7. Hukuk Dairesi 2022/7233 E. , 2024/589 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/845 E., 2022/1091 K.
SAYISI : 2020/477 E., 2022/38 K.
Taraflar arasındaki sözlü vasiyetnamenin geçersizliğin tespiti ile iptali, vasiyetname yoluyla yapılan bağışın iptali ve ödenen paranın davalılardan tahsili
davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı ...'nın istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ve davalı ... vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; miras bırakan ...'ın 11.08.2019 tarihinde vefat ettiğini, geriye tek mirasçısı olarak davacı ...'ın kaldığını, davalı ... tarafından 16.08.2019 tarihinde miras bırakanın sözlü vasiyetinin gereğini yaptığı iddiasıyla 133.000,00 TL ve 12.757,59 TL olmak üzere murisin toplam 145.757,59 TL’sini Türkiye Diyanet Vakfına ait Vakıfbank hesabına yatırdığını, dekont açıklama kısmında "... ve ... adına bağış talebi" açıklaması yazıldığını, davalı ...'ın iddia ettiği gibi bir vasiyet bulunmamakla birlikte böyle bir vasiyetin varlığı kabul edilse dahi hukuken geçersiz bir vasiyet olduğunu, davaya konu tutarların bağışlandığı tarihten itibaren sebepsiz zenginleşme kapsamında yasal faiziyle birlikte her iki davalıdan da müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; ...'ın kurban bayramı arifesinde rahatsızlanıp hastaneye yattığını, bayramın ilk günü durumunun ağırlaştığını ve ölüm riskinin meydana geldiğini, yanında yalnızca ... ve oğlu ...'ın bulunduğunu, ölüm tehlikesi içerisinde olan ...'ın o an içerisinde başka türlü ifade etmesi mümkün olmayan vasiyetini sözlü olarak davalı müvekkil ve oğlu ile paylaştığını, davacının eğer bağışlanan miktardan hak sahibi olduğu düşünülürse ancak saklı payı oranında hak sahibi olabileceğini, müvekkilinin dava konusundan bir zenginleşme sağlamadığından taraf sıfatına haiz olmadığını, bu nedenle davacının haksız ve hukuka aykırı olarak açmış olduğu davanın reddini istemiştir.
2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; vakıfın bir bağış kurumu olup ne yargılama mercii ne de denetleme makamı olmadığını, müvekkili vakıf aleyhine açılan davada taraf olarak yer almalarının yanlış olduğunu, söz konusu davada sorumluluk açısından da müvekkile atfı kabil herhangi bir kusurun olmadığını belirterek müvekkili vakıf açısından açılan davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; mirasbırakanın vefatı anında yalnızca davalı ...'ye dava konusu işlem hususunda sözlü vasiyetini ilettiği, TMK 540 ıncı maddesi uyarınca, sözlü vasiyet tanığı Huriye'nin, "vakit geçirmeksizin" vasiyetnameyi "birlikte" mahkemeye vermek ya da durumu hakime beyan ederek tutanak düzenlettirmekle yükümlü olmasına rağmen vasiyetle ilgili bir belge düzenlemediği gibi, mirasbırakanın ölümünden sonra, vasiyetname ile ilgili mahkemeye bir başvuruda da bulunmamış olması nedeniyle sözlü vasiyetname şartlarının gerçekleştiğinden söz edilemeyeceği, murisin, davacıya karşı açtığı evlatlık ilişkisinin kaldırılmasına yönelik davanın reddedildiği ve Yargıtay incelemesi neticesinde kesinleştiği görülmekle, yasada aranan ıskat sebeplerinin gerçekleşmediği, bu kapsamda dinlenen tanık anlatımlarına da itibar edilemeyeceği anlaşıldığından muris tarafından geçersiz vasiyetname yolu ile davalı ... tarafından vakfa yaptığı bağış adı altındaki kazandırmanın geçersiz olduğu ve davalı ...'nin 145.757,59 TL tutarındaki kazandırma nedeniyle kusurlu ve sorumlu olduğu, davalı vakfın ise her ne kadar yapılan bağış işleminde kötüniyetli değil ise de, TMK madde 566 kapsamında kazandırmayı iade borcu altında olduğundan davanın kabulüne; 145.757,59 TL bedelin bağışlanma tarihi olan 16.08.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri ve İstinaf Aşamasındaki Süreç
1. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; taraflar arasında sebepsiz iktisap veya başka bir gerekçeden bir yargılama yapılacak ise müvekkilinin bu davada taraf olamayacağını, yerel mahkemenin davanın esası hakkında yanlış nitelendirme yaptığını belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
2. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, yakın ölüm tehlikesi içerisinde olan ...'ın o an içerisinde başka türlü ifade etmesi mümkün olmayan vasiyetini sözlü olarak davalı müvekkili ve oğlu ile paylaştığını, verilen haksız ve hukuka aykırı kararın miras bırakanın gerçek iradesini zedelediği gibi, müvekkilini de uhdesinde olmayan ve kendisine/ailesine bir zenginleşme sağlamadığı para sebebiyle mağduriyete sürükleyerek fakirleşmesine sebep olacağını belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava; sözlü vasiyetnamenin geçersizliğin tespiti ile iptali vasiyetname yoluyla yapılan bağışın iptali ve ödenen paranın davalılardan tahsili
