WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 22 Haziran 2026

YARGITAY 7. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

7. Hukuk Dairesi         2023/1014 E.  ,  2023/3005 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen el atmanın önlenmesi ve ecrimisil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin 89 parsel sayılı taşınmaza müşterek mülkiyet esaslarına göre kayden malik olduğunu, paydaşların bir araya gelerek 13.09.2010 tarihinde rızai taksim sözleşmesi yaptıklarını, davalının kendisine düşen kısma 2007 yılından bu yana tecavüzde bulunduğunu ileri sürerek el atmanın önlenmesine, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 3.000,00 TL ecrimisilin dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili; müvekkilinin davaya konu taşınmazın paydaşlarından olduğunu, sunulan taksim sözleşmesinin sahte olduğunu, sözleşmeye hissedarların çoğunun imza atmadıklarını belirterek davanın reddini savunmuştur .

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, el atmanın önlenmesi ve ecrimisil talebinin kabulüne karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesi kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesince karar, kısa karar ve gerekçeli karar arasında çelişkiye yol açıldığı gerekçesiyle bozulmuştur.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulü ile 16.539,56 TL ecrimisilin, 3.000,00 TL'sine dava tarihi olan 05.10.2012 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ve 22 parsel (eski 89 parsel) sayılı taşınmazın davacının 11/240 hissesine isabet eden, fen bilirkişisinin 25.03.2019 tarihli raporuna ekli krokide kırmızı renkle işaretlenen 22/A olarak gösterilen 31.041,21 metrekarelik kısma davalı tarafından yapılan el atmanın önlenmesine karar verilmiş, karara karşı davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesince karar: “…mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin hüküm tesis etmeye yeterli olduğunu söyleyebilme olanağının bulunmadığı, davacı yanın tanık deliline dayanmış ve tanıklarını bildirmiş, davalı tarafın davaya cevap vermemiş olduğu, mahkemece uzman bilirkişi heyeti eşliğinde yeniden keşif yapılarak tanıkların HMK'nın 259 ve 290/2 nci maddeleri gereğince keşif yerinde dinlenmelerinin sağlanması, tanıkların beyanları arasında çelişki bulunduğunda 6100 sayılı HMK'nın 261/1 inci maddesi uyarınca çelişkinin yüzleştirmek suretiyle giderilmeye çalışılması, beyanlar arasındaki çelişkinin giderilememesi durumunda hangi taraf tanığının beyanının üstün tutulduğunun karar gerekçesinde gösterilmesi, bundan sonra tüm tanık beyanları birlikte tartışılıp değerlendirilerek dava konusu taşınmazda tüm paydaşları katılımıyla taksim ya da özel parselizasyon yapılıp yapılmadığının, yapılmamışsa paydaşların itiraz etmediği uzun süreli fiili taksim olup olmadığının tespit edilip, var ise dava konusu bölümün kim tarafından, ne zaman, ne sıfatla kullanıldığının belirlenmesi, kullanım taksimi ya da fiili taksim bulunmuyor ise davacının az ya da çok kullandığı ya da kullanabileceği bir yerin bulunup bulunmadığının ayrıntılı bir şekilde fen bilirkişisi krokisine yansıtılması, tarafların payları karşılığının belirlenmesi, davalının kullanımının kendi adına ve /veya paydaş Vehbi’ye tebaen olup olmadığının belirlenmesi ve sonucu çerçevesinde hüküm tesis edilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmiş olmasının doğru olmadığı…” gerekçesiyle bozulmuştur.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda: “…dava konusu taşınmazın paydaş malikleri arasında geçerli bir taksim veya öteden beri devam eden bir fiili kullanma biçimi bulunmadığı, davacının kullandığı yada kullanabileceği uygun bir yer bulunmadığı, davalının taşınmaz pay maliki olan Vehbi'nin mirasçısı olup ona tebaen taşınmazı kullanmakta olduğu…” gerekçesiyle davacının payı gözetilerek önceki ıslah dilekçesi doğrultusunda davalının, davacının payına vaki el atmasının önlenmesine ve ecrimisile karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının talebinden ve payından fazla alan için ecrimisil hesaplandığını, davacının kardeşi olan ve tanık olarak dinlenen Saime’nin, davacının yerini kullanmakta olduğunu belirtmiş olduğunu, husumetin bu şahsa yöneltilmesi gerektiğini, rızai taksim sözleşmesinin sahte olduğunu, bu sözleşme baz alınarak yapılan bilirkişi incelemesinin hatalı olduğunu, taşınmazın kimler tarafından ve nasıl kullanıldığının araştırılmadığını, en başından beri davalıya hatalı tebligat yapıldığını ve hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğini, tanık beyanlarıyla da davacının payına düşen kısmı davalının kullanmadığının belli olduğunu, bozma ilamının gereklerinin yapılmadığını savunmuştur.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, paydaşlar arası el atmanın önlenmesi ve ecrimisil istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
Paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan payına vaki el atmanın önlenilmesini her zaman isteyebilir. Hatta elbirliği mülkiyetinde dahi paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine el atmanın önlenilmesi davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı veya kullanabileceği bir kısım yer varsa açacağı el atmanın önlenilmesi davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre, payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu el atmanın önlenilmesi davası ile değil, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.

Gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, hak sahibinin, hak sahibi olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarihli ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan olumlu zarar ile kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ve malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir (YHGK'nin 25.02.2004 tarihli ve 2004/1-120-96 sayılı kararı).

25.05.1938 tarih ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay'ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar.

Hemen belirtelim ki, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık olmalı ve değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere uygun şekilde HMK'nın 266 ncı vd. maddelerine uygun olarak açıklanması gereklidir.

Bu nedenle, özellikle tarım arazilerin haksız kullanımı nedeniyle ürün esasına göre talep varsa, bu konudaki resmi veriler getirtilmeli, taşınmazın bulunduğu bölgede ekilen tarım ürünlerinin neler olduğu tarım il veya ilçe müdürlüğünden sorulmalı, ekildiği bildirilen ürünlerin ecrimisil talep edilen yıllara göre birim fiyatları ve dekara verim değerleri, hal müdürlüğünden ilgili dönem için birim fiyatlar getirtilmeli, bölgede münavebeli ekim yapılıp yapılmadığı, taşınmazın nadasa bırakılıp bırakılmadığı tespit edilmelidir.

3. Değerlendirme
Tüm dosya kapsamı incelendiğinde; çekişme konusu taşınmazın 564.069,13 metrekare alanlı ve tarla nitelikli olduğu, davacının 11/240 payı (25.843 metrekare), davalının babası olan paydaş Vehbi’nin 11/120 payı (51.686 metrekare), hemen dava tarihinden önce 12.02.2013 tarihinde edinimle davalının 1/60 payı (9.397 metrekare) olduğu, mahkemece dava konusu taşınmazın paydaş malikleri arasında geçerli bir taksim veya öteden beri devam eden bir fiili kullanma biçimi bulunmadığı, davacının kullandığı ya da kullanabileceği uygun bir yer bulunmadığı, davalının taşınmaz pay maliki olan Vehbi'nin mirasçısı olup ona tebaen taşınmazı kullanmakta olduğu tespit edilmiştir.

Mahkemece, bozma ilamı doğrultusunda karar verilmesi gerekirken, bozma ilamı gerekleri yerine getirilmeden, açıklanan ilkeler ve tarafların iddia ve savunmaları birlikte değerlendirilerek taşınmazda davalının kullandığı yerlerin şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenmesi, taşınmazın kimler tarafından hangi alanların kullanıldığının, davalının gerek kendi adına gerekse de taşınmaz paydaşı olan babası ....adına kullandığı yerlerin ayrıntılı bir şekilde fen bilirkişisi krokisine yansıtılması, paydaşlar arasında fiili kullanma biçiminin oluşup oluşmadığının, oluşmuş ise davalının kullanımında olan bölümlerin kimin kullanımına bırakıldığının, oluşmamış ise davacının kullanabileceği bir bölümün olup olmadığının belirlenmesi ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,

Peşin yatırılan harcın yatırana iadesine,

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

31.05.2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.