taraf sıfatı bulunmadığını, haksız ve yersiz açılan davanın reddinin gerektiğini savunmuştur.
2. Davalı ..., davanın haksız olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
3. Davalı ...; tapuda ismi geçen ... isimli şahsın meşru olmayan yollarla sadece ismini tapuya yazdırdığını, soy isim ve diğer bilgilerinin görünmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
4. Davalı ... ve ... vekili, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazların 306 ada 29 parsel sayılı taşınmazda yapılan 02.08.1999 tarihli imar çalışması sonucu oluşmuş üç farklı parsel oldukları, tesis kadastrosunun 1974 senesinde tamamlandığı, kayıtlardan davacı ...'ın kök taşınmazdaki payını 28.02.1979'da satın aldığı, davacı ...'in 1974'te tutulan kadastro tutanağında paydaş olduğunun kayıtlı olduğu, davacı ...'ın 1984'te satın aldığı, kök taşınmaz maliki ...'in mirasçılarının 26.06.2019'da intikal yaptırdığı, veraset ilamına göre muris ...'in 08.03.1913'te vefat ettiği, tapu maliki ...'in kimliği tapu kaydından anlaşılamayan kimse olmadığının ortada olduğu, dinlenen tanıklar ve davacıların kendilerine kök taşınmazda satılan paya denk gelen metrekare kadar yerin el yordamıyla ölçüldüğünü ve buraya yerleştiklerini, dava gününe kadar da süregeldiğini beyan etmiş oldukları, davacıların kök taşınmazda aldıkları pay kadarınca zilyetlik sürdürdükleri hem mahalli bilirkişi beyanları hem tüm taraf tanıkları hem de hava fotoğraflarıyla sabit olduğu; davacıların kök taşınmazda kendi paylarını aşan ...'in payına taşan zilyetlik sürdürmedikleri, bu durumda kök taşınmaz olan 306 ada 29 parsel sayılı taşınmazda davacıların olağanüstü zilyetliklerinin bulunmadığı, taşınmazın 02.08.1999'da imar gördüğü ve davacıların yeni oluşan imar parsellerinin tümünü tek başlarına malik sıfatıyla kullandıkları, ev ve bahçe yaparak yerleştikleri mahalli bilirkişi, tanık beyanları ve hava fotoğraflarıyla sabit olduğu, imarın kesinleştiği 02.08.1999 tarihinden itibaren intikalin yapıldığı 26.06.2019 tarihine kadarki zilyetliğin olağanüstü zilyetlik süresine ulaşmadığı ve 20 yılı doldurmadığı, malik...'in kimliği belli olmayan şahıs olmadığı, davacıların tarla vasıflı 306 ada 29 parsel sayılı kök taşınmazdaki zilyetliklerinin yalnızca malik oldukları pay kadar olduğu dolayısıyla olağanüstü zilyetliklerinin bulunmadığı, imar parsellerindeki zilyetliklerinin 20 yılı tamamlamadığı, intikal işlemiyle kesintiye uğradığı gerekçesiyle her bir davacının davasının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; delil değerlendirmesinin eksik ve yanlış yapıldığını, müvekkillerinin kök taşınmaz üzerine tapuda gösterilen pay kadar alan üzerinde zilyetliklerini sürdürdüklerine dair gerekçelendirme yapılsa da bu hususun gerçeği yansıtmadığını, terditli olarak açmış bulunduğu davada AYM'nin 17.03.2011 tarihli ve 2009/58 Esas, 2011/58 Karar sayılı mülga Kanun maddesini gerekçe gösterdiği talebine ilişkin bir karar verilmediğini, bu hususa ilişkin eksik ve yanlış değerlendirme yapıldığını, müvekkilleri ..., ... ve ...'nin üçü yönünden de 20 yıllık olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı süresinin dolduğunu, müvekkillerinin 2011 tarihinden çok daha öncesinde olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı ile mülkiyeti kazanmış bulunduklarını, davalılar lehine yapılan intikalin yolsuz olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
2. Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verildiğini, müvekkili Hazinenin kendisini vekille temsil etmiş olmasına rağmen Hazine lehine vekalet ücretine takdir edilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tapu maliki ...'in tesis kadastro tespit tutanağının dayanağı olan Mayıs 318 tarih ve 100 No.lu eski tapu kaydının dosyada bulunan tercümesine göre Karayılanoğlu ... olduğu, tapu kaydı içeriğinden ...'in ... isimli bir kardeşinin bulunduğu, kayıt maliki ...'in ... oğlu ... olduğu, tapuda ilgili düzeltmenin yapıldığı, veraset ilamı uyarınca tapu maliki ... ve ... oğlu ...'in 30.07.1926 tarihinde vefatı ile mirasının tek kardeşi olan ... 'ya kaldığı ve ...'ın mirasçılarının tespit edildiği, 26.06.2019 tarihinde tapuda ... payının mirasçılar üzerine intikalinin gerçekleştiği, malik ...'in hayali bir kişi olmayıp, geçmişte yaşayan gerçek bir kişi olduğu ve mirasçılarının belli olduğu; dava konusu taşınmazların tesis kadastrosu sırasında birçok paydaş adına tespit gördüğü, sonrasında imar uygulaması ile davacılar ile davalılar murisi ... adına kayıtlı paylı taşınmazlar oluştuğu, paylı mülkiyete tabi taşınmazda, taşınmazın fiilen taksim edilip her bir paydaşın kullandığı payın zemin üzerinde belirlenmediği, bu şekilde bir taksim yapılmadığından paydaşların haklarının taşınmazın her yerinde söz konusu olduğu ve davacılar tarafından taşınmazın paydaşlar arasında taksim edilerek fiilen müstakil parseller şeklinde kullanıldığının da iddia ve ispat edilmediği, davacıların fiilen kullanımında bulunan ve teknik bilirkişi raporunda ayrı ayrı olarak ölçülen taşınmaz parçalarının davalılar murisi ... oğlu ...'e ait olduğunun kabulüne olanak bulunmadığı ve buna bağlı olarak davacıların taşınmazlarda aralıksız, çekişmesiz malik sıfatıyla zilyetliğinden söz edilemeyeceği, Hazinenin dava dilekçesinde taraf olarak gösterilmediği, davanın esastan reddine karar verilmesinde usul ve kanuna aykırılık görülmediğinden taraf vekillerinin yerinde olmayan istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ve davalı ... vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle, dava dilekçesindeki ve aşamalardaki iddialarını tekrarla belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; lehlerine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, TMK’nın 713/2 nci maddesinde belirtilen “ölüm” ve “bilinmeme” nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713 üncü maddesi: “Tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazı davasız ve aralıksız olarak yirmi yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişi, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir. Aynı koşullar altında, maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan veya yirmi yıl önce (…) hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir. Tescil davası, Hazineye ve ilgili kamu tüzel kişilerine veya varsa tapuda malik gözüken kişinin mirasçılarına karşı açılır. Davanın konusu, mahkemece gazeteyle bir defa ve ayrıca taşınmazın bulunduğu yerde uygun araç ve aralıklarla en az üç defa ilân olunur. Son ilândan başlayarak üç ay içinde yukarıdaki koşulların gerçekleşmediğini ileri sürerek itiraz eden bulunmaz ya da itiraz yerinde görülmez ve davacının iddiası ispatlanmış olursa, hâkim tescile karar verir. Mülkiyet, birinci fıkrada öngörülen koşulların gerçekleştiği anda kazanılmış olur. Davalılar ve itiraz edenler, aynı davada kendi adlarına tescile karar verilmesini isteyebilirler. Kararda, tescili istenilen taşınmazın niteliği, yeri, sınırları ve yüzölçümü belirtilir ve karara, uzmanlarca düzenlenen teknik bilgileri içeren krokisi de eklenir. Özel Kanun hükümleri saklıdır.” hükmünü ihtiva etmektedir.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, davacılar lehine zilyetlikle kazanım koşulları oluşmadığına göre usul ve kanuna uygun olup davacılar ve davalı ... vekilleri tarafından temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar ve davalı ... vekillerinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
28.02.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!