istemine ilişkin olup, TMK 539 ve devamı maddeleri gereği şekle uygun sözlü bir vasiyetname olmadığından geçersiz vasiyetname ile vasiyete konu 145.757,59 TL paranın lehine vasiyet edilen Türkiye Diyanet Vakfı uhdesinde olup sebepsiz zenginleşen Türkiye Diyanet Vakfı'ndan bu paranın tahsiline karar verilmiş olması isabetli olduğundan davalı ...'nın istinaf başvurusunun reddine ancak mahkemece murisin aracı kıldığı vasiyetname tanığı olan davalı ... sadece vasiyetname tanığı olup sebepsiz zenginleşenin davalı ... olduğu da gözetilerek bu davalı açısından davanın husumetten reddi yerine kabulü hatalı olup davalı ... açısından istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, davalı ... açısından açılan davanın husumetten reddine, muris ...'a ait olduğu iddia edilen sözlü vasiyetnamenin geçersizliğinin tespiti ile iptaline, davalı vasiyetname tanığı ... tarafından geçersiz vasiyetname ile Türkiye Diyanet Vakfı hesabına muris ... namına bağış adı ile geçirilen 145.757,59 TL bedelin bağışlanma tarihi olan 16.08.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'ndan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı ... vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; İstinaf Mahkemesinin tesis ettiği karara denetime elverişli bir gerekçe göstermediğini, ...'ın davalı olarak gösterilmesinde müvekkilinin hukuki yararı olduğunu, davalı ...'nin kötü niyetli bir şekilde hukuken var olmayan bir vasiyetnameye dayalı olarak vasiyeti yerine getirme görevlisi gibi hareket edip müvekkilinin zarara uğramasına sebebiyet verdiği için, davalı vakfın ise TMK madde 566 hükmü mucibince müteselsilen sorumlu olduğunu belirterek hükmün bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; müvekkilinin yapılan bağışın vasiyetnameye dayalı mı, değil mi, vasiyetnameye dayalı ise bu vasiyetname geçerli mi, değil mi gibi bir araştırmayı yapma yükümlülüğü olmadığı gibi bunu araştıracak ne yasal yetkisi ne de imkânının olmadığını, müvekkilinin taraf olarak alınmasının yanlış olduğunu, yerel mahkemenin davanın esası hakkında ki yanlış nitelemesi, akabinde de istinaf mahkemesinin yerel mahkeme kararını kaldırarak diğer davalının sorumluluğunu kaldırması ve hiçbir kusur ve dahli bulunmayan müvekkili vakfın sorumluluğuna hükmedilmiş olmasının hukuka aykırı olması nedeniyle hükmün bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, sözlü vasiyetnamenin iptali ve alacak istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
2. Vasiyet 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 513 üncü ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre, vasiyet, resmi şekilde veya miras bırakanın el yazısı ile ya da sözlü olarak yapılabilir.
3. Mirasbırakan; yakın ölüm tehlikesi, ulaşımın kesilmesi, hastalık, savaş gibi olağanüstü durumlar yüzünden resmî veya el yazılı vasiyetname yapamıyorsa, sözlü vasiyet yoluna başvurabilir. Bunun için mirasbırakan, son arzularını iki tanığa anlatır ve onlara bu beyanına uygun bir vasiyetname yazmaları veya yazdırmaları görevini yükler. Resmî vasiyetname düzenlenmesinde okur yazar olma koşulu dışında, tanıklara ilişkin yasaklar, sözlü vasiyetteki tanıklar için de geçerlidir.
4. Mirasbırakan tarafından görevlendirilen tanıklardan biri, kendilerine beyan edilen son arzuları, yer, yıl, ay ve günü de belirterek hemen yazar, bu belgeyi imzalar ve diğer tanığa imzalatır. Yazılan belgeyi ikisi birlikte vakit geçirmeksizin bir sulh veya asliye mahkemesine verirler ve mirasbırakanı vasiyetname yapmaya ehil gördüklerini, onun son arzularını olağanüstü durum içinde kendilerine anlattığını hâkime beyan ederler.
5. Tanıklar, daha önce bir belge düzenlemek yerine, vakit geçirmeksizin mahkemeye başvurup yukarıdaki hususları beyan ederek mirasbırakanın son arzularını bir tutanağa geçirtebilirler. Sözlü vasiyet yoluna başvuran kimse askerlik hizmetinde bulunuyorsa, teğmen veya daha yüksek rütbeli bir subay; Ülke sınırları dışında seyreden bir ulaşım aracında bulunuyorsa, o aracın sorumlu yöneticisi; sağlık kurumlarında tedavi edilmekteyse, sağlık kurumunun en yetkili yöneticisi hâkim yerine geçer.
3. Değerlendirme
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı ve davalı vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.02.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!